Günlerdir kafamı bu soru kurcalıyor?
Garipoğlu Ailesi’nin Cem’i kurtarmak için verdiği mücadeleyi izliyorum ve hayret ediyorum.
Evet evlat evlattır; ne yapsa insanın canının parçasıdır ama ya bu çocuk bir canavarsa...
Bir genç kızı yatırıp diri diri kesiyorsa, testereyle kafasını gövdesinden ayırıyorsa o evladı korumak içinizden gelir mi, gelmez mi?
Sonuçta, yapılan bir gençlik hatası diye görmezden gelinecek bir şey değil.
Bir kavga sonucu öfkeyle ateşlenen silahlardan, çekilen bıçaklardan da söz etmiyoruz.
Arabayla ölüme sebebiyet vermek de değil konu.
Mahkemenin belirttiği gibi “tasarlanarak ve canavarca işlenmiş bir cinayet.”
Katil, “Annemle kanları beraber sildik” diyor.
O anne o anda ne düşünmüştür acaba?
Nasıl böyle bir canavar doğurduğunu mu, yoksa oğlunu nasıl kurtaracağını mı?
Aslında Yunan trajedilerini andırır temel bir soru bu?
Bir ana, her hal ve koşulda evladını korur mu?
Canavar da olsa, katil de sapık da olsa benim canımın bir parçası mı der?
Yoksa onu adalete teslim edip, yaptığı canavarlığın hesabını vermesini mi ister?
Bu sorunun genel bir cevabı yok bence.
Herkes sadece kendi adına cevap verebilir.
***
Biliyoruz ki bu ülkede suç işleyen birçok genç, ailesi tarafından kurtarıldı.
Garipoğlu’lar yaptıklarının bedelini ödemediler ama garibanlar işlemedikleri suçlar için ya hapiste tutuldular ya da idam edildiler.
Şimdi de durumun böyle olmasına çalışılıyor ama galiba iş bu sefer farklı.
Çünkü medyanın ısrarlı takibi sonunda Karabulut cinayeti, herkesin meselesi haline geldi.
Dün bindiğim taksinin şoförü o kadar öfkeliydi ki burnundan soluyarak, “Bu oğlanı bana verseler kendi ellerimle öldürürüm” diyordu.
Şimdi aile işin soğumasını, unutulmasını bekleyecek, sonra oğlanı kurtarma oyunlarına devam edecek.
Ama bence faydasız.
Ne basın bırakır bu işin peşini, ne de halk!
Münevver’in kanının hesabı sorulmadan kamu vicdanı yatışmaz.
livaneli
Garipoğlu Ailesi’nin Cem’i kurtarmak için verdiği mücadeleyi izliyorum ve hayret ediyorum.
Evet evlat evlattır; ne yapsa insanın canının parçasıdır ama ya bu çocuk bir canavarsa...
Bir genç kızı yatırıp diri diri kesiyorsa, testereyle kafasını gövdesinden ayırıyorsa o evladı korumak içinizden gelir mi, gelmez mi?
Sonuçta, yapılan bir gençlik hatası diye görmezden gelinecek bir şey değil.
Bir kavga sonucu öfkeyle ateşlenen silahlardan, çekilen bıçaklardan da söz etmiyoruz.
Arabayla ölüme sebebiyet vermek de değil konu.
Mahkemenin belirttiği gibi “tasarlanarak ve canavarca işlenmiş bir cinayet.”
Katil, “Annemle kanları beraber sildik” diyor.
O anne o anda ne düşünmüştür acaba?
Nasıl böyle bir canavar doğurduğunu mu, yoksa oğlunu nasıl kurtaracağını mı?
Aslında Yunan trajedilerini andırır temel bir soru bu?
Bir ana, her hal ve koşulda evladını korur mu?
Canavar da olsa, katil de sapık da olsa benim canımın bir parçası mı der?
Yoksa onu adalete teslim edip, yaptığı canavarlığın hesabını vermesini mi ister?
Bu sorunun genel bir cevabı yok bence.
Herkes sadece kendi adına cevap verebilir.
***
Biliyoruz ki bu ülkede suç işleyen birçok genç, ailesi tarafından kurtarıldı.
Garipoğlu’lar yaptıklarının bedelini ödemediler ama garibanlar işlemedikleri suçlar için ya hapiste tutuldular ya da idam edildiler.
Şimdi de durumun böyle olmasına çalışılıyor ama galiba iş bu sefer farklı.
Çünkü medyanın ısrarlı takibi sonunda Karabulut cinayeti, herkesin meselesi haline geldi.
Dün bindiğim taksinin şoförü o kadar öfkeliydi ki burnundan soluyarak, “Bu oğlanı bana verseler kendi ellerimle öldürürüm” diyordu.
Şimdi aile işin soğumasını, unutulmasını bekleyecek, sonra oğlanı kurtarma oyunlarına devam edecek.
Ama bence faydasız.
Ne basın bırakır bu işin peşini, ne de halk!
Münevver’in kanının hesabı sorulmadan kamu vicdanı yatışmaz.
livaneli
ooo: