- Üyelik Tarihi
- 11 Şub 2008
- Mesajlar
- 2,672
- Aldığı Beğeniler
- 8
- Konum
- iskeLetLer diyarından
- Takım
- Fenerbahçe
SEVİNÇ GÖZYAŞLARI
Orta yaşlı kadın, evin içinde telaşlı bir
haldeydi. Eşyaların yerini değiştiriyor, örtüleri düzeltiyor, arada bir
mutfağa gidip pişmekte olan yemeğe bakıyor, tekrar salona dönüyordu.
Sokaktan gelen her seste pencereye koşuyor, her duyduğu kapı zilinde
de, başkasının zili olduğunu anlayıp üzülüyordu.
Başka ş...ehirde
iş bulan oğlu, hem uzak yerde olduğundan hem de izin alamadığından 2
aydır gelememişti. Orta yaşlı kadın, büyük bir özlemle oğlunun
gelmesini ümit ediyor, kulağı zil sesinde, ayak sesinde telaşla
bekliyordu. Her anneler gününde, çocuğunun “Anneciğim, anneler günün
kutlu olsun” diyerek, boynuna sarılmasına öyle alışmıştı ki, sanki oğlu
kapıdan giriverecek ve koşup boynuna sarılacaktı, sonra da onun için
hazırladığı tatlılardan yiyecekti. Oysa oğlu geleceğini söylememişti
ki. Kadın, boynu bükük düşündü, “-Ya gelmezse, ya izin alamadıysa. ”
İçini özlem dolu bir alevin yalayıp geçtiğini hissetti.
Kadın
sabahtan hazırlığa başlamıştı. . Telaşlı halini gören eşi, sorup
durmuştu; ” Bu telaşın niye?” diye. Ama cevabını bir türlü alamamıştı.
Sonunda da kadın; “-Bu gün evde işim çok, sen git-gez biraz” diye ısrar
ederek, eşini rica-minnet dışarı çıkarmıştı. “Ya, telaşımın nedenini
anlarsa, ya saatlerce beklediğim halde oğlum gelmezse” diye düşünmüştü.
“Gelmezse” düşüncesiyle bir daha yüreği titremişti.
Saatler
geçip gidiyordu, öğlen olmak üzereydi; “-Gelemiyorsan, bir telefon et
bari, ‘anneciğim’ de. . ” İçinde sıkıntı artmaya başlamıştı; “-Anneler
gününü kutlamak için bir telefon bile etmeyecek mi acaba? Ben böyle
bekliyorum ama o belki hatırlamadı bile. ‘Gözden ırak olan, gönülden de
ırak olur’ sözü anneler için de geçerli olur mu hiç. Olamaz canım, bir
telefon eder en azından. Hoş telefon yetmez, özledim yavrumu, kara
gözlerini, yaramaz gülüşünü. Hıh. . yaramaz, dediğimi duysa yine
darılır, ‘Beni çocuk gibi sevme’ der. Sanki nasıl seveceksem…”
Çocuğunu
düşündükçe, onunla konuştuğunu düşündükçe yüzü gülüyor, farkında
olmadan bir anda neşeleniyordu. Sonra duvardaki saate gözü takılıyor,
yeniden durgunlaşıyordu. “-Gelmeyecek, telefon bari etse. . ” diye
düşündü istemeye istemeye. “-Sesini bari duymuş olurum”. Tam böyle
düşünürken, cep telefonunun sesiyle irkildi, omuzlarında bir yorgunluk,
bakışlarında bir burukluk telefona uzandı. , ekranına baktı, arayan
oğluydu. Kaynakwh: Anneye Süpriz
Sevinmeli miydi? sevinemedi. …acaba
…acaba gelemeyeceğini söylemek için mi aramıştı. Telefonda kutlayıp
geçecek miydi anneler gününü, sarılamayacak mıydı yavrusuna?
Açtı telefonu;
-Alo. .
-Alo, nasılsın anneciğim?
-Sağol yavrum, sen nasılsın?
-İyiyim anneciğim.
-Ne yapıyorsun, işler nasıl?
-Biraz zor oldu ama alıştım, hem bu şehre, hem de işe alıştım.
