
Sevgi emek ister
Yaşam akıp gittikce, birçoğumuz sevdiklerimizin bazılarını yitireceğiz. Bu yüzden sevgimizi sergilemek için beş ya da on yıl beklemek yerine, onlarla birlikte olduğumuz bu anın değerini bilmeliyiz.
Sevgiye dair ne varsa
Sevgi emektir.
Sevgi sevdiğini her şeyiyle kabullenmektir.
Sevgi sevdiğinin yanında olmaktır.
Sevgi sevdiğimiz vezir olursa başına taç,
Sevgi sevdiği rezil olursa yollarda kalmayı göze almaktır.
Sevgi ateşlerde yanmak,
Sevgi buzullarda donmaktır.
Sevgi ömrünü vermek,
Sevgi verdiği ömre ömür katmaktır.
Sevgi yürekte yangın olmak,
Sevgi o yangını söndürecek su olmaktır.
Sevgi umuttur,
Sevgi o umuda giden yoldur.
Sevgi hayattır.
Sevgi sevdiğine hayatını bağışlamaktır.
Sevgi yoldur.
Sevgi o yolun yolcusu olmaktır.
Sevgi inanmaktır,
Çünkü sevgi inandığı gibi yaşamaktır.
Sevgi korumaktır,
Çünkü sevgi kaybetmekten korkmaktır.
Sevgi rüyadır.
Sevgi bazen o rüyada Cennetlerde gezmek,
Bazen ateşlerde yanmaktır.
Sevgi her şeyin bittiği yerde,
Bende varım diye haykırabilmektir.
Çünkü
Çünkü sevgi emektir.
Çünkü sevgi, sevdiğini kaybetmemek için,
Yüreğinin ta derinine sevdiğini kaydetmektir.
Sevgi odur ki...
Sevgi; âlem hamurunun mayası, insanın özüdür. İnsan, sevdiği zaman âlemin rahmet yüklü bulutu olur. Sevgiyi kaybettiğinde ise kahır yüklü azap bulutu... Sevdiğinde âlemin tadına lezzet ve şifa katan panzehir, sevgiyi kaybettiğinde ise yiyenleri öldüren zehir olur.
Öyle ise bu sevgiyi nelere duyar insan... Kimleri sever... Tabi ki önce bizleri yoktan var eden Allah (cc) sevilir... Sevdi mi ümitle korku arasında sever. Allah'ın Resulü
Sonra âlemlere rahmet olarak gönderilen, adı gökte Ahmet yerde Muhammed olan, âlemlerin efendisi... El-emin, olan Peygamber-i Zişan
Sonra anne babasını sever insan. Onu dünyaya getiren, cennetler ayaklarının altında olan insanları sever. Hem de tüm kalbiyle... Hürmet eder, saygı duyar, onlara öf bile demez. Çoğu kimse annenin değerinin babanın değerinden üstün olduğunu zanneder. Hâlbuki tarla ne kadar verimli olursa olsun tohum atılmazsa o tarlanın değeri yoktur. Cennetleri ayakları altına serilen bir arzuyla, ellerini açtığında yavrusuna yaptığı duası Peygamber
Sonra erkekse hanımını, kadınsa erkeğini sever insan. Öyle bir sever ki öncelikle eşi, Allah'ın halife kıldığı en şerefli varlıktır. Sonrasında eşi onun din kardeşidir ve en sonunda o onun alnının yazgısı, kalbinin sükûnet bulacağı limanı, birbirlerinin göz aydınlığı ve ona verilen en güzel emanettir. Emanete ihanetin sonu ise azaptır. Allah'tan niyazımız, huzuruna çıktığımız o günde, gözlerin dehşetten fırladığı, ananın evlattan kaçtığı günde Rabbim bizi emanete ihanet suçundan sorguya çekmesin.
Sonra sevdiği insanın bir parçası, iki cihan saadeti ve selameti olacak göz aydınlığı ya da iki cihanda rezil olacağı evladı. Allah(cc) kimseyi evladının zulmüyle, ayrılığıyla ve acısıyla imtihan etmesin. Her zorluk gibi evladın zorluğu da Peygamberlerin
Sevginin efendimiz
Bir gün efendimiz
-'Ya Ali, Allah'ı seviyor musun?'
-'Evet ya Rasulallah!'
-'Peki, beni seviyor musun?'
-'Evet ya Rasulallah!'
-'Peki, eşini seviyor musun?'
-'Evet ya Rasulallah!'
-'Peki, çocuklarını seviyor musun?'
-'Evet ya Rasulallah!'
-'Peki, bunların hepsini bir kalpte nasıl yapıyorsun?' diye sorunca, Hz. Ali (ra) bu beklemediği soru karşısında şaşırmış ve cevap verememişti. 'Bunu düşünmem gerek' deyip oradan ayrılmıştı. Hz Ali (ra),düşünceli bir şekilde dolaşırken, eşi Hz Fatıma (ra) annemiz, düşünceli olduğunu fark edip kendisine 'nedir bu hal ya Ali?' der. 'Eğer bu düşünceliliğin dünyevi kaygılardan dolayı ise, anlat birlikte çözüm bulmaya çalışalım' der.
Hz Ali (ra), Efendimiz
Efendimiz
Milli Gazete