Siz Siyaseti Nasıl Bilirsiniz?
Bir düşünce zihinde var olup şekil alır ve öyle pratik hayata yansır. Zihinde yanlış şekillenen bir düşünce veya inanış pratik hayatta tabi ki yanlışlara neden olur. Her insanın bir olguyu anlaması ve ona anlam vermesi farklı farklıdır.
Şimdi ele aldığımız konuda aynı bu kırılgan zihinde şekillenmiş ve bunun doğal bir sonucu olarak pratik hayata öyle yansımıştır.
“Müslüman siyasetle uğraşmaz, siyaset şeytanın işidir.” Düşüncesi Müslümanları siyasi hayattan uzaklaştırmış. Hatta kitleleri arkalarından sürükleyen insanlar bile bu paralelde ciddi söylemler içinde olabilmişlerdir. İnsan yaşantısının her noktası hakkında söyleyecek sözü olan bir dinin insanların sevk ve idaresi hakkında susmasının pek mantıklı olmadığını söylersek hata etmiş olmayız.
Kimisi bu ikisinin arası yolu takip etmiş “Kur’andaki hükümlerin yaklaşık yüzde onu insanların idaresiyle alakalıdır.” Anlayışına sahip olmuş ve bunun üzerinde o kadar çok durulması gereken bir mefhum olmadığını savunmuşlardır.
Peki siyaset denilen kavram nedir. Bunun üzerinde durulması gereklidir.
Arapça bir kelime olan siyaset SA-SE fiil kökünden mastardır. Manası bir şeyden alıkoymak, veya bir şeyi yaptırmak anlamlarına gelir.
Bu durumda “islamda siyaset yoktur” sözünün Türkçesi İslam bir şeyi emretmez veya bir şeyden alıkoymaz demek olur ki, tam aksine bilinen bir şeydir ki İslam baştan sona kadar güzelliği emreden, çirkinlikten kaçındıran bir dindir.
Sanırım bu anlayışa sahip Müslümanlar siyaset ve poli(çok) tika(yüzlülük) kavramlarını karıştırmış ikisini aynı kefeye koymuşlardır.
Söz söylemeyen karışmayan hayatı düzenlemeyen bir ilah olsun. O kendi yüce kutsal makamında tüm yücelik ve azametiyle kalsın. Biz ona gereken tüm tapınmaları kurbanları yerine getiririz. Bizim görevlerimiz bizim belirlediğimiz görevlerdir. Zaten onun görevleri bellidir. O yağmur yağdırsın, rızkımızı versin hastalarımıza şifa versin, dara düşmüşsek bizi kurtarsın. Üstü kalsın fazlasını yapamayız.
Paşa gönlümüz neyi ne şekilde isterse o şekilde yapalım. Arzu ve temennilerimiz neyse o bizim dinimiz olsun. Anlayışı İslam dışındaki tüm dinlerin karakterist özellikleri olabilir ama İslamın anlayışı asla… “yoksa insan sadece temenni ettiğini mi bekliyor” ( necm süresi)
Tarihsel doku içerisinde bu anlayışın birçok takipçileri olmuş, ilahlık makamına karışmayan konuşmayan bir varlık arayışı, çok uzun sürmemiş. Kısa bir sürede sonuçlanmıştır. Peki, bu tarife uygun varlık ne olabilir.
Hiçbir şeye karışmayan, söz söylemeyen, ona söylenen sözleri duymayan bir varlık olsa olsa cansız bir taş parçası olabilir. Böylece insanlık tarihin en yüz karartıcı buluşu bulundu. Put..
Puta tapınmanın arkasında olan tek genel geçer neden budur.
Bunun dışındaki söylemler pek inandırıcı değildir. Yaşadığımız zaman ve mekân diliminde her ne kadar puta rastlamasak da arkasında duran neden maalesef kendisini hissettiriyor. İstek ve temennilerin din olması, din hakkındaki yorumların açık seçik ayetlerin önüne geçirilmesi pek rastlanmayan bir şey değil.
