
“Zeytine ve Tur dağına yemin eden Rabb,
Filistin’in kızlarına en çok yakışan giysi olarak
anneliği işaret ederdi.Zeytin ağacı kadar sabırlı
Ve zeytin ağacı kadar bereketin timsaliydi Filistinli kadınlar”
-ve hep öyle olmaya devam edeceklerdir-
Yetim bir seyyahtır Merzanguş. Görevi;şimdiye kadar el değmemiş,sırrının gölgesinde yitip gitmemek adına dile gelmemiş lâl bir hikayenin zor koridorlarında yol almaktır.Peşinen kabul etmiştir oysa, harflerinin “sevgili” olan Meryem’i anlatmakta kifayetsiz kalacağını.Peşinen boyun eğmiştir yazgısına: “Bu senin Meryem’indir. Göklerden inen değil…”
Filistin kadınlarının sırtını dayadığı,sabrının kaynak suyu,metanetinin anahtarıdır Hz.Meryem.Ki annesi Hanne gibi tüm Filistinli kadınlar yün eğirmekte ustadırlar. “Onların asırlık sabırlarının alınyazısı gibi”dir der yazar bu maharetin gizine göndermede bulunurken ve ekler “sabrın ipini bugün olmuş hala filistinli kadınlar eğiriyor.”
Uzun yıllar çocuk özlemlerini sabır ve şükürle yoğuran İmran ve Hanne’ye Yaradanın bir hediyesidir Meryem.Kısırlık dedikodularını halkın kulağına fısıldayan “Beyt-ül Mukaddes’in ulu pirleri”nin yüzlerine bir tokat gibidir Meryem’in müjdesi;dünya kadınlarının gözdesi ve önderinin gelişi.
Yazgısı baştan zorlu yazılmıştır Meryem’in,yürüyeceği yol bütün alışkanlıkları tersyüz edecek işaretlerle doludur.Beyt-ül Mukaddese adanan ilk kız çocuğu…Kınayıcıların kınamasına karşılık Meryem “adanan”dır.Ve O “hiçbir erkeğin yapamayacağı bir şey yapacaktı;bir çığır açacaktı,sonradan gelen tüm çilekeşlere nur olacaktı” karanlıktan aydınlığa çıkaran bir nur…Hep “yüzünün bir yanıyla gülerken,diğer yanıyla ağlıyor gibi” bakacaktı. Bir yanı umudun diğer yanı hüznün adresi olacaktı.
Onun adı Meryem’di: “İbadet eden,Allah’a kullukta ileri giden,gayretli kişi demekti Meryem.” Korunmuştu ve hep korunacak olandı.
Kitabın en sarsıcı yeri,kuşkusuz Hz.Meryem’in İnzivasına şahitlik eden yedi kapılı mihrabın hikayesidir.Anlatım öyle coşkulu ve sahicidir ki,sanki her bir kapı açıldığında adımlarınız yüreğinizin hızıyla yarışır,her vuslat bir uçurum kıyısından çekip çıkarır sizi. Dünyanın tüm dağdağasından öteye savuran ve dağıtan bir tablodur karşınızdaki.Hz. Meryem’in kadınlarından olmayı dilediğiniz müstesna bir diz çöküş ayinidir yedi kapılı mihrabın hikayesi.Son kapının, “SIRR” kapısının ardında kaybedersiniz benliğinizi ve “Sevgili” Meryem’inizi.
Mihrapta yeni bir mucize sizi kendinize getirir.Sonradan gelenin habercisi,bir nefes,bir ruh,kutsanmışın içinde büyüyen bir Peygamber : Hz.İsa….
Serüven en çetrefilli mecrasına doğru sürüklenrken “uzak”taki Meryem’in yaşadığı sınavı tek bir cümleyle beyninize nakşeder Eraslan : “Erlik bir sıfattır,öyle kadınlar vardır ki Er’dir dedirtecek bir sınavdı Meryem’in yaşadığı tarihi sınav.”
İlk olarak bir melek tarafından tebrik edilen bir annedir Meryem,yavrusunun üstüne titreyen tüm annelerin yüreklerinin attığı yerdir Meryem’in kalbi.
“Babasız bir çocuk…” Üstelik O bir Peygamber…
Kalpleri mühürlenmiş,hayatın cazibesine kapılmış Kudüs’ün ekabirlerine bundan daha ağır bir darbe olabilir mi? “Neden biz değil de O” enaniyetine kapılmış ulular bırakır mı yakasını Meryem’in ? Sonunda dile gelen bir çocuk bile kalplerdeki bukağıları sökmeye yetmez.
“Kelime”sini sımsıkı kucaklayan Meryem,bir daha dizinin dibinden hiç ayırmayacaktır oğlunu... Zira O, “insanlığın yakasına takılmış bir onur nişanıydı”der Eraslan.
Şimdiye kadar böyle derinlikli yazılmaya cesaret edilememiş,dile gelip te kalemin gölgesine düşmemiş bir hikaye daha güzel nasıl anlatılabilir ki?...
Bir yetim seyyahın gözlerinden yüreğe ıpılık akıveren,aktıkça coşturan,şaşırtırken ağlatan,umutlandıran,müjdeleyen ve asla yalnızlığı inanan yüreğe yakıştırmayan muhteşem bir başucu kitabıdır Siret-i Meryem ve yürekten bir teşekkürü hakeden dosdoğru bir kalemdir Sibel Eraslan.
Nur Zelal
~~~
“Siret-i Meryem / Cennet Kadınlarının Sultanı” Allah’a adanmayı, adayışın timsali olan İmran ailesinin fedakârlıklarını, Hz. Zekeriya (a.s.)’ın katlandığı çileleri ve hakikati tebliğ etme çabalarını, Hanne’nin Allah’a adadığı kurbanı, yeryüzünde iffetin timsali Hz. Meryem’i, Hz. Meryem’in yeğeni Hz. Zekeriya (a.s)’ın oğlu Hz. Yahya (a.s.)’ın şehadetini, Hz. İsa (a.s.)’ın sürgün hayatını böyle kutlu bir ayda dile getirmesi, Ramazanın anlam ve önemini bir kez daha ortaya koyuyor...