sen gittin
Gülşenlerde güllerim yere düştü
bir yıldız kaydı asumandan
derin bir kasavet çöktü kalbime
gönül elbisem lekeye kire düştü
sen gittin
bahçemde bağım üzüme küstü
gecemde ay gündüzümde güneş
yüzüme küstü
sen gittin
peşinden gitti aslı hayatın
kopyasını yaşamak bize düştü
sen gittin de canım da canım
çıkıp da canımdan canım
cananımın canıyla gitti
sen gittin
kan revan oldu gözlerim
lal oldu lisanım
eksik kaldı sözlerim
sen gittin
sermayesi hayatın günahım oldu
lekeler düştü kalbime
yaşamak ki her gün ahım oldu
sen gittin ya canım efendim
hakikati hiç kimse yalandan seçemez oldu
eman kalmadı dünyada
kurşunlandı kumruların kanadı
baş üstümde ebabiller uçamaz oldu
sen gittin ya canım efendim
hidrojen oksijene küstü
firakınla ateşe döndü su
ateşe döndü deniz
yanmaktan dile geldi cümle nesne
çağırdılar ardından
biz damlayız sen deniz
sendeniz canım efendim
canım efendim
senden iz
senden iz
sen gittin
baharlar gitti ardından
mevsimler tez vakit kışa döndü
balçığa batağa doğdu gün
sevince boğuldular birden
temizlenmeden lekeden kirden
kokmuş sular akışa döndü
sen gittin
dualar hep yetim kaldı
ne cenazelerde ayet
ne vuslata hatim kaldı
bir yakışıksız uğurlama oldu her ölüm
küllendi duaların üstü
eller el oldu alkışa döndü
merhamet minnete düştü
katılaştı kalpler
kırılmaz bir taşa döndü
sen gittin
sevenler fettan bir yâre düştü
merkez-i âleme kondu dünya
dışlandı gariplerin gönlü
kırıldı kırıldı kenare düştü
sen gittin
Gülşenlerde şen oldu ağyar
bela bela diye belayı kabul edenler
göz görmez bir gülnare düştü
sen gittin ya canım efendim
nur didemle baktım ufkuma
sen gelirsin giden efendim
gidenler elbet bir gün
gelir efendim gelir efendim
Hayrullah Gürdağ
Gülşenlerde güllerim yere düştü
bir yıldız kaydı asumandan
derin bir kasavet çöktü kalbime
gönül elbisem lekeye kire düştü
sen gittin
bahçemde bağım üzüme küstü
gecemde ay gündüzümde güneş
yüzüme küstü
sen gittin
peşinden gitti aslı hayatın
kopyasını yaşamak bize düştü
sen gittin de canım da canım
çıkıp da canımdan canım
cananımın canıyla gitti
sen gittin
kan revan oldu gözlerim
lal oldu lisanım
eksik kaldı sözlerim
sen gittin
sermayesi hayatın günahım oldu
lekeler düştü kalbime
yaşamak ki her gün ahım oldu
sen gittin ya canım efendim
hakikati hiç kimse yalandan seçemez oldu
eman kalmadı dünyada
kurşunlandı kumruların kanadı
baş üstümde ebabiller uçamaz oldu
sen gittin ya canım efendim
hidrojen oksijene küstü
firakınla ateşe döndü su
ateşe döndü deniz
yanmaktan dile geldi cümle nesne
çağırdılar ardından
biz damlayız sen deniz
sendeniz canım efendim
canım efendim
senden iz
senden iz
sen gittin
baharlar gitti ardından
mevsimler tez vakit kışa döndü
balçığa batağa doğdu gün
sevince boğuldular birden
temizlenmeden lekeden kirden
kokmuş sular akışa döndü
sen gittin
dualar hep yetim kaldı
ne cenazelerde ayet
ne vuslata hatim kaldı
bir yakışıksız uğurlama oldu her ölüm
küllendi duaların üstü
eller el oldu alkışa döndü
merhamet minnete düştü
katılaştı kalpler
kırılmaz bir taşa döndü
sen gittin
sevenler fettan bir yâre düştü
merkez-i âleme kondu dünya
dışlandı gariplerin gönlü
kırıldı kırıldı kenare düştü
sen gittin
Gülşenlerde şen oldu ağyar
bela bela diye belayı kabul edenler
göz görmez bir gülnare düştü
sen gittin ya canım efendim
nur didemle baktım ufkuma
sen gelirsin giden efendim
gidenler elbet bir gün
gelir efendim gelir efendim
Hayrullah Gürdağ