Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

sifaderyasi

ESKİ DOST
 
Üyelik Tarihi
15 Kas 2005
Mesajlar
222
Aldığı Beğeniler
0
Konum
Asl: Trabzon İkamet: Hatay
Takım
Diğer
TAKDİM​

Kainatın ve insanın yaratıldığı günden beri var olan hastalıklar ve bitkiler, insanlar tarafından çeşitli dönemlerde ve zamanlarda bir çok hekimler ve insanlar tarafından keşfedilmiş, tecrübe ve denemelerle geliştirilerek günümüz insanlarına ilaç olarak takdim edilmiştir.

Doğu'da ve Batı'da tanınmış olan Lokman Hekim, Batlamyus, Galinus, Sokrat, İbn-i Sina, Nuveri, İbn-i Baytar, İbn-i Cezzar gibi bütün büyük hekimler, şifalı bitkileri bir deva kaynağı olarak kullanmışlar ve bulmuş oldukları bu şifalı bitki terkiplerini bizlere miras olarak bıraktılar.

Yediğimiz sebze ve meyvelerin hemen hepsinin tedavi edici olduğu üstün bir koruyucu özelliğine de sahiptir.Vücudumuzun ihtiyacı olan vitaminleri, balık, ekmek, elma gibi canlı ve bitkilerden elde ediyoruz.Vücudumuzu almış olduğumuz bu bitki ve sebzeler kendi kendine tedavi etmekte olup, bir takım hastalıklar ise bunların yetersiz, dengesiz ve hormonlu olarak alınmasından kaynaklanmaktadır. Bazen canımızın istemiş olduğu herhangi bir meyve veya sebze vücudumuzun o vitamin veya minerale ihtiyacı olduğundandır.

Bitkiler ve bitkilerle tedavi konularında tanınmış tabiblerin eserlerinden, kendi tecrübe ve araştırmalarımdan yola çıkarak sizlere faydalı olmaya çalışacağız.Unutmayınız ki bizler tabib değiliz, sadece nakletmekle görevli bu işe merak salmış Allah'ın aciz kullarıyız.Yani sizlere en güzelini ve en doğrusunu araştırıp yol göstermek, daha doğrusu un ve şekeri bir araya getirip sizlere helva yapmasını tarif etmek...

Bu değerli bitki hazinesinin sizlere faydalı olacağı düşüncesiyle sağlıklı,mutlu ve hayırlı ömürler dilerim.
 

sifaderyasi

ESKİ DOST
 
Üyelik Tarihi
15 Kas 2005
Mesajlar
222
Aldığı Beğeniler
0
Konum
Asl: Trabzon İkamet: Hatay
Takım
Diğer
The Independent gazetesinde yayınlanan sağlık ipuçları listesinde, herkesin her an çok kolay uygulayabileceği öneriler var. İşte sağlıklı bir ömür için yapmanız gerekenler...


1-Her gün bir diş sarımsak yiyin: Sarımsak vücuttaki hastalık sebebi olabilecek kimyasalların seviyesini yüzde 48 azaltırken, beynin yaşlanmasını önlüyor, kolesterolü düşürüyor.

2-Egzersizi ihmal etmeyin: Günde bir kilometre yürüyüş ya da haftada üç kez hafif egzersiz kalp hastalığı riskini düşürüyor.

3-Kepekli ürünler kanserden korur: Haftada dört kez kepek içeren ekmek, makarna ya da kabuklu pirinç tüketmek kanser riskini yüzde 40 azaltıyor.

4-Sebze-meyveyi eksik etmeyin: Sebze-meyve, özellikle de domates, kırmızı üzüm, brokoli yiyenlerde kalp krizi, kanser ve şeker hastalığı riski düşüyor.

5-Ayaküstü yemekten vazgeçin: Hamburger, patates kızartması vs. gibi yiyecekleri tüketmeden önce kalp hastalıklarının üçte birinin bu yiyecekler yüzünden ortaya çıktığını hatırlayın ve fast fooddan vazgeçin.

6-Bel ağrısına çalışma iyi gelir: Araştırmalar bel ağrısı çekenlerin yatmak yerine normal aktivitelerine devam ettiğinde daha çabuk iyileştiğini gösteriyor. Fazla zorlamamak koşuluyla hareket etmek belinize yatmaktan daha iyi geliyor.

7-Sofrada balık olsun: Düzenli olarak balık yemek kalp riskini azaltıyor, ayrıca balıkta bulunan yağlar bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor.

8-Tuzu azaltın: Fazla tuz felce ve kalp hastalıklarına davetiye çıkarır diyen uzmanlar günde 5 gramdan fazla tuz tüketilmesini sakıncalı buluyor.

9- Üzüm çekirdeği kanserden korur. Üzüm çekirdeği bilinen en doğal antitoksindir.

10-Kahvenin faydaları: Araştırmalar günde iki fincan kahvenin kolon kanser riskini yüzde 25, safra kesesinde taş riskini yüze 45 azalttığını gösteriyor. Ancak kahvenin çok fazla tüketilmesi yüksek tansiyona neden olabiliyor.

11-Çaya devam: Uzmanlar, bol bol çay içenlerin kalp krizinden ölme riskinin yarı yarıya azaldığını belirtiyor.

12-Tok diyetler faydasız: Haftada üç kilo vermeyi vaat eden diyetlerden uzak durun. Kilo vermek istiyorsanız bunu hafta hafta değil uzun vadede yapmaya çalışın.

13-Aşırı kiloya dikkat: Yeni bir araştırmaya göre, kilolu insanların aldıkları her yeni kilo ömürlerini 20 hafta kısaltıyor. Fazla kiloları vermek kalp, kanser, eklem iltihabı hastalıklarından koruyor.

14-Selenyuma ihtiyacınız var: Kansere karşı doğal bir koruyucu olan selenyum fındık, fıstık, balık, tahıl gibi ürünlerde bol miktarda bulunuyor. Her gün selenyum alanlarda kanser riski yüzde 37 azalıyor.

15-Kolesterolü düşürün: Egzersiz yapmak ve yağı, tuzu azaltmak kolesterolü düşürüyor, bu da kalp krizi ve felçten korunmanızı sağlıyor.

16-Mucize ilaç aspirin: Ağrı kesici olarak aldığımız aspirin bizi kalp hastalığı, felç ve kanserden koruyor.

17-Düzenli **** bağışıklığı güçlendirir: Uzmanlara göre haftada dört kez **** yapmak, vücudu gripten koruyan Iga maddesini artırıyor. Ayrıca bu kişiler on yıl daha genç görünüyor.

18-Rahatlamayı öğrenin: Sosyalleşerek, hobi edinerek rahatlamak ruh sağlığına iyi geliyor. Ayrıca haftada üç kez rahatlatıcı egzersiz yapmak stres ve depresyonu önlüyor.

19- Sigaraya hayır: Sigarayı bırakmak artık daha kolay, nikotin bantları ve sakızları, akupunktur vs. gibi yöntemleri deneyebilirsiniz. Eğer tamamen bırakamıyorsanız azaltmak da sizin için yararlı olacaktır.

20-Ağız kokusunun çaresi var: Uzmanlar ağız kokusuna yol açan hastalıkları önlemek için günde iki kez fırçalama, gargara kullanmanın yanı sıra havuç gibi lifli yiyecekler yemeyi ve çok fazla kahve içmemeyi öneriyor.

21-Sağlık için şarkı söyleyin: Doktorlar şarkı söylemenin ruh ve beden sağlığına iyi geldiğini belirtiyor. Şarkı söylemek rahatlatıyor, nefes egzersizi yerine geçiyor, depresyona iyi geliyor hatta ömrü uzatıyor.

22-Sağlıklı sinüsler için mırıldanın: Mırıldanarak şarkı söylemek de sinüsleri açıyor, sinüziti önlüyor.

