insanliğin gönlündeki gül
Ve biz, gecelerde, gündüzlerde açip türlü renklere bürünmüs ellerimizi dua ederken Allah'a Hep O'nu da aniyoruz.
içimizde dolasmis, günesimizi paylasmis, aç kalmis, karnina tas bağlamis o güzel insani:
Allah'in sevgilisini.
incitmedi hiç kimseyi.
Mekke'de, Medine'de, Taif'te...
Ne cahili, ne anneyi, ne de babayi...
Ne de bir çocuğu...
Eğilirdin namaz kilarken omuzlarina tirmanirdi Hasan ve Hüseyin, sevgili torunlarin.
Kizmazdin, oksardin, severdin ey nebi.
Ve bizler, yani yeryüzü tarihini yasayan ve okuyan insanlar, senin evinden yurdundan,
Mekke'nden uzaklastirilisini ve gizlice Medine'ye gidisini gördük.
Bir gül oldun insanliGin gönlünde.
Gül ile anlattik seni, gül kokusuyla doldu dünyamiz.
Esin, dostun, çevren aç kaldiysa, çiplak kaldiysa onlardan çok üzüldün, onlardan çok çalistin ve kurdun medinemizi, kurdun sitemizi ve aydinlattin kalbimizi.
isilti dolu bir dünya biraktin ardinda; çünkü isiktin bütün arsa ve arza.
Sevgiliydin, en sevgiliydin, Allah'in sevgilisiydin ey Nebi!
"Sevdim seni Mabuduma canan diye sevdim."
Odur ki saadetimiz ümmetinden olmakla bahtiyariz.
Gül-i Muhammedùi sinelerimize yerlestirme arzusunda,
Ezan-i Muhammedîin ardindan kosma cehdindeyiz.
Ey Nebi! Bizim gülümüzsün, bizim hayat suyumuzsun ama hayat suyumuzu kurutmak, hayat gülümüzü koparmak isteyen, karanlikta kalmis ruhlar var ve onlar, sirtimizda ve onlar karsimizda. Bir bir kirilip dağilsa da kuleleri, yeniden yeniden dikiyorlar kaleleri karsimiza.
Bu hayal yakip kavurur bizi.
Atesimiz eksilmesin, askimiz, rüyamiz, sevkimiz ve üzerimizde gezinip duran koruyucu meleklerimiz.
Budur, dileğimiz Ey Nebi!
Kalbime eriyisin ve gözyasinin tadini ver.
Kalbim eridikçe Allah'a ve sana yaklasiyorum.
Kalbim inceldikçe kendimi buluyorum.
Kendimi buldukça yaniyor içimde ilahi nur.
Atesimi eksiltme ey ilahi!
Ve biz, gecelerde, gündüzlerde açip türlü renklere bürünmüs ellerimizi dua ederken Allah'a Hep O'nu da aniyoruz.
içimizde dolasmis, günesimizi paylasmis, aç kalmis, karnina tas bağlamis o güzel insani:
Allah'in sevgilisini.
incitmedi hiç kimseyi.
Mekke'de, Medine'de, Taif'te...
Ne cahili, ne anneyi, ne de babayi...
Ne de bir çocuğu...
Eğilirdin namaz kilarken omuzlarina tirmanirdi Hasan ve Hüseyin, sevgili torunlarin.
Kizmazdin, oksardin, severdin ey nebi.
Ve bizler, yani yeryüzü tarihini yasayan ve okuyan insanlar, senin evinden yurdundan,
Mekke'nden uzaklastirilisini ve gizlice Medine'ye gidisini gördük.
Bir gül oldun insanliGin gönlünde.
Gül ile anlattik seni, gül kokusuyla doldu dünyamiz.
Esin, dostun, çevren aç kaldiysa, çiplak kaldiysa onlardan çok üzüldün, onlardan çok çalistin ve kurdun medinemizi, kurdun sitemizi ve aydinlattin kalbimizi.
isilti dolu bir dünya biraktin ardinda; çünkü isiktin bütün arsa ve arza.
Sevgiliydin, en sevgiliydin, Allah'in sevgilisiydin ey Nebi!
"Sevdim seni Mabuduma canan diye sevdim."
Odur ki saadetimiz ümmetinden olmakla bahtiyariz.
Gül-i Muhammedùi sinelerimize yerlestirme arzusunda,
Ezan-i Muhammedîin ardindan kosma cehdindeyiz.
Ey Nebi! Bizim gülümüzsün, bizim hayat suyumuzsun ama hayat suyumuzu kurutmak, hayat gülümüzü koparmak isteyen, karanlikta kalmis ruhlar var ve onlar, sirtimizda ve onlar karsimizda. Bir bir kirilip dağilsa da kuleleri, yeniden yeniden dikiyorlar kaleleri karsimiza.
Bu hayal yakip kavurur bizi.
Atesimiz eksilmesin, askimiz, rüyamiz, sevkimiz ve üzerimizde gezinip duran koruyucu meleklerimiz.
Budur, dileğimiz Ey Nebi!
Kalbime eriyisin ve gözyasinin tadini ver.
Kalbim eridikçe Allah'a ve sana yaklasiyorum.
Kalbim inceldikçe kendimi buluyorum.
Kendimi buldukça yaniyor içimde ilahi nur.
Atesimi eksiltme ey ilahi!