Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika

Cihadla Yaşayan Şehadetle Ölen Bir Büyük Önder

22 Mart 2004 Pazartesi


Filistin'de işgale karşı iki ayrı intifadanın öncülü ünü yapan, vücudunun felçli olmasına ra men Allah yolunda mücadeleden, direnişten geri kalmayan büyük insan, büyük lider, HAMAS'ın manevi lideri Şeyh Ahmed Yasin siyonistlerin düzenledikleri bir suikast neticesi hayatını kaybetti. Şeyh Yasin, evinin yakınındaki camide sabah namazını kılmasının ardından işgalci Siyonistlerin helikopterleri tarafından fırlatılan füzelere hedef olarak hayatını kaybetti. Saldırıda ikisi Ahmed Yasin'in yardımcısı olmak üzere dört kişi daha hayatını kaybetti.
Siyonistlerin bu saldırısı Filistin'in her tarafında geniş çaplı tepkilere ve hareketlili e sebep oldu.

Kutsal Direnişin Manevi Lideri: Şeyh Ahmed Yasin
Ahmed Yasin 1937 yılında Filistin'in Askalan şehrinin el-Cevra köyünde dünyaya geldi. Üç yaşında iken babası vefat etti. Bundan sonra annesinin ve kardeşlerinin himayesinde büyüdü. 1948 yılında yahudilerin Filistin'in büyük bir bölümünü işgal etmelerinin yol açtı ı felaket üzerine ailesi Gazze şehrine göç etti.

Ahmed Yasin, 1952 yılında Gazze şehrindeki İmam Şafii Okulu'nda ilkö renimini tamamladı. Sonra er-Rihal Ortaokulu'nda ortaö renimini tamamladı. Lise ö renimini de 1958 yılında Filistin Lisesi'nde tamamladı. Ahmed Yasin, hayatının gerek bu döneminde gerekse sonraki dönemlerinde pek çok önemli olaya şahit oldu. Bütün bu olayların onun üzerinde önemli etkileri oldu.

Ahmed Yasin, 1952 yazında bir yüzme faaliyeti esnasında kafasının üstüne düştü ve boyun kemi i kırıldı. Bu yüzden bütün vücudu felç oldu.

Liseyi bitirdikten sonra bazı ilim adamlarından özel dersler aldı. Bunun yanı sıra kendi özel çalışmalarıyla da kendini çok iyi yetiştirdi. Çevresinde zeki ve kültürlü biri olarak tanınırdı. Özel ö renimini tamamladıktan sonra ö retmen olarak görev aldı.

1967 yılında Filistin'in tamamının siyonist işgalcilerin eline geçmesi üzerine insanlar vatanlarını işgalden kurtarma mücadelelerinde kendilerine önderlik edecek birilerini aramaya başladılar. İşgalci yahudilerden gelen tehlike konusunda insanların şuurlandırılmasında Şeyh Ahmed Yasin'in büyük rolü oldu.

Şeyh Ahmed Yasin, Gazze'de İslâm Merkezi'ni kurmasından sonra iyice tanındı ve Filistin'in her tarafında adı duyulmaya başladı. Bu durum işgal yönetimini son derece rahatsız etti ve işgal yönetimi Şeyh Ahmed Yasin'i defalarca polis merkezine ça ırdı.

1984 yılında Şeyh Ahmed Yasin ve yardımcılarından pek çok kimse tutuklandı. Yürütülen soruşturma sonunda Ahmed Yasin, İsrail devletini yıkarak yerine İslâmi bir devlet kurmak için çalıştı ı gerekçesiyle 13 yıl hapse mahkum edildi. Ancak on bir ay sonra Filistinlilerle işgalciler arasında gerçekleştirilen bir esir de işiminde serbest bırakıldı. 1985'te gerçekleştirilen bu uygulamadan sonra Şeyh Ahmed Yasin yine Filistinli kitlelerin siyonist işgalcilere karşı sürdürdükleri cihadlarında başlarına geçti. Ahmed Yasin 8 Aralık 1987 tarihinde başlayan intifadanın öncüsü durumundaki İslâmi Direniş Hareketi (HAMAS)'nin liderli ini yürüttü. Bu teşkilatın manevi lideri ve intifadanın devamında bir motor görevi gördü.

