İnsan sevmeye görsün, sevgi insanı her yere götürür.
İnşallah sevgimiz ve sevgilerimiz temiz ve doğru şeyler üzerine olur ve bizi doğru yerlere götürür. Dualarımız bu yönde olsun İnşallah.
Kainatta her şeyi bir ölçü ile Yaradan Allah sevgiyi de bir ölçü ile yaratmıştır.
Ve bundan dolayıdır ki, alemlerin Rabbi olan Allah c.c. bizi uyararak, ifrat ve tefritten sakınmamızı söyler.
Bu çok geniş ve anlamlı bir kelam olmasına rağmen biz kulağımızın ucu ile!
dinler geçeriz. Zaten yaşamımızdaki tüm yanlışların anası umursayamayışımızdan gelmemiş midir?
Genciz, kalbimize konulan bazı hevesler var tabii ama şunu da unutmamak lazım ki kalbimizin ilacı olan doğrulukta vardır.
Hep birbirimizi sever, birbirimiz için geceleri uykusuz kalırız, kimi zaman iştahımız kesilir, toplumdan kopar kendi halimize kalmak isteriz.
Bunların hepsi birbirimize duyduğumuz sevgi için der veya çok olağan olarak 'aşık olduk' lafzını kullanırız...
İnsan sevdiğine zarar verir mi hiç, o zaman sevmenin ve sevginin ne değeri kalır. Bunlardan söz etmek hoş olur muydu?...
Tabii olmazdı.
Sevmek zor iştir.
Her önüne gelen istediği gibi sevdiği zaman da toplumun her köşesinde sapmalar olur ve aldatmalarda bu düzensizliğin içinden peyda olur.
Emek verilmeyen işte hayır olur mu hiç, ter akmayan alından, yaş akmayan gözden, sabır olmayan kalpten....
Bunlar olmazsa olur mu hayat.
Ekmeği yoğurmak için su gerekmezmi, un olmazsa olur mu, tuz katıp tat vermek lazım değil mi?
Hayatta sevgi bu işte.
İnsan incitmek ister mi sevdiğini, onu kendi kalp kafesine alıp orada saklamak istemez mi hiç kimseler ona dokunmasın diye........
İnsan sevdiğini kötü nazarlardan korumak istemez mi hiç, korumaz ise o zaman sevgiliden bahsedilir mi?
Hasretle yoğurdum günlerimi, gözyaşlarıyla kıvam verdim, dualarla tatlandırdım sevgimi kalbimde, sabırla vakitleri sayıyorum.
Ama uzaklarda mısın, yoksa yakınımda bana mı uzaksın. Ne kalbimdeki yara silinir ne gözümdeki yaş diner ne de dualarım susar.
Kanadı kırık kuşlar gibiyim yuvamda, ne uçmaya hazırlanabiliyorum ne de kanadımı iyileştirmeye.
Baharlar gelmiyor artık dünyama....
Hep kışı yaşıyorum soğuk ve titrek titrek.... Yeni şeyler doğmuyor.......
Güneş ısıtmaz mı oldu onu bile hissedemiyorum...
Sadece yaram gittikçe büyüyor ama ben sabırla bekliyorum belki bir gün diyerek. Ümit kesmiyorum hiç bir zaman ve yoluma devam ediyorum ağır ağır.
Bir kış sabahı uyanıyorum her yer bembeyaz.
Yerler örtüsünü giyinmiş rüzgar hafif hafif eserken bu küçücük bedenin içinde sevgi ile büyümüş kalbimin sıcaklığı ile yaşama devam ediyorum.
Gençliğin ne büyük bir nimet olduğunu bilerek Rabbe sığınarak onun öğrettiklerine muhabbetim artarak kendimi tanıyarak devam ediyorum uçsuz bucaksız dünya seyrangahında.
Hidayetin bu çizgide bana ulaştığını bilerek gözyaşları içinde tekrar uyanıyorum.
Nimetler içinde bir daha düşünüyorum hayatı, çıkılmıyor zannettiğimiz anlarda nasılda kör olarak bunları terk edip zihnimizde büyüttüğümüz bu sorunlara kapıldığımızı görüyorum.
Melekler bize gülümsüyor sanki, biz oturup derdimiz için ağladığımız zaman.
Nedenini sorduğum da adeta bana sesleniyorlar sanki 'unutmayın sizi Yaratan, sizi Gören, sizi Duyan bir Rabbiniz var'. Sonra kalbime sevgi tohumları ekiliyor, bana sulayıp onları yetiştirmek kalıyor İzni İlahi dairesinde.
Daha çok muhabbet duymaya başlıyorum kainattaki her şeye.
Çünkü sevgi Muhabbete ulaşıyor artık.
Zaman kısalıyor.
Uzaklar yakın oluyor, gözlerimden her daim yaş süzülmesine rağmen sanki rahmet akıyor gönlümden dışarı.
