- Üyelik Tarihi
- 12 Haz 2007
- Mesajlar
- 492
- Aldığı Beğeniler
- 3
İhlâs noktasından bakıldığında ameller üç kısımdır.
Birincisi, sırf riya ve gösteriş için, başkalarının nazarında bir mevki kazanmak, onların gönlüne girmek, şöhret gibi sebeplerle yapılan amel.
Bu tip riyanın en adisi, kendini sofu ve derviş gibi göstererek, müslümanların arasında boynu bükük, başı sarıklı dolaşmak, takva ehliymiş gibi görünmek veya mütemadiyen hizmete koşmak, sohbet etmek, sohbetlerinde kendi amellerinden veya kerametlerinden işaret ve ima yoluyla dem vurmak ve benzeri hallerle, dindar insanların, vakıfların, yetimlerin mallarını yemeğe niyet etmektir.
Buna riyanın en adisi dedik; çünkü bu insan Allah’a kulluk yapıyormuş gibi görünerek, Allah’ın haram kıldığı bir gayeye ulaşmak istiyor. Bu tip asalaklar her toplumda bolca mevcuttur. Bunların Allah’ın gazabına sebep olacağı hususunda şüphe yoktur. Ahiretteki hesapları ise ağırdır. Hadislerde bildirildiği gibi, kendilerine kıyamet günü yapılacak hitapların en hafifi, “ey hilekâr, ey riyakâr, ey müşrik” şeklindedir. (İhya)
İkincisi, sırf Allah rızası için yapılan amel. İhlâsla yapılan amelin her zerresi için büyük mükâfatlar vardır. Nitekim sahabe cemaati böyle idi. Bir okka arpa sadaka vermiş olsalar, ihlâslarındaki doğruluk sebebiyle Uhud Dağı kadar altın sadaka vermiş gibi sevap alırlardı.
“Allah İçin Yapıyorum Ama...”
Üçüncüsü ise, yapılan amele Allah rızasının yanısıra, riya veya dünya menfaatinden bir şeyin karışmasıdır.
Mesela, oruç tutarken Allah’ın rızası yanısıra bedenin sıhhatine niyet etmek; yemek pişirme telaşesinden kurtulmak için oruç tutmak; dilencinin veya borç isteyenin ısrarından kurtulmak için sadaka veya borç vermek; kendisi de hastalandığı zaman ziyaret edilsin diye hasta ziyaretine gitmek; cenazesine gelsinler diye cenazeye gitmek; Allah rızası için haccederken memleketindeki düşmanlarından kurtulmak, çoluk çocuğundan uzaklaşmak veya hava değişimine niyet etmek; malını, ailesini korumak maksadıyla uyumamak için nafile namaz kılmak; alimlerin, sofilerin ve halkın nezdinde itibarlı olmak, arkadaş edinmek için alimlerin, salihlerin ve sofilerin hizmetlerini yapmak; mevki kazanmak, itibar görmek veya susmak sıkıntısından kurtulmak için sohbet etmek; kir ve pis kokulardan kurtulmak, serinlemek, temizlenmek vs. için abdest almak; çevresinde iyi adam olarak tanınması ve iyilikle anılması, tazim ve saygı görmesi için iyiliklerde bulunmak gibi niyetlerle Allah rızasının karışık olması bu çeşittendir.
“Karanlık gecede, kara taşın üzerindeki kara karıncadan daha gizli” diye nitelendirilen riyanın çeşitleri oldukça tafsilatlıdır. Evliyaullahdan bir zat, otuz yıl cemaatle namaz kıldıktan sonra bu namazlarını kaza etmiştir. Namazlarını birinci safta ve imamın arkasında kılan bu zat, bir defasında hayırlı bir iş sebebiyle gecikmiş ve ikinci safta yer bulabilmişti. Fakat namazın sonunda insanların kendisini ikinci safta görmesinden dolayı utanmıştı. Ancak o zaman insanların kendisini birinci safta görmelerine sevindiğini ve bunun için birinci safı kaçırmadığını anlayabilmiş ve bu yüzden bütün namazlarını kaza etmişti.
Riya veya benzeri afetlerle karışık olan ameller insana kolay gelir ve bu amelleri yapmaya heveslenir. Karışık olmayan ihlâslı ameller ise nefse ağır gelir. Çünkü içinde nefsin hissesi yoktur.
