Yeniden Doğuş

  • Konbuyu başlatan maussema
  • Başlangıç tarihi
  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧
M

maussema

Guest
Seni seviyorum ya Rasûlallah , deriz, kâinatın en Sevgilisi için. Cenâb-ı Hakk'ın mahlûkat içerisinde en ziyade sevdi i Habibi hakkında, bu sözü söylemek elbette bir cesaret işidir. Peki, bizi bu cesarete götüren hâlimiz nedir? Bu sözümüzde ne kadar samimiyiz? Yoksa bu sözü Rasûlullah sevgisinin üzerimize galebe çaldı ı bir anda, sadece o an için mi söylüyoruz? Şayet durum bu ise, hayatımızın di er zamanlarında durum nedir? Veya bu sözü söylerken ne dedigimizin farkında mıyız?
Bazı sözler vardır ki sahibi için ispat gerektirir. Hele de bu söz Peygamberlerin Efendisi içinse durum, zannedilenin fevkinde bir önem arz etmektedir. İddia ispatı gerektirir. İddia dikkati gerektirir.
Sevginin alâmeti odur ki sevdiginin hâliyle hâllene.. Sevenin hâlinde, sevdiginden eser yoksa sevgi nerede? Aslında, sevdi mi Sıddık-ı Ekber (r.a.) gibi sevmek lâzım. Ya da o yolda, o gayrette olmak lâzım. Hedefi yüksek tutmak gerek ki hiç olmazsa o yüksek sevginin zerresi yakalanırsa kâfi. Nasıl sevmişti ki zerresi kâfi? Hz. Ebu Bekir (r.a.), Rasûlullah'a hâlinden şikâyet eder ve:Ya Rasûlallah! Def-i hacete gittigimde dahi Seni görüyorum. Öyle oluyorum ki utancımdan hacetimi dahi gideremiyorum, diye yakınır. Demek ki kolay olmuyor iki dünyanın Tek Sultanına âşık olmak, O'na vurulmak, O'na tutulmak, O'na yanmak... Öyle bir sevda ki, Bu kadarı da olur mu?dedirten, aklı delirten bir sevda... Eger bu coşku bütün hücrelerinden taşıyorsa Peygamber sevdalısının, korkmasın!.. Haykırsın Sıddık'ın evlâtları: Seni seviyorum ya Habiballah diye...
Durum bu noktaya geldiginde yine tam manasıyla idrakinde olmadan dillerimizden: "Seni canımdan çok seviyorum ya Rasûlallah!" veya "Canım Sana kurban olsun!" gibi sözleri söyleriz. Bu iddialar ise "Seni seviyorum" iddiasından daha da fazla bir ispatı, izharı ve dikkati gerektirir.
Tabi ki Hiç kimse sevmiyorum demez. Hiç kimseye de 'seviyorum, deme!' denilmez. Elbette herkes O güzeller güzelini sevmeye gayret eder. Sevgi, onun îmanının mayasıdır, özüdür, öncüsüdür. Önce sever, sonra îman eder. Sevmeyen îman edemez. Yine tabiidir ki her mümin, kendi kuvveti, hâli ve nasibi ölçüsünde sever.
Rasûlullah'ı sevmenin ve O'na îman etmenin ve de bu sevgi ve îmanın kuvvet bulması için bir müminin yapacagı bir çok güzellikler vardır. Bunların hepsine kısaca, kendi yaşantımızı Rasûlullah'ın yaşantısına tebdil etmek; yani bütün sünnetleri yaşamaya çalışarak kendi ahlâkımızı terk edip Rasûlallah'ın ahlâkıyla ahlâklanmak, diyebiliriz.
Efendimiz (s.a.s.)'e olan baglılıgımızı ve beraberligimizi zinde tutması, sevgi ve îmanımıza kuvvet vermesi açısından salât ü selâm bulunmaz bir nimettir.Bu nimetten çokça istifade etmek gerekir. Seven, sevdigini çok yâd eder, sevdiginden bahsetmeden duramaz. Testinin içinde ne varsa, dışına da o sızar. Eger kalplerde Allah'ın Rasûl'ü mekân tutmuşsa, gönüller yürekten sevdalanmışsa O Nebi'ye, dillerimizden de hadis-i şeriflerin, salât ü selâmların sızıp taşması gerekir ki bu da iddianın ispatından bir parça olsun.
Güzellik Âleminin Efendisi'ne buram buram salât ve selâm olsun. Salât ve selâm Senin üzerine olsun ey Allah'ın Rasûl'ü!.. Salât ve selâm Senin üzerine olsun ey Allah'ın Nebisi!.. Salât ve selâm Senin ve Ehl-i Beyt'inin üzerine olsun ey Allah'ın Sevgilisi!.. Sana, Seni hoşnut edecek kadar sayıda ve güzellikte salât ve selâm olsun ey seven ve sevilen Nûr...

