Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Ramazan'dan sonra gelen Şevval ayı, bir kısım dinî olayların yaşandığı özel ve güzel bir aydır. Önce hac hazırlığını hatırlatır bu ay.

Zaten Ramazan'dan sonraki aylar hac ayları sayılır. Nitekim hacı adaylarımız tatlı bir heyecanla yol hazırlığına bu ayda başlarlar, yola çıkıncaya kadar da meraklı sorular sorar, hac ibadetlerini kusursuz yapmak için bilgi toplamaya çalışırlar. Tabii, Şevval ayının bir de kendine mahsus altı günlük orucu olduğunu da unutmazlar. Âlimlerimiz, Şevval ayında tutulan bu altı günlük orucun bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevaba vesile olacağına dikkat çekerken derler ki:

- Ayette her iyiliğe on sevap verileceği bildirilmiştir. Bir ay Ramazan'ı tutan, bu sebeple üç yüz sevap almış olur. Ramazan'dan sonraki Şevval'de altı günü tutan da altmış sevap alınca üç yüz altmış eder. Yani bir senelik nafile oruç sevabı bu yüzden söz konusu olur.

Bu orucun bitişik tutulması da gerekmez. Ay içinde belli aralıklarla da tutulabilir. Ayrıca, mazeretlerinden dolayı Ramazan'dan oruç borcu kalanlar, önce bu borçlarını tutsalar yanlış yapmış olmazlar. Kaza borçlarını önce tutup bir an evvel farz borcundan kurtulmuş olmaları daha uygun düşer. Bundan sonra fırsat bulurlarsa altı gün Şevval orucuna da niyet edebilirler. Yetiştiremezlerse Şevval ayında yine de oruç tutmuş olduklarından inşaallah mahrum da kalmazlar.

Şevval ayının bir başka özelliği de 'iki bayram arası nikâh yapılmaz!' söylentisinin bu ayda hatırlanır olmasıdır. Gariptir ki bu söylenti sadece bizim halkımıza ait de değildir. İslam'ın ilk devrelerinde de böyle söylentiler yayılmıştır. O günlerde de iki bayram arasında nikâh yapılmaz, yapılırsa uğursuzluk getirir, hayırlı olmaz gibi rivayetler dolaştırılmıştır. Biz bunu Aişe validemizin bu türlü söylentileri tekzip için yaptığı açıklamasından da anlamaktayız. Nitekim bir ara şöyle buyurmuştur Aişe annemiz:

- Halk, Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramı arasında, yani Şevval ile Zilhicce arasında nikâh yapılmaz, şeklindeki söylentiye itibar etmemelidir. Şayet bu iki bayram arasında bir nikâh yasağı olsaydı benim nikâhımın bu ayda yapılmaması lazım gelirdi. Hâlbuki Resulullah'la (sas) bizim nikâhımız Şevval ayında yapılmış, Ramazan Bayramı'ndan hemen sonra Kurban Bayramı'ndan da önce evliliğimiz kesinleşmiştir.

Demek ki, nikâhların en azizi Şevval ayında, yani Ramazan Bayramı'ndan sonra Kurban Bayramı'ndan da önce, iki bayram arasında yapılmış, böylece iki bayram arasında nikâh yapılmaz rivayeti fiilen tekzip edilmiştir. Buna rağmen bu söylentinin günümüze kadar gelmesinin bir sebebi de şöyle bir ifadeyi yanlış anlamadan kaynaklanmış da olabilir.

Ramazan Bayramı cuma gününe tevafuk ederse, o gün iki bayram namazı arka arkaya kılınır. Biri Ramazan Bayramı namazı, öteki de cuma bayramı namazı. İşte iki bayram arası nikâh yapılmaz, demek, 'iki bayram namazı arası dar vakitte nikâh yapılmaz' demektir. Çünkü aradaki vakit çok kısadır. Öyle ise kuşluktan öğleye kadar olan iki bayram namazı arasında nikâh yapmayınız, ifadesini halk iki bayram arası nikâh yapmayınız şekline çevirmiştir. Kaldı ki, bayram namazı ile cuma namazı arasındaki dar vakitte de nikâh yapılsa yine de caiz ve sahih olur, bir mahzur söz konusu olmaz. Sadece dar vakitte zorlanılarak yapılmış bir merasim olur. Bayram meşguliyeti sebebiyle eş dostun iştiraki güçleşmiş sayılır. Hepsi o kadar.

İşte size, Ramazan sonrasında Şevval ayının hatırlattıklarından bir demet...


