- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
Sevdigini söylemek...
--------------------------------------------------------------------------------
Birine sevgi yazarı derlerdi; o da garip, aldanırdı bunlara...
Elmanın tatlısı da biberin acısı da aynı topraktan, uyanmak lazım...
Ve beşi in tahtasıyla tabutun tahtası aynı agaçtan...
Nemrut ile hazret-i İbrahim aynı havayı soluyor, Firavunla hazret-i Musa aynı topraga basıyor, Ebu Leheb ve hazret-i Ömeri aynı yagmur ıslatıyor...
Şu işe bakın ki; bakan gözün biri görüyor biri görmüyor...
Nasibe bakın!
İlk sınıfta ögrendi imiz suyun halleri gibiyiz:
Buz gibi katıyız önceleri...
Su gibi yumuşuyoruz sonra...
Ve buhar olup uçuyoruz;
Ya mak için bir başka mekâna!..
Sevgi yazarı, derlerdi garibin birine; inanırdı. Öttügü için güneş doguyor sanan horozlar gibi de sevinirdi!
Meger, ne imiş sevgi!..
Otuz yıl okuyup, on yıl yazmak gerekiyormuş; ögrenmeye başlamak, yani diz çöküp susmak için!..
Ömürler, sıcak bacadan giren dolununki kadar...
Dolu, veya boş!..
Ve yine sıcak bacaya düşen dolunun buharı gibi, tutulmaz!..
Sevgi ve merhamet, büyüklük ve tevazu, korku ve ümit; A. Buharîye yazılmış sadece oniki satırlık ellibeşinci mektubun satır aralarından sızıyor. (Ki, bu kitabı okumanızı tavsiye ederim) (*)
Bir kimse din kardeşini severse, bu sevgisini ona bildirsin! hadis-i şerifinden yola çıkılarak yazılmış olan bu mektup, kendine açılan kalplere sıcacık bir mühür vuruyor...
Eşek çalısının dikeni de, mis kokulu pembe gül yapragı da aynı yerden; elmanın tatlısı da, biberin acısı da aynı topraktan geliyor...
Ama toprak; talebe göre veriyor acıyı-tatlıyı!..
İnsanları yakacak olan biber, elmanın ve üzümün yedigi sofradan besleniyor!
Söylenen sevgi bile olsa, her agızda başka mana kazanıyor?..
Çünkü; seviyorum diyen, sevildigini duyan, aldatmaya çalışan, aldanmayı bekleyen ve daha nicelerinin sarmaş dolaş olmasından çıkan sonuç: Harfler-kelimeler degil, niyetler önemli!..
Kullanıldıgında atılacak bir mendilin kagıdıyla, gelecege müjde taşıyan bir mektubun kagıdı nasıl aynı kıymette olur?
Yani sen, bilirim diyene degil;
Bildiginden emin olunana sor yolunun adresini!..
--------------------------------------------------------------------------------
Birine sevgi yazarı derlerdi; o da garip, aldanırdı bunlara...
Elmanın tatlısı da biberin acısı da aynı topraktan, uyanmak lazım...
Ve beşi in tahtasıyla tabutun tahtası aynı agaçtan...
Nemrut ile hazret-i İbrahim aynı havayı soluyor, Firavunla hazret-i Musa aynı topraga basıyor, Ebu Leheb ve hazret-i Ömeri aynı yagmur ıslatıyor...
Şu işe bakın ki; bakan gözün biri görüyor biri görmüyor...
Nasibe bakın!
İlk sınıfta ögrendi imiz suyun halleri gibiyiz:
Buz gibi katıyız önceleri...
Su gibi yumuşuyoruz sonra...
Ve buhar olup uçuyoruz;
Ya mak için bir başka mekâna!..
Sevgi yazarı, derlerdi garibin birine; inanırdı. Öttügü için güneş doguyor sanan horozlar gibi de sevinirdi!
Meger, ne imiş sevgi!..
Otuz yıl okuyup, on yıl yazmak gerekiyormuş; ögrenmeye başlamak, yani diz çöküp susmak için!..
Ömürler, sıcak bacadan giren dolununki kadar...
Dolu, veya boş!..
Ve yine sıcak bacaya düşen dolunun buharı gibi, tutulmaz!..
Sevgi ve merhamet, büyüklük ve tevazu, korku ve ümit; A. Buharîye yazılmış sadece oniki satırlık ellibeşinci mektubun satır aralarından sızıyor. (Ki, bu kitabı okumanızı tavsiye ederim) (*)
Bir kimse din kardeşini severse, bu sevgisini ona bildirsin! hadis-i şerifinden yola çıkılarak yazılmış olan bu mektup, kendine açılan kalplere sıcacık bir mühür vuruyor...
Eşek çalısının dikeni de, mis kokulu pembe gül yapragı da aynı yerden; elmanın tatlısı da, biberin acısı da aynı topraktan geliyor...
Ama toprak; talebe göre veriyor acıyı-tatlıyı!..
İnsanları yakacak olan biber, elmanın ve üzümün yedigi sofradan besleniyor!
Söylenen sevgi bile olsa, her agızda başka mana kazanıyor?..
Çünkü; seviyorum diyen, sevildigini duyan, aldatmaya çalışan, aldanmayı bekleyen ve daha nicelerinin sarmaş dolaş olmasından çıkan sonuç: Harfler-kelimeler degil, niyetler önemli!..
Kullanıldıgında atılacak bir mendilin kagıdıyla, gelecege müjde taşıyan bir mektubun kagıdı nasıl aynı kıymette olur?
Yani sen, bilirim diyene degil;
Bildiginden emin olunana sor yolunun adresini!..


