Haziran akşamlarının sıcağını kalbimin soğuk mevsimlerine sürüp bakarken sana,
gülüşünün cenderesine sıkışıp kalıyorum her akşam.
Senin için
oturduğum sayfa başları
sonunu getiremediğim uzun bir tren seferine dönüşüyor istasyonlarda.
Ne ben seni yaza yaza bitirebiliyorum,
nede sen kendini yazdıra yazdıra tüketiyorsun Ebruli.
Bu kaçıncı kalemim kırıp attığım,
bu kaçıncı sayfam çaresizce yırttığım,
ateşlere tuttuğum.
Olmuyor;
olmuyor,
ey içimin kütüphanelerini kelimeleriyle dolduran marifet yüklü beyaz bulutum.
Okuyor okuyor bitiremiyor,
yazıyor yazıyor anlatamıyor,
çiziyor çiziyor resmedemiyorum ben seni.
Hep eksik kalıyor bir yanı çalışmalarımın.
Hep yetim bırakıyorum yazılarımı şiirlerimi hayallerimi...
Güya şiirlere sığdırmaya çalışıyorum gözlerinin rengini,
almıyor,
alamıyor şiirler.
Hikâyelere konu ediniyorum seni,
sesini,
nefesini.
Süslemek istiyorum sözlerimi seninle
beceremiyor
başaramıyorum Ebruli.
Seni şekillendirecek elden,
renklendirecek boyadan,
hareketlendirecek rüyadan
öyle uzağım,
öyle bizarım ki
bir bilsen.
Susup tabiatla dertleşeyim diyorum.
Beni deli eden bu güzelliği
yerle gökle
tavaf etmek için
dilimin kapısına kilitler vurup
önce bulutlara düşürüyorum güzelliğinin resmini.
Bulutlar kaynaşıyor,
bulutlar ağlaşıyor,
bulutlar yeryüzüne yaklaşıyor sevgili.
Sulara döküyorum gözyaşlarımla şeklini,
ırmaklarla büyüyüp denizlere gidiyor,
dalga dalga,
seni denizyıldızlarının gözlerine,
sahillere vuruyor.
Hangi kurak topraklara sürsem
beyaz teninin bereket kokan sıcaklığını
bahar mevsimi kesiliyor coğrafyalar.
Hangi yıldıza anlatsam
dalgalı saçlarının bayraklı yanlarını,
gece gündüz oluyor
ışıktan çağlar yürüyor yerkürenin üstüne.
Kutuplara taşıyıp buzdan dağlara veririm de sesini,
okyanuslar su sesinle boğulur.
Periler kendini unutuyor benden seni duyunca,
çocuklar seni görüyor uykuya uzanınca,
melekler dualara duruyor ahlakını görünce.
Ah hangi uyuyan güzelin kulağına fısıldasam ben seni,
yüz yıllık uykusundan uyanıp divanına duruyor.
Her seferinde hiç görülmemiş bir bahçeye
ilk defa bakar gibi bakıyorum ben sana.
Her seferinde güzelliğinin tüllenen okyanuslarında yitiyor,
ziyan oluyor,
deliriyorum.
Seni seyretmek Kâbe'yi seyretmektir sevgili.
Sana dokunmak Kâbe'ye dokunmaktır.
Sana sokulmak
kutsal bir mabede secdelerle sokulmanın diğer adıdır.
Dokunmak sana,
bir ezana dokunmak gibidir billahi.
Sayfalarca ayeti
bir solukta ezberlemek gibidir
seni ezberlemek Ebruli.
Kıskanıyorum çoğu kez.
İç çırpınışların kıskacında kıvranıyorum aslında.
'Sadece kalbime saklayayım' diyorum gülüşlerini,
yapamıyorum.
Anlatmak istiyorum bana yansıyan güzelliğinin ilahi cephesini.
Öyle şeyler biliyorum ki güzelliğine dair,
dehşete düşüyorum çoğu kez,
anlatsam mezardakilere kalkıp yürüyeceklerinden korkuyorum.