;( ;( ;( bızım de bu acızane selamlarımızı duyar mısın ya rasul ;( ;( ;(
 

KIRIKMIZRAP

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
910
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Galatasaray
Orjinal Yazarı maussema
Seni seviyorum ya Rasûlallah , deriz, kâinatın en Sevgilisi için. Cenâb-ı Hakk'ın mahlûkat içerisinde en ziyade sevdi i Habibi hakkında, bu sözü söylemek elbette bir cesaret işidir. Peki, bizi bu cesarete götüren hâlimiz nedir? Bu sözümüzde ne kadar samimiyiz? Yoksa bu sözü Rasûlullah sevgisinin üzerimize galebe çaldı ı bir anda, sadece o an için mi söylüyoruz? Şayet durum bu ise, hayatımızın di er zamanlarında durum nedir? Veya bu sözü söylerken ne dedigimizin farkında mıyız?
Bazı sözler vardır ki sahibi için ispat gerektirir. Hele de bu söz Peygamberlerin Efendisi içinse durum, zannedilenin fevkinde bir önem arz etmektedir. İddia ispatı gerektirir. İddia dikkati gerektirir.
Sevginin alâmeti odur ki sevdiginin hâliyle hâllene.. Sevenin hâlinde, sevdiginden eser yoksa sevgi nerede? Aslında, sevdi mi Sıddık-ı Ekber (r.a.) gibi sevmek lâzım. Ya da o yolda, o gayrette olmak lâzım. Hedefi yüksek tutmak gerek ki hiç olmazsa o yüksek sevginin zerresi yakalanırsa kâfi. Nasıl sevmişti ki zerresi kâfi? Hz. Ebu Bekir (r.a.), Rasûlullah'a hâlinden şikâyet eder ve:Ya Rasûlallah! Def-i hacete gittigimde dahi Seni görüyorum. Öyle oluyorum ki utancımdan hacetimi dahi gideremiyorum, diye yakınır. Demek ki kolay olmuyor iki dünyanın Tek Sultanına âşık olmak, O'na vurulmak, O'na tutulmak, O'na yanmak... Öyle bir sevda ki, Bu kadarı da olur mu?dedirten, aklı delirten bir sevda... Eger bu coşku bütün hücrelerinden taşıyorsa Peygamber sevdalısının, korkmasın!.. Haykırsın Sıddık'ın evlâtları: Seni seviyorum ya Habiballah diye...
Durum bu noktaya geldiginde yine tam manasıyla idrakinde olmadan dillerimizden: "Seni canımdan çok seviyorum ya Rasûlallah!" veya "Canım Sana kurban olsun!" gibi sözleri söyleriz. Bu iddialar ise "Seni seviyorum" iddiasından daha da fazla bir ispatı, izharı ve dikkati gerektirir.
Tabi ki Hiç kimse sevmiyorum demez. Hiç kimseye de 'seviyorum, deme!' denilmez. Elbette herkes O güzeller güzelini sevmeye gayret eder. Sevgi, onun îmanının mayasıdır, özüdür, öncüsüdür. Önce sever, sonra îman eder. Sevmeyen îman edemez. Yine tabiidir ki her mümin, kendi kuvveti, hâli ve nasibi ölçüsünde sever.
Rasûlullah'ı sevmenin ve O'na îman etmenin ve de bu sevgi ve îmanın kuvvet bulması için bir müminin yapacagı bir çok güzellikler vardır. Bunların hepsine kısaca, kendi yaşantımızı Rasûlullah'ın yaşantısına tebdil etmek; yani bütün sünnetleri yaşamaya çalışarak kendi ahlâkımızı terk edip Rasûlallah'ın ahlâkıyla ahlâklanmak, diyebiliriz.
Efendimiz (s.a.s.)'e olan baglılıgımızı ve beraberligimizi zinde tutması, sevgi ve îmanımıza kuvvet vermesi açısından salât ü selâm bulunmaz bir nimettir.Bu nimetten çokça istifade etmek gerekir. Seven, sevdigini çok yâd eder, sevdiginden bahsetmeden duramaz. Testinin içinde ne varsa, dışına da o sızar. Eger kalplerde Allah'ın Rasûl'ü mekân tutmuşsa, gönüller yürekten sevdalanmışsa O Nebi'ye, dillerimizden de hadis-i şeriflerin, salât ü selâmların sızıp taşması gerekir ki bu da iddianın ispatından bir parça olsun.
Güzellik Âleminin Efendisi'ne buram buram salât ve selâm olsun. Salât ve selâm Senin üzerine olsun ey Allah'ın Rasûl'ü!.. Salât ve selâm Senin üzerine olsun ey Allah'ın Nebisi!.. Salât ve selâm Senin ve Ehl-i Beyt'inin üzerine olsun ey Allah'ın Sevgilisi!.. Sana, Seni hoşnut edecek kadar sayıda ve güzellikte salât ve selâm olsun ey seven ve sevilen Nûr...

;( ;( ;( bızım de bu acızane selamlarımızı duyar mısın ya rasul ;( ;( ;(

Duygulara çok güzel tercüman olmuşsun maussema.
Allah Razı olsun senden...
 
H

hayrunisa

Guest
Seven, sevdigini çok yâd eder, sevdiginden bahsetmeden duramaz. Testinin içinde ne varsa, dışına da o sızar. Eger kalplerde Allah'ın Rasûl'ü mekân tutmuşsa, gönüller yürekten sevdalanmışsa O Nebi'ye, dillerimizden de hadis-i şeriflerin, salât ü selâmların sızıp taşması gerekir ki bu da iddianın ispatından bir parça olsun. ;( ;( ;(
 
Üst Alt