Ahmed ŞAHİN
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
ALLAH celle celaluhu razı olsun çok güzel

RABBİM amil olmamızı nasip eylesin inşallah..
 

sümeyya

SüKuT
 
Üyelik Tarihi
7 Nis 2007
Mesajlar
4,648
Aldığı Beğeniler
39
Konum
Bursa-Tokat
Takım
Galatasaray
Allah razi olsun abİm benİm.paylaŞim İÇİn teŞekkÜrler.
Slm ve dua İle..
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Paylasan yüregine saglik kardesim tesekkürler
Cenab-i Hak razi olsun
Selam ve Dualarimla.......
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
Oruçla olan irtibatı koparmayalım.

1 sene tutmuş gibi sevabı,derinliği var.

Şevvallide kazananlardan olalım.

Ey oruç tut bizi,ey şevval bırakma bizi.

Bırakıp gittiğin kadarız ramazan.

Şevvali tutalım o zaman.

hakkıyla değerlendirenlerden olmak duası ile...​
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray

Şevval ayının hatırlattıkları…






İçinde bulunduğumuz şevval ayı, bir kısım dinî olayların hatırlandığı özel ve güzel bir aydır. Nitekim önce hac hazırlığını hatırlatır bu ay. Zaten Ramazan’dan sonraki (2 ay 10 gün) hac ayları sayılır. Hacı adaylarımız tatlı bir heyecanla yol hazırlığına bu ayda başlarlar, yola çıkıncaya kadar da meraklı sorular sorar, hac ibadetlerini kusursuz yapmak için bilgi toplamaya çalışırlar. Tabii bu sırada şevval ayının kendine mahsus altı günlük orucunu da unutmazlar.
Gerçekten de bu ay içinde tutulan altı gün orucunun sevabı, öyle unutulacak kadar az da değildir. Tüm seneyi oruçlu geçirmek gibi cazip bir sevap söz konusudur. Nitekim hadis-i şeriflerde, “Kim Ra­ma­zan’dan sonra şevval ayında altı gün oruç tutarsa sanki bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur.” buyurulmuş, bu sebeple de şevval ayı orucu tarih boyunca ihmal edilmeyen oruçlar arasında yer almıştır.
Alimlerimiz, şevval ayında tutulan bu altı günlük sünnet orucun bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevaba vesile olmasını şöyle bir hesapla da açıklamaktalar.
Ayetlerde ve hadislerde her iyiliğe on sevap verileceği bildirilmiştir. Bir ay Ramazan’ı tutan, her oruca on sevaptan üç yüz sevap almış olur. Ramazan’dan sonra şevvalde altı günü tutan da altmış sevap alınca (360) eder. Yani bir senelik nafile oruç sevabı bu yüzden söz konusu olur!
Hemen ifade edelim ki, bu orucun arka arkaya bitişik tutulması da şart değildir. Ay içinde belli aralıklarla da tutulabilir. Ayrıca, kaç gün tutarsa onun sevabını alır, eksik kalırsa bir vebal de söz konusu olmaz. Bununla beraber, mazeretlerinden dolayı Ramazan ayında tutamadığı oruç borcu olanlar, önce bu borçlarını tutsalar yanlış yapmış olmazlar. Farz olan borçlarını önce tutup ödedikten sonra sünnet olana niyetlenmeyi de düşünebilirler.

Ramazan gider, kazandırdığı ibadet alışkanlığı devam eder!