Siyonistler, 18 Mayıs 1989 tarihinde Şeyh Ahmed Yasin'i yeniden tutukladılar. Onunla birlikte İslâmi Direniş Hareketi mensubu pek çok kimseyi de tutukladılar. Bu tutuklama, intifadayı durdurmayı amaçlayan sonuç getirmeyecek bir uygulamaydı. Ancak siyonistler umduklarını bulamadılar. Çünkü bu olay üzerine intifada daha da şiddetlendi.

Uzun oyalamalardan sonra Şeyh Ahmed Yasin 3 Ocak 1990 tarihinde mahkeme önüne çıkarıldı ve 15 suçlamadan yargılandı. Ahmed Yasin'in mahkeme mensuplarına söyledi i söz şu olmuştu: "Bu mahkeme kanuni olarak beni yargılama hak ve yetkisine sahip de ildir. Çünkü bu mahkeme işgalciler tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla tamamen gayri meşru ve kanundışıdır."

Bu ilk duruşmadan sonra yargıç yeniden duruşmayı belirsiz bir tarihe kadar erteledi. Daha sonra siyonist yönetim Şeyh Ahmed Yasin'in 6 Ekim 1991 tarihinde mahkeme önüne çıkarılaca ını açıkladı. HAMAS bu sırada, Şeyh Ahmed Yasin'in yargılanmasını protesto için genel grev ilan etti. 16 Ekim 1991 tarihinde de Şeyh Ahmed Yasin hakkında mahkemenin verdi i zulüm hükmü açıklandı. İsrail askeri mahkemesi HAMAS'ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin'i ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme Ahmed Yasin'e ayrıca, öldürme emirleri verdi i ve İsrail'i yıkarak yerine İslâmi bir devlet kurmayı amaçlayan kanun dışı (!) örgüt kurdu u iddiasıyla on beş yıl hapis cezası verdi.

İsrail yönetimi söz konusu cezaya mahkum ettikten sonra Ahmed Yasin'le zaman zaman pazarlıklar yapmak ve ona serbest bırakılması için bazı şartları kabul ettirmek istedi. Bir keresinde İsrail'i tanıdı ını ve imzalanan özerklik anlaşmalarına olumlu baktı ını açıklaması karşılı ında serbest bırakma teklifinde bulundu. Ahmed Yasin bunu kesinlikle kabul etmedi. Daha sonra İsrail'i tanıma şartından vazgeçerek sadece özerklik anlaşmalarını kabullenmesi şartıyla serbest bırakma teklifinde bulundu. Bunun üzerine Ahmed Yasin: "Bana dışarı çıktı ımda karpuz yemememi şart koşsanız bile yine kabul etmem. Çünkü ben işgal rejimini muhatap kabul etmiyorum ki onun şartını kabul edeyim" cevabını verdi.

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur:

"Bizim u rumuzda cihad edenleri biz elbette yollarımıza iletiriz. Muhakkak ki Allah iyilik edenlerle beraberdir." (Ankebut suresi: 29/69)

"Allah: "Elbette ben ve peygamberlerim galip gelece iz" diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, yücedir." (Mücadele suresi: 58/21)

Ahmed Yasin, sa lık durumunun kötüleşmesine, maruz kaldı ı kötü uygulamalara ve bedensel özürlü olması dolayısıyla zindanda çekti i sıkıntılara ra men işgalciler karşısında hiçbir taviz vermedi. Onun şu sözü davası ve inancı konusunda ne kadar kararlı oldu unu açıkça ortaya koymaktadır: "Benim için hapiste 100 yıl kalmak karşılı ında birtakım tavizler vererek çıkmaktan daha iyidir." Onun işgal rejiminin mahkemesi karşısına çıkarıldı ı sıra söyledi i sözler de inancı konusundaki kararlılı ının bir göstergesiydi.

