Sevgili Dost,
Bu mektup bir dosta yazılıyor. O halde “Sevgili Dost” diye başlamalı...
Bir postacının elinden mi, yoksa posta kutusundan mı alacaksın mektubumu bilmiyorum.
birazdan takılacaksın satırlarıma. “Bana mı?” diyeceksin...
Evet sana ey dost!
Sana söyleyeceklerim var. kelimeler, karınca yuvası gibi kaynıyor zihnimde. İçlerinden biri kağıda düşüyor; yedi harfli:
Dostluk.
“Bir dostluk kaldı!” diye bağırıyor pazarcı, tezgahındaki meyveler için...
“Bir dostluk kaldı!” bir dosta yetecek kadar, demek istiyor....
Az kaldı, demek istiyor...
Ben önce bu cümleyi, “ dayanacak, bir dostluk kaldı” diye anlıyorum. ..
Sonra, “ bir dostluk kaldı mı?” diye soruyorum..
Pazarcı ısrarla: “Bir dostluk kaldı!” diye bağırıyor...
Bir dostluk çileği, plastik küreğiyle kese kağıdına dolduruyor pazarcı...
Kese kağıdı gazeteden yapılmış.
Geçen sabah senin üzüntülü olduğunu söylediler...
Dokunsan ağlayacakmışsın...
Dokunmamışlar. Yine de ağlamışsın;
dostun gözünden akan bir damla yaşın yeryüzündeki bütün gölleri tuz gölü yaptığını bilmez gibi..
. Gül ki, acılaşmasın göller...
Gül ki; orada demirli kayığımız...
Heyben acıyla dolar da; Nefes alamazsan,
Gel! Huzur bulacağın kıyılarım senindir.
Umutların solar kurur da; su bulamazsan,
Beraber sulayalım, gözyaşlarım seninidir.
Yalnızlık hep koynunda, bir türlü atamazsan
Anahtar her zamanki yerde; evim senindir.
Derin Bir düşe düşersen; bir el bulamazsan,
Yanındayım ben! Tut elimi; elim senindir.
Siyah beyaz olurda hayat; renk katamazsan,
Gök kuşağın olurum. Tüm Renklerim senindir.
Aylar hep Eylül olur; nisanı bulamazsan,
Tarlam dolu dolu! Kır çiçeklerim senindir.
Rahatlamak isteyip kimseye kızamazsan,
Kopar yırt! sararmış şiir notlarım senindir.
Fırtınaya tutulur; bir liman bulamazsan,
Demir at sineme dostum! koylarım senindir.
Kanadın kırılırda; maviye uçamazsan,
Ne güne duruyor al! kanatlarım senindir.
Çaresiz çilelere; bir umut bulamazsan,
Kendime etmediğim; dualarım senindir.
Ey dost,
Yanım senindir
Yarım senindir,
Canım senindir.


