- Üyelik Tarihi
- 7 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,242
- Aldığı Beğeniler
- 9
- Takım
- Galatasaray
SILA-İ RAHİM
(Kim ömrünün uzun, rızkının bereketli olmasını isterse, ana babasına ihsanda bulunsun ve akrabasını yoklasın)
Sılai rahim, dilimizde akrabalık, hısımlık, yakınlık, karâbet gibi farklı kelimelerle dile getirilen beşerî yakınlı ı ifade eder. Sılai rahim, kısaca akrabalara kavuşmak diye de tarif edilir. Ayrıca, şefkat, merhamet, yardım, görüşme, ziyaret gibi de işik manaları da içinde saklar.
Di er bir ifade ile akrabalara karşı Mevlâ'mızın yapılmasını emir buyurdu u bir kısım vazifeler vardır. Bunların yapılıp, yerine getirilmesine sılai rahim denmiştir. Bunlar da, yakınları mektupla, telefonla aramak, görüşmek, muhtaçsa yardım etmek, hastaysa ziyaret etmek, sevincini tebrik, üzüntüsünde teselli ve tâziyede bulunmak, hal hatır sormak vs. gibi görevlerdir.
Sılai rahim, sadece akrabalara karşı de il, komşulara, arkadaşlara, meslektaşlara ve her çeşit tanıdıklara karşı da ifası gerekli bir vazife ve borç kılınmıştır.
Bütün bu sayılanların ifası, yakınlar arasındaki manevî ba ları güçlendirmekte ve insanı hayata daha çok ba lamaktadır. Kişiyi bencillik, yalnızlık gibi kötü hislerden ve bu tür duyguların getirece i mânevî durumlardan korur. Allah Teâlâ'nın rızasına, nice rahmetin tecellisine, hikmete ve berekete vesile olur.
"Allah Teâlâ, sadaka ve sılai rahim sebebiyle insanın ömrünü uzatır, kötü ölümü, şerri ve zararı o kimseden uzaklaştırır."
"Sılai rahim, güzel ahlâk, herkesle iyi geçinmek, beldeleri mamur, ömürleri bereketli ve feyizli kılar. "Sılai rahim, arşa asılıdır, der ki:
"Kim beni sıla ederse, Allah da ona sıla etsin. Kim benden koparsa, Allah da ondan kopsun." (Buhari:13)
"Yakınlara sıla, malda zenginli i, ailede sevgiyi, ömürde uzamayı artırır."
Bilginlerimiz, sılai rahmin en yüksek derecesi, "nikâh düşmeyecek yakın akrabalar arsındadır ve buna riâyet farzdır" demişlerdir. Buna göre, amcadayı çocukları arasında farz olmaz. Bazı âlimler ise, miras hakkında "zevil erham" denen bütün akrabaya farz oldu una hükmederler.
Sılai rahim, İslâm'ın insanı nefsiyle ve dertleriyle baş başa kalmaktan koruyan bir düsturdur. Toplumu bir kalabalıklar yı ını olmaktan çıkaran ve bir âileye dönüştüren İlâhî ve hayâtî bir prensiptir. Sılai rahim ile ilgili olarak yapılacak ilk hizmet, anababaya ait dinin emir ve tavsiyeleridir.
Yani Allah'a kulluktan sonra ilk vazife, anababanın hizmetini görmek, rızalarını almak ve her hâl ü kârda onları memnun etmektir. Haklı da olsak, onları hiçbir şekilde incitmemek; bir şikâyet ve yakınma olarak "öf" bile dememektir.
Efendimiz aleyhisselâm, bir Hadislerinde şöyle buyururlar:
"Allah'a ve âhiret gününe iman eden, sılai rahim yapsın. Anababasını ve akrabalarını ziyaret etsin"
"Biz insana annesine babasına iyi davranmasını emrettik, Çünkü annesi onu nice zahmetlere katlanıp karnında taşımıştır." (Lokman.14) Bu konuda yapılacak duâ şudur:
"Ey Rabbim! Beni küçükken koruyup büyüttükleri gibi, Sen de onlara şefkat ve merhamet et." (İsra: 2327)
Anababadan sonra muhtaç durumda olan yakın akrabaların ihtiyaçlarını karşılama imkânımız varsa, bu zorunlu bir görevdir. Biz de muhtaç hale düşünce, durumu müsait olan yakınlarımız da bize yardımcı olmaları gereklidir.
İslâm'ın öngördü ü bu zorunlu görev, annebaba ve çocuklar gibi en yakınlardan başlar, aralarında evlenme yasa ı bulunan bütün akrabaları içine alır. Kardeşler, kardeş çocukları, amcalar, halalar, dayılar, teyzeler birbirlerine karşı sorumludurlar. (Gazali: İhya)
Akrabaya iyilik, onlara sadece mal vermekle de ildir. Ayrıca, yakınlar arasındaki ba ları canlandıran, karşılıklı şefkat ve merhameti güçlendiren ziyaretle olur. Kalpleri yumuşatan di er hayırlı amellerle olur.
