Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Labada:

(Gartenampfer / Patience / Patience dock / Rumex patientia ) Haziran-eylül aylari arasinda, yesilimtrak renkli küçük çiçekler açan, 50 cm-1,5 m boylarinda çok yillik otsu bir bitki. Daha çok çayirlik yerlerde, harâbelerde, yol kenarlarinda, meskûn daglik bölgelerde yayilis gösterirler. Gövdeleri dik, silindirik kirmizimsi, kökler kalin ve sarimsi renklidir. Yapraklari büyük, sapli ve sapin tabani oluk gibi çukurlasmistir. Çiçekler, gövdenin ucunda toplanmislardir. Çiçek organlari 6 parçalidir. Meyveleri kanatlidir.

Türkiyede yetistigi yerler: Bütün Anadolu.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kökleri ve saplari kullanilir. Kökler temizlenip, kalin dilimlere bölünür ve kurutularak saklanir. Labada köklerinde nisasta, seker, yag ve reçine vardir. Ayrica C vitamini ihtiva eder. Hâricen, bazi deri hastaliklarina karsi, haslama olarak kullanilir. Çayi da istah açici, kuvvet verici ve müshil olarak kullanilabilir. Körpe yapraklari da yiyecek olarak kullanilir.

Bu bitkinin Anadoluda bulunan diger türleri pazi, kuzukulagi gibi çesitli isimler altinda bilinir ve istifade edilir.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Lahana:

(Kopfkohl / Chou / Cabbage / Brassica oleracea / Chou commun) Sari veya beyaz çiçekli, yillik, iki yillik ve çok yillik, çogu Akdeniz çevresi memleketlerinde yetisen ve yetistirilen bir kis sebzesi. Mutedil-serin, sisli, yagisli, rutubetli iklimleri sever. Fazla sicak ve kuraklik, lahananin göbek baglamasini güçlestirir, yapraklari sertlestirir. Killi, derin, serin ve kuvvetli toprak ister. Azotlu gübrelere ihtiyâci fazladir. Kolay göbek baglamasi kisa daha iyi dayanabilmesi, kendine has tadi olmasi için, fazla miktarda potasa ihtiyaç duyar. Lahana, çogu Avrupa ülkelerinde yaygin olarak yetistirilir. Eskiden beri, kisin sebze olarak yenilir. Kis soguklarina oldukça iyi dayanabilen bir bitkidir.

Lahana cinslerini söyle siralayabiliriz:

1. Kelle (bas) lahana: 2-6 kg agirligi olan, en çok yetistirilen bir çesittir.

2. Kantar lahana: Orta, Güney ve Güneydogu Anadolunun bâzi yerlerinde ekilir. Tânesi 15-30 kg gelebilir.

3. Brüksel lahanasi: Uzun gövdesine siralanmis olan yapraklarinin diplerinde bir findik veya ceviz büyüklügünde göbek baglamis yumrulardan istifade edilir.

4. Kara lahana: Karadeniz sahilinde pek fazla yetistirilir. Göbek baglamaz, körpe yapraklari çok lezzetli, baharli, istah açici, sifâlidir.

5. Kirmizi lahana: Yapraklari kirmizi renktedir. Fazla iri olmaz. Siki göbek baglar.

6. Karnabahar: Lahananin bir çesidi sayilabilir. Lahananin yapraklarindan, karnabaharlarin çiçeklerinden faydalanilir. Karnabahar daha lezzetli, besince daha kuvvetlidir.

Türkiyede yetistigi yerler: Yabânî olarak Akdeniz bölgesidir. Kültürü her yerde genis çapta yapilmaktadir.

