Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

alperen98

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
253
Aldığı Beğeniler
1
SEVGİ SOFRASI



LÜTFEN DİKKATLİ OKUYUN!

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:

- Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?

- Bakın göstereyim, demiş, ermiş.

Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları ça ırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da 'derviş kaşıkları' denilen bir metre boyunda kaşıklar.

Ermiş sofradakilere, "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz." diye bir de şart koymuş. "Peki!" deyip içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldi inden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar a ızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar
sofradan.

Bunun üzerine, "Şimdi.." demiş ermiş:

- Sevgiyi gerçekten bilenleri ça ıralım yeme e.

Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun." denilince, her biri uzun boylu kaşı ını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri di erini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.

"İşte!" demiş ermiş ve eklemiş:

- Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz ve şunu da unutmayın, hayat pazarında alan de il,veren kazançtadır daima.

DÜŞÜNÜN! SİZ BU SOFRADAN DOYARAK MI KALKARDINIZ YOKSA AÇ MI? GÖNLÜNÜZDEN VE YÜZÜNÜZDEN SEVGİ EKSİK OLMASIN!




LÜTFEN DİKKATLİ OKUYUN!

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:

- Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?

- Bakın göstereyim, demiş, ermiş.

Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları ça ırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da 'derviş kaşıkları' denilen bir metre boyunda kaşıklar.

Ermiş sofradakilere, "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz." diye bir de şart koymuş. "Peki!" deyip içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldi inden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar a ızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar
sofradan.

Bunun üzerine, "Şimdi.." demiş ermiş:

- Sevgiyi gerçekten bilenleri ça ıralım yeme e.

Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun." denilince, her biri uzun boylu kaşı ını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri di erini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.

"İşte!" demiş ermiş ve eklemiş:

- Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz ve şunu da unutmayın, hayat pazarında alan de il,veren kazançtadır daima.

DÜŞÜNÜN! SİZ BU SOFRADAN DOYARAK MI KALKARDINIZ YOKSA AÇ MI? GÖNLÜNÜZDEN VE YÜZÜNÜZDEN SEVGİ EKSİK OLMASIN!
 
M

maussema

Guest
mukemmel bır hıkaye ellerıne saglık hanı rasullahda buyuruyor kendısı ıcın ıstedıgını mumın kardesı ıcınde ıstemedıkce ıman etmıs olmaz ..cok guzel bır ornek olmus =) =) =)
 

Hira

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
301
Aldığı Beğeniler
0
Paylaşmak maddî-mânevî her şeyi. Varlıgımızla bölüşmek. Digerimizle bütünleşip büyümek. Paylaştıkça dökülüp saçılmadan ihyâ olmak. Yeri gelir, bir somunu bölüşür insan. Elleri uzanırken yüreginden gözlerine akseden sevgiyle bütünleşir kardeşinde.

Yeri gelir ilmini paylaşır. Paylaşırken İmâm-ı A'zam Ebû Hanife hazretlerinin, "Bilmediklerimi ayagımın altına alsaydım başım göge de erdi." sözünü unutmaz. Öyleyse bildiklerimle gönülleri okşayarak ihya etmeliyim, der. Sakınmaz bildiklerini. Hazret-i Mevlânâ'nın sözü yüre ini tutuşturur. "Bir mum, diger bir mumu tutuşturmakla ışı ından bir şey kaybetmez."

Sevinci paylaşmak isteriz bazen. Bazen de derdimizi. Şâirin dedi i gibi:

"Yine gam yükünün kervanı geldi.

Çekemem bu derdi, bölek seninle."
deriz.

Bölüşecek birilerini ararız. Farkında olmaz insan, bölüştükçe küçülürüz sanırız. Oysa ki, her bölünmede gönüller ulanır birbirine. Cenâb-ı Hak vücudumuzu küçücük hücrelerden yaratmıştır. Bir bütünde sayılamayacak kadar çok zerrecikler.

Bir uzvumuzu di erine âmâde kılmıştır. Agza giden bir lokmaya kaç uzvumuz hizmet etmektedir. Mevlâmız milyarlarca zerreden bir bütün yapmış. Her birini digerine âmâde kılmışsa; bize de, şu fânî hayatın her şeyini ve âhireti kazanmanın külfetini kardeşlerinizle paylaşarak bir bütün olun demektedir, sanki. Her paylaşıma bir sevgi kıvılcımı koyup gönüllerde büyüyerek...

"Sıçrayıp ufuk de iştirmek bile ancak bir zemine basarak mümkündür." der Ahmet Hamdi Tanpınar. Öyle ise bizler de Rabbimizin bize vermiş oldu u nimetlerini, cânânımıza şükrümüzü îfâ etmek için, derviş kaşıklarına doldurup, döküp saçmadan kardeşlerimizle paylaşabilmeliyiz. Sevgiyle paylaşmak, toplum nizamımızı da güzelleştirecek ve güçlendirecektir. Muhammed İkbal'in, kalemiyle yüre imize fısıldadı ı enfes inci dizeleriyle:

"Ça ımızın delirmiş aklına sevginin neşterini vurmalıyız."

Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in hadis-i şerifinde de buyurdukları gibi:

"Birbirlerine acımakta birbirlerini sevmekte ve birbirlerine şefkat göstermekte, mü'minlerin tek bir vücut gibi olduklarını görürsün. Bu vücudun bir uzvu muzdarip oldu u takdirde, di er kısımları da uykusuz kalıp ateşler içinde ızdırabını duyarlar." (Müslim, 66)

Cenâb-ı Hak cümlemize merhameti şiâr edinen, onu sevgiyle yo urup gönüllere sunan bir kalb nasip etsin. Amin!
 
M

maussema

Guest
ellerıne saglık bu yazı ne guzelmıs yaa ınsallah duana amın dıyorm
 
Üst Alt