.....
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Şeyh Ahmed Yasin sekiz yıl süren zindan hayatı boyunca kararlılı ından hiç bir şey kaybetmedi ve siyonist yönetimi muhatap kabul etmeme konusundaki tutumunu de iştirmedi. O gerçekten Hz. Yusuf (a.s.)'ı kendisine örnek almış bir insandı. Kur'an-ı Kerim'de Hz. Yusuf (a.s.) hakkında şöyle buyuruluyor: "Hükümdar: "Onu bana getirin" dedi. Bunun üzerine ona elçi gelince: "Efendine dön de ona sor: "Ellerini kesen kadınların durumları neydi? Şüphesiz Rabbim onların düzenlerini bilir" dedi. (Hükümdar kadınlara): "Yusuf'un nefsine yaklaşmak istedi inizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Hâşâ! Allah için biz ondan hiç bir kötülük görmedik" dediler. Azizin hanımı da dedi ki: "İşte şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onun nefsine yaklaşmak istedim. O ise gerçekten do ru söyleyenlerdendir." (Yusuf, 12/50-51) Yusuf (a.s.) zindanda o kadar ızdırap çekmesine ra men hakkındaki dedikoduların kayna ını kurutmadan zindandan çıkmamayı tercih etmişti. Ahmed Yasin de çekti i bütün ızdıraplara ra men davasından zerre kadar taviz vermemek için zindan hayatına sabretti.

Şeyh Ahmed Yasin bu kararlılı ıyla aynı zamanda eşi az görülür müstesna bir örnek ortaya koydu. Hasta yata ında, acil tedaviye ihtiyacının olmasına ra men: "Benim buradan çıkarılmam vatanımdan çıkarılmam anlamına gelmeyecek. Ben bu topraklara yeniden dönme hakkımı muhafaza edece im" diyerek Filistinlilere: "Bu vatana sahip çıkma konusunda asla gevşeklik göstermeyin. İşgalciler sizin en ufak bir zaafınızı kendi sinsi politikaları için kullanabilirler, buna fırsat vermeyin" mesajı iletti.

Şeyh Ahmed Yasin sekiz buçuk yıla yakın bir süre zindanda kaldıktan sonra 30 Eylül 1997 Salı akşamı serbest bırakılarak tedavi edilmek üzere Ürdün'ün başkenti Amman'a getirildi. Ancak bu serbest bırakma olayıyla ilgili iki önemli iddia ortaya atıldı. Bunlardan biri, Ahmed Yasin'in serbest bırakılmayıp Ürdün'e sürgün edildi i, di eri ise 25 Eylül 1997 Perşembe günü sabahı Ürdün'ün başkenti Amman'da HAMAS Siyasi Birimi başkanı Halid Meş'al'e karşı suikast girişiminde bulunan Kanada uyruklu iki MOSSAD ajanına karşılık serbest bırakıldı ı iddiasıydı.

"Sürgün" iddiasının do ru olmadı ı gerek Şeyh Ahmed Yasin'in açıklamalarıyla ve gerekse onun Gazze'ye dönerek açıklamalarını fiilen de do rulamasıyla ortaya konmuş oldu. Ahmed Yasin, söz konusu iddianın ortaya atılmasından sonra yaptı ı açıklamada, Amman'a tedavi için geldi ini ve Allah'ın izniyle sa lı ına kavuşması durumunda vatanına geri dönece ini ifade etmişti.

Ahmed Yasin açıklamasında, işgal yönetiminden yurduna geri dönmesine müsaade edilece ine dair yazılı bir belge verilmeden, kendisini Remle'den alarak Amman'a götürmek için gelen Ürdün helikopterinin kalkmasına izin vermedi ini dile getirerek istedi i zaman vatanına geri dönme hakkının saklı oldu una dair yanında yazılı belge bulundu unu dile getirmişti.

O, zindandan çıkarılmadan önce vatanına dönmesine müsaade edilece ine dair yazılı belge istemesiyle de tam anlamıyla Hz. Yusuf (a.s.) tavrı sergilemişti. Zindandan çıkarılaca ı haberinin kendisine ulaşmasına ra men hiç heyecana kapılmadan ve tam bir kararlılık göstererek hakkında çıkarılacak spekülasyonlara meydana vermemek ve vatanına olan ba lılı ını, ona karşı duyarlılı ını ortaya koymak için işgalcilerden yeniden vatanına dönmesine müsaade edilece ine dair yazılı belge istedi. Bu tam anlamıyla Hz. Yusuf (a.s.) kararlılı ıdır.