23-Uykusuz kalmayın: Uyku bağışıklık sisteminin iyi çalışmasında etkili oluyor. Yetersiz uyku konsantrasyon eksikliğine yol açıyor.

24-Her gün vitamin alın: İçeriğinde folik asitin de bulunduğu vitamin tabletleri sizi kanser ve kalp hastalıklarından koruyor.

25-Cildinizi nemlendirin: Cildiniz için yazın, güneşten koruyucu kremleri, kışın da çatlama ve kırışıklardan korumak için nemlendiriciyi ihmal etmeyin.

26-Elma dişlere iyi gelir: Böğürtlen bakterilerin dişe yapışmalarını engelleyerek diş eti hastalığı riskini azaltırken, elma, portakal, havuç, ıspanak gibi lifli yiyecekler de dişleri güçlendiriyor.

27-Eş seçerken dikkat: Uzmanlar kronik rahatsızlıkların kadın-erkek ilişkilerinde iki tarafı da etkilediğine dikkat çekiyor ve kronik hasta bir kişinin eşinin de hasta olması riskinin altı kat artığını söylüyor.

28-Su içmeyi ihmal etmeyin: Günde beş bardak su içen kişilerde kolon kanseri riski yüzde 50 azalıyor.

29-Dostların sağlığa yararı: Doktorlar, dostlarla ilişkilerin hafızayı geliştirdiğine dikkat çekiyor.

30- En sağlıklı meslek grubu pazarlama: İngilterede satış elemanları en sağlıklı meslek grubunu oluşturuyor. Bu gruptakiler meslekle ilgili hastalıklara çok az yakalanıyor.
 

sifaderyasi

ESKİ DOST
 
Üyelik Tarihi
15 Kas 2005
Mesajlar
222
Aldığı Beğeniler
0
Konum
Asl: Trabzon İkamet: Hatay
Takım
Diğer
ALÇI LEKESI

Ilık sirkeye batırılmış bir bezle silin.

ALKOL LEKESi
Cilalı ahşap üzerinde: Lekeli yerleri bir mantar tıpasıyla silin veya terebentinle ıslatın, sonra parlatın.

Masif ahşap üzerinde: Eter veya benzinle temizleyebilirsiniz.
Leke çok inatçıysa, çakmak benzinini deneyiniz.

ALTIN TEMiZLiGi
Bir litre suya 15 gr. sabun rendesi ve 100 gr. amonyak ilave edin. Temizlemek istediğiniz altın eşyalarınızı bu karışımın içinde 1/2 saat kadar bırakın. Sonra, soğuk suyla çalkalayın ve bir deri parçasıyla temizleyin.

ALÜMINYUM TEMiZLiĞi
Kimi zaman alüminyum kaplarımız kirlenir ve lekelenir (özellikle bulaşık makinasında yıkadıktan sonra kararırlar). Bunların temizliği de kolaydır. İçinde kuzu kulağı pişirin veya süt kaynatın. Bozulan rengi eski haline dönecektir. Biraz zeytinyağı ile birkaç damla alkolü karıştırın ve yumuşak bir bezle alüminyum kaplarınıza sürün. Pırıl pırıl olacaklardır.

AMPULLERIN TEMIZLIĞI
En iyi temizleyici alkoldür. Ancak ampulün yüzeyi pütürlüyse bir kesilmiş soğan parçasıyla silin, sonra nemli bir bezle temizleyin. Ampulü temizledikten sonra ışığı yakmadan, üzerine bir iki damla parfüm sürün. Eviniz mis gibi kokacaktır.

AT KESTANESI
Elleriniz için:At kestanesi tozu ile ellerinizi yıkarsanız beyaz ve yumuşak olmalarını sağlarsınız. Çamaşırlar için: Özellikle beyaz çamaşırları at kestanesi suyuyla yıkarsanız kar gibi beyaz olurlar. Ayrıca, at kestanesiyle yıkanan çamaşırlar nemliyken ütülenirse kolalı gibi olur.

AYAKKABIDAKI LEKELER
SU LEKESI
Boyamadan önce vazelin sürün.

KÜF LEKELERI
Bir beze gliserin sürerek lekeleri silin.

spor ayakkabilar
Benzine batırılmış, eski diş fırçasıyla temizleyin.

açik renk ayakkabilar
Üzerindeki lekeler benzine batırılmış bir bezle silinirse yok olurlar.

koyu renk ayakkabilar
Üzerlerindeki lekeleri alkole batırılmış bezle temizleyin. Lekeler yok olacağı gibi ayakkabılarınız
pırıl pırıl gözükecektir.

vernikli ayakkabilar
Süt ve limon suyu en tesirli temizlik maddesidir.

süet ayakkabilar
Süet ayakkabıların dökülen tüylerini kabartmak için onları, su buharına tutun. Sakın ıslakken fırçalamayın. İyice kuruyunca tel fırçayla fırçalayın.

rugan ayakkabilar
Çatlamalarını önlemek için zeytinyağı veya vazelin sürün. Sıcaklık çatlamalarına sebep olacağı için serin yerde saklayın.

kahverengi ayakkabilar
Rengini değiştirip siyaha boyamak isterseniz önce çiğ patatesle ovalayın sonra siyah cila sürün.

AYNA TEMIZLIĞI
Aynanızı temizlemenin iki basit yolunu sıralayalım.

- Top haline getirdiğiniz gazete kağıdını, 2 ölçü su ve 1,5 ölçü sirke karışımına batırarak bununla aynanızı silin, sonra kuru bir bezle kurulayın.

-Yarıya kesilmiş çiğ patatesle aynayı ovalayın. Sonra içine az miktarda alkol katılmış suyla durulayın.

Sinekler karşı: Aynayı temizlediğiniz son suya alkol katarsanız sineklerin konmasını engellersiniz.

BALMUMU LEKESI
Lekeli yere bir kurutma kağıdı yerleştirip, balmumunu emmesi için üstünde sıcak ütüyü gezdirin.

BLUCINLERIN RENGI
Rengini devamlı olarak açılmasını istemiyorsanız, yeniyken içine bol miktarda tuz atılmış soğuk suda 12 saat kadar bırakın. Renginin belirgin bir sabitlik kazandığını göreceksiniz.

BOYA
Kokusundan rahatsız olursanız

Taze boya kokusunu yok etmek için iki çareden yararlanabilirsiniz.
-Boya kutusuna, litre başına 2 çorba kaşığı vanilya karıştırın.
-Veya boyadığınız odaya, içinde kesik bir soğan bulunan soğuk su dolu bir kap yerleştirin.
Ekmek içiyle doldurulmuş bir tabak da aynı işi görecektir.

TEMIZLIĞI
Oda duvarlarını temizlemek daima can sıkıcı işler arasında yer alır. Üstelik bu işin püf noktaları bilinmiyorsa?
- Odanın ortasına, kaynar su dolu bir kap bırakın. Kapı ve pencereleri iyice kapatın. Meydana gelecek buhar duvarları nemlendireceğinden temizlik işiniz oldukça kolaylaşacaktır.
- Mutfak duvarlarının temizliği için kullanacağınız sabunlu suya bolca tuz ilave edin. Böylece duvarlardaki yağ ve is lekelerini kolaylıkla çıkartabilirsiniz.
- Boyalı duvarlarınızı, iyice yıkayıp kuruttuktan sonra, nişastalı suya batırdığıız süngerle silin. Böylelikle bir sonraki temizlik işlemini kolaylaştırmış olursunuz.

PARMAK IZLERI
- Duvarın boyasına zarar vermeden bu sevimsiz parmak izlerinden kurtulabilirsiniz.
- İzleri kesilmiş patates parçasıyla ovuşturun.
- Parafine buladığınız bir bezle silerseniz parmak izlerinin çıktıklarını görürsünüz.