Ramazan-ı Şerif’te dinî şuur kazanmış insan, Müslümanlığını elbette Ramazan ayı ile sınırlamaz, Ramazan’dan sonra gömlek çıkarır gibi dinî hayatı çıkarıp da eski gaflet gömleğini giymeye yönelmez. Belki Ramazan’da kazandığı ibadet alışkanlıklarını iyice benimser, Ramazan sonrasında da aynen devam ettirme sadakati gösterir, bir ihmal ve terk yanlışına düşmez. Zira Rabb’imizin emrettiği Müslümanlık günlük aylık değil, ömür boyu devam eden Müslümanlıktır. Nitekim ibadetin son nefese kadar sürmesi gerektiğini emreden Rabb’imiz, Hicr Suresi’nin son ayetinde “Sana ölüm gelinceye kadar Rabb’ine ibadete devam et!” buyurmaktadır. Onun için Müslüman ‘Ramazan gitti, dinî hayat bitti’ demez. Ramazan gider; ama kazandırdığı dinî hayat kalır, ibadet alışkanlığı son nefese kadar devam eder. Kimse Ramazan Müslüman’ı durumuna düşmek istemez. Diyelim ki, bir insan Ramazan boyu beş vaktine beş daha ilâve etmiş, sabahlara kadar namaz kılmış, akşamlara kadar da oruç tutmuş, elinden tesbihini, başından takkesini düşürmeyen bir sofu insan hâline gelmiş, tebrik ve takdir edilecek sevimli bir hal almış. Ama bu titizlik ve dikkat, sadece Ramazan ayına mahsus kalmış, Ramazan’dan sonra tesbihler, takkeler sandığa, dinî görevler gelecek Ramazan’a bırakılmış. İşte bu, Allah yanında en makbul hal değildir. Allah’ın insanlara ihsan ettiği el, ayak, göz, kulak gibi eşsiz nimetleri nasıl sadece Ramazan ayına mahsus kalmıyor, ömür boyu kullanıyorsak, O’nun emirlerine olan itaatimiz de Ramazan ayına mahsus kalmamalı, ömür boyu devam ettirmeli, son nefese kadar sürdürmeliyiz. Nasıl havasız, susuz yaşayamazsak, ibadetsiz de yaşayamaz hâle gelmeliyiz. Ramazan ayı bize bu aşkı ve alışkanlığı kazandırmış olmalıdır. Hatta bayramda bu konuyu kendi vicdanımızda değerlendirmeli, Ramazan’da kazandığımız ibadet alışkanlığımızı Ramazan’dan sonra da eksiksiz devam ettirme kararı almalıyız vicdanımızda. Bayramda aldığımız bu karar bize, Ramazan’ı tam değerlendirenlerden olduğumuzu da ifade etmiş olur. Çünkü dinî hayatımızı firesiz devam ettirme kararından daha mühim bir karar olamaz hayatımızda.
1960’larda görev yaptığım Süleymaniye Camii’nin baş imamı merhum Sadık efendinin bir Ramazan Müslüman’ı hatırasını her Ramazan tebessümle hatırlarım. Ramazan boyunca camiden ayrılmayan fakat bayram namazından sonra gelerek kendisinden helallik isteyen cemaatten biri şöyle der:
- Hocam, Ramazan boyunca bize vaaz ettin, namaz kıldırdın hakkın geçti, helal et, gelecek Ramazan’da yine görüşmek üzere haydi Allah’a ısmarladık, kalın sağlıcakla!. Merhum şöyle devam ederdi sohbetine:
- Bayram namazında camiden böyle helalleşerek ayrılan bu efendi kardeşimiz, başında takkesi, elinde tesbihiyle evinin yolunu tutar. Kapıya gelince hanıma seslenir:
- Hanım aç kapıyı da al şu takkeyi, tesbihi, sandığın en emin yerine sakla. Gelecek Ramazan’da yine lazım olacak. O zaman tekrar isteyeceğim bunları senden..
İşte bu tip Müslümanlık Allah’ın ve Resulü’nün istediği Müslümanlık değildir. Hadis bu eksik anlayışı şöyle tashih etmektedir: – “Efdal’ül amali edvemü-ha!” Amellerin efdali, az da olsa en devamlı olanıdır. Ramazan’dan sonra bırakılanı değil.. Bu itibarla, gönlümüzün istediği, Ramazan’da kazandığımız ibadet aşk ve şevkimizi Ramazan’dan sonra da sürdürüp ömür boyu devam ettirmek, Rabb’imizin “Son nefesine kadar ibadetine devam et!” emrine büyük bir dikkatle uyarak Ramazan Müslüman’ı durumuna düşmemektir. Ahmed Şahin,
 

Beste

Dert etme Duâ et..
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2009
Mesajlar
11,177
Aldığı Beğeniler
18,751
Konum
Sessiz
Takım
Galatasaray
Allah razi olsun bacim.
 

samanyolu

“Ya Bâki ente’l-Bâki”
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2010
Mesajlar
598
Aldığı Beğeniler
19
Takım
Diğer
Allah razi olsun
 

tecelli

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Ağu 2012
Mesajlar
273
Aldığı Beğeniler
408
Âlimlerimiz, bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi sevap almanın izahını şöyle yapmaktalar:
Ramazan boyunca oruç tutan insan her orucuna on sevap almışsa toplamı üç yüz eder. Şevval ayında tuttuğu altı orucuna da onardan altmış sevap alınca, eder üç yüz altmış. Yani bir sene.. Dolayısıyla hadîsin işaret ettiği sırra nâil olur. Bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi manevî kazanç elde edebilir
 
Üst Alt