SIHHAT
Bedeni korumak, onun sıhhatini temin ve hıfzetmek akdem-i ferâizdendir.1 Mevlây-ı Müteâl ve lâ tülkû bi eydîküm ilet-tehlüketi 2 buyuruyor. Bu emirde, beden ve sıhhat tehlikesinden korunmak, onun kapılarını seddetmek birinci dereceyi ihrâz eder. Her iş sıhhate vâbestedir.3 Bu olmadıkça gerek din gerek dünya işleri tam ve kâmil olmaz. Onun için bazı ekâbir el ılmu ılmân, ılmul ebdân, sümme ilmul-edyân4sözlerini söyleyerek ilm-i ebdânı, ilm-i edyân üzerine tercih eylemiştir. Bu sözlerden murad sırf sıhhate ehemmiyet vermek noktasına matuftur. Biz her işin kemâline tâlib olacağız. Aşağısı ile veyahut vasatı ile iktifâ etmeyeceğiz.
Sıhhat, niam-ı azîme-i Mevlâdandır.5 Fakat devâmı zamanında kıymeti en az takdîr olunur. Ona şükür vazîfe-i ibâdet ve ubûdiyettir.6 Bu nîmet-i uzmâyı7 elden gidermek, muhafaza etmek, yahut onu tahrîb eylemek kendi elimizdedir. Her hâlde, irademizi, vaktimizi, sıhhatimizin hüsn-i muhâfazasına 8 sarfetmeliyiz...
Az ye, çok yaşa... Bu dünyada insanların çoğu lezzet almak için yerler. Biz ise yaşamak için yaşayacak kadar yeriz.
(Süleyman Hilmi Tunahan k.s.)Lugatçe:
(1) Akdem-i ferâiz: Farzların en önde geleni
(2) Ayet-i Kerimenin meâli «Kendinizi tehlikeye atmayınız.» (Bakara Süresi, 195)
(3) Vâbeste: Bağlı
(4) İlim ikidir. Bedenler ile alâkalı yani tıp ilimleri, bundan sonra dîn ilimleri
(5)Niam-ı azîme-i Mevlâ: Allahın büyük nimetleri
(6) Vazîfe-i ibâdet ve ubûdiyet: İbâdet ve kulluk vazifesi
(7) Nîmet-i uzmâ: Büyük nimet
(8) Hüsn-i muhâfaza: İyi muhafaza
Bedeni korumak, onun sıhhatini temin ve hıfzetmek akdem-i ferâizdendir.1 Mevlây-ı Müteâl ve lâ tülkû bi eydîküm ilet-tehlüketi 2 buyuruyor. Bu emirde, beden ve sıhhat tehlikesinden korunmak, onun kapılarını seddetmek birinci dereceyi ihrâz eder. Her iş sıhhate vâbestedir.3 Bu olmadıkça gerek din gerek dünya işleri tam ve kâmil olmaz. Onun için bazı ekâbir el ılmu ılmân, ılmul ebdân, sümme ilmul-edyân4sözlerini söyleyerek ilm-i ebdânı, ilm-i edyân üzerine tercih eylemiştir. Bu sözlerden murad sırf sıhhate ehemmiyet vermek noktasına matuftur. Biz her işin kemâline tâlib olacağız. Aşağısı ile veyahut vasatı ile iktifâ etmeyeceğiz.
Sıhhat, niam-ı azîme-i Mevlâdandır.5 Fakat devâmı zamanında kıymeti en az takdîr olunur. Ona şükür vazîfe-i ibâdet ve ubûdiyettir.6 Bu nîmet-i uzmâyı7 elden gidermek, muhafaza etmek, yahut onu tahrîb eylemek kendi elimizdedir. Her hâlde, irademizi, vaktimizi, sıhhatimizin hüsn-i muhâfazasına 8 sarfetmeliyiz...
Az ye, çok yaşa... Bu dünyada insanların çoğu lezzet almak için yerler. Biz ise yaşamak için yaşayacak kadar yeriz.
(Süleyman Hilmi Tunahan k.s.)Lugatçe:
(1) Akdem-i ferâiz: Farzların en önde geleni
(2) Ayet-i Kerimenin meâli «Kendinizi tehlikeye atmayınız.» (Bakara Süresi, 195)
(3) Vâbeste: Bağlı
(4) İlim ikidir. Bedenler ile alâkalı yani tıp ilimleri, bundan sonra dîn ilimleri
(5)Niam-ı azîme-i Mevlâ: Allahın büyük nimetleri
(6) Vazîfe-i ibâdet ve ubûdiyet: İbâdet ve kulluk vazifesi
(7) Nîmet-i uzmâ: Büyük nimet
(8) Hüsn-i muhâfaza: İyi muhafaza