Güzelliğinin göz değmemiş yönlerini
suların akan maviliklerinde saklıyorum her akşam.
Her sabah kalkar kalkmaz
güneşin çehresine
gözlerinin ışığını çalıp öyle
'bismillah'
diyorum hayata.
Lefranc serisinin yüz on dokuz rengini de kullanıyorum seni çizmek için,
yetmiyor eksik kalıyor bir yanın hep.
Tuvaller seni sevmiyor,
tablolar sevmiyor,
sevmiyor ressamlar seni,
çizemiyor Ebruli.
Biliyorum,
güzelliğini beşeri etkilerle kelimelerimle anlatamam ben senin.
Irmağa bakıp berrak su damlasının utangaç ve titrek gözleriyle anlatırım sadece.
Yağan karın elif gülüşüyle tanımlayabilirim
masum bakışının kar beyaz türküsünü.
Yeni doğan bebeğin ilk bakışı,
ilk gülüşü,
ilk anne dokunuşu,
ilk kokusunu içine çekişiyle
anlatırım Ebruli.
Gizli bir bahçe gibi varlığın.
Yaratılmış ve hemen ardından kilitlenmişsin hayata.
Süleyman'ın Belkıs için yaptırdığı o cennet
senin güzelliğinin zekâtı değil Ebruli.
Karun görseydi seni,
unutur yalancı cennetini,
gayretlerinden boşanır,
utanırdı Ebruli.
Sen,
senin 'ben' dediğin 'sen' değildin Ebruli.
Sen beni sen, seni ben yapan Aşk'tın.
Bu yüzden tarifini yapamadım,
çizemedim ben seni.
Sen kendini bana çarpıp kaçan asi bir gezegen,
ben kendimi ardına bırakan deli bir yıldızım sadece.
Sana kaçmak bana kovalamak,
sana bakmamak bana ağlamak,
sana gitmek bana 'kal' demek,
sana yok olmak
bana var olmak yakışır Ebruli.
Ben yok olursam seni kim anlatır Ebruli. Söyle kim anlatır seni Aşk'ım dünyaya?
Nail Varal
gülüşünün cenderesine sıkışıp kalıyorum her akşam.
Senin için
oturduğum sayfa başları
sonunu getiremediğim uzun bir tren seferine dönüşüyor istasyonlarda.
Ne ben seni yaza yaza bitirebiliyorum,
nede sen kendini yazdıra yazdıra tüketiyorsun Ebruli.
Bu kaçıncı kalemim kırıp attığım,
bu kaçıncı sayfam çaresizce yırttığım,
ateşlere tuttuğum.
Olmuyor;
olmuyor,
ey içimin kütüphanelerini kelimeleriyle dolduran marifet yüklü beyaz bulutum.
Okuyor okuyor bitiremiyor,
yazıyor yazıyor anlatamıyor,
çiziyor çiziyor resmedemiyorum ben seni.
Hep eksik kalıyor bir yanı çalışmalarımın.
Hep yetim bırakıyorum yazılarımı şiirlerimi hayallerimi...
Güya şiirlere sığdırmaya çalışıyorum gözlerinin rengini,
almıyor,
alamıyor şiirler.
Hikâyelere konu ediniyorum seni,
sesini,
nefesini.
Süslemek istiyorum sözlerimi seninle
beceremiyor
başaramıyorum Ebruli.
Seni şekillendirecek elden,
renklendirecek boyadan,
hareketlendirecek rüyadan
öyle uzağım,
öyle bizarım ki
bir bilsen.
Susup tabiatla dertleşeyim diyorum.
Beni deli eden bu güzelliği
yerle gökle
tavaf etmek için
dilimin kapısına kilitler vurup
önce bulutlara düşürüyorum güzelliğinin resmini.
Bulutlar kaynaşıyor,
bulutlar ağlaşıyor,
bulutlar yeryüzüne yaklaşıyor sevgili.
Sulara döküyorum gözyaşlarımla şeklini,
ırmaklarla büyüyüp denizlere gidiyor,
dalga dalga,
seni denizyıldızlarının gözlerine,
sahillere vuruyor.