CAM ÜZERINDEKI BOYA LEKELERI
- Eğer lekeler küçükse, bunları jiletle kazıyarak çıkartabilirsiniz.
- Daha inatçı ve büyük boya lekelerini önce alkolle ıslatın, sonra jiletle kazıyın.

KUMAŞ ÜZERINDEKI BOYA LEKELERI
- Leke henüz oluşmuşsa, yani tazeyse en etkili temizleyici madde terebentindir.
- Leke kurumuşsa, sabunlu suyla yıkayın ve birkaç saat bu suda bırakın. Boya iyice yumuşayınca bir bıçakla kazıyın, sonra terebentinle silin.

BÖCEK ÖLÜLERI LEKE YAPMIŞSA
- Beyaz çamaşırlar: Çamaşır suyuyla yıkayın.
- Renkli kumaşlar: Lekeyi ılık suyla ıslatın, sonra amonyaklı suyla fırçalayın.

CEVIZ LEKESI
Taze ceviz lekesinin ellerde bıraktığı sevimsiz lekeyi çıkarmak için pamuklu bir bez parçasını sirkeye batırıp lekelere sürtün. Sonra ellerinizi soğuk suyla yıkayın.

CEZVEDEKI LEKELER
Cezvenizdeki kahve lekelerini tuzla ovarsanız hemen çıkarlar.

ÇAMAŞIRLAR
Yeni çamaşırlar: Yeni çamaşırlarınızın apresini bozmak için, bunları sodalı veya tuzlu ılık suya batırın.

Kaynatırken: Çamaşır kaynatırken oluşan buharı önlemek için, tülbent içine koyduğunuz defne yapraklarını kaynama suyuna atınız.

Beyazlık: Beyaz çamaşırlarınızı kaynattığınız suya birkaç yumurta kabuğu atarsanız kar gibi beyaz olmalarını sağlarsınız.

Sararmışsa: Çamaşırlarınızın kat yerlerinde oluşan sarı çizgileri yok etmek için, bunları çiğ sütle ıslatın. Güneşte kuruttuktan sonra yıkayın.

Renk: Keten çamaşırlarınızın, nazik trikolarınızın, bluzlarınızın ilk günkü parlaklıklarını ve güzel renklerini devam ettirmek istiyorsanız, son durulama suyuna beyaz sirke ilave edin.

ÇAMUR LEKESI
Hiçbir zaman elbiseyi hemen fırçalamayın. Çünkü çamur lekesi genellikle kuruyunca hafif bir fırçalamayla çıkarlar. Eğer leke çıkmamakta ısrar ederse, eşit miktardaki su ve sirke karışımıyla silin.

ÇANTALAR
Deri çantalar
- Çantalarınızı cilalayarak yağmur lekelerine karşı koruyun.
- Eğer, bu kurala uymadınızsa ve yağmur çantanızda sevimsiz lekeler oluşturduysa, çantanızı kısa bir müddet kaynar su buharına tutun. Kurur kurumaz da, ihmal etmeden hemen cilalayın.

Güderi çantalar
Rutubet, güderi çanta ve eldivenlerinizde küf izleri oluşturabilir. Fakat gliserinle fırçalarsanız bu kusuru yok edebilirsiniz.

ÇAY
Kumaş üzerindeki lekeler

- Beyaz kumaşta: Limon suyuyla silin. Sonra soğuk suyla durulayın.
- Renkli kumaşta : Taze lekeyi yumurta sarısını suyla karıştırarak ovuşturun. Leke eskiyse, gliserinli suyla silmeniz gerekir.
Halı üzerindeki lekeler: Eşit ölçekteki alkol ve sirke karışımıyla lekeli yerleri siliniz.

ÇIMENTO LEKESI
Yerdeki çimento lekelerinin üzerilerine sıcak alkol sirkesi dökün. Kuvvetli fırçaladığınızda yok olduklarını göreceksiniz.

ÇIKLET YAPIŞTIYSA
Kendimiz çiğnemesek de elbisemize her an bir çiklet yapışması olağandır. Çikletin yapıştığı yerin tam altına isabet eden yerine naylona sarılmış bir miktar buz koyun. Biraz bekleyin buzun soğutucu etkisiyle çiklet donar. Sonra bir fırçayla bu donan çikleti fırçalarsanız, hepsi yapıştığı yerden çıkar.

ÇIKOLATA LEKESI
Kumaş üzerindeki leke

- Çikolata lekesini temizlemenin en iyi yolu gliserinle ovuşturup yağ emici iki kağıt arasında bir müddet bırakarak yağının iyice emilmesini sağlamaktır.
- Eğer bu yeterli olmazsa ve lekelenen kumaş rengi bozulmayan cinsten ise lekeli kısmı suyla karıştırdığınız 90 derecelik alkolle silin.

Halı üzerindeki leke

Sabunlu suyla lekenin dış kısmından başlayarak içe doğru silin. Üzerine talk pudrası döküp bir müddet bekleyin. Süpürdükten sonra eşit miktarlardaki su ve alkol karışımıyla silin.

Etek ve Pantolondaki Parlaklıkların Giderilmesi

Kabuğu soyulmuş patatesi iyice yıkadıktan sonra ikiye bölün. Bu kestiğiniz tarafı kumaşın parlak yerine sürmeye başlayın. Birkaç kez tekrarladığınız bu işlemden sonra eteğinizi kurumaya bırakın. İyice kuruduktan sonra da bir fırçayla fırçalayın. Kumaştaki parlaklıktan eser kalmadığını göreceksiniz.

Fondöten Lekesi

Elbisenize bulaşan fondöten leke bırakmışsa, bunu etere batırılmış bir bezle silin. Oluşan hare sabunlu suyla yıkanınca yok olacaktır.

Kan Lekesi

Hiç denememeniz gereken usul kan lekesini çıkartmak için sıcak su kullanmaktır. Lekenin pişerek daha fazla yerleşmesine yol açar sıcak su. Oysa bazı özel yollarla kan lekelerini kolaylıkla çıkartabilirsiniz.

-Beyaz kumaşlarda: Lekeyi oksijenli suyla ıslatın. Sonra sabunlu ılık suda yıkayın.

-Renkli kumaşlarda: Nişastayı suyla karıştırarak bir hamur yapın. Bunu lekeli yere sürerek kurumasını bekleyin. Sonra fırçalayarak temizleyin. Bir başka usul de aspirin tabletini azıcık suyla eritip lekeli yeri bununla örtmektir. İyice kuruyunca fırçalayarak temizlersiniz.

-Halıda kan lekesi: Lekeli yerleri beyaz sirkeyle ovuşturun.

KAHVE LEKESI
Leke henüz oluşmuşsa üzerine biraz tuz dökün.
Beyaz pamuklu kumaşta:Lekeyi sabunlu su ile çıkaramazsanız, oksijenli su ile silin. Bu da yeterli olmazsa çamaşır suyu kullanmaktan başka çareniz yok demektir.
Renkli kumaşta: Lekeyi çıkartmak için birkaç yol deneyebilirsiniz. -Lekeli kısma biraz gliserin sürün ve ılık suyla durulayın.
Nazik kumaşlar için: Şu karışımı deneyebilirsiniz. Sıcak suya bir yumurta sarısı ve birkaç damla gliserin katın. Bununla lekeli kısmı silin ve ılık suyla durulayın.
Halı üzerinde: Lekeli yeri, eşit miktarlardaki alkol ve beyaz sirke karışımıyla silin.
Cilalı ahşap üzerinde: Oksijenli suyla silin. Sonra lekeli yeri
cilalayın.