İkinci iddiaya gelince, maalesef bu iddianın arka planında gelişen olaylar tamamen Ahmed Yasin'in ve HAMAS'ın iradesi dışında cereyan etti inden ve çevrilen oyunlar bütünüyle Ürdün - İsrail arasında vuku buldu undan gelişmeler açıklamaları yalanladı. Bu ise Ürdün kralı Hüseyin'in kendi saltanatını korumak için izledi i zikzaklı politikasının bir yansımasıydı. Kral Hüseyin, ortada bir pazarlık oldu u iddialarının do ru olmadı ını ve Halid Meş'al'e suikast girişiminde bulunan MOSSAD ajanlarının Ürdün'de yargılanacaklarını açıklamasına ra men Şeyh Ahmed Yasin'in Gazze'ye dönmesinin ardından söz konusu suikast girişimine katılan MOSSAD ajanlarını İsrail'e teslim etti.

HAMAS olayın hemen ardından yaptı ı açıklamada teslim işine şiddetle tepki gösterdi. HAMAS konuyla ilgili açıklamasında şunları bildirdi:

"Biz MOSSAD adlı terör örgütüne mensup ajanların yargılanmalarını beklerken onların siyonist yönetime teslimi yönünde gelişmeler olmasına şaşırdık. HAMAS, hareketin Siyasi Birimi'nin başkanı kardeşimiz Halid Meş'al'e karşı suikast girişiminde bulunan MOSSAD ajanlarının Ürdün hükümeti tarafından siyonist işgal yönetimine teslim edilmesini büyük bir üzüntüyle karşılamıştır. Bu hareket siyonist teröre karşı yumuşak tavır gösterilmesi anlamına gelir ki böyle bir tavır da onlara daha çok cesaret kazandıracak dolayısıyla benzer girişimleri tekrarlamaya teşvik edecektir. Bu ise Ürdün'ün istikrar ve güvenine zarar verecektir. Siyonist yönetimin başbakanı Benjamin Netanyahu'nun Ariel Şaron ve İzak Mordohay adlı iki teröristi de yanına alarak dün akşam televizyonda yaptı ı açıklama ve işgale karşı direnenler nerede olurlarsa olsunlar kendilerini izleyecekleri yönünde sözler sarfetmesi bizim görüşlerimizi do rulamaktadır."

Şeyh Ahmed Yasin, Gazze'ye dönmesinden sonra da mücadelesine devam etti. Bu sebeple 29 Eylül 2000'de başlayan Aksa İntifadası'nın da manevi lideri olarak biliniyordu. İşgalci siyonistler tarafından da sürekli takip ediliyordu. Bu takip sebebiyle daha önce de bir suikast girişimine hedef olmuş ama Allah'ın izniyle mucizevi bir şekilde saldırıdan sa kurtulmuştu.

Ahmed Yasin sadece HAMAS'ın de il bütün Filistin direnişinin lideri olarak bilinen önemli bir şahsiyetti. Bundan dolayı da bütün Filistin halkı tarafından sahipleniliyordu. Şehadeti karşısında da bütün Filistin halkının ve direniş örgütlerinin ortak tavır sergilemesi bu özelli ini ortaya koymaktadır.


Ahmed Yasin'in Direnişinden Notlar
Şeyh Ahmed Yasin 1983'te Gazze'de kurdu u İslam Merkezi'nde yaptı ı konuşmalardan dolayı İsrail işgal kuvvetleri tarafından polis merkezine götürülür. Orada komiserle aralarında şöyle bir konuşma geçer:

....
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Komiser: Şeyh Ahmed! Peygamberinizin Hayber'de atalarımıza karşı zafer elde etti i gibi sizin de bize karşı zafer elde edece inizi ileri sürmüyor musunuz? Hadi öyleyse yanında ne varsa ortaya dök ve bizimle savaşmak için silahını çıkar.

A. Yasin: Hayber çok uzak de ildir. Günü geldi inde bizim size ne yapaca ımızı görürsünüz.

Komiser: Ne demek istiyorsunuz?

