- Üyelik Tarihi
- 20 Ağu 2006
- Mesajlar
- 3,305
- Aldığı Beğeniler
- 26
- Takım
- Diğer
BEN O RAHMETİN PEŞİNDEYİM
Sâdât-ı Kiramın büyüklerinden Muhammed Diyauddin k.s. Hazretleri, zaman zaman küçük çocukları başına topluyor, onlara sohbet ediyor. Yine böyle bir sohbetin ardından hanımı soruyor:
- Onlar daha küçük, sohbetten ne anlar?
Hazret şöyle cevap veriyor:
- Benim amacım esasen onların bir şey anlaması değil. Sohbet meclisleri Allahın rahmetini çeker. Ben o rahmetin peşindeyim. Bu çocuklar bir vesile...
BİR SOHBET ÜÇ DEĞİŞİK HAL
Ashab-ı Kiramdan Ebu Vâkıd el-Leysî r.a. anlatıyor:
Bir gün mescidde bir grup insanla beraber Efendimizin huzurunda bulunuyorduk. O esnada üç tane adam kapıda göründü. Biri içeri girmeden gitti. İkisi ise içeri girip Efendimizin yanına kadar geldiler. İçlerinden birisi, halkada bir boşluk vardı, oraya oturdu. Diğeri ise halkada boşluk kalmadığı için ve kimseyi rahatsız etmemek düşüncesiyle halkanın hemen arkasına oturuverdi.
Bir müddet sonra Efendimiz s.a.v. sohbetinin bir yerinde şöyle buyurdular:
Size şu üç kişinin halini anlatayım mı? Halkaya oturan birincisi Allah Tealâya sığındı. Allah da onu himayesine aldı.
İkincisine gelince o kimse Allahtan haya etti, edebe sarıldı. (Birisi dışarıdan geldiğinde meclis genişletilerek ona yer vermek Kuranın emridir. Ama o kimse meclisin güzelim atmosferini bozmamak, dikkatleri dağıtmamak için sessizce halkanın arkasına çöküvermişti.) Allah Tealâ da o kulundan haya etti (onu azabından emin kıldı).
İçeri girmeyen diğerine gelince; o bu meclisten yüz çevirdi. Allah da ondan yüz çevirdi.
(Buhari, İlim, 66; Müslim, Selam, 26)
Sâdât-ı Kiramın büyüklerinden Muhammed Diyauddin k.s. Hazretleri, zaman zaman küçük çocukları başına topluyor, onlara sohbet ediyor. Yine böyle bir sohbetin ardından hanımı soruyor:
- Onlar daha küçük, sohbetten ne anlar?
Hazret şöyle cevap veriyor:
- Benim amacım esasen onların bir şey anlaması değil. Sohbet meclisleri Allahın rahmetini çeker. Ben o rahmetin peşindeyim. Bu çocuklar bir vesile...
BİR SOHBET ÜÇ DEĞİŞİK HAL
Ashab-ı Kiramdan Ebu Vâkıd el-Leysî r.a. anlatıyor:
Bir gün mescidde bir grup insanla beraber Efendimizin huzurunda bulunuyorduk. O esnada üç tane adam kapıda göründü. Biri içeri girmeden gitti. İkisi ise içeri girip Efendimizin yanına kadar geldiler. İçlerinden birisi, halkada bir boşluk vardı, oraya oturdu. Diğeri ise halkada boşluk kalmadığı için ve kimseyi rahatsız etmemek düşüncesiyle halkanın hemen arkasına oturuverdi.
Bir müddet sonra Efendimiz s.a.v. sohbetinin bir yerinde şöyle buyurdular:
Size şu üç kişinin halini anlatayım mı? Halkaya oturan birincisi Allah Tealâya sığındı. Allah da onu himayesine aldı.
İkincisine gelince o kimse Allahtan haya etti, edebe sarıldı. (Birisi dışarıdan geldiğinde meclis genişletilerek ona yer vermek Kuranın emridir. Ama o kimse meclisin güzelim atmosferini bozmamak, dikkatleri dağıtmamak için sessizce halkanın arkasına çöküvermişti.) Allah Tealâ da o kulundan haya etti (onu azabından emin kıldı).
İçeri girmeyen diğerine gelince; o bu meclisten yüz çevirdi. Allah da ondan yüz çevirdi.
(Buhari, İlim, 66; Müslim, Selam, 26)