Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Enbihu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
19 Tem 2020
Mesajlar
32
Aldığı Beğeniler
144
Takım
Beşiktaş
Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?



Bu tiyatro oyununda Yılmaz Erdoğan, Gülseren adlı yaşlı bir kadının 4 basamaklı sayıları kafasından çarptığını öğrenmiş ve bunu haber yapmak isteyen bir spiker rolünde. Böylece Yılmaz Erdoğan, Gülseren’in kaldığı huzurevine birkaç çarpma işlemi yaptırmak amacıyla gider, ancak Gülseren’in fotoğraf albümünü çıkarıp olayları bir bir anlatmasıyla işler değişir. Kendi hayatından geçip giden yılları, kavgaları, mutluluklarını ve ateş böceklerini anlatırken, insanın içine dokunan sözlerle karşısındaki insanın hayatı sorgulamasını, düzeni sorgulamasını bekleyen Gülseren, muhabirin sadece sorduğu bir çarpma işlemini merak etmesiyle bizlere “yıllardır hiçbir şey değişmemiş” dedirtiyor.

Televizyonları bu yüzden sevmiyordu işte Gülseren, sadece görüntüyü gösteriyordu, duyguları, düşünceleri, yaşanmışlıkları değil.

Gülseren’in fazlasıyla takıldığı ve aslında içten içe mücadele ettiği bazı konular var; Siyasetin insanları böylesine keskin bir şekilde ikiye ayırması, eğitimin yalnızca teorik ve ezbere basma kalıp sözlerle aktarılması, batıl inançlar, televizyon ve Çarşamba günleri! Hele de o Çarşamba günleri yalnızlık içeren bir Çarşamba günüyse vay haline! Gülseren’in bir özelliği de ateş böceklerini görmesi. Gerçekten görüyor mu yoksa ateş böcekleri onun en derin duygularının dışa vurumu mu bilinmez ama ateş böceklerini gördüğünü her iddia edişinde çevresindekiler ve özellikle de sevgisini bir türlü göstermeyi becerememiş annesi tarafından deli diye yaftalanıyor.

Tanıdık geldi mi? Farklıysanız, başka pencerelerden bakarak düşünüyorsanız ya delisinizdir ya da Gülseren’in dayısının da dediği gibi günahkar.

Gülseren’in hayatı başlı başına farklı dünyalar, düşünceler içerse de oyunun aynı zamanda toplumun psikolojik ve sosyolojik travmalarını gözler önüne serdiği diyaloglarıyla, izleyenlerin gönlünü her defasında fethettiğine şüphem yok.

- Sen hiç ateşböceği gördün mü?
+ Hayır, görmedim.
- Göremezsin, göstermiyorlar ki.
Herkes de göremez zaten. Edison doğayı yendi. Hem de kendi sahasında.
Biz ara yoğunduk, Ediz Hun'un filmlerini seyrediyorduk.
+ Anlamadım.
- Kıymetini bil. Anlasaydın yalnızlık çekerdin..



Gülseren yalnızlık olgusunu şu şekilde anlatıyor :

..bu olaydan bir hafta sonra bir çarşamba günü tanıştım yalnızlıkla.
Sen yalnızlığı yakından gördün mü hiç?
Ben gördüm.
Bahsedildiği gibi değilmiş hiç.
Ben daha iri yarı bir şey bekliyordum.
Biliyordum başından beri biliyordum.
Nerden biliyordum bilmiyordum ama biliyordum işte.
Olsa olsa bir çarşamba günü olurdu bu.
Zaten hep daha bir yalnız uyanmışımdır çarşamba günleri.
Ne olacağı belli olmayan bir haftanın tam ortasında.
Yapayalnız.
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
Ara gün diye mi acaba carsamba günü :boshayaller:
Yalnızım en kuvvetli tarafım da bu demiş
Koca İsmet Özel..

Teşekkürler bir türlü nasip olmamıştı bana bu gösteri :ok:
 

Rumeysa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Eki 2005
Mesajlar
3,942
Aldığı Beğeniler
2,483
Konum
İstanbul
Takım
Galatasaray
En yakın zamanda izlemeli :)
Teşekkürler ,güzel paylaşımdı.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Üst Alt