Hangi kurak topraklara sürsem
beyaz teninin bereket kokan sıcaklığını
bahar mevsimi kesiliyor coğrafyalar.
Hangi yıldıza anlatsam
dalgalı saçlarının bayraklı yanlarını,
gece gündüz oluyor
ışıktan çağlar yürüyor yerkürenin üstüne.
Kutuplara taşıyıp buzdan dağlara veririm de sesini,
okyanuslar su sesinle boğulur.
Periler kendini unutuyor benden seni duyunca,
çocuklar seni görüyor uykuya uzanınca,
melekler dualara duruyor ahlakını görünce.
Ah hangi uyuyan güzelin kulağına fısıldasam ben seni,
yüz yıllık uykusundan uyanıp divanına duruyor.
Her seferinde hiç görülmemiş bir bahçeye
ilk defa bakar gibi bakıyorum ben sana.
Her seferinde güzelliğinin tüllenen okyanuslarında yitiyor,
ziyan oluyor,
deliriyorum.
Seni seyretmek Kâbe'yi seyretmektir sevgili.
Sana dokunmak Kâbe'ye dokunmaktır.
Sana sokulmak
kutsal bir mabede secdelerle sokulmanın diğer adıdır.
Dokunmak sana,
bir ezana dokunmak gibidir billahi.
Sayfalarca ayeti
bir solukta ezberlemek gibidir
seni ezberlemek Ebruli.
Kıskanıyorum çoğu kez.
İç çırpınışların kıskacında kıvranıyorum aslında.
'Sadece kalbime saklayayım' diyorum gülüşlerini,
yapamıyorum.
Anlatmak istiyorum bana yansıyan güzelliğinin ilahi cephesini.
Öyle şeyler biliyorum ki güzelliğine dair,
dehşete düşüyorum çoğu kez,
anlatsam mezardakilere kalkıp yürüyeceklerinden korkuyorum.
Güzelliğinin göz değmemiş yönlerini
suların akan maviliklerinde saklıyorum her akşam.
Her sabah kalkar kalkmaz
güneşin çehresine
gözlerinin ışığını çalıp öyle
'bismillah'
diyorum hayata.
Lefranc serisinin yüz on dokuz rengini de kullanıyorum seni çizmek için,
yetmiyor eksik kalıyor bir yanın hep.
Tuvaller seni sevmiyor,
tablolar sevmiyor,
sevmiyor ressamlar seni,
çizemiyor Ebruli.
Biliyorum,
güzelliğini beşeri etkilerle kelimelerimle anlatamam ben senin.
Irmağa bakıp berrak su damlasının utangaç ve titrek gözleriyle anlatırım sadece.
Yağan karın elif gülüşüyle tanımlayabilirim
masum bakışının kar beyaz türküsünü.
Yeni doğan bebeğin ilk bakışı,
ilk gülüşü,
ilk anne dokunuşu,
ilk kokusunu içine çekişiyle
anlatırım Ebruli.
Gizli bir bahçe gibi varlığın.
Yaratılmış ve hemen ardından kilitlenmişsin hayata.
Süleyman'ın Belkıs için yaptırdığı o cennet
senin güzelliğinin zekâtı değil Ebruli.
Karun görseydi seni,
unutur yalancı cennetini,
gayretlerinden boşanır,
utanırdı Ebruli.
Sen,
senin 'ben' dediğin 'sen' değildin Ebruli.
Sen beni sen, seni ben yapan Aşk'tın.
Bu yüzden tarifini yapamadım,
çizemedim ben seni.
Sen kendini bana çarpıp kaçan asi bir gezegen,
ben kendimi ardına bırakan deli bir yıldızım sadece.
Sana kaçmak bana kovalamak,
sana bakmamak bana ağlamak,
sana gitmek bana 'kal' demek,
sana yok olmak
bana var olmak yakışır Ebruli.
Ben yok olursam seni kim anlatır Ebruli. Söyle kim anlatır seni Aşk'ım dünyaya?
Nail Varal