-Öyle mi yavrucuğum.
Söylemiyordu işte ne telefonda kutluyordu, ne de gelmiyeceğini söylüyordu. Sonunda dayanamayıp sordu;
-İzin aldın mı yavrum?
-Evet anneciğim, izin aldım. Sen nerden bildin.
-Nerden mi, anneler günü için izin almadın mı?
-Ha, anneler günü doğru ya. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.
-Sen sen. . bunun için izin almadın mı?
-Ah
anneciğim, çok sevdiğim, benim için çok önemli bir bayanı görmeye
gideceğimi söyledim. Şefim de izin verdi. Şimdi onun yanına gidiyorum.
Orta yaşlı kadın durakladı, sesine hakim olmaya çalıştı. Kaynakwh: Anneye Süpriz
-Öyle mi, nasıl biriymiş bu?
-Anneciğim,
emin ol bana, senin daha önce yaptığın yemeklerden daha lezzetlisini,
daha önce yaptığın tatlılardan daha tatlısını yapmıştır, beni bekliyor
şimdi.
-Ben… şey… tamam yavrucuğum. Şey, umarım o da seni seviyordur.
-Sevdiğine eminim anne, zaten bu ilk iznimi sırf onu görmek için aldım. Babam nerde anne?
-Dışardaydı yavrum. Hah. . kapı çalıyor, sanırım baban geldi.
-Tamam anne selam söyle, ben de mis gibi kokuların geldiği, dünya da en çok değer verdiğim bir dünya güzelinin kapısındayım.
-Tamam yavrum, söylerim. Sonra yine ara yavrum. Allah’a emanet ol.
Telefonu
kapattı. Oysa ne kadar özlemişti oğlunu, ne kadar görmek istiyordu.
Kapıya eli uzanırken, gözünden süzülen yaşlara engel olamıyordu.
Kapıyı
açtığında, boynuna atılan oğlunun “-Canım anneciğim, anneler günün
kutlu olsun!” diye bağırması sanki bir rüya sahnesiymiş gibi geldi.
Oğlu; “-Anneciğim, seni sevindirecek bir sürpriz yapayım dedim, lütfen
ağlama” dese de, annesi sevinçten hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
Orta yaşlı kadın, evin içinde telaşlı bir
haldeydi. Eşyaların yerini değiştiriyor, örtüleri düzeltiyor, arada bir
mutfağa gidip pişmekte olan yemeğe bakıyor, tekrar salona dönüyordu.
Sokaktan gelen her seste pencereye koşuyor, her duyduğu kapı zilinde
de, başkasının zili olduğunu anlayıp üzülüyordu.
Başka ş...ehirde
iş bulan oğlu, hem uzak yerde olduğundan hem de izin alamadığından 2
aydır gelememişti. Orta yaşlı kadın, büyük bir özlemle oğlunun
gelmesini ümit ediyor, kulağı zil sesinde, ayak sesinde telaşla
bekliyordu. Her anneler gününde, çocuğunun “Anneciğim, anneler günün
kutlu olsun” diyerek, boynuna sarılmasına öyle alışmıştı ki, sanki oğlu
kapıdan giriverecek ve koşup boynuna sarılacaktı, sonra da onun için
hazırladığı tatlılardan yiyecekti. Oysa oğlu geleceğini söylememişti
ki. Kadın, boynu bükük düşündü, “-Ya gelmezse, ya izin alamadıysa. ”
İçini özlem dolu bir alevin yalayıp geçtiğini hissetti.
Kadın
sabahtan hazırlığa başlamıştı. . Telaşlı halini gören eşi, sorup
durmuştu; ” Bu telaşın niye?” diye. Ama cevabını bir türlü alamamıştı.
Sonunda da kadın; “-Bu gün evde işim çok, sen git-gez biraz” diye ısrar
ederek, eşini rica-minnet dışarı çıkarmıştı. “Ya, telaşımın nedenini
anlarsa, ya saatlerce beklediğim halde oğlum gelmezse” diye düşünmüştü.
“Gelmezse” düşüncesiyle bir daha yüreği titremişti.
