SENİ SEVDİM
Daha doğmadan babasız kalmışsın.
İşte o zaman,yetimliği sevdim.
Altı yaşında iken anneciğinin taptaze mezarına kapanıp ağlayışına hiç kıyamadım, ben de ağladım ama sevdim.
Herkes canını verecek kadar seni severken kimseye yük olmamak için kendi işini kendin yapışını sevdim.
Başının ağrıdığını öğrendiğimde, başımın ağrısını sevdim.
Kuşu ölen çocuğun evine taziyeye gittiğinde,
anne ve yavru köpekler için koskoca ordunun yolunu değiştirdiğinde,
merhameti sevdim, hayvanları sevdim.
"Benim çocuğum yok, ardımdan okuyacak kimse olmayacak" diye ağlayan Hz.Bilal'i, "Üzülme! Ümmeti Muhammed her ezandan sonra sana okuyacak." diye teselli edişini sevdim.
Bir gün, oturarak namaz kıldığını gören Ebu Hureyre'nin "Ey Allah'ın elçisi, hasta mısın?" sorusuna, "Hayır, açım!" deyişini sevdim.
O kadar uzun süre hiç aç kalmadım ben ama kızın Hz.Fatma'ya, "Vallahi kızım, üç gündür baban bir şey yememiştir." deyişinde açlığı sevdim.
Hz.Hatice'ye düğün için hediye ettiğin gülleri sevdim.
"Hatice'nin sevgisi benim rızkımdır." deyişini sevdim.
"Beni nasıl seviyorsun?" diye soran Hz.Ayşe'ye, "kördüğüm gibi" cevabını...
Ve zaman zaman "kördüğüm ne âlemde?" sorusuna, "ilk günkü gibi" deyişini sevdim.
Onsekiz aylık oğulcuğun İbrahim kucağında can verirken gözyaşlarıyla onu öpüp koklayıp "O, meme emen bir sütkuzusudur ama Allah'ın takdiri karşısında, elden ne gelir?" deyişini sevdim.
Mute'de şehid düşen evlatlığın Zeyd'in minik yetimi, acıyla o mübarek eteğine sarılıp ağladığında, onu kucaklayıp hıçkırarak ağlayışın karşısında, "Ey Allah'ın elçisi, bu nedir?" diye soranlara, "Bu, sevenin sevdiğini özleyişidir." demeni sevdim.
Yanında, kucağındaki çocuğuna sarılan, öpüp koklayan arkadaşına gülümseyerek, "Yavruna nasıl şefkat duyuyorsan Allah da senin şefkatinden daha çok sana şefkat duyar." deyişini sevdim.
Sevgili kızın Hz.Fatma, her yanına girdiğinde, ayağa kalkıp karşılamanı, "Hoşgeldin kızım." diye öpmeni, elinden tutup yanına oturtmanı sevdim.
Daha doğmadan babasız kalmışsın.
İşte o zaman,yetimliği sevdim.
Altı yaşında iken anneciğinin taptaze mezarına kapanıp ağlayışına hiç kıyamadım, ben de ağladım ama sevdim.
Herkes canını verecek kadar seni severken kimseye yük olmamak için kendi işini kendin yapışını sevdim.
Başının ağrıdığını öğrendiğimde, başımın ağrısını sevdim.
Kuşu ölen çocuğun evine taziyeye gittiğinde,
anne ve yavru köpekler için koskoca ordunun yolunu değiştirdiğinde,
merhameti sevdim, hayvanları sevdim.
"Benim çocuğum yok, ardımdan okuyacak kimse olmayacak" diye ağlayan Hz.Bilal'i, "Üzülme! Ümmeti Muhammed her ezandan sonra sana okuyacak." diye teselli edişini sevdim.
Bir gün, oturarak namaz kıldığını gören Ebu Hureyre'nin "Ey Allah'ın elçisi, hasta mısın?" sorusuna, "Hayır, açım!" deyişini sevdim.
O kadar uzun süre hiç aç kalmadım ben ama kızın Hz.Fatma'ya, "Vallahi kızım, üç gündür baban bir şey yememiştir." deyişinde açlığı sevdim.
Hz.Hatice'ye düğün için hediye ettiğin gülleri sevdim.
"Hatice'nin sevgisi benim rızkımdır." deyişini sevdim.
"Beni nasıl seviyorsun?" diye soran Hz.Ayşe'ye, "kördüğüm gibi" cevabını...
Ve zaman zaman "kördüğüm ne âlemde?" sorusuna, "ilk günkü gibi" deyişini sevdim.
Onsekiz aylık oğulcuğun İbrahim kucağında can verirken gözyaşlarıyla onu öpüp koklayıp "O, meme emen bir sütkuzusudur ama Allah'ın takdiri karşısında, elden ne gelir?" deyişini sevdim.
Mute'de şehid düşen evlatlığın Zeyd'in minik yetimi, acıyla o mübarek eteğine sarılıp ağladığında, onu kucaklayıp hıçkırarak ağlayışın karşısında, "Ey Allah'ın elçisi, bu nedir?" diye soranlara, "Bu, sevenin sevdiğini özleyişidir." demeni sevdim.
Yanında, kucağındaki çocuğuna sarılan, öpüp koklayan arkadaşına gülümseyerek, "Yavruna nasıl şefkat duyuyorsan Allah da senin şefkatinden daha çok sana şefkat duyar." deyişini sevdim.
Sevgili kızın Hz.Fatma, her yanına girdiğinde, ayağa kalkıp karşılamanı, "Hoşgeldin kızım." diye öpmeni, elinden tutup yanına oturtmanı sevdim.