GÜLE GÜLE KULLANIN
 

huzurumsun

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
18 Ağu 2005
Mesajlar
481
Aldığı Beğeniler
1
bizimle paylaştıgın bu faydalı saglık bilgileri için teşekkürler abi yazılarının devamını bekleriz inş.
 

sifaderyasi

ESKİ DOST
 
Üyelik Tarihi
15 Kas 2005
Mesajlar
222
Aldığı Beğeniler
0
Konum
Asl: Trabzon İkamet: Hatay
Takım
Diğer
MERMER ÜZERINDEKI LEKELER
Boyalı lekeler
Meyva, kahve, içki ve nikotin lekeleri içine birkaç damla amonyak katılmış çamaşır suyuyla ovuşturulunca yok olurlar. Sonra duru suyla silmeyi ihmal etmeyin.

Mürekkep lekesi
Birkaç damla amonyak ve %20 oranında oksijenli su karışımıyla lekeleri ovun. Kuruyunca mermerlerinizi yumuşak bir bezle parlatın.

Yağ lekeleri
Mermer üzerindeki yağ lekelerini çıkartmak için benzin kullanın. Ancak bu işi ateşten uzakta yapmayı sakın ihmal etmeyin.

Sararan mermerler
Sabunlu suyla silin. Sonra tuz katılmış limon suyuyla ovuşturun. Durulatıp kurutun.

PAS LEKELERI
Oksalit asit pas lekeleri için birebirdir. Bir kaşık oksalit asidi az miktardaki sıcak su içinde eritin. Buna batırdığınız bir bezle lekeli yerleri ovun.

Beyaz mermerler
Bol tuz ilave edilmiş limon suyuyla ovun. Bir fanila parçasıyla parlatın.

MEYVA LEKELERI
Beyaz kumaş üzerindeki leke
Lekeyi amonyaklı suyla yıkayın. Çıkmazsa, çamaşır suyu ilave ettiğiniz sabunlu suya batırıp lekeli kısmı ovuşturun.

Renkli kumaş üzerindeki leke
-90 derecelik alkol,
-Amonyak ilave edilmiş oksijenli su,

-Ekşimiş süt: İki-üç saat leke üzerinde bırakacağınız ekşimiş süt, meyva lekesini çıkartacaktır.
Renkli kumaş üzerindeki meyva lekelerini bu sıraladığımız malzemelerden elinizin altında bulunanı veya kolayınıza geleni ile temizleyebilirsiniz.

Sentetik kumaştaki leke
-Limon suyu
-Beyaz sirke
-Hafif amonyaklı su

Bu malzemelerden herhangi birisine batırdığınız bir pamuk parçasıyla lekeyi silin. Ancak bu işi yapmadan önce lekeli kısmın altına bir kumaş parçası koymayı unutmayın.

Yünlü ve ipekli kumaştaki leke
Lekeli kısmın altına su emen bir kumaş parçası yerleştirin ve Lekeyi beyaz sirkeyle silin.

Eldeki lekeler
Ellerinizdeki meyva lekelerini sirkeyle yıkar veya silerseniz kolayca çıkarabilirsiniz.

MOBILYALARDAKI LEKELER
Boyalı mobilyalarda;
Su lekeleri:Mantar tıpayla ovun.

Sinek pisliği: Kahve telvesiyle lekeleri silin veya sirkeyle ovun.

Şeker lekesi: Ilık suyla hafifçe sulndırılmış kahve telveleri kolayca temizler.

Cilalı mobilyalarda;
Su lekeleri: Eşit miktardaki zeytinyağı ve 90 derecelik alkolü karıştırıp buna batıracağınız bezle ovuşturursanız lekeleri yok edebilirsiniz. Eğer mobilyanızın cilası hafif bozulduysa zeytinyağı ve sigara külü karışımına batırdığınız bir bezle daireler çizerek yenileyin cilasını.

Sıcak tabak izi: Üzerine terebentin sürün ve kaynamamış ketenyağıyla ovun. Sonra temiz ve yumuşak bir bezle parlatın.

Mum lekeleri
Cilalı ahşapta: Bir karton parçasıyla kazıyarak mümkün olduğu kadarını çıkarın. Sonra sıcak suyla ovun. Eşit oranlardaki terebentin ve ketenyağı karışımına batırdığınız bezle lekeyi ıslatın. Kuruduktan sonra parlatın.

Vernikli mobilyada: Kartonla kazıdıktan sonra petrole batırdığınız bir bezle silin.

Örtüde: Mumun koparabildiğiniz kadarını kaldırın örtüyü yıkayın. Kuruduktan sonra ütülerken mum lekesinin bulunduğu yeri iki kurutma kağıdı arasına koyun.

MÜREKKEP LEKESI
Deri eşya üzerinde: Biraz limon suyuyla lekeyi fırçalayın. Kağıt üzerinde: Lekeli kağıdın altına kurutma kağıdı koyun. Lekenin üzerine birkaç damla oksijenli su sıkın. Sonra kuru bir pamuk parçasıyla kurutun.

Kumaş üzerinde:

-Dayanıklı bir kumaşsa: Biraz limon suyu ve ılık sütle silin. Durulanınca leke yok olacaktır.
-Nazik bir kumaşsa: Leke kuruyunca, üzerine talk pudrası dökün. Kaybolana kadar fırçalayın.
-Beyaz çamaşırda: Hemen lekenin üzerine sulandırılmış hardalı yayın. Yarım saat kadar bekleyip, süngerle lekeli yeri yıkayın.

Mobilya üzerinde:
-Eğer leke tazeyse içine çiğ süt veya limon suyu ilave ettiğiniz sıcak su yeterli olacaktır.
-Leke eskiyse zımpara kağıdı ile kazıyın. Muntazam daireler çizerek mantar tıpayla parlatın.

PARMAKTAKI LEKELER
En etkilisi domates suyuyla ovmaktır.

Kırmızı mürekkep lekesi:Üzerine hardal sürüp birkaç saat öylece bırakın. Kırmızı mürekkep lekesinden sizi kurtaracak en iyi malzeme budur.

Nikotin
Eldeki nikotin lekeleri

-Leke belirsizse biraz limon suyu ile ovuşturmak size yeterli olacaktır.
-Leke daha ciddiyse çamaşır suyuna başvurmanız gerekir.
-Leke oldukça koyuysa şu hamurdan yararlanın: Bir çorba kaşığı bikoarbonat dö sud, bir çorba kaşığı ponza taşı pudrası ve birkaç damla limon suyunu karıştırın. Bununla elinizi iyice ovuşturun.

Kumaştaki nikotin lekesi:
Leke yok olana kadar 90 derecelik alkole batırdığınız bir bezle ovun.

Küllük üzerindeki lekeler
Yıkadığınız halde küllükteki lekeler çıkmadılarsa, bunları ince tuza batırdığınız bir mantar tıpayla ovun.

OJE LEKESI
-Aseton ile
-Veya eşit ölçülerdeki alkol ve eter karışımı ile çıkartabilirsiniz. Her iki halde de lekenin altına 4-5 kat katlanmış beyaz bir bez koyun. Lekeyi silerken bu bez kirleneceğinden, kirin elbiseye geçmemesi için, kontrol edin ve lekenin altına bezin temiz kısımlarının kaydırın. Leke hemen çıkmazsa bu işlemi bir daha tekrarlayın. Sonra asetonu uçurarak leke bırakmasını önleyin.

OT LEKESI
Lekeyi ıslattıktan sonra üzerine eşit miktarda sofra tuzu ve kırımtartar serpin. Güneşte kurusun.

PAS LEKESI
Sentetik olmayan kumaşlardaki lekeler:

-Tuzlu limon suyuyla ovuşturun. Sonra içine biraz amonyak katılmış suyla silin ve durulayın.
-Lekeli kısmı suyla ıslatın ve kaynar su buharına tutun. Kuzu kulağı ile ovun, sıcak su ile durulayın.

Sentetik kumaşlardaki pas lekeleri:

Diğer kumaşlardan daha çok dikkat gerekir, en etkili çözüm lekeli kısmı biraz limonla ovmaktır.

