- Üyelik Tarihi
- 11 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,205
- Aldığı Beğeniler
- 22,175
- Takım
- Fenerbahçe
Sevgi pınarları besliyor nihan gülüşlerde... Martının sesiyle haykırdığını, sevgi kelebeğinin çiçeklerden sevgiyi özümsemek için kanat çırptığını, gülün açarken Onun üzerine açtığını, eşref-i mahlûkatın sevgi üzerine yaratıldığını yazıyor melekler kitaplara&
Kalemimin mürekkebinin son damlası damlarken avucumdaki aynama, hayallerimin ötesinde hissettiğim cennette; anka kuşunun gözünde taşıdığı bir şebnemdir sevgi& Aşk ipini semalara ulaştırıp, korları geride bırakarak; mesture süveydalara mıhlanan hançerden akan katrelere yağarak, okyanuslar ötesine ilahi amaca- varabilmek için güllerin üzerinde filizlenen ceninlerin ilahi koroya katılmasıdır sevgi&
Beyhude çırpınışların nihan gülüşlerde yelkovan kuşunu arıyorum fütursuzca. Bir bulabilsem, durduracağım zamanı ve sevginin eşiğinde çarmıha asacağım hislerimi& Hislerdir sevgiyi hissettiren ve hislerdir yine sevebilme yolunda sevgiliye yaklaştıran. Bir tebessüm anlatır kâinatın ne üzerine kurulduğunu çoğu zaman&
Mahzun gülüşleri terk ettiğimizden beridir, sürüklendik hödükçe duyguların ardına. Saplandık kaldık bataklıkta; ellerimiz aşkla tutunduğumuz sevgi dalını kanattı her dem. Oysa bir çiçeğin açması gibi açmalıydık yüreklerde& Aşka renk veren, uçurumların kıyısında büyüyen gelincik gibi renk vermeliydik uçurum kenarlarındaki yitik tebessümlere. Mızraklar hedefe varsa da vazgeçmemeliydik sevdamızdan& Damarlarımızda dolaşan sevda muştusu sevgi nehri gibi çağıldaya çağıldaya boşalmaya başlasa da, vermeliydik son nefesi toprakta çağlar iken. Yok olmadan, sevgiyi eritmeden önce erimeliydik&
Yürek rengini hoyrattan aldığı gündür, çalınmış al gamzeler hazanlarda& Ve gömülmüş toprağa al gamzeler mezarlara. Çıkarabildik mi acep al gamzeleri topraktan, sevgiliye sormak lazım. Aynalar anlatıyor çaresizliğimizi çamur çamur&
Sevgiyi yalnız bıraktık& Kalabalıklaşırken yüreğimizi beslediğimiz, aşk şurubuna kattığımız sevgiyi kaybettik. Ve bizde karıştık ardından kaldırımların emzirdiği hicran tütsüsüne& Irmak başlarında bekliyordu sevgi oysa. Büyüsüne
aldandığımız, saymaya çalıştığımız kaldırımları bırakabilseydik, çağlamaya hazır sevgiyi bulabilirdik. En çok da gözyaşı yara aldı bu ayrılıktan& Bulutlar lal oldu, toprak çatladı susuzluktan. Gözyaşı kurudu, göz pınarları akmaz oldu sahralara& Güneş, ışınlarını esirgedi sanki gözlerimizden&
Asumanlarda filizleniyor güller sevda yağmurları ile beslenerek. Merdivenlerle tırmanıp nefesimizle ıslattığımız kefenimizle varabilmeliyiz yıldızlara& Yada kanatlarımızla uçmalıyız seherlere ve varıp koklamalıyız usulce parlayan gülüşleri. Sevgi gergef ile işlenirken ateşin başında nakış nakış, gönüllerimizi açmalıyız gönül sultanına hiralarda. Izdıraplarımız haykırıyor geceleri, pervasızca kaybettiği şakağına dayayıp gözyaşıyla beslediği sevgiyi arıyor çöllerde. Kurşunlar bile hazırlandı siperlerde, merhem oldu yüreğimize fısıldaşan kumrular& Eğreti gülüşleri arkada bırakan ceylanlar sevgi pınarından içtiler kana kana ve vuslat müjdeli aşk nehrinde yıkandılar gün gün& Cevheri bulup vuslata erdiler mahzenlerde&
Seher vaktiydi& Boğazda düğümlenen hıçkırıklar, aynaları getiriyor mahzenlere. Pervasızca işlenen kara lekeler atılıyor seccadelerde bir bir alınlardan. Yakarışlar diz boyu& Eller semaya durmuş, sevgi pınarlarının çağıldaya çağıldaya akmasını beklerken, yüreklerde aşılmış fırtınalarda sevgi taneleri yağıyor çil çil& Kıvılcımıdır al gamzelerde açan sevgi tutamları sevdaların. Ve kıvılcımıdır yine sevgi tohumlarına yağan; gâh mehtapta yeşeren gâh uçurumların kıyısında gülistanda açan aşk muştusu&
