Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

*perwerder*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
2,975
Aldığı Beğeniler
2
İmâm-ı Rabbâni (kuddise sirruh) buyuruyor ki: "Müslimânların Allahü teâlâdan hayâ etmeleri, sıkılmaları lâzımdır. Hayâ îmândandır. Müslimânlık hayâsı zarûrî lâzımdır. Kâfirleri ve kâfirli i ve islâmiyyete uymıyan hangi inanış, hangi nazariyye, hangi teori olursa olsun, hepsini yanlış bilmek ve zararlı oldu una inanmak lâzımdır. Cenâb-ı Hak, kâfirlerden cizye alma ı, ya'nî vergi vermelerini emr buyurmuşdur. Bundan maksad, onları tahkîrdir. Bu hakâret, o derece te'sîrlidir ki, cizye vermek korkusundan, kıymetli elbise giyemezler, süslenemezler. Hakîr ve sefîl yaşarlar. Cizyenin gâyesi, kâfirlerin hakâret ve rüsvâlı ıdır. Müslimânlı ın izzet ve şerefini göstermekdir. Zimmî, müslimân olursa, cizye vermesi sâkıt olur. Bir kalbde îmân bulundu una alâmet, kâfirleri sevmemekdir." [Mektûbat; 1-163]
Sevmemek kalble olur. Onlarla ve herkesle iyi geçinmeli, kimseyi incitmemelidir. Ancak, zarûret ve ihtiyâc îcâbı, geçici işbirlikleri yapılabilir ise de, bu, kalb ile sevişmek olmamalı ve zarûret bitince, sona ermelidir.
Suâl: Kimseye sû'i zan etmemeli, kötü gözle bakmamalı, kâfir oldu unu gösteren işine, sözüne de il, îmânı oldu unu gösteren işine ve sözüne bakmalıdır. Îmân kalbde bulunur. Kalbde îmân oldu unu Allah bilir. Başka kimse bilemez. Kalbinde îmân bulunan kimseye kâfir diyenin kendisi kâfir olur. Müslimânlı ı açıkca kötülemiyen herkese müslimân gözü ile bakmak, onu sevmek lâzımdır, deniliyor. Bu söz do ru mudur?
Cevâb: Kimseye sû'i zan etmemeli sözü yanlışdır. Bunun do rusu "Müslimâna sû'i zan etmemeli"dir. Ya'nî, müslimân oldu unu söyliyen ve küfre sebeb olan bir sözde ve işde bulunmıyan kimsenin bir sözünden veyâ işinden hem îmânı oldu u, hem de îmânsız oldu u anlaşılırsa, îmânı oldu unu anlamalı, dinden çıkdı dememelidir. Fekat bir kimse, dîni yıkma a, gençleri kâfir yapma a u raşır veyâ harâmlardan birinin iyi oldu unu söyleyerek bunun yayılması, herkesin yapması için u raşırsa, yâhud Allahü teâlânın emrlerinden birinin gericilik, zararlı oldu unu söylerse, buna kâfir denir. Müslimân oldu unu söyler, nemâz kılar, hacca giderse, zındık denir. Müslimânları aldatan böyle iki yüzlüleri müslimân sanmak, ahmaklık olur. [Seadet-i Ebediyye 1-11]
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
İSLÂMDA DOST VE DÜŞMAN KAVRAMI

Dostlugun temeli sevgi, düşmanlıgınki ise bu zetmektir. Dolayısıyla yardım, iyilik, cihat, hicret vb. gibi bedenî olsun, kalple ilgili olsun ; bütün ameller hakikatte dost-düşman kavramının içindedir. Evet, kardeşim! Öyleyse Allah celle Celalühû nün bizden; müslümanları sevmemizi, kâfirlerden de nefret etmemizi istedi ini, ayrıca bunun Allahın bir emri oldugunu iyi bilmeliyiz.

DOST-DÜŞMAN KAVRAMININ ÖNEMİ

Aşagıda gelecegi gibi İslâmda dost ve düşman kavramının ayrı bir önemi vardır.

1- La ilâhe illallah şehâdetinden bir parçadır. Yâni Allah tan başka kendisine kulluk edilen her şeyden uzaklaşma, beri olmaktır.

2- İmanın saglam bir kulbudur. Allah Resûlü (S.A.V.) : İmanın en saglam kulpu Allah için dostluk, Allah için düşmanlıktır. Allah için sevmek, Allah için nefret etmektir (Essilsiletüs-Sahiha) buyurmuştur.

3- İmanın tadını almak için bir sebeptir. Zirâ Allah Resûlü (S.A.V.) : Şu üç haslet kimde bulunursa o imanın tadını almıştır: Allah ve Resûlünü herkesten daha çok sevmek, başkasını ancak Allah rızâsı için sevmek, Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi korkunç bulmak (Buhari, Müslim) buyurmuştur.

4- Dost-düşman bilincinin kişide oluşmasıyla imân kâmil noktaya ulaşır. Resûl-i Ekrem (S.A.V.) bunu bizlere: Kim Allah için sever, Allah için nefret ederse ve Allah için verir, Allah için yasaklarsa, imanı kemâle ermiştir (Buhari, Müslim) diyerek açıklamaktadır.

5- Her kim Allah celle celalühüden başkasını sever, O nun dininden başka bir yol edinirse, alemlerin Rabbini, Allahı celle Celalühü inkâr etmiş, kâfir olmuştur. Çünkü Allahu Teâlâ: Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz onlardan olur...Ø (Mâide, 51) buyurmuştur.
 
Üst Alt