RUJ LEKESI
-Ruj lekeli kumaşı etere batırılmış bir pamukla silmek ve bu işlemi birkaç kez tekrarlamak gerekir. Ancak bu işlemi yaparken ateşten uzakta durmakta fayda vardır. Eter çok yanıcı bir maddedir.
-Lekenin üzerine sabun sürün ve bir saat öyle bırakın. Sonra yıkayın.
-Üzerine pamukla oksijenli su damlatın. Sonra suyla durulayın.

SEBZE AYIKLARKEN ELLERDEKI LEKELER
Sebzeleri ayıklarken ellerde oluşan lekeler, ellerimizi yıkadıktan sonra bile temizlenmezler. Fakat portakal kabuğuyla ovarsak hemen kurtuluruz bu sevimsiz lekelerden.

SÜT LEKESI
-Yıkanabilen kumaştaysa sabunlu bezle silin.
-Yıkanmaz kumaştaysa benzine batırılmış bir bezle bastırmadan silin. Elin hafif temasıyla benzini uçurun. Sonra ılık suda durulayın ve nemli bezle tersinden ütüleyin.

SU LEKESI
Bilirsiniz, su da leke yapar. İpekli ya da pamuklu kumaşlardaki su lekesini çıkartmak için lekeli yerleri bir bardak ya da şişenin dibiyle ovun. Fanilalarla yünlüleri ütülemek yeterlidir.

ŞARAP LEKESI
Beyaz kumaşta şarap lekesi:
-Kumaşı bir süre kaynamakta olan süte batırın sonra yıkayın.
-Örtünün üzerine dökülür dökülmez hemen tuz serpin. İlk yıkamada çıkacaktır. İnatçılık ederse, yıkama suyuna biraz çamaşır suyu katınız.

Renkli kumaşta şarap lekesi:
Lekeli kısmı amonyaklı soğuk suya batırın. Beyaz pamuklu örtüde: Hemen lekeli kısmı beyaz şarapla ıslatın.

TENTÜRDIYOT LEKESI
Leke yeni ise, alkol yararlıdır. Eğer eski ise, benzin vb. şeyler ya da oksijenli su kullanılır.

TEREYAĞI LEKESI
-Sentetik kumaşta: Sabunlu su yeterli olacaktır.
Pamuklu ve beyaz kumaşta: Yıkamadan önce kuru sabun sürtün.
Yünlü veya ipeklide: Talk pudrası ve tebeşir tozundan yararlanın.

TERLEME LEKESI
-Beyaz renkli elbiselerde: Asitoksalitle silin. Durulayın,
sonra oksijenli su ile silin.
-Nazik kumaşlarda: Hafif amonyaklı veya limonlu su yeterli olabilir.
-Yünlü kumaşta: Kumaşı birkaç saat sirkeli soğuk suda bırakarak lekeleri temizleyebilirsiniz.

ÜTÜDE SARARAN ÇAMAŞIR
Sararan kısmı nemlendirin. Üstüne mısır nişastası serpin. Sonra yine bir bez aracılığıyla ütünüzle kurutun. Leke yok olacaktır. Bir başka yol da sararan kısmı oksijenli su ile ıslatıp, yine ütüyle kurutmaktır.

YAĞ LEKESI
Sıçrayan yağlar:

Kızartma yaparken ne kadar dikkat etsek de tamamen engelleyemeyiz. Bunları temizlemek için en etkili temizleyici ispirtodur.

ZEYTiNYAGI LEKESi ni elbiseden çıkartmak için sakın su ya da kolonya kullanmayın. Hemen bir lokma ekmek içini yuvarlayıp lekenin üstünde gezdirin. Çıkacaktır.

YUMURTA LEKESI
-Yumurta lekelerini çıkartmak için suyu soğuk olarak kullanmanız şarttır.
-Genellikle sabunlu su yeterli oluyorsa da beyaz kumaşlarınız için biraz çamaşır suyu ilave edebilirsiniz.
-Kesik limonla lekeli yerleri ovun.
-Suda haşlayarak ezdiğiniz bir parça patatesle ovuşturun.
-İçinde çakıl bulunmayan nemli toprakla yumurta lekelerini silin.

ZAMK LEKESI
Çıkartmak istediğiniz lekenin altına su emici bir kumaş parçası koyun ve lekeli kısmı beyaz sirkeye batırılmış bir bezle silin sonra durulayın.

ZIFT LEKESI
Üstüne vazelin sürüp bir saat bekletmek sonra da lekeyi her eczaneden rahatlıkla bulabileceğiniz eterle silmeniz gerekmektedir.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
ELLERİNE SAĞLIK KARDEŞİM ÇOK FAYDALI BİLGİLER EKLEMİŞSİNİZ
 

sifaderyasi

ESKİ DOST
 
Üyelik Tarihi
15 Kas 2005
Mesajlar
222
Aldığı Beğeniler
0
Konum
Asl: Trabzon İkamet: Hatay
Takım
Diğer
GRİP İÇİN ALINAN İLAÇLARA DİKKAT
Grip ve nezle için alınan bazı ilaçların beyinde koordinasyon bozukluğuna sebep olduğu belirtildi
Grip ve nezle tedavisinde kullanılan bazı antiallerjik ilaçların, beyinde koordinasyon bozukluğuna yol açabileceği uyarısında bulunuldu. Ondokuz Mayıs Üni. Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof Dr. Süleyman Çelik, yaptığı açıklamada, grip ve nezle tedavisinde genellikle allerji ilaçlarının kullanıldığını kaydederek şöyle dedi:
"Özellikle grip vakalarının yoğun olarak görüldüğü şu günlerde bu ilaçları kullananlar, dikkati gerektiren işlerle uğraşmamalıdırlar. örneğin araç kullananlar, trafik kazalarına neden olabilirler. çünkü beyindeki koordinasyon bozukluğu, o kişinin hız ve mesafe gibi ayarları iyi yapamamasına neden olur."...

50 YAŞ ÜZERİNDEKİLER DİKKAT!: YÜKSEK TANSİYON
İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı Tıbbi Deneysel Araştırmalar enstitüsü Araştırma Sorumlusu Doç. Dr. Yağız Üresin, Türkiye'de 50 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yarısının hipertansiyon hastası olduğunu bildirdi.
Pfizer'in geleneksel "Medya Bilgi Paylaşım Günleri" çerçevesinde gerçekleştirilen "Yüksek Tansiyon ve Tedaviye hasta uyumu" konulu toplantıda konuşan Doç. Dr. Üresin: hipertansiyonun kan basıncındaki yükselme olduğunu, ancak kan basıncının kontrol edilmesi halinde hastalığın ilerlemesinin önlenebileceğini kaydederek, hipertansiyonun tedavi edilmediği takdirde beyin damarları hastalıkları ile kalp, böbrek ve damar hastalıklarına yol açan en önemli etkenlerden biri olduğunu belirtti.
Hastalığın çok belirti vermediğini, ancak ailesinde tansiyon hastası bulunanlar ile sigara ve alkol tüketenlerin en önemli risk grubunu oluşturmalarını nedeniyle zaman zaman kan basınçlarını ölçtürmeleri gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Üresin, "Türkiye'de 50 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yarısının hipertansiyon hastası olduğu, Hastalık Türkiye genelinde ise yüzde 20-30 oranında görülmektedir" dedi.
Doç. Dr. Üresin hastalığın tedavisinde olanakları yeterli olmasına rağmen tedavisinde beklenen başarının sağlanamadığını, hastanın teşhis konulduktan sonra hayatının geri kalan döneminde her gün ilaç alması gerektiğini fakat birçoğunun bağımlılık yapması ve böbreklere zarar verdiği düşüncesi ile kullanılmadığını belirtti.

