Molla câmi'nin meşhur mesnevisi'nden bir bölümün tuhfetü'l-ahrârdan
Tarikatlerin kutbu, insanların kurtarıcısı, millet ve dinin kutlu efendisi, Nakşibend adıyla meşhur Buharalı Muhammed'in menkıbesi hakkında...
Bu nakışlı yuvarlağın kubbesi altında her nakşa daha ne kadar bağlı kalacaksın?
Nakşı bırak, nakışsıza doğru git. Gözünü her nak...şa ne diye ipotek edersin!
Nakış perde gibidir ve sen perişanlığından dolayı örtülü olandan örtüye yöneldin.
Örtülü olandan bu perdeyi kaldır at, uyuşuk gönlünü sıcak tut.
*
O'nun yardımı olmaksızın ruhundaki bu perdeden kurtulmak senin elinde değildir.
O saf cevher öyle her yerde olmaz, onun madeni Buhara toprağıdır.
Sikkeyi önce Yesrib ve Butha'da bastılar ve son nöbet Buhara'da çalındı.
O sikke üzerindeki yazıdan Nakşibend şeyhinin nakışsız gönlü dışında, kimse yararlanamadı.
Hâce, kulluk için saffet safında kulluk kemeri bağladı.
*
Dine kıymet tacını o koydu, din kapısındaki arzu kilidini o açtı.
Yakin merkezi onun birlik noktası, din kaftanı onun tecrid hırkasıdır.
Yok oluş sırrını kimse ondan daha güzel anlatamadı, beka incisini kimse ondan daha iyi delmedi.
Onun başlangıcı her sonun sonu; onun sonundan ise, temenni cebi boş!
Onun gölgesinin halıda gezinen ayağı vardır, onun makamının arş üzerinde ayağı vardır.
*
Onun dış görünüşü şer'i ölçüye uygundur, onun canı ve hayatı şer'i sofradandır.
Hakk'ı arayanları kendine has nazarlarıyla batıl düşünceden kurtarmıştır.
O bağış hazinesine kim ulaşırsa, artık başlangıç yükünü sona çekmiş demektir.
Vatanda yolculuğun rehberi, fakat meclis halkasının yalnız oturanısın.
Akla sırdaş olmadan soluk almamış, düşüncesi adımını geçmemiştir.
*
Kendiliğinden öyle hızlı yolculuğa çıkmıştır ki, nazarı adımından geri kalmamıştır.
Halvetilerin çilehanedeki kırk günü gibi o da uzlet süresince yay gibi bükülmüştür.
Bak nasıl iki yüz kafileyi yayla avladı, üstelik kirişsiz yayla.
Alametlerden anlaşıldığı gibi, alametlerin yok oluşu bir alamet oldu.
Kendi makamlarını kat ederken sıfatsızlığı kendi zatının sıfatı olarak buldu.
*
Onun pîrlerinin bağlı olduğu zincir, esirlerin sağlam halkasıdır.
O zincirin narası dünya aslanlarının safını titretir.
Onun adını hakaretle anan alçaklar, adlarını sağduyu levhasından silerler.
Yarasanın gözü gündüz kördür, yoksa güneşten nefret etmezdi.
Onun ruh kuşu bu eski tuzaktan kurtulup Sidre'ye oturdu, Tuba'ya yerleşti.
Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeye gücü yeten padişahın katında makamın kutlu olsun!