Kullanildigi yerler: Lahananin çesitli tipleri pisirilerek yenildigi gibi pisirilmeden salata yerine yahut tursusu yapilarak yenir. Kalori bakimindan pek zengin olmamakla beraber, vitamince zengindir. A,B,C vitaminleri bol bulunur. Lahana tohumlari kurt düsürücü ve idrar söktürücü olarak kullanilir. Tohumlarindan kolzayagi elde edilir. Ayrica, haslanarak yenilirse mide ve barsak yaralarini yumusatir. Vücudu hastaliklara ve özellikle kansere karsi korur. Ses kisikligini giderir. Guatr olanlar yememelidir.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Lavanta:

(Lavendel / Lavande / Lavender / Lavandula ) Haziran-agustos aylari arasinda mâvi veya mor renkli çiçekler açan, 20-60 cm boylarinda, aromatik kokulu, çok yillik, otsu veya çalimsi bitkiler. Daha çok deniz ikliminin bulundugu bati bölgelerimizde yaygin olan lavantanin, Türkiyede yetisen iki türü vardir. Bunlar, Lavandula stoechas ve L. angustifoliadir. Ayrica daha ziyâde kültürü yapilan, Ingiliz lavanta çiçegi (L. spica) olarak bilinen türü de bulunur.

Ingiliz lavanta çiçegi (L. spica): Haziran-agustos aylari arasinda mâvi renkli çiçekler açan, 20-50 cm boylarinda çok yillik otsu bir bitki. Gövdeleri dik ve odunludur. Dallar, yalniz alt kisimlarinda yaprak tasir. Yapraklar kisa sapli, dar ve uzunca, tüylü, beyazimsi-grimsi-yesil renklerdedir. Çiçekler dallarin ucunda, uzun saplar üzerinde toplanmisladir. Çiçekler küçük ve çok kisa saplidir. Çanak ve taç yapraklari tüp seklindedir. Meyveleri parlak siyah renklidir.

Türkiyede yetistigi yerler: Kuzeybati-bati ve güneybati Anadolu.

Kullanildigi yerler: Çiçekleri kullanilir. Çiçekleri açmadan toplanir ve su buhari ile distile edilerek, hemen uçucu yag elde edilir. Uçucu yaginda organik asitler, pinen, kâfur, camphen vs. gibi maddeler bulunur. Lavanta çiçegi, kuvvet verici, idrar söktürücü ve romatizmaya karsi çay hâlinde kullanilir. Çok iyi bir koku vericidir. Hâricen yatistirici olarak da kullanilir. Parfümeri sanâyiinde kullanilan önemli bir bitkidir. Lavanta çiçeginin bir türü olan Lavandula stoechas, Karabas olarak bilinir.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Limon: (Zitronenbaum / Limonier citronnier / Lemon tree / Lemon / Citron) Mart-ekim aylari arasinda beyazimsi-pembe renkli, güzel kokulu çiçekler açan, 3-5 m boylarinda, kisin yapraklarini dökmeyen küçük boylu agaçlar. Vatani Çin olup, Akdeniz bölgesinde genis çapta yetistirilir. Onuncu asirda Araplar tarafindan Avrupaya getirilmistir. Yapraklari oval, tüysüz, parlak yesil renklidir. Çiçeklerin taç ve çanak yapraklari beser parçalidir. Meyveleri oval sekilli, açik sari renkli, üzeri parlak ve kabarcikli, özel salgi cepleri olup, asitli bir özsuyu vardir. Tohumlari oval sekilli, sarimsi renkli ve aci lezzetlidir.

Türkiyede yetistigi yerler: Akdeniz bölgesi ve Dogu Karadeniz.

