Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Senin İçin Ya Rasulallah.. Mevlidin Kandilinin Evvelinden..


Esmâ-ül Nebi

Peygamberimizi (s.a.v) Mübârek İsimleri ve Mânâları

Abdullah: Allah'ın kulu Âbid . Kulluk eden, ibadet eden Âdil Adaletli

Ahmed : En çok övülmüş, sevilmiş

Ahsen : En güzel

Alî : Çok yüce

Âlim : Bilgin, bilen

Allâme : Çok bilen

Âmil : İş ve aksiyon sahibi

Aziz : Çok yüce, çok şerefli olan

Beşir : Müjdeleyici

Burhan : Sağlam delil

Cebbâr : Kahredici, gâlip

Cevâd : Cömert

Ecved : En iyi, en cömert

Ekrem : En şerefli

Emin : Doğru ve güvenilir kimse

Fadlullah : Allah'ın ihsânı, fazlına ulaşan

Fâruk: Hakkı ve bâtılı ayıran

Fettâh : Yoldaki engelleri kaldıran

Gâlip: Hâkim ve üstün olan

Ganî : Zengin

Habib : Sevgili, çok sevilen

Hâdi : Doğru yola götüren

Hâfız : Muhafaza edici

Halîl : Dost

Halîm : Yumuşak huylu

Hâlis : Saf, temiz

Hâmid : Hamd edici, övücü

Hammâd : Çok hamdeden

Hanîf : Hakikate sımsıkı sarılan

Kamer : Ay

Kayyim: Görüp, gözeten

Kerîm : Çok cömert, çok şerefli

Mâcid : Yüce ve şerefli

Mahmûd : Övülen

Mansûr : Zafere kavuşturulmuş

Mâsum : Suçsuz, günahsız

Medenî : Şehirli, bilgilive görgülü

Mehdî : Hidayet eden

Mekkî : Mekkeli

Merhûm : Rahmetle bezenmiş

Mes'ûd : Mutlu

Metîn : Çok sağlam ve güçlü

Muallim : Öğretici

Muktedâ : Peşinden gidilen

Mübârek : Uğurlu, hayırlı, bereketli

Müctebâ : Seçilmiş

Mükerrem : Şerefli, yüce

Müktefî : İktifâ eden, yetinen

Münîr : Nurlandıran, aydınlatan

Mürsel :Elçilikle görevlendirilmiş

Mürtezâ : Beğenilmiş, seçilmiş

Muslih : Islah edeci, düzene koyucu

Mustafa : Çok arınmış

Müstakîm : Doğru yolda olan

Mutî : Hakka itaat eden

Mu'ti : Veren ihsân eden

Muzaffer : Zafer kazanan, üstün olan

Müşâvir : Kendisine danışılan

Nakî : Çok temiz

Nakîb : Halkın iyisi, en seçkini

Nâsih : Öğüt veren

Nâtık :Konuşan, nutuk veren

Nebî : Peygamber

Neciyullah : Allah' ın sırdaşı

Necm : Yıldız

Nesîb : Asil, temiz soydan gelen

Nezîr: Uyarıcı, korkutucu

Nimet : İyilik, dirlik ve mutluluk

Nûr : Işık, aydınlık

Râfi : Yükselten

Râgıb : Rağbet eden, isteyen

Rahîm : Mü'minleri çok seven

Râzî : Kabul eden, hoşnut olan

Resûl : Elçi

Reşîd : Akıllı, olgun, iyi yola götürücü

Saîd : Mutlu

Sâbir : Sabreden

Sâdullah : Allah' ın mübârek kulu

Sâdık : Doğru olan, gerçekci

Saffet : Arınmış, seçkin kişi

Sâhib : Mâlik, arkadaş,sohbet edici

Sâlih : İyi ve güzel huylu

Selâm : Noksan ve ayıptan emin olan

Seyfullah : Allah' ın kılıcı

Seyyid : Efendi

Şâfi : Şefaat edici

Şâkir : Şükredici

Tâhâ : Kur'ân-ı Kerîm' deki ismi

Tâhir : Çok temiz

Takî : Haramlardan kaçınan

Tayyib : Helal, temiz, güzel, hoş

Vâfi : Sözünde duran

Vâiz : Nasihat eden

Vâsıl : Kulu Rabb'ine ulaştıran

Yâsîn : İnsan-ı kâmil

Zâhid: Mâsivadan yüz çeviren

Zâkir : Allah' ı çok anan
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Hakikat-i Muhammediyye (asm):

