Üzüntüm, sitem ve serzenişim kat'iyen kendi nefsimle alakalı de ildir. Ben, kendilerine hizmet madalyası verilmesi gerekirken bir cânî muamelesi gören Hacı Kemal gibi adanmışlar, vatandan uzakta milletinin kültür elçili ini yapan fedakar ö retmenler adına üzülüyorum. Sadece bir müşevvik olmama ra men şahsıma nisbet edilen o insanların ve hayırlı hizmetlerinin ademe mahkum edilmesinden dolayı ızdırap duyuyorum.
Ama her şeye ra men biz, bundan önce oldu u gibi bundan sonra da hep karakterimize saygılı olmaya çalışaca ız. Üç beş günlük bir dünya için baş yarmayacak, göz çıkarmayacak, kem söz söylemeyecek, gönül kırmayacak ve herkese sevgi ça rısında bulunaca ız; bulunacak ve milletimize karşı münasebetlerimizde hep bir büyü ün şu sözlerine ba lı kalaca ız: "Senelerden beri çekti im bütün ezâ ve cefâlar, maruz kaldı ım işkenceler, katlandı ım musîbetler, hepsi de helâl olsun!. Seksen küsur senelik hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, memleket hapishanelerinde geçti. Aylarca ihtilâttan men edildim. Divanı Harplerde bir cânî gibi muamele gördüm. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, türlü türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlere ve zindanlarda bana yer hazırlayanlara hakkımı helâl ettim."
Evet, ben de bir mümin olarak, bu duyguları paylaşaca ıma söz verdim. Kimseye küsüp darılmayaca ıma söz verdim.. ölümü gülerek karşılayaca ıma, celâlden gelen cefayı, cemalden gelen vefa ile bir bilece ime söz verdim. Allah'a (celle celâluhû) ait hukuka karışamam; ama bana ait hiçbir haktan dolayı kimseden davacı olmayaca ıma söz verdim.
Bir kısım yobazca düşünceler, yürüdü ümüz yolları yürünmez birer patika hâline getirse de, hâlâ her tarafta salınıp duran yeşillikler, gönüllerimizde yol yürüme heyecanı uyaran yol arkadaşları, insanî duygularıyla diyalo a açık sîneler; el sıkışmasını, kucaklaşmasını ve etrafına tebessümler ya dırmasını devam ettiren gönül insanları; günahını bilen vicdanlar, hatalarına pişmanlık duyan ruhlar, gelece i mantık ve muhâkeme üzerine bina etmek isteyen dima lar mevcudiyetlerini devam ettirdikleri sürece, ruhumuzun sarsılan kısımlarını yeniden derleyip toparlayacak ve "yeni baştan" deyip herkesi sevmeye devam edece iz.
Ama her şeye ra men biz, bundan önce oldu u gibi bundan sonra da hep karakterimize saygılı olmaya çalışaca ız. Üç beş günlük bir dünya için baş yarmayacak, göz çıkarmayacak, kem söz söylemeyecek, gönül kırmayacak ve herkese sevgi ça rısında bulunaca ız; bulunacak ve milletimize karşı münasebetlerimizde hep bir büyü ün şu sözlerine ba lı kalaca ız: "Senelerden beri çekti im bütün ezâ ve cefâlar, maruz kaldı ım işkenceler, katlandı ım musîbetler, hepsi de helâl olsun!. Seksen küsur senelik hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, memleket hapishanelerinde geçti. Aylarca ihtilâttan men edildim. Divanı Harplerde bir cânî gibi muamele gördüm. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, türlü türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlere ve zindanlarda bana yer hazırlayanlara hakkımı helâl ettim."
Evet, ben de bir mümin olarak, bu duyguları paylaşaca ıma söz verdim. Kimseye küsüp darılmayaca ıma söz verdim.. ölümü gülerek karşılayaca ıma, celâlden gelen cefayı, cemalden gelen vefa ile bir bilece ime söz verdim. Allah'a (celle celâluhû) ait hukuka karışamam; ama bana ait hiçbir haktan dolayı kimseden davacı olmayaca ıma söz verdim.
Bir kısım yobazca düşünceler, yürüdü ümüz yolları yürünmez birer patika hâline getirse de, hâlâ her tarafta salınıp duran yeşillikler, gönüllerimizde yol yürüme heyecanı uyaran yol arkadaşları, insanî duygularıyla diyalo a açık sîneler; el sıkışmasını, kucaklaşmasını ve etrafına tebessümler ya dırmasını devam ettiren gönül insanları; günahını bilen vicdanlar, hatalarına pişmanlık duyan ruhlar, gelece i mantık ve muhâkeme üzerine bina etmek isteyen dima lar mevcudiyetlerini devam ettirdikleri sürece, ruhumuzun sarsılan kısımlarını yeniden derleyip toparlayacak ve "yeni baştan" deyip herkesi sevmeye devam edece iz.