Kullanildigi yerler: Limonun meyve kabugu, limon esansi ve usaresi kullanilir. Limon kabugunda uçucu yag, hesperidin aci madde ve tanenli maddeler vardir. Kabugun içindeki beyaz kisma albeda adi verilir. Bundan petkin elde edilir. Istah açici ve sindirim kolaylastirici olarak kullanilir. Tâze meyve kabuklarini sikmak sûretiyle limon esansi elde edilir. 1500-3000 limondan 1 kg kadar esans elde edilir. Yesil olanlar sari ve olgun olanlarindan daha fazla esans verir. Bilesiminde uçucu yag vardir. Limonata yapiminda, besin endüstrisinde, pasta ve sekercilikte, parfümeri ve sabun yapiminda koku ve lezzet vermek üzere bazi preparatlarin bilesimine girer. Limonun pulpa kismi (iç kismi) sekerler, vitamin C ve sitrik asitler ihtivâ etmektedir. Limon suyu, atesi ve tansiyonu düsürür. Kani temizler. Susuzlugu giderir. Damar sertligi ve romatizmada faydalidir. Cildi güzellestirir. Disleri beyazlatir ve disetlerini kuvvetlendirir. Bogaz ve bademcik iltihaplarini giderir. Bas ve vücut agrilarini keser.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Mandalina:

(Mandarin / Tangerine / Mandarine) Partakaldan daha küçük, toparlak veya yassi, sari-turuncu renkli, usaresi tatli, hos kokulu bir meyvedir. Mandalina kabuklari portakaldan ince olup, daha kolay soyulabilir, fakat az dayanir. Memleketimizde Alanya-Antalya-Mersin-Iskenderun (Dörtyol) ve Rize bölgesinde yetistirilir. Fakat, Bodrum ve Mersin mandalinasi meshurdur.

Türkiyede yetistigi yerler: Akdeniz bölgesi, Dogu Karadeniz bölgesi.

Kullanildigi yerler: Meyveleri seker, organik asitler ve C vitamini ihtivâ eder. Kani temizler, sinirleri yatistirir, damarsertligi grip ve felçte faydalidir.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Mantarlar:

(Pilz / Champignons / Fungi-mushrooms / Fütr / Fungus) Boy, biçim ve bölge bakimindan büyük degisiklikler gösteren, yüzbin kadar çesidi olan bir bitkidir. Karada ve tatli sularda yasarlar.

Genel yapilari: Mantarlar genel olarak klorofilsiz ve renksiz organizmalardir. Yüksek mantarlar bâzi renk maddelerini ihtivâ edebilirler. Sekil bakimindan en ilkelleri çiplak ve amipsidir. Digerlerinde kitinden yapilmis bir çeper vardir ve çesitli sekiller gösterirler. Bir kismi tek hücrelidir. Bir kismi ise tek veya çok hücreden yapilmis basit veya dallanmis ipliksi gövdeye sâhiptir. Mantar ipliklerine hif, bu hiflerin teskil ettigi topluluga da misel veya miselyum denir.

Metabolizma: Mantarlar saprofit (çürükçül) veya parazit olarak yasayan heterotrof (dis beslek) organizmalardir. Yedek besin olarak glikojen ve yag meydana gelir, nisasta yoktur.

Yayilislari: Mantarlar tabiatta çok yaygin bulunurlar. Dünyâ üzerinde 60.000 kadar mantar çesidi vardir. Tatli sularda ve karada, nâdiren denizlerde yasarlar. Bir kismi insan, hayvan ve bitkiler üzerinde parazit olarak yasayip hastalik meydana getirirler. Toprakta bulunan diger bir kisim mantarlar da organik maddelerin parçalanmasinda rol oynayarak bitkilerin beslenmesine yardim ederler. Bunun yaninda birçok besinin bozulmasina da sebep olurlar. Karada yasayan yüksek mantarlarin çogu mantar adi altinda bilinir, sapkali olan bir kismi yenir, bir kismi ise zehirli olup, önemli zehirlenmelere yol açar. Bâzi mantarlar da mavi-yesil veya yesil suyosunlari ile birlikte likenleri meydana getirirler.