SEBZE-MEYVE KANSER DÜŞMANI
ABD'de, Columbia Presperitian Sağlık Merkezi'nde çalışan Dr. Nicholas Gonzales, pankreas, pankreas kanseri hastalarını, kemoterapiye karşı, sebze, meyve, vitamin ve mineraller ile tedavi etmeyi hastaları üzerinde denedi ve başarılı oldu.
Amerikan Ulusal Kanser enstitüsü tarafından 1.4 milyon dolarlık araştırma ödülü kazanan doktorun, çalışmasını daha ileriye götürmek ve bilimsel olarak kanıtlamak için, bir dizi araştırma yapacağı bildirildi. Pankreas hastalarında yaşama ömrünün ortalama 5 ila 6 ay arasında uzatılabileceğini açıklayan doktorun, 11 pankreas kanseri hastası üzerinde yaptığı araştırmalarda, hastalara yüksek oranda sebze, meyve ve meyve suları, biraz yoğurt, balık ve yumurta verdiği, bu uygulamasını vitamin, çeşitli bitki özleri ve mineraller vererek desteklediği belirtildi. araştırmaya katılan 11 hastadan 9'unun bir ile iki yıl arasında yaşadığı, iki hastanın 3,5 ve 4,5 yıldır yaşamakta olduğu kaydedildi. Dr. Gonzalez'in araştırma sonucu daha bilimsel olarak kanıtlandığı takdirde, uzun zamandır gündemde olan sebze, meyve, yoğurt, balık mineraller ve vitaminlerin insan sağlığında önemleri bir kez daha ispatlanmış olacak...

KADINLARDA DEMİR İHTİYACI...
Kadınların demir ihtiyacı erkeklere göre daha fazla:
Kadın ve erkeklerin demir ihtiyacının farklı olduğunu belirten uzmanlar, kadınlarda adet kanaması, hamilelik ve emzirmeye bağlı demir kaybının arttığını söyledi.
Kadınların demir depolama kapasitesinin de düşük olduğunu belirten Dr. Fazıl Yalçın "Kadınlarda günlük demir ihtiyacı 15 mg, erkeklerin ise10 mg'dır. Kadınların demir depolama kapasitesi 4 mg/kg iken bu oran erkeklerde 14 mg/kg'dir. Dolayısıyla kadınların demir desteğine ihtiyaçları vardır" dedi.
Başlıca demir kaynaklarının kırmızı ve beyaz etler olduğunu ifade eden Dr. Yalçın, ancak araştırmaların hayvansal gıdalardaki demirin bitkisel gıdalardakine göre daha kolay emildiğini gösterdiğini söyledi...

GINKGO BILOBA , ALZHEIMERİN TEDAVİSİNDE TACRINEDEN DAHA ETKİLİ
Alzheimer tedavisinde kullanılan Tacrine (tetrahidroaminoacrine) ile Ginkgo biloba ekstresinden hazırlanan EGB-761 (Alman yetkililerin başlıca degeneratif ileri derecedeki bunaklığın etkin tedavisinde onayladıkları ekstre)in farmakolojik faaliyetlerini karşılaştırmak amacıyla yürütülen çalışmada naturel olan ginkgo biloba ekstresinin tacrineden daha etkili olduğu sonucu ortaya çıktı. Buna göre; Ginkgo biloba ekstresinin tacrineden %7.5 daha fazla etkili olduğu tespit edildi. Böylece Ginkgo bilobanın bir başka terapatik etkisi daha kanıtlanmış oldu.
(Itil T, Ahmed I, Le Bars P, et al. "The pharmacological effects of ginkgo biloba (GB), a plant extract, on the brain in comparison to Tacrine." Psychopharmacology Bulletin 1996;32(3):459.)

ÇAY (Camellia sinensis) DAMAR TIKANIKLIĞINDA ETKİLİ
Ishikawa T, Suzukawa Mnin çay üzerinde yaptığı araştırmalarda çayın damar tıkanıklığında etkili olduğu sonucuna vardılar.
(Am J Clin Nutr 1997; 66:261-266.)
SARI KANTARON İYİ BİR ANTİDEPRESAN
Hypericum Perfolatumdan elde edilen %5lik hyperisin ektresi ile yapılan çalışmalarda çeşitli yöntemlerle (Hamilton Depression Scale (HAMD), the Clinical Global Impression scale, and the von Zerssen Depression Self-Rating Scale aletleriyle yapılan ölçümlerde) depresyon üzerinde iyi sonuçlar elde edildiği ortaya çıktı.
(Chatterjee SS, Bhattacharya SK, Wonnemann M, et al. Hyperforin as a possible antidepressant component of Hypericum extracts. Life Sciences 1998; 63(6): 499-510.)

KANI SULANDIRMADA: ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ, ÜZÜM KABUĞU, GINKGO BILOBA ve YABAN MERSİNİ ASPİRİNDEN DAHA ETKİLİ.
AFMR (the American Federation of Medical Research), Wisconsin Üniversitesi Tıp Fakültesi İlaç araştırma ve Kardiyoloji Laboratuarının başkanı olan Dr. John Foltsun yaptığı araştırmayı yayınladı.
Araştırma 20 köpek ve 12 insan üzerinde denendi. Kan pıhtılaşmasını önlemek amacıyla kullanılan aspirine göre; Üzüm çekirdeği, üzüm kabuğu, ginkgo biloba ve yaban mersininin %52 oranla daha etkili olduğu aynı zamanda adenosin difosfatın da etkilerini azalttığını kanıtlamıştır. Ayrıca üzüm çekirdeği, üzüm kabuğu, ginkgo biloba ve yaban mersininin kandaki serbest oksijen radikallerini ortadan kaldırmasında da etkili olduğu kanıtlamıştır.
(PR Newswire, May 13, 1998.)
İLAÇ ve GIDANIN ÖLÜM KOALİSYONU
ABD'de tıp otoritelerinin yaptığı bir araştırma, bazı gıdalarla belirli ilaçların birarada alınması durumunun ölümcül riskler
taşıdığını ortaya koydu. buna göre, bazı gıda veya vitaminlerin, kalp, böbrek gibi organların düzenli işlenmesine yarayan ilaçlara kötü reaksiyon verdiği kanıtlandı. ABD Ulusal Müşteriler Birliği'nin yaptığı bu araştırma şu sonuçları ortaya koyuyor:
İşte Örnekler:
· Procardia benzeri kalp ilaçlarının kullanmanızın ardından 3-5 saat süreyle kesinlikle üzüm suyu içmeyin. Öldürücü sonuçları olabilir.
· Organ nakillerinden sonra kullanılan Cyclospqerin benzeri ilaçlar yine üzüm suyuyla öldürücü bir reaksiyona girebiliyor.
· Sıkça kullanılan Coumadin gibi kan sulandırıcı ilaçlarla E vitamini öldürücü etkiler yaratıyor. Bu ikilinin reaksiyonu durdurulamaz iç kanamalara yol açıyor.
· Brokoli, ıspanak ve turp gibi K vitamini içeren sebzeler, kan sulandırıcı Coumadin'in etkisini azaltıyor.
· Peynir ve sosis gibi gıdalar, antidepresanlarla alındığına tansiyon yükseltici bir etki yaratıyor.
· Kahve ve kolalı içecekler, Cibro gibi antibiyotikler, Tagamet, Zantac ve Pepcid gibi ülser ilaçlarıyla alındığında kafein seviyesi yükseliyor ve midede rahatsızlık yaratıyor.

