seni, bir yağmurun yağışında,
bir çiçeğin açışında,
bir bebeğin gülüşünde,
renkli bir baharın saçlarında,
gören bir göz..
seni, buğusu tüten kahve kokusunda,
ağızda dağılan kurabiye tadında,
dalından koparılmış vişne mayhoşluğunda,
kekik kokan yaylaların esrikliğinde,
hisseden bir duyu...
seni, kelebeklerin renginde,
mevsimlerin göçmen akışında,
sabahın tazeliğinde,
bir yan flütün büyülü şarkısında,
duyan bir kalp...
seni, küçük ırmağın büyük deniz olma hasretinde,
beyaz düşlerin enginliğinde,
geceden içime düşen yıldız tozlarında,
bulutların kıvrak şekillerinde,
çizen bir dimağ..
seni, güneşin en sıcak ışınında,
rüzgarın denizle dansında,
çimenlerin en yeşilinde,
gülen sözcüklerin manalarında,
büyüten bir ruh...
nasıl olur hep kanatlanmaz maviye?
nasıl olur hep soluk almaz çiçekli bir kır havasında?
maviye iz süren...