Üreme: Mantarlar sporlanma ile eseysiz veya eseyli olarak üreyebilirler. Mantar miselleri uygun çevre sartlarinda çesitli sekillerde sporlari meydana getirirler. Olgunlasan sporlar fertten ayrilarak serbest hâle geçer ve çimlenerek kendi türüne has mantari meydana getirir. Mantar sporlari, degisen çevre sartlarina karsi çok dayaniklidirlar. Bu sebeple tabiatta uzun süre canli kalabilirler. Mantarlarin sekil ve büyüklükleri türlere göre degisir. Esemli üremeleri, farkli esemlere âit sporlarin birlesmesi ile olur.

Bazidli mantarlar: Bu sinifta da bitkilerde hastalik meydana getiren mantarlarla, yenebilen ve insanlar için çok zehirli olan mantarlar bulunmaktadir. Mantar miselleri çok hücreli olup, tomurcuklanma sûretiyle spor meydana getirirler. Bugdaygillerde karapas, rastik, sürme gibi hastalik yapan mantarlar bu sinifta olup, bitkileri tahrip ederler. Bu grubun en önemli mantarlari karada ve bilhassa ormanlarda yasayan sapkali mantarlardir. Sampiyon, kuzu kulagi gibi mantarlar, yenebilen kiymetli mantarlardir. Sinek mantari(Amanita muscaria) gibi bir kisim mantarlar ise çok zehirlidir. Meselâ sinek mantari zehirli alkaloitler tasir. Mantar yendikten bir kaç dakika veya bir kaç saat sonra zehirlenme belirtileri görülür. Mantarda bulunan alkaloitler sinir sistemine etki yaptigindan, hastanin kalp hareketleri, nabzi yavaslar, bulanti, kusma, terleme, salya akmasi ve gözyasi, sulu ishal ve delilige yakin bir sarhosluk görülür. Hasta deli gibi her seyi söyler. Mîde, barsak, karaciger ve böbrekler çok zarar görür. Hastada su ve elektrolit dengesi bozulur, idrar çok azalir. Eger mantar çok yenmisse hasta zamanla agirlasir ve ölür. Eger zehirlenme erken anlasilirsa, ilk yardim olarak ilik tuzlu su içirilir, kusturulur ve birkaç defâ tekrarla mîdesi yikanirsa hasta kurtulabilir. Ilk yardimdan sonra hastâneye kaldirilip atropin tedâvîsi yapilir, serum verilir. Hastaya aktif kömür, toz kahve, çay ve bir pürgatif verilir. Ilk günlerde karbonhidratça zengin, proteince fakir yiyecekler verilir. Hastaya hiçbir zaman alkol verilmez. Bâzan 1-2 mantar ergin bir insani bir günde öldürmeye yeterli olabilir. Her yil mantar zehirlenmesinden olan ölümlerin büyük bir kismi bu amanita grubu mantarlardan ileri gelir. Zehir maddeleri, mantari kurutmak, kaynatmak ve kizartmakla kaybolmaz. Zehirli ve yenen mantar arasindaki ayrintiyi kesin olarak kolayca ayirt edebilecek bir metod yoktur. Kirdan toplanan mantarlarin yenebilmesi için mantarin çok iyi taninmasi gerekir. Aksi hâlde yenmemelidir. Kültür mantarlari tercih edilmelidir. Mantar toplamak, yetistirmek özel bilgi ve tecrübeyi gerektirir. Çünkü zehirsizler yanindaki tek zehirli mantarin birlikte pismesi, hepsine bulasmasi demek olacagindan çok dikkatli davranilmalidir. Halk arasindaki yaygin olan, zehirli mantarin herhangi bir gümüs esyâyi kararttigi görüsü tamâmen yanlistir. Zehirli mantarlar genellikle renk ve sekil bakimindan çok ilgi çekici olurlar. Mantarlarin zehirli olup, olmadiklarini bâzi belirtilerinden anlama imkâni varsa da toplarken çok dikkatli davranmak gerekmektedir. Zîrâ bir anlik dalginlik, yiyen kimsenin zehirlenmesi demektir. Mantarlarin garip dünyâlari henüz ilmî açiklik kazanamamistir. Meselâ; bâzi mantarlar, hemen hemen alti metre çapinda el ile dikilmis görünümünü uyandiran bir dâire içinde yetismektedir. Bir çesit mantar da bitkileri bir yüzük gibi sararak buralarin yirtilip, kalbur gibi delinmesine ve sanki içlerinde isik yaniyor seklini vermesine sebep olmaktadir. Coprinus mantarinin olgunlastiktan sonra renginin siyaha döndügü ve sulanarak mürekkep hâlini aldigi söylenmekte, bir çesit yuvarlak iplik gibi uzun Myclia mantarinin da ona hafifçe dokunan bir solucani bir uzanti ile hemen yakalayarak içinde hazmetmesi, enteresan olaylar arasinda yer almaktadir. Bâzi tür mantarlar insanlarda garip tesirler yapar. Meselâ; Meksikanin islak otlu kesimlerinde yetisen Pslocybe mantari, yenildiginde insanin garip seyler görmesine sebep olur. Bilhassa kizilderililer, dînî âyinlerinde bundan yiyerek güzellik, tazelik ve bilginin sirlarina sâhip olacaklarina inanirlar. Mantarin pekçok çesitleri olmasina ragmen, bunlarin arasindan ancak bir iki tânesi yenmektedir. Dünyânin en çok mantar yiyen ülkesi, Fransadir. Kisi basina düsen yillik mantar orani 16 kgi bulmaktadir. ABD ve Avrupada en çok yenen Agaricus bisporus, Güney Asyada Volvariella volvacea, Japonyada ve Çinde Lentinus edodes baslica yenen mantar çesitleridir.