Allah kendi dinini tamamlamış eksiksiz bir şekilde indirmiştir. İnsanlardan da bu dine uymalarını istemiştir. Dinin hüküm ve emirlerini kendisi dışında hiçbir varlığa bırakmamış tüm hükümlerini kendisi koymuştur. Allahın dinine ekleme ve çıkarmalarda bulunma Allaha ve onun dinine karşı büyük saygısızlıktır.
Bu dönemde bu hüküm uygulanmaz diyen kişi bu dönemin hüküm konurken düşünülmediğini, hesap edilmediğini söylemiş olur ki buda Allaha karşı saygısızlıkta haddi aşmaktır.
Zaten İslam dinine ekleme ve çıkarmanın altında yatan neden de yine insanın kendine göre bir din ve ilah edinmesi değil midir? Kuranın hükümleri suyun elementlerini oluşturan hidrojen ve oksijen gibidir. Bu elementlerden nasıl ki biri çıkarılsa su su olmaktan çıkıyorsa islamdan çıkarılan, ret edilen bir hüküm geri kalan dini İslam olmaktan çıkarır.
Allaha iman eden insan, onun açıkladığı hükümlerin üzerine söz söyleme cüretinde bulunamaz. Çünkü mümin Allaha karşı saygıda kusur etmeyen, onun hükümlerini herkes ve her şeyden üstün tutandır. Aynı zamanda Allah’ı kendi zihninde şekillendirdiği gibi değil, kendisini kuranda ona anlattığı gibi iman edendir.
Müslüman Allahın hükümlerine kendisini teslim eden, kurana karşı edilgen bir tavır almasını gerektiğini kişidir. Yine Müslüman Allaha karşı içten pazarlıklı olma küstahlığına girmenin onu inkâr etmeyle eş değer olduğunu bilen, hayatının her noktasında onun emirlerine uymanın duyarlılığını taşıyan kişidir.
EnSaR
( Payiz dergisi 4. sayı )
Bir düşünce zihinde var olup şekil alır ve öyle pratik hayata yansır. Zihinde yanlış şekillenen bir düşünce veya inanış pratik hayatta tabi ki yanlışlara neden olur. Her insanın bir olguyu anlaması ve ona anlam vermesi farklı farklıdır.
Şimdi ele aldığımız konuda aynı bu kırılgan zihinde şekillenmiş ve bunun doğal bir sonucu olarak pratik hayata öyle yansımıştır.
“Müslüman siyasetle uğraşmaz, siyaset şeytanın işidir.” Düşüncesi Müslümanları siyasi hayattan uzaklaştırmış. Hatta kitleleri arkalarından sürükleyen insanlar bile bu paralelde ciddi söylemler içinde olabilmişlerdir. İnsan yaşantısının her noktası hakkında söyleyecek sözü olan bir dinin insanların sevk ve idaresi hakkında susmasının pek mantıklı olmadığını söylersek hata etmiş olmayız.
Kimisi bu ikisinin arası yolu takip etmiş “Kur’andaki hükümlerin yaklaşık yüzde onu insanların idaresiyle alakalıdır.” Anlayışına sahip olmuş ve bunun üzerinde o kadar çok durulması gereken bir mefhum olmadığını savunmuşlardır.
Peki siyaset denilen kavram nedir. Bunun üzerinde durulması gereklidir.
Arapça bir kelime olan siyaset SA-SE fiil kökünden mastardır. Manası bir şeyden alıkoymak, veya bir şeyi yaptırmak anlamlarına gelir.
Bu durumda “islamda siyaset yoktur” sözünün Türkçesi İslam bir şeyi emretmez veya bir şeyden alıkoymaz demek olur ki, tam aksine bilinen bir şeydir ki İslam baştan sona kadar güzelliği emreden, çirkinlikten kaçındıran bir dindir.