A. Yasin: Demek istiyorum ki, sizin gerçek savaşınız İslâm'la ve Muhammed'in askerleriyle olacaktır.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Ahmed Yasin tutuklandı. Daha sonra mahkeme önüne çıkarıldı ında yargıçla arasında şöyle bir konuşma geçti:

Yargıç: Sen İsrail devletini yıkarak yerine İslâmi bir devlet kurmak için çalışan İslami bir askeri örgütün başkanlı ını yapmakla suçlanıyorsun.

A. Yasin: Onların üzerlerindeki zulmün kaldırılması için kendilerine yardımcı olmam benim vatanıma ve halkıma karşı bir görevimdir.

Yargıç: Sen aynı zamanda kanundışı yollarla silah temin etmekle ve İsrail'e karşı kullanılması durumunda büyük bir felakete sebep olabilecek kadar silah biriktirmekle suçlanıyorsun.

A. Yasin: Her gün bizi öldürmek isteyene, vatanımızı ve kutsal varlıklarımızı işgal edene karşı canlarımızı ve kardeşlerimizi savunmak bizim hakkımızdır.

Bu olaydan sonra, İsrailli yargıca gazeteciler Ahmed Yasin'in felçli ve oturak biri oldu unu hatırlattıklarında yargıç şöyle demişti: "O felçli ve oturak bir adam ama onun felçli ve oturak olmayan aklı ve dili var. Aynı zamanda bir örgüt adamı ve lider konumunda. Etkinlik sahibi biri. İsrail açısından ona güvenilemez."

Ahmed Yasin, 1989'da tutuklanmasından sonra mahkeme önüne ilk çıkarıldı ında yargıçla arasında şöyle bir konuşma geçti:

Yargıç: Sen HAMAS hareketini kurmakla, taş atanları idare etmekle, onları İsrail devletine karşı savaşmaya teşvikle ve onlara bazı İsrail askerlerini ve yahudilerden bu topraklara yerleştirilenleri öldürme emri vermekle suçlanıyorsun.

A. Yasin: Ben HAMAS'ı kurmakla şeref duyarım. Yaptıklarım işgale karşı direnmem için dinime karşı görevimdir. Bunu yapmak ise Filistin'deki halkımın haklarını korumam için meşru bir hakkımdır.

İsrail mahkemesi 16 Ekim 1991 tarihinde Ahmed Yasin'i "ömür boyu + on beş yıl" hapis cezasına çarptırdı ını açıklayınca Şeyh Yasin kahkahayla güldü. Onun bu kahkahasının mahkemenin kararını alaya almak anlamına geldi ini düşünen İsrailli yargıç hiddetlendi. Ama Ahmed Yasin yargıcın tavırlarını hiç ciddiye almadı.

Siyonistler onu zindana attıktan sonra felçli olmasına ra men insanlık dışı uygulamalara maruz bıraktılar. Ama buna ra men onun kararlı tavrını de iştiremediler. Bir ara bazı şartlarla serbest bırakmayı teklif ederek onunla pazarlı a girişmek istediler. Amaçları onun yönlendirdi i kalabalık kitlenin azmini zayıflatmaktı. Ama o kararlı tutumundan hiçbir şey kaybetmeksizin şu açıklamayı yaptı: "Benim için hapiste 100 yıl kalmak karşılı ında birtakım tavizler vererek çıkmaktan daha iyidir."

İşgalciler pazarlık tekliflerini daha sonraları da sürdürdüler. Ama ondan hiçbir taviz koparamadılar. Onun işgalcilere en son söyledi i söz şu olmuştu: "Bana dışarı çıktı ımda karpuz yemememi şart koşsanız bile yine kabul etmem. Çünkü ben işgal rejimini muhatap kabul etmiyorum ki onun şartını kabul edeyim."

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Bizim u rumuzda cihad edenleri biz elbette yollarımıza iletiriz. Muhakkak ki Allah iyilik edenlerle beraberdir." (Ankebut, 29/69) Allahu teala, onu felçle imtihan etmiş ama ona cihad ve mücadele konusunda üstün bir azim ve direniş gücü lütfetmiş.