Yurdumuzdaki bâzi mantarlar:

Çayir mantari: Zehirli türü de olan bu mantara dikkat etmek gerekir. Semsiye seklinde, kir ve çayirlarda yetisen bu mantar, açik kahverenklidir.

Seytan mantari: Kesildiginde önce kirmizi, sonra mâvi olan bu mantar oldukça zehirli bir türdür. Sapi karinli ve saridir. Altinda koyu kirmizi karisik çizgiler vardir.

Kuzu mantari: Çogunlukla zehirsizler sinifina giren kuzu mantari, uzun külah biçimli, sari ve koyu renklidir.

Mercan mantari: Üzerlerinde beyaz, sari, pembe tomurcuklari olan bu mantarin parmak biçimli çikintilari vardir ve zehirsizdir.

Kurt mantari: Zehirli mantarlar sinifindan olan bu tür, beyaz sert dügme görünüsünde olup, akarsu ve yol kenarlarinda yetismektedir.

Mantar, pisirildigi gün hemen yenilmelidir. Mantari pisirmek için bilhassa emaye, atese dayanikli cam veya porselen kaplar kullanilmali, mantar kesinlikle alüminyum tencerede pisirilmemelidir. Pisirilecek mantarlari çok iyi temizlemek, basindaki yapiskan deriyi çekip çikardiktan sonra sapini keskin biçakla kazimak gerekir. Bol suda yikanan mantarlar, bir peçete üzerine birbirinden ayri duracak sekilde siralanip, iyice süzülmesi beklenir. Daha sonra ince ince dograyarak pisirmelidir. Mantari pisirirken tadinin kaybolmamasi için yalnizca tuz, karabiber ve kiyilmis tâze maydanoz konulur.

Kullanildigi yerler: Mantar etin yerini tutar. Protegin degeri etten daha fazladir. Yorgunlugu giderir. Düsünme ve ögrenme yetenegini gelistirir. Kansizligi giderir. Bedenin gelismesine yardimci olur. Romatizma ve üremi olanlar yememelidir.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Margarit:
(Çayir kasimpati / Öküzgözü / Chrysanthemum leucantheum) Daglarda ve çayirlarda yetisen, güzel çiçekli bir bitkidir. Kasimpati'ya benzer. Dallari ufaktir. Yesil yapraklari dantela gibidir. Çiçeklerinin etrafinda beyaz yapraklar vardir. Ortasi altin sarisi renginderir. Çiçekleri yaz aylarinda toplanip kurutulur.