Sanırım bu anlayışa sahip Müslümanlar siyaset ve poli(çok) tika(yüzlülük) kavramlarını karıştırmış ikisini aynı kefeye koymuşlardır.
Söz söylemeyen karışmayan hayatı düzenlemeyen bir ilah olsun. O kendi yüce kutsal makamında tüm yücelik ve azametiyle kalsın. Biz ona gereken tüm tapınmaları kurbanları yerine getiririz. Bizim görevlerimiz bizim belirlediğimiz görevlerdir. Zaten onun görevleri bellidir. O yağmur yağdırsın, rızkımızı versin hastalarımıza şifa versin, dara düşmüşsek bizi kurtarsın. Üstü kalsın fazlasını yapamayız.
Paşa gönlümüz neyi ne şekilde isterse o şekilde yapalım. Arzu ve temennilerimiz neyse o bizim dinimiz olsun. Anlayışı İslam dışındaki tüm dinlerin karakterist özellikleri olabilir ama İslamın anlayışı asla… “yoksa insan sadece temenni ettiğini mi bekliyor” ( necm süresi)
Tarihsel doku içerisinde bu anlayışın birçok takipçileri olmuş, ilahlık makamına karışmayan konuşmayan bir varlık arayışı, çok uzun sürmemiş. Kısa bir sürede sonuçlanmıştır. Peki, bu tarife uygun varlık ne olabilir.
Hiçbir şeye karışmayan, söz söylemeyen, ona söylenen sözleri duymayan bir varlık olsa olsa cansız bir taş parçası olabilir. Böylece insanlık tarihin en yüz karartıcı buluşu bulundu. Put..
Puta tapınmanın arkasında olan tek genel geçer neden budur.
Bunun dışındaki söylemler pek inandırıcı değildir. Yaşadığımız zaman ve mekân diliminde her ne kadar puta rastlamasak da arkasında duran neden maalesef kendisini hissettiriyor. İstek ve temennilerin din olması, din hakkındaki yorumların açık seçik ayetlerin önüne geçirilmesi pek rastlanmayan bir şey değil.
Allah kendi dinini tamamlamış eksiksiz bir şekilde indirmiştir. İnsanlardan da bu dine uymalarını istemiştir. Dinin hüküm ve emirlerini kendisi dışında hiçbir varlığa bırakmamış tüm hükümlerini kendisi koymuştur. Allahın dinine ekleme ve çıkarmalarda bulunma Allaha ve onun dinine karşı büyük saygısızlıktır.
Bu dönemde bu hüküm uygulanmaz diyen kişi bu dönemin hüküm konurken düşünülmediğini, hesap edilmediğini söylemiş olur ki buda Allaha karşı saygısızlıkta haddi aşmaktır.
Zaten İslam dinine ekleme ve çıkarmanın altında yatan neden de yine insanın kendine göre bir din ve ilah edinmesi değil midir? Kuranın hükümleri suyun elementlerini oluşturan hidrojen ve oksijen gibidir. Bu elementlerden nasıl ki biri çıkarılsa su su olmaktan çıkıyorsa islamdan çıkarılan, ret edilen bir hüküm geri kalan dini İslam olmaktan çıkarır.
Allaha iman eden insan, onun açıkladığı hükümlerin üzerine söz söyleme cüretinde bulunamaz. Çünkü mümin Allaha karşı saygıda kusur etmeyen, onun hükümlerini herkes ve her şeyden üstün tutandır. Aynı zamanda Allah’ı kendi zihninde şekillendirdiği gibi değil, kendisini kuranda ona anlattığı gibi iman edendir.
Müslüman Allahın hükümlerine kendisini teslim eden, kurana karşı edilgen bir tavır almasını gerektiğini kişidir. Yine Müslüman Allaha karşı içten pazarlıklı olma küstahlığına girmenin onu inkâr etmeyle eş değer olduğunu bilen, hayatının her noktasında onun emirlerine uymanın duyarlılığını taşıyan kişidir.
EnSaR
( Payiz dergisi 4. sayı )