Yunus Emre Tozal
Kalemimin mürekkebinin son damlası damlarken avucumdaki aynama, hayallerimin ötesinde hissettiğim cennette; anka kuşunun gözünde taşıdığı bir şebnemdir sevgi& Aşk ipini semalara ulaştırıp, korları geride bırakarak; mesture süveydalara mıhlanan hançerden akan katrelere yağarak, okyanuslar ötesine ilahi amaca- varabilmek için güllerin üzerinde filizlenen ceninlerin ilahi koroya katılmasıdır sevgi&
Beyhude çırpınışların nihan gülüşlerde yelkovan kuşunu arıyorum fütursuzca. Bir bulabilsem, durduracağım zamanı ve sevginin eşiğinde çarmıha asacağım hislerimi& Hislerdir sevgiyi hissettiren ve hislerdir yine sevebilme yolunda sevgiliye yaklaştıran. Bir tebessüm anlatır kâinatın ne üzerine kurulduğunu çoğu zaman&
Mahzun gülüşleri terk ettiğimizden beridir, sürüklendik hödükçe duyguların ardına. Saplandık kaldık bataklıkta; ellerimiz aşkla tutunduğumuz sevgi dalını kanattı her dem. Oysa bir çiçeğin açması gibi açmalıydık yüreklerde& Aşka renk veren, uçurumların kıyısında büyüyen gelincik gibi renk vermeliydik uçurum kenarlarındaki yitik tebessümlere. Mızraklar hedefe varsa da vazgeçmemeliydik sevdamızdan& Damarlarımızda dolaşan sevda muştusu sevgi nehri gibi çağıldaya çağıldaya boşalmaya başlasa da, vermeliydik son nefesi toprakta çağlar iken. Yok olmadan, sevgiyi eritmeden önce erimeliydik&
Yürek rengini hoyrattan aldığı gündür, çalınmış al gamzeler hazanlarda& Ve gömülmüş toprağa al gamzeler mezarlara. Çıkarabildik mi acep al gamzeleri topraktan, sevgiliye sormak lazım. Aynalar anlatıyor çaresizliğimizi çamur çamur&
Sevgiyi yalnız bıraktık& Kalabalıklaşırken yüreğimizi beslediğimiz, aşk şurubuna kattığımız sevgiyi kaybettik. Ve bizde karıştık ardından kaldırımların emzirdiği hicran tütsüsüne& Irmak başlarında bekliyordu sevgi oysa. Büyüsüne
aldandığımız, saymaya çalıştığımız kaldırımları bırakabilseydik, çağlamaya hazır sevgiyi bulabilirdik. En çok da gözyaşı yara aldı bu ayrılıktan& Bulutlar lal oldu, toprak çatladı susuzluktan. Gözyaşı kurudu, göz pınarları akmaz oldu sahralara& Güneş, ışınlarını esirgedi sanki gözlerimizden&
Asumanlarda filizleniyor güller sevda yağmurları ile beslenerek. Merdivenlerle tırmanıp nefesimizle ıslattığımız kefenimizle varabilmeliyiz yıldızlara& Yada kanatlarımızla uçmalıyız seherlere ve varıp koklamalıyız usulce parlayan gülüşleri. Sevgi gergef ile işlenirken ateşin başında nakış nakış, gönüllerimizi açmalıyız gönül sultanına hiralarda. Izdıraplarımız haykırıyor geceleri, pervasızca kaybettiği şakağına dayayıp gözyaşıyla beslediği sevgiyi arıyor çöllerde. Kurşunlar bile hazırlandı siperlerde, merhem oldu yüreğimize fısıldaşan kumrular& Eğreti gülüşleri arkada bırakan ceylanlar sevgi pınarından içtiler kana kana ve vuslat müjdeli aşk nehrinde yıkandılar gün gün& Cevheri bulup vuslata erdiler mahzenlerde&
Seher vaktiydi& Boğazda düğümlenen hıçkırıklar, aynaları getiriyor mahzenlere. Pervasızca işlenen kara lekeler atılıyor seccadelerde bir bir alınlardan. Yakarışlar diz boyu& Eller semaya durmuş, sevgi pınarlarının çağıldaya çağıldaya akmasını beklerken, yüreklerde aşılmış fırtınalarda sevgi taneleri yağıyor çil çil& Kıvılcımıdır al gamzelerde açan sevgi tutamları sevdaların. Ve kıvılcımıdır yine sevgi tohumlarına yağan; gâh mehtapta yeşeren gâh uçurumların kıyısında gülistanda açan aşk muştusu&
Yunus Emre Tozal