Kullanildigi yerler: Idrar söktürür. Terletir. Böbrek taslarinin düsürülmesine yardimci olur. Karaciger hastaliklarinda faydalidir. Egzama gibi deri hastaliklarinda sikayetleri giderir.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Marrup:

(Marupa / Simarouba) Ikiçenekliler sinifinin, Simaroubaceae familyasindan, Amerika'da 9 türü olan bilesik, almasik yaprakli bir agaçtir. Antillerde yetisen Simarouba amara, 20 metre kadar boyunda bir agaçtir. Kabugu düz, pürüzsüz, grimsi renkte ve çok acidir. Kerestesi kiymetlidir.

Kullanildigi yerler: Ates düsürür. Kalp hastaliklarinda faydalidir
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Marul:

(Lactuca / Lettuce / Laitue / Gartenlattich / Sommerendivie / Kopfsalat / Laitue) 30-100 cm boylarinda, tüysüz, sari renkli çiçekler açan, beyaz bir süt tasiyan iki yillik otsu bir bitki. Kültür formlari ve degisik varyeteleri, çok eskiden beri yetistirilmektedir. Bostan marulu olarak da bilinir.

Türkiyede yetistigi yerler: Anadolunun her yerinde yetistirilmektedir.

Kullanildigi yerler: Sebze olarak kullanilir. Tâze yapraklari bas agrisina karsi, süt arttirici, hafif müshil ve idrar arttirici olarak kullanilir. Marul tohumu da yatistirici, hafif müshil etkiye sâhiptir. Erkeklerde özellikle ergenlik döneminde olusan asiri cinsel istekleri frenler.

Diger bir marul da yabânî marul (Lactuca serriola)dir. Aci marul, esek marulu, yag marulu gibi isimlerle de bilinir. Anadoluda yaygindir. Bitkinin çiçekli dallari idrar arttirici, antispazmodik ve yatistirici etkilere sahiptir. Kurutulmus sütü de uyusturucu ve uyutucu etkilere sâhiptir. Anadoluda 10 kadar marul (Lactuca) türü yayilmis bulunmaktadir.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Maydanoz:

(Petersilie / Persil / Parsley / Midenuvaz / Petroselinum sativum) Agustos-eylül aylari arasinda, beyaz renkli çiçekler açan, kazik köklü, 30-100 cm boylarinda, iki yillik otsu bir bitki. Ilk yil bir yaprak rozeti, ikinci yil ise bir gövde meydana getirir. Rutubetli ve sulak topraklari sever. Gövdeleri dik, tüysüz, köseli, içi bos ve çok dalli, yapraklari sapli, parçali ve koyu yesil renklidir. Çiçekler semsiye seklinde toplanmistir. Yapraklari tüysüz, yesilimsi, esmer renkli, armut seklinde ve özel kokuludur.

Kullanildigi yerler: Kökü ve yapraklari kullanilir. Yapraklarda uçucu yag ve glikozit, köklerinde ise uçucu yag, seker, müsilaj ve glikozit vardir. Yapraklar vitamin (A,C,K) bakimindan zengindir. Yapraklar idrar söktürücü ve tansiyon yükseltici olarak kullanilir. Ayrica, Iltihapli yaralarin iyilesmesine yardim eder. aybasi bancilarini keser. Yüksek tansiyonu düsürür. Kansizligi giderir. Kansere karsi korur. Mide ve barsaklarda gaz birikmesini önler. Cinsel istekleri artirici (Afrodizyak) özelligi vardir. Görme gücünü artirir. Kök de ayni özelliklere sâhiptir. Tâze yapraklar, papagan ve diger kuslar için tehlikelidir.
 
Üst Alt