BİTKİLERDE TEDAVİDE TEMEL KAİDE
Bitki ile tedavilerde temel kaide, tedavinin uzun sürmesidir. 23 aydan az olmamalıdır. Aktif tesirde bitkisel maddeler, diğer birçok madde karışımları arasında asgari miktarda bulunur. Bu alanda muvaffakiyet şartlarından biri de bitkilerin kalite derecesidir. Kaideye uygun toplanmayan, kurutulmayan ve muhafaza edilmeyen bitkilerin kıymetli devai tesirleri zayi olur, bundan dolayı bitkilerden beklediğimiz devai tesir meydana gelmez.
Dünyada yaşayan bütün milletler, tarihin kaydetmediği devirlerde bile, bitkileri şifa niyetine kullanmışlardır. Ne var ki eski insanlar bitkileri bütün muhtevaları ile, işlenmiş vaziyette çiğ olarak kullanmışlar, sonraları aktif maddeleri, işe yaramaz kısımlardan ayıklama fikri ortaya çıkmıştır. Bunun neticesi tıbbî bitkilerden türlü şifalı mahlüller (erimiş, çözünmüş madde) sulu, ispirtolu, yağlı mahlüller yapılmıştır. Daha sonraki gelişmeler ile yeni yeni bitkisel preparatların imaline başlanmıştır. Bundan başka bitkilerden birçok saf kimyasal aktif maddeler elde edilmiş ve tedavi için bunlardan çok kuvvetli preparatlar geliştirilmiştir. Bunlardan (kırmızı yüksükotundan izole edilen) kalp glikozidleri gitoksin, digitoksin vesaire, (inci çiçeğinden) konvalotoksin, tropikat bitki (Rauwolfia serpentina L. Benth.)den de rezerpin, ressinamin ve aymalin çıkarılmıştır, (akça bardak) çiçeğinden nivalin alkaloidi vs. izole edilmiştir. Bunların hepsi ya serbest kullanılarak veya çeşitli ilaç kombinelerine karıştırılarak yüksek seviyede ilaçlar yapılmıştır.
Bütün bunlara rağmen serbest veya maksada muvafık grup maddeler izole edilmeksizin, ham ve işlenmemiş vaziyette kaynatılmak, haşlama vs. usuller ile kullanılan pek çok bitki vardır. Bu şartlar altında bitkilerin bütününden elde edilecek şifalı mahlüller, ilaç bakımından çok daha kıymetlidirler.



Derleyen: Ecz. Ö. Zeyneb Ekinci
 

sifaderyasi

ESKİ DOST
 
Üyelik Tarihi
15 Kas 2005
Mesajlar
222
Aldığı Beğeniler
0
Konum
Asl: Trabzon İkamet: Hatay
Takım
Diğer
ANEMİ: Kansızlık, kanda hemoglobin ve alyuvar sayı ve miktarında azalma.
ANTİSPASTİK TESİR: Herhangi bir organ (aza) spazmları (kasılmaları) önleyici tesir.
APOPLEKSİ: En ziyade beyin kanaması veya başka sebeplerden ileri gelen şuur kaybı ile birlikte ana beyin faaliyetinde aniden durma.
ARİTMİ: Düzensiz nabız atışları ve aniden kalp faaliyetinin durması.
ATEROSKLEROZ: Umumiyetle yaşlılarda, çok mühim ve çok sık görülen atardamar (arterioskleroz) değişiklikleri.
BRONŞİT: Solunum yolu ve bronş (solunum borucukları) ların civarında iltihaplanma.
DEKOMPENSE KALP: Mevcut hastalığın telâfi edilememesinden ileri gelen kalp yetersizliği.
DİZANTERİ: Bulaşıcı had kalınbağırsak hastalığı olup, kanlı sümüklü ishal gibidir.
ENTERİT: İnce bağırsağın iltihaplanması.
EPİLEPSİ: (Sara) Aşırı heyecan halinde periodik olarak meydana gelir, hasta şuurunu kaybeder, çırpınışlar geçirir, ağır sinir sistemi hastalığıdır.
FARANJİT: Yutak iltihabı.
GASTRİT: Mide cidarının iltihaplanması.
HEMOROİDLER: (Basurlar) kalınbağırsak ve anüs (makad) nahiyesindeki vena damarların genişlemesi (basur memeleri).
HİPOHONDRİ: Tedavisi mümkün olmayan ağır hastaların telkin ile tedavisi.
HİSTERİ: (Marazi hırçınlık) konuşma, refleks, seyir vesaire gibi çeşitli ruhi bozukluklar halinde beliren sinir hastalığıdır.
İSTİSKA: (Ödem) türlü hastalıklar sonunda karın boşluğunda toplanan mayi şekli.
KATAR: (Nezle, grip) salgı bezleri örtüsünün iltihaplanması ile yıpranmış civar hücreleriyle birlikte sümüğün devamlı akışı.
KOLİT: Kalınbağırsak civarının iltihaplanması.
LARENJİT: Gırtlak iltihabı.
LUMBAGO: (Bel ağrısı) omuriliğin bel bölgesinden çıkan kökçüklerin iltihaplanması.
MAHMUZLAR: Bazı kemiklerde türlü menşe'li urların teşekkül etmesiyle hareket, istinat aparatında meydana gelen hastalık.
MELANKOLİ: (Karasevda) mahzun, düşünceli, hareketsizlik, keder, kasvet gibi merkezi sinir sisteminde meydana gelen can sıkıcı ruh hâli.
MİGREN: Kusma ve ruhi sıkıntı ile başlayan yarım başağrısı, periodik şiddetli baş ağrıları ile başgösteren merkezi sinir sistemi hastalığı.
NEFRİT: Böbrek teşekkülünde, kanal ve yumaklarda fonksiyonel iltihaplanma.
NEVRASTENİ: Aşırı duyarlılık, bedeni ve ruhi çabuk yorulmalar, devamlı huzursuzluk gibi belirtileri olan sinir sistemindeki bozukluklar.
NEVRİT: Sinir iltihabı.
PİYELİT: Böbrek çanağında (leğen) meydana gelen iltihaplanma.
PLEVRİT: (Zatülcenb) akciğer boşluğu ve akciğer sargısı iltihabı.
PODAGRA: (Gut, nikris) Dokularda sidik asidi tuzlarının birikmesi ile beliren maddeler mubadelesi hastalığı,
SAFRA VE KARACİĞER TIKANIKLIĞI: Fonksiyonel ve mihaniki sebeplerden ileri gelen karaciğer veya safra kesesi veya safra yollarında husule gelen duraklama hali.
SİSTİT: İdrar kesesi (mesane) iltihabı.
SİYATİK: Kalça sinirlerinin iltihaplanması.
SKROFULA: Verem marazına dayanan, boyundaki lenf bezlerinin cerahatlanarak şişmesi.
TONİZE TE'SIR: Kuvvetlendirici tesir.
TROMBOFLEBİT: Vena kan damarlarının tıkanması ve iltihaplanması


Derleyen: Ecz. Ö. Zeyneb Ekinci
 

sifaderyasi

ESKİ DOST
 
Üyelik Tarihi
15 Kas 2005
Mesajlar
222
Aldığı Beğeniler
0
Konum
Asl: Trabzon İkamet: Hatay
Takım
Diğer
Uzun bir yolculuğa çıkan kişi iyi bilir.Saatlerın kayması doğal vücut ritmini alt-üst eder.Gündüzleri insan kendini yorgun hisseder,başağrısındanve dikkat zayıflığından şikayetçi olur.Ruh hali iniş çıkışlar gösterir.Bu durumda insan yatma vaktini dört gözle bekler.Bunun nedeni şudur:İçimizdeki saat her insanda tik-tak eder.Tıpkı vücut ısısı,tansiyon,kaaalp frekansı ,hormon miktarı gibi,Bu saat vücut fonksıyonlarımızı idare eder.Gündüzleri aktif olmamıza,geceleri de uyumamıza yardımcı olur.Kısacası gün 24 saattir ve biz 24 kez değişiriz.Bunun sağlığınız ve kendinizi tümüyle iyi hissetmeniz açısından önemi nedir?Biyologlar,doktorlar,Farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyorlar.Öylese şimdi bir gün içinde vücut fonksiyonlarımızın nasıl değiştiğini görelim.