Tasavvufi anlayışa göre,
Allahtan başka hiçbir şey yokken
ilk defa hakikat-i Muhammediye var olmuş,
bütün yaratıklar bu hakikatten ve onun için halk edilmiştir.

Alemin var olma sebebi, maddesi ve gayesi bu hakikattir.

Tasavvuftaki ilk yaratılışa dair bu bilgiler,
Risale-i Nurdaki bilgilerle büyük benzerlikler göstermektedir.
İlk yaratılan Hz. Peygamberin temsil ettiği nübüvvet nurudur.
Kainat onun nurundan yaratılmıştır.

Varlığın mebde ve müntehası Hz. Muhammed (s.a.v.)dir.

Hem o melek, cin ve beşerin seyyidi olan zat,
şu kâinat ağacının en münevver ve mükemmel meyvesi
ve rahmet-i İlâhiyenin timsali
ve muhabbet-i Rabbâniyenin misali
ve Hakkın en münevver bürhanı
ve hakikatin en parlak sirâcı
ve tılsım-ı kâinatın miftahı
ve muammâ-yı hilkatin keşşafı
ve hikmet-i âlemin şârihi
ve saltanat-ı İlâhiyenin dellâlı
ve mehâsin-i san'at-ı Rabbâniyenin vassâfı;
ve câmiiyet-i istidat cihetiyle, o zat mevcudattaki kemâlâtın en mükemmel enmuzecidir.

Öyleyse, o zâtın şu evsâfı ve şahsiyet-i mâneviyesi işaret eder, belki gösterir ki,
o zat kâinatın illet-i gaiyesidir.
Yani,
"O zâta şu kâinatın Hâlıkı bakmış, kâinatı halk etmiştir.
Eğer onu icad etmeseydi, kâinatı dahi icad etmezdi"
denilebilir.

Evet, cin ve inse getirdiği hakaik-i Kur'âniye
ve envâr-ı imaniye
ve zâtında görünen ahlâk-ı âliye
ve kemâlât-ı sâmiye, şu hakikate şahid-i kat'idir.
iktibas
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Allah (cc) razı olsun ablam güzel paylaşımdı ellerine sağlık...
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
"Levlake hadisi:

Tasavvufta sık sık kullanılan ve kutsi hadis olarak da rivayet edilen,
Sen olmasaydın ben kainatı yaratmazdım
(Levlake...)
(Acluni, II: 164; Hakim el Müstedrek, II: 615) ifadesiyle

varlığın Hz. Muhammed için yaratıldığı anlatılır.

Risale-i Nurun birçok yerinde de
bu hadis nazarlara sunularak
kainatın yaratılış sebebi olarak
Hz. Muhammed (s.a.v.) gösterilir.

Hatta, Emirdağ Lahikasındaki bir mektupta,
Levlake... hadis-i kutsisine dair yazılan

Bu hitap zahiren Hz. Peygamber Aleyhissalatü Vesselama müteveccih ise de, zımnen hayata ve zevil hayata racidir

şeklindeki bilgiyi Bediüzzaman tadile muhtaç görür
ve şöyle izah getirir.

Çünkü külli hakikat-ı Muhammediye (a.s.m.)
hem hayatın hayatı,
hem kainatın hayatı,
hem İsm-i Azamın tecelli-i azamının mazharı
ve bütün ziruhların nuru
ve kainatın çekirdek-i aslisi
ve gaye-i hilkati
ve meyve-i ekmeli olmasından,
o hitap, doğrudan doğruya ona bakar.
Sonra hayata ve şuura ve ubudiyete onun hesabına nazar eder.
 
Üst Alt