Sevginin kudretini, saflığını, korumasını, azmini bir daha hissediyorum bu zaman tünelinde. Ve aşk Muhabbetullah'a ulaşıyor aracısız olarak.
Kalp bu Sevgi ile sukunete kavuşuyor artık ve Tek Sevgiliye (c.c.) bu aşamada ulaşılıyor......
İşte gerçek aşk dedikleri bunun olduğunu anlıyor insan......
Selam ve Dua ile.....
Gül yüzünün açtığı lalezarda, bir solgun laledir yaralı gönlüm…
Gül yüzünün açtığı lalezarda, bir solgun laledir yaralı gönlüm…
Hiç göremediğim o cemali, anlatılanların ötesinde bilemedim Efendim…
Ötelere beni sevdalandıransın, her şeyin ötesinde ruhuma rahmetsin Efendim…
Ben beyazların içinden tebessüm eden bir gelincikte Sen’i ararım…
Güneşin umudunun bitmekte olduğu gökyüzünün dokuduğu nakışta ararım Sen’i…
Ararım ki; Rabbimin sana duyduğu muhabbeti okurum… Sana ‘Oku!’ diye indirilene sükût olup, teslim olurum…
Olurum ki; sendeki teslimiyetin özlemini duyarım içimde…
Gül kokusudur senin tenin Efendim…
Geçtiğin yollar, okşadığın; yetimler, öksüzler, kimsesizler hasrettir gül kokuna Efendim…
Ne geçtiğin yollarda toz, ne de okşadığın bir öksüz olamadım Ya Rasulallah…
Bize sunulan şatafatlı hayatın buruk sevinçleriydik.
Ne gönül vazgeçti o hayattan ne de o hayatın derbederi olabildi…
Sen gelirde bu yaşamsız hayatımıza can verirsin diye bir tabakta fazla soframıza koyamadık Efendim…
Senin aç kalktığın, paylaştığın sofralarımız hiç olmadı Efendim…
Seni görebilseydik, seninle o kutlu zamanları yaşayabilseydik Ey Nebi, acaba tahammül eder miydik taşlanmaya… Bin türlü azaba…
Çemberine sığmayan nefisler Hakka boyun eğip teslim olur muydu Efendim…
Biz bu soruları sormaya utanır olduk…
Sen ötelere sevdamızın adı, Sen âlemlere rahmetsin Efendim…
‘Beni seviyor musunuz?’ Diye sorduğunda…
‘Evet seviyoruz Ya Rasulallah.Evet seviyoruz Ya Habiballah’ diyenlerdeniz Efendim........
ALINTIDIR
İnşallah sevgimiz ve sevgilerimiz temiz ve doğru şeyler üzerine olur ve bizi doğru yerlere götürür. Dualarımız bu yönde olsun İnşallah.
Kainatta her şeyi bir ölçü ile Yaradan Allah sevgiyi de bir ölçü ile yaratmıştır.
Ve bundan dolayıdır ki, alemlerin Rabbi olan Allah c.c. bizi uyararak, ifrat ve tefritten sakınmamızı söyler.
Bu çok geniş ve anlamlı bir kelam olmasına rağmen biz kulağımızın ucu ile!
dinler geçeriz. Zaten yaşamımızdaki tüm yanlışların anası umursayamayışımızdan gelmemiş midir?
Genciz, kalbimize konulan bazı hevesler var tabii ama şunu da unutmamak lazım ki kalbimizin ilacı olan doğrulukta vardır.
Hep birbirimizi sever, birbirimiz için geceleri uykusuz kalırız, kimi zaman iştahımız kesilir, toplumdan kopar kendi halimize kalmak isteriz.
Bunların hepsi birbirimize duyduğumuz sevgi için der veya çok olağan olarak 'aşık olduk' lafzını kullanırız...
İnsan sevdiğine zarar verir mi hiç, o zaman sevmenin ve sevginin ne değeri kalır. Bunlardan söz etmek hoş olur muydu?...
Tabii olmazdı.
Sevmek zor iştir.
Her önüne gelen istediği gibi sevdiği zaman da toplumun her köşesinde sapmalar olur ve aldatmalarda bu düzensizliğin içinden peyda olur.
Emek verilmeyen işte hayır olur mu hiç, ter akmayan alından, yaş akmayan gözden, sabır olmayan kalpten....
Bunlar olmazsa olur mu hayat.
Ekmeği yoğurmak için su gerekmezmi, un olmazsa olur mu, tuz katıp tat vermek lazım değil mi?
Hayatta sevgi bu işte.
İnsan incitmek ister mi sevdiğini, onu kendi kalp kafesine alıp orada saklamak istemez mi hiç kimseler ona dokunmasın diye........
İnsan sevdiğini kötü nazarlardan korumak istemez mi hiç, korumaz ise o zaman sevgiliden bahsedilir mi?
Hasretle yoğurdum günlerimi, gözyaşlarıyla kıvam verdim, dualarla tatlandırdım sevgimi kalbimde, sabırla vakitleri sayıyorum.