06.00

Kortizon salgılanmasıyla organizma uyanır.Bu uyanma vücut için kendini yavaş yavaş kalkmaya hazırlama işaretidir.Metabolizma hareketlenir ve o günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır olur.

07.00

Vücut hala zayıf bir safhadadır.Bu nedenle bu saatte ağır spor yapmaktan kaçının.Çünkü kalbe ve dolaşıma gereksiz yere yüklenilmiş olur.Spor yerine güzel bir kahvaltı edin,çünkü sindirim organları bu saatte iyi çalışır:Karbonhidratlar bu saatte bizim için yararlı olacak enerjiye çevrilir.(Geceleri ise yağlar)

08.00

Bu saat cinsel yaşamınız için en iyi zamandır.Çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar.Romatizması olanlar uzuvlarındaki ağrıyı gün boyu daha kuvvetli hissederler.Sigara tiryakileri için durum farklı değildir.Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla daraltır.

09.00

Vücudun dinç kuvvetli olduğu saattir.Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zamandır.İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülür.Vücudumuz röntgen ışınlarına karşı daha dirençlidir.

10.00

Organizma şimdi faaliyete ,harekete hazır durumdadır.Fazla enerjiktir,vücut en yüksek ısısına ulaşmıştır,verimliliğiniz en üst düzeydedir.Kısa süre belleği iyi durumdadır.İnsan yaratıcı ve dinamik olur.Fakat dikkat edilecek nokta şudur:saat 10-12 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanır.

11.00

Vücudumuzun tam formda olduğu bir saattir.Kalp ve dolaşım o kadar zinde durumdadır ki yapılan muayenelrde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir.Verimli olmaya programlanmışızdır.Sanki savaşa hazır durumda gibiyizdir.Hazır cevapdır ve özellikle hesap işleri ,matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde hiç zorlanmadan yapılabilir.

12.00

vücudun dinlenmeye ihtiyaci vardir.Dikkat azalır ve insana uyku basar .Midedeki asit miktarı fazlalaşır.(Hatta bir şey yemesek bile),beyindeki kan azalır,çünkü kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılır.

13.00

Vücut formdan bir hayli düşmüştür.Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısındadır.Bütün organlar en alt düzeyde çalışır.Sadece safra yemeği hazmettirmek için faaliyettedir.

14.00

Kendimizi bitkin hissederiz ,çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşmüştür.Diş hekiminden korkanların bu saate randevu almaları gerekir.Çünkü bu saatte acıyı daha az hissederiz.Lokal anestezi uzun süre devam eder (30 dakika)Sabahları bu süre 12 dakika ,akşamları ise 19 dakikadır.

15:00

Yeni işlere hazır olun .Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır.İkinci kez verimliliğe yaklaşırız , gerçi bu verimlilik sabahkinden azdır.

16:00

Spor faaliyetleri için en iyi saattir.Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır.Antrenmanlar için de en iyi zamandır.Asit önleyici ilaçların etkisi bu saatte çok iyidir.

17:00

Organların faaliyeti üst düzeydedir. Kuvvetimiz artar, oksijenin harcanması fazlalaşır. Böbrekler ve mesane çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır. Fakat mide ülseri olan hastalar için durum kritiktir.

Öğleden sonra geç saatlerde ve akşamın ilk saatlerinde midedeki asit miktarı fazlalaşır. Saat 17 ye doğru mide kanamasından dolayı hastanelere gelenlerin sayısı artar.

18:00

Akşam yemeği için iyi bir saattir: Pankreas bu saatte özellikle aktiftir. Karaciğer bile alkole karşı her zamankinden daha hoşgörülü ve dayanıklı sayılabilir.

19:00

Kan basıncı ve nabız genelde bu saatte tembelleşir. Bu nedenle : Kan basıncı düşüren ilaçlar konusunda dikkatli olmalısınız. Bu ilaçlar tehlikeli olabilirler. Sinir sistemi üzerinde etkili ilaçların tesir derecesi de bu saatte oldukça fazladır.

20:00

Karaciğerdeki yağ düzeyi düşer ve harcanmış kan kalbe tekrar her zamankinden daha fazla akar. Alerjisi olanlar astımlılar ilaçlarını bu saatte almalıdırlar. Etkisini hemen görülür. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde olur.

21.00

Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir.Davetleri sevenler dikkatli olmalıdırlar: yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır ve bu durum tehlikelidir.Kalan yemekler barsak sahasındaki mukozaya hücum eder.o yüzden bu saatte özellikle kilolu olanlar yemek konusunda dikkatli davranmalıdırlar.

22.00

Bu saatte vücudumuzun polisi akyuvarlar özellikle aktiftir..Sayısı azaltılması gereken ilaçlar için bu çok elverişli bir saattir.Bu ilaçlar yanlış zamanda alındığı taktirde enfeksiyon tehlikesi fazlalaşır.Sigara içenlerde son sigaralarını içmelidirler.Çünkü bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri daha zor atar.

23.00

Organizma gün boyunca aktif bir şekilde faaliyet gösteren stres hormonu salgılamasını durdurur.Bu saatte sakinleşiriz,rahatlarız,gevşeriz.Tam dinlenme saatidir.Metabolizmanın faaliyeti en alt düzeydedir.Tansiyon ,kalbin frekansı ve vücudun ısısı düşer.Gebelerde doğum sancıları çoğu zaman bu saatte olur.Çünkü sancıya neden olan hormonların salgılanması üst düzeydedir.

24.00

Uyuduğumuz sırada deri hücreleri durmadan çalışır.Gündüzde olduğundan daha sık bölünürler.Ve ilk rüya safhası bu saatte başlar.İlk yarım saat içinde rüya görmeye başlarız.

01.00

Verimliliğimiz en alt düzeydedir.Bu saatte hala çalışanlar hata yaparlar,dikkat son derece azalır.Çünkü vücut kendini uyumaya programlamıştır.Kısa sürede en derin uykuya dalınır.

02.00

Araba sürenler bu saatte dikkatli olun .Çünkü görme zayıflar,görünenlere karşı tepki yavaşlar.Bu nedenle trafik kazaları da bu saatte sık olur.Vücudumuz soğuğa karşı aşırı derecede hassastır.Çabuk üşürüz fakat derimiz acıya karşı fazla hassas değildir.

03.00

Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhada. Melatonin hormonunun salgılanması bizi tembelleştirir ve oldukça kararsız yapar intihar edenlerin sayısı fazlalaşır

04:00

Stress hormonundan enerji kazanırız enfarktüs krizleri saat 04 ile 06 arasıda özellikle fazladır çünkü kan basıncı oldukça fazla yükselir, kalp damarları çabuk gerilir. Gebe kadınlar içinde degişik bir durumdur çünkü yapılan araştırmalara göre bebekler daha çok saat 04 ile 05 arası dünyaya gelir.

05:00

Bu saatte vucuttaki erkeklik hormonu çok fazla salgılanır. Stress hormonun konsantrasyanu bizi faaliyete geçirmiştir. Bu hormon gündüzdeki degerinin tam altı katına çıkar yani hormon salgılaması en üst düzeye çıkmaya hazırlanmaktadır. Vucudumuz harakete geçer, kaybolan enerji yeniden geri gelir artık yeni bir güne başlamak için vucudumuz hazırdır.


Dr. Işıl Yurdaışık
 

Habibemsin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Nis 2007
Mesajlar
950
Aldığı Beğeniler
0
Öncelikle aramiza hos geldiniz kardesim ve Üyeliginiz hayirli ve daim olsun..
Paylasimlariniz cok güzel ellerinize saglik.
Nickinizde yazilariniza cok uymus
sizi biraz taniyabilirmiyiz?
 
Üst Alt