Semerkand
Birincisi, sırf riya ve gösteriş için, başkalarının nazarında bir mevki kazanmak, onların gönlüne girmek, şöhret gibi sebeplerle yapılan amel.
Bu tip riyanın en adisi, kendini sofu ve derviş gibi göstererek, müslümanların arasında boynu bükük, başı sarıklı dolaşmak, takva ehliymiş gibi görünmek veya mütemadiyen hizmete koşmak, sohbet etmek, sohbetlerinde kendi amellerinden veya kerametlerinden işaret ve ima yoluyla dem vurmak ve benzeri hallerle, dindar insanların, vakıfların, yetimlerin mallarını yemeğe niyet etmektir.
Buna riyanın en adisi dedik; çünkü bu insan Allah’a kulluk yapıyormuş gibi görünerek, Allah’ın haram kıldığı bir gayeye ulaşmak istiyor. Bu tip asalaklar her toplumda bolca mevcuttur. Bunların Allah’ın gazabına sebep olacağı hususunda şüphe yoktur. Ahiretteki hesapları ise ağırdır. Hadislerde bildirildiği gibi, kendilerine kıyamet günü yapılacak hitapların en hafifi, “ey hilekâr, ey riyakâr, ey müşrik” şeklindedir. (İhya)
İkincisi, sırf Allah rızası için yapılan amel. İhlâsla yapılan amelin her zerresi için büyük mükâfatlar vardır. Nitekim sahabe cemaati böyle idi. Bir okka arpa sadaka vermiş olsalar, ihlâslarındaki doğruluk sebebiyle Uhud Dağı kadar altın sadaka vermiş gibi sevap alırlardı.
“Allah İçin Yapıyorum Ama...”
Üçüncüsü ise, yapılan amele Allah rızasının yanısıra, riya veya dünya menfaatinden bir şeyin karışmasıdır.
Mesela, oruç tutarken Allah’ın rızası yanısıra bedenin sıhhatine niyet etmek; yemek pişirme telaşesinden kurtulmak için oruç tutmak; dilencinin veya borç isteyenin ısrarından kurtulmak için sadaka veya borç vermek; kendisi de hastalandığı zaman ziyaret edilsin diye hasta ziyaretine gitmek; cenazesine gelsinler diye cenazeye gitmek; Allah rızası için haccederken memleketindeki düşmanlarından kurtulmak, çoluk çocuğundan uzaklaşmak veya hava değişimine niyet etmek; malını, ailesini korumak maksadıyla uyumamak için nafile namaz kılmak; alimlerin, sofilerin ve halkın nezdinde itibarlı olmak, arkadaş edinmek için alimlerin, salihlerin ve sofilerin hizmetlerini yapmak; mevki kazanmak, itibar görmek veya susmak sıkıntısından kurtulmak için sohbet etmek; kir ve pis kokulardan kurtulmak, serinlemek, temizlenmek vs. için abdest almak; çevresinde iyi adam olarak tanınması ve iyilikle anılması, tazim ve saygı görmesi için iyiliklerde bulunmak gibi niyetlerle Allah rızasının karışık olması bu çeşittendir.
“Karanlık gecede, kara taşın üzerindeki kara karıncadan daha gizli” diye nitelendirilen riyanın çeşitleri oldukça tafsilatlıdır. Evliyaullahdan bir zat, otuz yıl cemaatle namaz kıldıktan sonra bu namazlarını kaza etmiştir. Namazlarını birinci safta ve imamın arkasında kılan bu zat, bir defasında hayırlı bir iş sebebiyle gecikmiş ve ikinci safta yer bulabilmişti. Fakat namazın sonunda insanların kendisini ikinci safta görmesinden dolayı utanmıştı. Ancak o zaman insanların kendisini birinci safta görmelerine sevindiğini ve bunun için birinci safı kaçırmadığını anlayabilmiş ve bu yüzden bütün namazlarını kaza etmişti.
Riya veya benzeri afetlerle karışık olan ameller insana kolay gelir ve bu amelleri yapmaya heveslenir. Karışık olmayan ihlâslı ameller ise nefse ağır gelir. Çünkü içinde nefsin hissesi yoktur.
Semerkand