“Şüphe yok ki şeytan, aranıza ancak içki ile kumar ile adavet düşürmeyi ve sizi Allah Teâlâ’nın zikrinden ve namazdan alıkoymayı ister. Artık siz vazgeçtiniz değil mi?” (Maide; 91)
İçki ve kumarın, kurdun sapasağlam ağacı kemirmesi gibi ferdi, ailevi ve toplumsal yaşantımızı kemirip tükettiği, maalesef hepimizin malumudur. Kumar yüzünden dağılan aileler, yıkılan yuvalar, işlenen cinayetler, içki yüzünden meydana gelen elim hadiseler, her gün gazete sayfalarında ve televizyonlarda yer almaktadır. Tabiri caizse, bugün için bu tür hadiseler sıradan bir olay haline gelmiştir.
Ancak, ayet-i celilede dikkat buyrulduğu gibi şeytan insanı iki şeyden alıkoymak ister; birincisi, kulu gaflete düşürerek
zikrullahtan gaflete düşürmeye; ikincisi de kalbi dünyevi meselelerle bağlayarak, namazdan uzaklaştırmaya çalışır.
Nitekim İmam-ı Azam Hazretleri “Namaz kılmayan kâfir değildir, ancak, kâfirler namaz kılmaz.” Buyurarak, namazın ehemmiyetini göstermektedir.
“Rabbini gönülden yalvararak, gizlice ve sessizce sabah akşam an; gafillerden olma.” (Araf; 205)
Bir tazarru ile kalben ve ancak kişinin kendi işitebileceği bir sesle Mevla Teala’yı anması, acz ve fakr içinde olduğunu bilerek O’dan gafil olmaması gerekmektedir. n
Bu hususta Ebu Hureyre (radıyallahu anh) Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Allah Teâlâ buyuruyor ki: ‘Kulum beni nasıl zannederse (ona karşı) ben öyleyim. O beni andığı zaman, ben onunla beraberim. Eğer beni içinden anarsa ben de onu içimden anarım. Eğer beni bir topluluğun içinde anarsa ben de onu, o topluluktan daha hayırlı bir topluluğun içinde anarım. Eğer kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşacak olursa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Eğer o bana yürüyerek gelecek olursa ben ona koşarak varırım.” (6)
RABBIM cc cümlemizi onu hakkı ile zikredip ,gafil birakmasin zikrinden
İçki ve kumarın, kurdun sapasağlam ağacı kemirmesi gibi ferdi, ailevi ve toplumsal yaşantımızı kemirip tükettiği, maalesef hepimizin malumudur. Kumar yüzünden dağılan aileler, yıkılan yuvalar, işlenen cinayetler, içki yüzünden meydana gelen elim hadiseler, her gün gazete sayfalarında ve televizyonlarda yer almaktadır. Tabiri caizse, bugün için bu tür hadiseler sıradan bir olay haline gelmiştir.
Ancak, ayet-i celilede dikkat buyrulduğu gibi şeytan insanı iki şeyden alıkoymak ister; birincisi, kulu gaflete düşürerek
zikrullahtan gaflete düşürmeye; ikincisi de kalbi dünyevi meselelerle bağlayarak, namazdan uzaklaştırmaya çalışır.
Nitekim İmam-ı Azam Hazretleri “Namaz kılmayan kâfir değildir, ancak, kâfirler namaz kılmaz.” Buyurarak, namazın ehemmiyetini göstermektedir.
“Rabbini gönülden yalvararak, gizlice ve sessizce sabah akşam an; gafillerden olma.” (Araf; 205)
Bir tazarru ile kalben ve ancak kişinin kendi işitebileceği bir sesle Mevla Teala’yı anması, acz ve fakr içinde olduğunu bilerek O’dan gafil olmaması gerekmektedir. n
Bu hususta Ebu Hureyre (radıyallahu anh) Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Allah Teâlâ buyuruyor ki: ‘Kulum beni nasıl zannederse (ona karşı) ben öyleyim. O beni andığı zaman, ben onunla beraberim. Eğer beni içinden anarsa ben de onu içimden anarım. Eğer beni bir topluluğun içinde anarsa ben de onu, o topluluktan daha hayırlı bir topluluğun içinde anarım. Eğer kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşacak olursa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Eğer o bana yürüyerek gelecek olursa ben ona koşarak varırım.” (6)
RABBIM cc cümlemizi onu hakkı ile zikredip ,gafil birakmasin zikrinden