İbrahim Koç
(Kim ömrünün uzun, rızkının bereketli olmasını isterse, ana babasına ihsanda bulunsun ve akrabasını yoklasın)
Sılai rahim, dilimizde akrabalık, hısımlık, yakınlık, karâbet gibi farklı kelimelerle dile getirilen beşerî yakınlı ı ifade eder. Sılai rahim, kısaca akrabalara kavuşmak diye de tarif edilir. Ayrıca, şefkat, merhamet, yardım, görüşme, ziyaret gibi de işik manaları da içinde saklar.
Di er bir ifade ile akrabalara karşı Mevlâ'mızın yapılmasını emir buyurdu u bir kısım vazifeler vardır. Bunların yapılıp, yerine getirilmesine sılai rahim denmiştir. Bunlar da, yakınları mektupla, telefonla aramak, görüşmek, muhtaçsa yardım etmek, hastaysa ziyaret etmek, sevincini tebrik, üzüntüsünde teselli ve tâziyede bulunmak, hal hatır sormak vs. gibi görevlerdir.
Sılai rahim, sadece akrabalara karşı de il, komşulara, arkadaşlara, meslektaşlara ve her çeşit tanıdıklara karşı da ifası gerekli bir vazife ve borç kılınmıştır.
Bütün bu sayılanların ifası, yakınlar arasındaki manevî ba ları güçlendirmekte ve insanı hayata daha çok ba lamaktadır. Kişiyi bencillik, yalnızlık gibi kötü hislerden ve bu tür duyguların getirece i mânevî durumlardan korur. Allah Teâlâ'nın rızasına, nice rahmetin tecellisine, hikmete ve berekete vesile olur.
"Allah Teâlâ, sadaka ve sılai rahim sebebiyle insanın ömrünü uzatır, kötü ölümü, şerri ve zararı o kimseden uzaklaştırır."
"Sılai rahim, güzel ahlâk, herkesle iyi geçinmek, beldeleri mamur, ömürleri bereketli ve feyizli kılar. "Sılai rahim, arşa asılıdır, der ki:
"Kim beni sıla ederse, Allah da ona sıla etsin. Kim benden koparsa, Allah da ondan kopsun." (Buhari:13)
"Yakınlara sıla, malda zenginli i, ailede sevgiyi, ömürde uzamayı artırır."
Bilginlerimiz, sılai rahmin en yüksek derecesi, "nikâh düşmeyecek yakın akrabalar arsındadır ve buna riâyet farzdır" demişlerdir. Buna göre, amcadayı çocukları arasında farz olmaz. Bazı âlimler ise, miras hakkında "zevil erham" denen bütün akrabaya farz oldu una hükmederler.
Sılai rahim, İslâm'ın insanı nefsiyle ve dertleriyle baş başa kalmaktan koruyan bir düsturdur. Toplumu bir kalabalıklar yı ını olmaktan çıkaran ve bir âileye dönüştüren İlâhî ve hayâtî bir prensiptir. Sılai rahim ile ilgili olarak yapılacak ilk hizmet, anababaya ait dinin emir ve tavsiyeleridir.
Yani Allah'a kulluktan sonra ilk vazife, anababanın hizmetini görmek, rızalarını almak ve her hâl ü kârda onları memnun etmektir. Haklı da olsak, onları hiçbir şekilde incitmemek; bir şikâyet ve yakınma olarak "öf" bile dememektir.
Efendimiz aleyhisselâm, bir Hadislerinde şöyle buyururlar:
"Allah'a ve âhiret gününe iman eden, sılai rahim yapsın. Anababasını ve akrabalarını ziyaret etsin"
"Biz insana annesine babasına iyi davranmasını emrettik, Çünkü annesi onu nice zahmetlere katlanıp karnında taşımıştır." (Lokman.14) Bu konuda yapılacak duâ şudur:
"Ey Rabbim! Beni küçükken koruyup büyüttükleri gibi, Sen de onlara şefkat ve merhamet et." (İsra: 2327)
Anababadan sonra muhtaç durumda olan yakın akrabaların ihtiyaçlarını karşılama imkânımız varsa, bu zorunlu bir görevdir. Biz de muhtaç hale düşünce, durumu müsait olan yakınlarımız da bize yardımcı olmaları gereklidir.
İslâm'ın öngördü ü bu zorunlu görev, annebaba ve çocuklar gibi en yakınlardan başlar, aralarında evlenme yasa ı bulunan bütün akrabaları içine alır. Kardeşler, kardeş çocukları, amcalar, halalar, dayılar, teyzeler birbirlerine karşı sorumludurlar. (Gazali: İhya)
Akrabaya iyilik, onlara sadece mal vermekle de ildir. Ayrıca, yakınlar arasındaki ba ları canlandıran, karşılıklı şefkat ve merhameti güçlendiren ziyaretle olur. Kalpleri yumuşatan di er hayırlı amellerle olur.
İbrahim Koç