Şeyh Ahmed Yasin'in Gazze'ye Dönmesinden Sonra Kendisiyle Telefonla Yapılan Bir Röportajın Tercümesi:

Bugünkü durum ve gelecekte neler olabilece ine dair görüş ve de erlendirmelerinizi genel olarak arz eder misiniz?
Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun. Efendimiz Muhammed'e, onun aline, ashabına ve kıyamet gününe kadar onun ça rısını sürdürenlere salat ve selam olsun. Bundan sonra:

De erli kardeşlerim! Dünyanın de işik yerlerindeki mü'min ve mücahit gençler! Biz bugün İslami hareketin merhalelerinden bir merhale üzereyiz. Bu merhale gelişme ve yükselme merhalesidir. Yüce Allah'ın izniyle zafer noktalarına do ru ilerleme merhalesidir. Biz bugün vatanımızda ümmetimiz ve toplumumuz açısından ana tabanı oluşturmaktayız. Allah'ın izniyle, er ya da geç zafer bizim olacaktır. Dünyada çeşitli devletler bulunuyor. Güçlü her zaman güçlü olarak, zayıf da her zaman zayıf olarak kalacak de ildir. Yarın inşallah güçlüler biz olaca ız. Vatanımızın ve topraklarımızın bütün parçalarını kurtaraca ız. Onurla ve zaferle oraya dönece iz. Böylece orada Allah'ın sözü yüceltilecek, Allah'ın kelamı en yüce kelam olarak haykırılırken, inkar edenlerin kelamları en aşa ı dereceye düşecektir.

Gelecek konusuna gelince: Burada özerk yönetimle ve toplumla ilişkimiz devam edecektir. Biz tek bir halkız. Tek bir toplumuz ve öyle kalaca ız. Düşmanların Filistin'deki ulusal birli i bozmayı amaçlayan oyunlarını prati e geçirmelerine fırsat vermeyece iz. Karşılı ı ne olursa olsun Filistinlilerin birbirlerinin kanlarını akıtmalarına asla fırsat vermeyece iz. Bu konuda Yüce Allah'ın şu sözünde ifadesini bulan prensibi vurguluyoruz: "Sen beni öldürmek için elini bana uzatırsan ben seni öldürmek için elimi sana uzatmam. Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım." (Maide, 5/28)

Bazı yayın organları, sizin vatan topra ına döndükten sonra, işgal yönetimiyle bazı şartlarla ateşkes sa lanabilece i yolunda açıklamalarda bulundu unuzu ileri sürdüler. Bunun yanı sıra yahudilerin dinci partilerinden birinin sizinle görüşmesi üzere Gazze'ye bir temsilci gönderdi i iddia edildi. Bütün bu söylentilerin ve haberlerin do ruluk derecesi nedir?

Öncelikle ben yahudilere herhangi bir ateşkes önerisinde bulunmadım. Onlar bölgede kendilerini güvence ve istikrar içinde görmek istiyorlar. E er güvencede olmak istiyorlarsa bunu elde edebilirler. Ama bazı şartlarla: Batı Yaka ve Gazze bölgesinden tamamen çekilecekler, Kudüs'ümüzü bize bütünüyle teslim edecekler, işgal altındaki topraklarda bulunan yahudi yerleşim merkezleri tamamen kaldırılacak, tutuklu Filistinlilerin tamamı serbest bırakılacak, bizim kurtarılmış bölgelerimizde Filistin devletimizi kuraca ız, o toprakların üstündekiler de altındakiler de bize ait olacak, oralarda yönetim hakkı tamamıyla bize ait olacak, yahudiler hiçbir şekilde karışmayacaklar. E er İsrail bütün bu şartları yerine getirirse biz de, silahlı mücadelemizi belli bir süre durdururuz. Çünkü İslam, belirli bir süre ateşkese gidilmesini engellememektedir. Bunun için biz İslam nizamına göre hareket ederiz. Onlar bunu yaparlarsa, biz de dedi imizi yaparız. Ama biz ahdimize ve dinimizin esaslarına ba lı kalırız.

