"Oğul: Hastaneye gitmek istemiyorum artık baba..
Artık bir işe yaramayacağını bilecek yaştayım..
Baba: Olurmu oğlum.. Herşey iyi gidiyor diyor doktorlar..
Böyle düşünme.. Hadi giyin..
Oğul: Bugün hastaneye gitmeyelim baba.. O ilaçlar saçlarımı döktü.. istemiyorum..
Baba: Az kaldı.. gidip hemen dönelim oğlum.. üzme bizi..
Oğul: tamam babam.. 27 nisan 1986.. Hayatının son 4 senesini Cerrahpaşa hastanesinin kemotrapi-radyoloji onkoloji bölümü ile evinin arasından gidip gelen bir çocuktum o zamanlar.. Fenerli babasının güçsüz sararmış suratlı Fenerli minik oğluydum.. Yolumuzun üstü olan İnönü stadı.. Kaderimizin de üstündeymiş o zamanlar.. Bilmiyorduk..
Oğul: Yine maç var heralde.. Fener'in maçımı baba?
Baba: Hayır oğlum..Bizim maçımız yok.Beşiktaş'ın maçı var..
Oğul: Baba biz neden Fenerliyiz..?
Baba: Benim babamda fenerliydi.. Dedemde fenerliydi.. Onun babasıda öyleymiş.. Türkiye'nin en büyüğü Fenerbahçe'dir.. Ve hepimiz fenerliyiz.
Oğul: Hastane dönüşü Beşiktaş'ın maçına gidelim mi baba? Baba: Neden oğlum.. Hem orası çok kalabalık olur.. Doktorlar mikroptan uzak durmamız gerektiğini söylüyor biliyorsun..
Oğul: Baba hiç senden bişey istedim mi şuana kadar.. Hiç birşeyi yapamadın diye ağladım mı..? Doktorların hep istediklerini yaptık.. Bir kez ben istiyorum diye beni hastane dönüşü bu maça götürür müsün.
Baba: Annene ve doktorlara söylemeyeceğiz ama..
Oğul: Tamam.. Saçlarımın döküldüğü belli olmasın.. Beşiktaş şapkası da alırmısın peki..
Baba: Alırım oğlum.. Sen ne istersen alırım.. (Babamın yanaklarından birkaç damla yaş akar)
Oğul: Neden ağlıyorsun baba.. Beşiktaşlı olmayacağım.. Sadece onların maçına gitmek istiyorum..
Baba: Eğer sen mutlu olacaksan.. Beşiktaşlı da oluruz oğlum..
Biz o gün hastane dönüşü kaderimizi yol üstünde bulduk.. Ben o gün simsiyah bir hayattan bembeyaz bir hayata babamın omzunda merhaba dedim.. Çoğu doktor benim nasıl hangi şartlarda iyileştiğimi araştırdı.. Ve bir çoğu 'bu sadece mucize' dediler.. O günden beri babam iyileşmemi Beşiktaş'a bağlar.. Bense babamın 'sen istersen Beşiktaşlı da oluruz oğlum' derken gözlerinde biriktirdiği gözyaşlarına bağlarım.. Senelerdir hiç kaçırmadığım Beşiktaş maçlarında tedavi olduğumu ve o küçük çocuğun babasının omzundaki saçsız ama mutlu halini hissederim.. Seneler sonra 'Beşiktaşlı' yaşlı babamı bu akşam maça götürdüm.. Yenemedik ama çıkışta 'iyi ki Beşiktaşlıyız' dedik evimize dönerken.."
Böyle bir hikayenin üzerine ne söylenebilir ki? Nutku tutuluyor insanın...
Ve bir Galatasaray'lı olarak benimde gözlerimden yaşlar süzüldü
Artık bir işe yaramayacağını bilecek yaştayım..
Baba: Olurmu oğlum.. Herşey iyi gidiyor diyor doktorlar..
Böyle düşünme.. Hadi giyin..
Oğul: Bugün hastaneye gitmeyelim baba.. O ilaçlar saçlarımı döktü.. istemiyorum..
Baba: Az kaldı.. gidip hemen dönelim oğlum.. üzme bizi..
Oğul: tamam babam.. 27 nisan 1986.. Hayatının son 4 senesini Cerrahpaşa hastanesinin kemotrapi-radyoloji onkoloji bölümü ile evinin arasından gidip gelen bir çocuktum o zamanlar.. Fenerli babasının güçsüz sararmış suratlı Fenerli minik oğluydum.. Yolumuzun üstü olan İnönü stadı.. Kaderimizin de üstündeymiş o zamanlar.. Bilmiyorduk..
Oğul: Yine maç var heralde.. Fener'in maçımı baba?
Baba: Hayır oğlum..Bizim maçımız yok.Beşiktaş'ın maçı var..
Oğul: Baba biz neden Fenerliyiz..?
Baba: Benim babamda fenerliydi.. Dedemde fenerliydi.. Onun babasıda öyleymiş.. Türkiye'nin en büyüğü Fenerbahçe'dir.. Ve hepimiz fenerliyiz.
Oğul: Hastane dönüşü Beşiktaş'ın maçına gidelim mi baba? Baba: Neden oğlum.. Hem orası çok kalabalık olur.. Doktorlar mikroptan uzak durmamız gerektiğini söylüyor biliyorsun..
Oğul: Baba hiç senden bişey istedim mi şuana kadar.. Hiç birşeyi yapamadın diye ağladım mı..? Doktorların hep istediklerini yaptık.. Bir kez ben istiyorum diye beni hastane dönüşü bu maça götürür müsün.
Baba: Annene ve doktorlara söylemeyeceğiz ama..
Oğul: Tamam.. Saçlarımın döküldüğü belli olmasın.. Beşiktaş şapkası da alırmısın peki..
Baba: Alırım oğlum.. Sen ne istersen alırım.. (Babamın yanaklarından birkaç damla yaş akar)
Oğul: Neden ağlıyorsun baba.. Beşiktaşlı olmayacağım.. Sadece onların maçına gitmek istiyorum..
Baba: Eğer sen mutlu olacaksan.. Beşiktaşlı da oluruz oğlum..
Biz o gün hastane dönüşü kaderimizi yol üstünde bulduk.. Ben o gün simsiyah bir hayattan bembeyaz bir hayata babamın omzunda merhaba dedim.. Çoğu doktor benim nasıl hangi şartlarda iyileştiğimi araştırdı.. Ve bir çoğu 'bu sadece mucize' dediler.. O günden beri babam iyileşmemi Beşiktaş'a bağlar.. Bense babamın 'sen istersen Beşiktaşlı da oluruz oğlum' derken gözlerinde biriktirdiği gözyaşlarına bağlarım.. Senelerdir hiç kaçırmadığım Beşiktaş maçlarında tedavi olduğumu ve o küçük çocuğun babasının omzundaki saçsız ama mutlu halini hissederim.. Seneler sonra 'Beşiktaşlı' yaşlı babamı bu akşam maça götürdüm.. Yenemedik ama çıkışta 'iyi ki Beşiktaşlıyız' dedik evimize dönerken.."
Böyle bir hikayenin üzerine ne söylenebilir ki? Nutku tutuluyor insanın...
Ve bir Galatasaray'lı olarak benimde gözlerimden yaşlar süzüldü