Ama uzaklarda mısın, yoksa yakınımda bana mı uzaksın. Ne kalbimdeki yara silinir ne gözümdeki yaş diner ne de dualarım susar.
Kanadı kırık kuşlar gibiyim yuvamda, ne uçmaya hazırlanabiliyorum ne de kanadımı iyileştirmeye.
Baharlar gelmiyor artık dünyama....
Hep kışı yaşıyorum soğuk ve titrek titrek.... Yeni şeyler doğmuyor.......
Güneş ısıtmaz mı oldu onu bile hissedemiyorum...
Sadece yaram gittikçe büyüyor ama ben sabırla bekliyorum belki bir gün diyerek. Ümit kesmiyorum hiç bir zaman ve yoluma devam ediyorum ağır ağır.
Bir kış sabahı uyanıyorum her yer bembeyaz.
Yerler örtüsünü giyinmiş rüzgar hafif hafif eserken bu küçücük bedenin içinde sevgi ile büyümüş kalbimin sıcaklığı ile yaşama devam ediyorum.
Gençliğin ne büyük bir nimet olduğunu bilerek Rabbe sığınarak onun öğrettiklerine muhabbetim artarak kendimi tanıyarak devam ediyorum uçsuz bucaksız dünya seyrangahında.
Hidayetin bu çizgide bana ulaştığını bilerek gözyaşları içinde tekrar uyanıyorum.
Nimetler içinde bir daha düşünüyorum hayatı, çıkılmıyor zannettiğimiz anlarda nasılda kör olarak bunları terk edip zihnimizde büyüttüğümüz bu sorunlara kapıldığımızı görüyorum.
Melekler bize gülümsüyor sanki, biz oturup derdimiz için ağladığımız zaman.
Nedenini sorduğum da adeta bana sesleniyorlar sanki 'unutmayın sizi Yaratan, sizi Gören, sizi Duyan bir Rabbiniz var'. Sonra kalbime sevgi tohumları ekiliyor, bana sulayıp onları yetiştirmek kalıyor İzni İlahi dairesinde.
Daha çok muhabbet duymaya başlıyorum kainattaki her şeye.
Çünkü sevgi Muhabbete ulaşıyor artık.
Zaman kısalıyor.
Uzaklar yakın oluyor, gözlerimden her daim yaş süzülmesine rağmen sanki rahmet akıyor gönlümden dışarı.
Sevginin kudretini, saflığını, korumasını, azmini bir daha hissediyorum bu zaman tünelinde. Ve aşk Muhabbetullah'a ulaşıyor aracısız olarak.
Kalp bu Sevgi ile sukunete kavuşuyor artık ve Tek Sevgiliye (c.c.) bu aşamada ulaşılıyor......
İşte gerçek aşk dedikleri bunun olduğunu anlıyor insan......
Selam ve Dua ile.....
Gül yüzünün açtığı lalezarda, bir solgun laledir yaralı gönlüm…
Gül yüzünün açtığı lalezarda, bir solgun laledir yaralı gönlüm…
Hiç göremediğim o cemali, anlatılanların ötesinde bilemedim Efendim…
Ötelere beni sevdalandıransın, her şeyin ötesinde ruhuma rahmetsin Efendim…
Ben beyazların içinden tebessüm eden bir gelincikte Sen’i ararım…
Güneşin umudunun bitmekte olduğu gökyüzünün dokuduğu nakışta ararım Sen’i…
Ararım ki; Rabbimin sana duyduğu muhabbeti okurum… Sana ‘Oku!’ diye indirilene sükût olup, teslim olurum…
Olurum ki; sendeki teslimiyetin özlemini duyarım içimde…
Gül kokusudur senin tenin Efendim…
Geçtiğin yollar, okşadığın; yetimler, öksüzler, kimsesizler hasrettir gül kokuna Efendim…
Ne geçtiğin yollarda toz, ne de okşadığın bir öksüz olamadım Ya Rasulallah…
Bize sunulan şatafatlı hayatın buruk sevinçleriydik.
Ne gönül vazgeçti o hayattan ne de o hayatın derbederi olabildi…
Sen gelirde bu yaşamsız hayatımıza can verirsin diye bir tabakta fazla soframıza koyamadık Efendim…
Senin aç kalktığın, paylaştığın sofralarımız hiç olmadı Efendim…
Seni görebilseydik, seninle o kutlu zamanları yaşayabilseydik Ey Nebi, acaba tahammül eder miydik taşlanmaya… Bin türlü azaba…
Çemberine sığmayan nefisler Hakka boyun eğip teslim olur muydu Efendim…
Biz bu soruları sormaya utanır olduk…
Sen ötelere sevdamızın adı, Sen âlemlere rahmetsin Efendim…
‘Beni seviyor musunuz?’ Diye sorduğunda…
‘Evet seviyoruz Ya Rasulallah.Evet seviyoruz Ya Habiballah’ diyenlerdeniz Efendim........
ALINTIDIR