Yahudilerle görüşme, yahut herhangi bir yahudi dindarla bir araya gelme konusundaki söylentiler hakkında da şunu söylemek isterim: Bizim İsrail ile görüşme türünde hiçbir ilişkimiz söz konusu de ildir. Ne gizli ne de açık! Bizim görüşmemiz sadece özerk yönetimle olabilir. Onlarla görüşürüz. Biz bir şey istedi imizde bunu özerk yönetim yetkilileriyle görüşürüz. Diyalog olacaksa onunla olur. Biz burada iki ayrı yönetimin olmasından yana de iliz. Biz İsrail'le herhangi bir diyaloga girmekten yana de iliz. E er herhangi bir diyalog ve görüşme olacaksa bu özerk yönetimle onların arasında olur.

Sizin Gazze'ye dönmenizden sonra Dr. Mahmud Zehhar, sizin özerk yönetimin yetkisine karşı bir tavrınızın olmadı ına ve Yasir Arafat'ı Filistin halkının lideri olarak tanıdı ınıza dair açıklamalarda bulundu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Biz vatan topra ının sadece küçük bir parçası üzerinde bulunuyoruz. Oranın başında da kardeşimiz Ebu Ammar (Yasir Arafat) var. Dünyanın herhangi bir yerinde birbiriyle iç içe girmiş, sürtüşme halinde iki ayrı yönetimin olması mümkün de ildir. Bugün bu yönetimi tanıyor ve kabul ediyoruz. Yarın devletimiz olacak. Burada iki ayrı yönetim olamaz. Ancak bir yönetim olur. Ebu Ammar inşallah bu devletin başkanı olacak. Biz ne koltuk, ne mal, ne mevki istiyoruz. Biz mücahitleriz. Haklarımızı geri istiyoruz. Yönetim yine özerk yönetimin elinde kalsın. Biz ona bakmıyor ve ona ra bet etmiyoruz.
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Gazze'ye döndükten sonra HAMAS'ın konumu hakkındaki kanaatiniz nedir?

Bizim HAMAS olarak hedefimiz topra ımızı kurtarmak ve hakkımızı geri almaktır. Bu sürekli, sabit ve de işmeyecek bir hedeftir. Bu hedef er veya geç gerçekleşecektir. Bu hedef Filistin davasına hizmet etmektedir. Biz Filistin halkının birli i, arasına herhangi bir ihtilafın, uzlaşmazlı ın girmemesi, iç savaş çıkmaması için çalışaca ız. İşte bu Filistin davasına hizmet edecektir. Hedef tektir.

Biz isteklerimizi gerçekleştirmede ve İsrail işgal rejiminin gasp etti i meşru hakkımızı geri almada özerk yönetime destek oluruz. Bu gerçekleşti inde herhangi bir çarpışma ve direniş olmaz.

Özerk yönetime yapılan baskı neticesinde Gazze ve Batı Yaka'da çok sayıda hayır kurumu kapatıldı. Filistin dışında yaşayan çok sayıda Filistinli kendi vatanlarındaki hayır kurumlarına yardımlarını yeniden başlatabilmek için bu kurumların faaliyetine izin verilmesini bekliyorlar. Bu konudaki tavrınız ne olacak?

Biz inşallah bu kurumların ayakta tutulması ve kapatılmaması için özerk yönetimle görüşece iz. Çünkü bu kurumların kanuna aykırı bir çalışmaları olmadı ı gibi siyasi ve askeri faaliyetlere de girmemişlerdir. Biz özerk yönetimden bu kurumların kapatılmamasını isteyece iz. İsrail daha güçlü olmasına ve daha geniş imkanlara sahip olmasına ra men bu kurumları kapatmaya kapatsa bile uzun süre kapalı tutmaya güç yetiremedi. Ama şimdi kendisinin başaramadı ını özerk yönetimden istiyor. İnşallah görüşmeler sonunda bu konu çözüme kavuşacak ve Filistin halkının maslahatı açısından hayırlı olan sonuca ulaşılacaktır.

Herhangi bir seçim olması durumunda siz aday olmayı düşünür müsünüz? Veya özerk yönetim size bir bakanlık görevi teklif etse kabul eder misiniz? Bir de belediye seçimleri yapılması durumunda HAMAS bu seçimlere katılacak mı?