Saatler
geçip gidiyordu, öğlen olmak üzereydi; “-Gelemiyorsan, bir telefon et
bari, ‘anneciğim’ de. . ” İçinde sıkıntı artmaya başlamıştı; “-Anneler
gününü kutlamak için bir telefon bile etmeyecek mi acaba? Ben böyle
bekliyorum ama o belki hatırlamadı bile. ‘Gözden ırak olan, gönülden de
ırak olur’ sözü anneler için de geçerli olur mu hiç. Olamaz canım, bir
telefon eder en azından. Hoş telefon yetmez, özledim yavrumu, kara
gözlerini, yaramaz gülüşünü. Hıh. . yaramaz, dediğimi duysa yine
darılır, ‘Beni çocuk gibi sevme’ der. Sanki nasıl seveceksem…”
Çocuğunu
düşündükçe, onunla konuştuğunu düşündükçe yüzü gülüyor, farkında
olmadan bir anda neşeleniyordu. Sonra duvardaki saate gözü takılıyor,
yeniden durgunlaşıyordu. “-Gelmeyecek, telefon bari etse. . ” diye
düşündü istemeye istemeye. “-Sesini bari duymuş olurum”. Tam böyle
düşünürken, cep telefonunun sesiyle irkildi, omuzlarında bir yorgunluk,
bakışlarında bir burukluk telefona uzandı. , ekranına baktı, arayan
oğluydu. Kaynakwh: Anneye Süpriz
Sevinmeli miydi? sevinemedi. …acaba
…acaba gelemeyeceğini söylemek için mi aramıştı. Telefonda kutlayıp
geçecek miydi anneler gününü, sarılamayacak mıydı yavrusuna?
Açtı telefonu;
-Alo. .
-Alo, nasılsın anneciğim?
-Sağol yavrum, sen nasılsın?
-İyiyim anneciğim.
-Ne yapıyorsun, işler nasıl?
-Biraz zor oldu ama alıştım, hem bu şehre, hem de işe alıştım.
-Öyle mi yavrucuğum.
Söylemiyordu işte ne telefonda kutluyordu, ne de gelmiyeceğini söylüyordu. Sonunda dayanamayıp sordu;
-İzin aldın mı yavrum?
-Evet anneciğim, izin aldım. Sen nerden bildin.
-Nerden mi, anneler günü için izin almadın mı?
-Ha, anneler günü doğru ya. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.
-Sen sen. . bunun için izin almadın mı?
-Ah
anneciğim, çok sevdiğim, benim için çok önemli bir bayanı görmeye
gideceğimi söyledim. Şefim de izin verdi. Şimdi onun yanına gidiyorum.
Orta yaşlı kadın durakladı, sesine hakim olmaya çalıştı. Kaynakwh: Anneye Süpriz
-Öyle mi, nasıl biriymiş bu?
-Anneciğim,
emin ol bana, senin daha önce yaptığın yemeklerden daha lezzetlisini,
daha önce yaptığın tatlılardan daha tatlısını yapmıştır, beni bekliyor
şimdi.
-Ben… şey… tamam yavrucuğum. Şey, umarım o da seni seviyordur.
-Sevdiğine eminim anne, zaten bu ilk iznimi sırf onu görmek için aldım. Babam nerde anne?
-Dışardaydı yavrum. Hah. . kapı çalıyor, sanırım baban geldi.
-Tamam anne selam söyle, ben de mis gibi kokuların geldiği, dünya da en çok değer verdiğim bir dünya güzelinin kapısındayım.
-Tamam yavrum, söylerim. Sonra yine ara yavrum. Allah’a emanet ol.
Telefonu
kapattı. Oysa ne kadar özlemişti oğlunu, ne kadar görmek istiyordu.
Kapıya eli uzanırken, gözünden süzülen yaşlara engel olamıyordu.
Kapıyı
açtığında, boynuna atılan oğlunun “-Canım anneciğim, anneler günün
kutlu olsun!” diye bağırması sanki bir rüya sahnesiymiş gibi geldi.
Oğlu; “-Anneciğim, seni sevindirecek bir sürpriz yapayım dedim, lütfen
ağlama” dese de, annesi sevinçten hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.