- Üyelik Tarihi
- 30 Nis 2018
- Mesajlar
- 480
- Aldığı Beğeniler
- 2,157
Radyoda cızırtılı çalan bir Neşet Ertaş türküsünde dalgalanıyor ruhum.
Yüreğimden taşıp, gözlerimden akıyor incinmişliklerim. "Nere baksam sen ordasın" dedikçe türkü, kendi içime doğru çöküyorum, sönen bir yıldıza eş...
İncinmiş bilekler gibi, incinmiş yürekler de topallayıp dururlarmış. Ki ağır aksak yakarışlarımın kekemeliği hep bu yüzden. Hem topal, hem kekeme. Her hecede takılıp duran, tekrarlanıp duran bir kilitlenmişlik bu.
Seni incittikçe, incindiğim gerçeğiyle mühürleniyor sensiz her uzvum.
Seni incittikçe, tek melek kalmıyor kilometrelerce yakınımda. Kanat sesleri duyulmaz oluyor, iblisler üflüyor kulaklarıma ılılk ılık...
Seni incitip duruyor oluşumun beni sürüklediği senden uzak vadilerde avutuyorum kendimi. En çok da, dünyevi incinmişliklerimle kendimi avutunca incitiyorum seni, biliyorum. Bu biliyor oluşum öyle vuruyor ki beni...
Her defasında unutuyorum senin incindiğin şeyleri. Notlar mı alsam, her duvara seni hatırlatan yazılar mı yazsam, alarmlar mı kursam her saniyeye?
Biliyorsun halimi işte!
Biliyorsun seni her incitişimin bana bir dert olduğunu!
Ve biliyorsun, seni her incitişimin peşisıra yüreğime doluşan incinmişliğin, yine benim dermanım olduğunu. İncitip incinmek, incinip sonra yine incitmek gibi bir kısır döngü bu...
Toparlasan beni! Toparlasan seni incitip durduğum sensiz zamanlarımı, sana zor değil, ne olur?
Seni incitmekten yine sana sığınıyorum, her defasında...
Ahzab suresi, 57. Ayet | bismillah:
"Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır."
Halil İbrahim
Yüreğimden taşıp, gözlerimden akıyor incinmişliklerim. "Nere baksam sen ordasın" dedikçe türkü, kendi içime doğru çöküyorum, sönen bir yıldıza eş...
İncinmiş bilekler gibi, incinmiş yürekler de topallayıp dururlarmış. Ki ağır aksak yakarışlarımın kekemeliği hep bu yüzden. Hem topal, hem kekeme. Her hecede takılıp duran, tekrarlanıp duran bir kilitlenmişlik bu.
Seni incittikçe, incindiğim gerçeğiyle mühürleniyor sensiz her uzvum.
Seni incittikçe, tek melek kalmıyor kilometrelerce yakınımda. Kanat sesleri duyulmaz oluyor, iblisler üflüyor kulaklarıma ılılk ılık...
Seni incitip duruyor oluşumun beni sürüklediği senden uzak vadilerde avutuyorum kendimi. En çok da, dünyevi incinmişliklerimle kendimi avutunca incitiyorum seni, biliyorum. Bu biliyor oluşum öyle vuruyor ki beni...
Her defasında unutuyorum senin incindiğin şeyleri. Notlar mı alsam, her duvara seni hatırlatan yazılar mı yazsam, alarmlar mı kursam her saniyeye?
Biliyorsun halimi işte!
Biliyorsun seni her incitişimin bana bir dert olduğunu!
Ve biliyorsun, seni her incitişimin peşisıra yüreğime doluşan incinmişliğin, yine benim dermanım olduğunu. İncitip incinmek, incinip sonra yine incitmek gibi bir kısır döngü bu...
Toparlasan beni! Toparlasan seni incitip durduğum sensiz zamanlarımı, sana zor değil, ne olur?
Seni incitmekten yine sana sığınıyorum, her defasında...
Ahzab suresi, 57. Ayet | bismillah:
"Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır."
Halil İbrahim