Ahmed Yasin herhangi bir dünyalık peşinde de ildir. Ahmed Yasin herhangi bir mevki elde etme arzusu taşımıyor. Ben kendimi herhangi bir makam için aday göstermeyece im. Ben özerk yönetimle kavgalı da de ilim, bu yönetimi ele geçirme çabasında da de ilim. Ben Allah katında kabul edilmiş kullardan olmak suretiyle Allah'ın rızasını kazanmak istiyorum. Bu itibarla birinci olarak: Ben ne bir mevki için ne de seçimler için aday olmayı düşünüyorum. İkinci olarak: Özerk yönetim herhangi bir mevkiyi teklif ederse kabul etmeyece im. Çünkü ben herhangi bir koltuk veya mevki peşinde de ilim. Üçüncü olarak: Belediye seçimleri konusuyla ilgili olarak, benim zindanda oldu um sırada HAMAS belediye seçimlerine katılmak istedi i yönünde açıklama yapmıştı. Benim buna herhangi bir itirazım yok. İnşallah e er gerçekleşirse İslami hareket bu seçimlere katılacak.

Son olarak dünya Müslümanlarına bir mesajınız var mı?

Benim bütün Müslüman gençlere nasihatim en başta İslam ahlakıyla ahlaklanmalarıdır. Do ruluk, güvenilirlik, ahde vefa, sevgi, kararlılık, çalışma ve üründe ihlas, Müslümanlarla yardımlaşmak ve onların dertleriyle dertlenmek de İslam ahlakının gereklerindendir. Allah yolunda cihad ve Allahu Teala'nın kelamının en yüce olması için başkalarıyla yardımlaşmak da İslam ahlakının gereklerinden biridir. Müslümanlara da ilme önem vermelerini tavsiye ediyorum. İlim gelecekte bizim düşmanımıza karşı zafer elde etmekte kullanaca ımız silahımız olacak. Cehaletle zafer elde edemeyiz. Dini, dünyayı ve ahireti kuşatacak bir ilimle ancak zafer elde edebiliriz.

Ahmed Varol
www.vahdet.com
 
H

hayrunisa

Guest

Allahım! Ümmetin Suskunlu unu Sana Şikayet Ediyorum! 

Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah! Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de de ilim! Ben ki saçları a armış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktı ı ve üzerinde zamanın belalarının esti i biriyim! Tek iste im benim gibi, Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!

Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler!

Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felaketler karşısında? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak? Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak!

Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çi nenirken? Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken! Omuzlarımıza el verecek ve göz yaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilatları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı! ? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye; Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mümin kullarına yardım et!  diye ça ıramaz mı! ? Buna da mı gücünüz yetmiyor! ?

Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak: Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık! 

Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapaca ız!

Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da ölece imizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldi ince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın! Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin!

Temennimiz, Allahın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır!

Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın!

Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!

Allahım! Sana şikayette bulunuyorum& Sana şikayette bulunuyorum& Sana şikayette bulunuyorum& Gücümün azlı ını, imkanımın yetersizli ini ve insanlara karşı zaafımı sana şikayet ediyorum& Sen mustazafların Rabbisin& Sen bizim Rabbimizsin& Bizi kime bırakıyorsun? & Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı?

Allahım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çi nenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, o lunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına sana şikayette bulunuyorum.

Sana şikayette bulunuyorum! Gücümüz da ıldı& Birli imiz bozuldu& Yollarımız ayrıldı& Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini sana şikayet ediyoruz&

ŞEYH AHMED YASİN




;( ;( RABBİM ŞEHADETİNİ KABUL ETSİN.
 

salihin_cy

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
133
Aldığı Beğeniler
0
Alemlerin Rabbi Allah (c.c) şehadetini kabul etsin....

Bizlere de böyle şerefli ve zalimin yüzüne hakkı haykıran ....mücadele eden...canından,malından,yardan vazgeçen bir imam ve önder nasip eylesin...

Kardeşlerim Allah cc sizden razı olsun.....Güzel bir çalışma olmuş....
 
Üst Alt