Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

MeLeK

Benim aşkım askı Verene!
 
Üyelik Tarihi
29 Kas 2005
Mesajlar
5,547
Aldığı Beğeniler
49
Konum
DuA taşan YüreK
Sevgili zamane, Belki hiç hatırlatan olmadı sana, belki bilgisayar oyunlarının karmaşık menülerinde yer almadığı için hiç duymadın. Aç gözünü hele, sana sıla-yı rahîmi anlatmaya geldim.

Merak etme, zamanını almayacak bu sözcük. Seni öyle sözel sayısal telaşlara da koşturmayacak. Sözlüde yahut yazılıda sorulmayacak. Hayatını çoktan seçmeli tercihlerin kıvrımlarına sıkıştıranların da unuttu(rdu)ğu sıla-yı rahîm, sana aradığın mutluluğu bulduracak.



Üstelik öykü de anlatıyorum, bak:



İki saka, yani sucu, yolda karşılaşırlar. Biri diğerine, Kardeş, bana kırbandan bir tas su verir misin? Çok susadım. der. Öteki şaşırır; Be şaşkın. Bende kırba varsa sende de kırba var. Neden kendi kırbandan doldurup kendi suyunu içmiyorsun? Cevap dikkat çekicidir: Haklısın kardeş, bende de su var sendeki gibi ama ben kendi suyumu içmekten bıktım.



Hangi kalp su billûrluğunu bile pusta bırakan bu serin çağrıya duyarsız kalabilir ki? Hangi vicdan, içinde biriktirdiği hasret pınarını dudağından dupduru döküveren bu dostu karşılıksız bırakır ki?



Sorun su içmek değil; birinin elinden su içmektir aslında. Birinin elinden su içerken, dudağına sudan fazlası dokunur. Sevdiğinin elinde terleyen kadehi dudağına götürürken, damağına su yerine aşk dökülür; boğazında sevdanın en tatlısı düğümlenir, içine muhabbetin denizi taşar.



Öyle değil mi?



Rahmetle vuslat kurmak, merhamete dokunmak demek sıla-yı rahîm. Merhamete dokunmanın yolu ana-babayı, akrabayı, yetimi-öksüzü, yolda kalmışı, fakir fukarayı gözetmekten geçer. Çünkü, onları düşünür düşünmez, içinden bir parça kopar, benliğinden bir tuğla düşer, bencilliğinin kabuğu çatlar, kendinden bir şey eksilir gibi olur. Öyle vurdumduymaz, öyle sıcak ve yumuşacık akıp gitmez hayatın. Onları dert edinmeyerek, kendinden uzakta tuttuğun şey her ne ise, seni içindeki merhametten de uzak tutuyor olmalı... Yanına usulca sokulan bir dilenci, seni niye rahatsız eder ki? Sende olup senin de uyutup unuttuğun merhameti hatırlatır sana. Seni sana çağırır dilenci. Kendi içinde susturduğun merhametin sesini taşır kulaklarına..



Bir de şunu oku:



İkinci Dünya Savaşı sırasında, Ruslar ve Almanlar Stalingradda çarpışmaktadır. Mikhail Goldstein yılbaşı gecesi moral olsun diye Rus askerlerine tek kişilik bir keman konseri verir. Melodiler hoparlör yoluyla Alman askerlerinin siperlerine kadar ulaşır, ateş birden kesilir. O acayip sessizliğe, Goldsteinın yayından akan müzik hükmeder. Bitirdiğinde, Rus askerleri üzerine derin bir sessizlik çöker. Büyüyü, Alman bölgesindeki hoparlörden gelen bir ses bozar. Kırık dökük bir Rusçayla şunu rica eder Alman subayı: Biraz daha Bach çalın. Ateş açmayacağız!



William Craigin Enemy at the Gates kitabından bu anekdotu alıntılayan Slavoç Zizek, böylesi haller için kırılgan temas tabirini kullanıyor. (Bk. Kırılgan Temas, Slavoç Zizek, Metis Yayınları) Çok hoşuma gitti bu tabir! Hah, işte bu! dedim...



Müzikten az önce -ve ne yazık ki, müzikten hemen sonra da!- birbirlerine kurşun yağdıran askerler o anda, dışlarında olup biten savaş halini kıran bir şeyi fark etmişlerdi. İçlerinde kırılgan olan şeyle temaslarını sağlayan bir deneyimdi bu. O kırılgan şey, elleri tetikteyken unuttukları merhametleri olmalarıydı. Sucunun bir başkasının elinden su içmek isterken peşine düştüğü o tatlı serinlik gibi. Aramızdaki farklılıklara, hatta düşmanlıklara rağmen, öteki ile aynı olan yanımızı arar buluruz böyle zamanlarda. Kırılgan merhametimizle temasımız başlar. İçinde kendin olmadığın, içine kalbini koyamadığın mekanlar arasında gidip gelirken, birden, ayak altında süründürdüğün, telaşla paspasın altına sakladığın o yanını, kırılgan temas noktanı fark edersin.



İçinde akıp duran ama bir türlü yıkanamadığın şefkat ırmağının kıyısında bulursun kendini. Şaşırırsın! O kadar şaşırırsın ki, şaşırdığına şaşırırsın!



Mutluluğunu kendinin dışında, kendine uzak noktalar üzerinden tanımlamanı isteyenlere söyleyeceğin bir şey olmalı sevgili zamane! Sahici olman için içindeki o kırılgan teması bulmanı umuyorum.



Mouseunu avucuna alır gibi avuçla şimdi kalbini... Sol tıkla!

ALINTIDIR
 

@Cihan**

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
26 Ağu 2005
Mesajlar
3,994
Aldığı Beğeniler
9
Konum
Sinop&Egypt
Takım
Beşiktaş
cok hos bir yazi tesekurler kardesim paylasimin icin ...

herkezin okumasini umud ediyorum .. =)

tekrardan tesekurler...



not:/ yazida bikac degisiklik yaptim boyle daha uygun olacagini tahmin ediyorum..!!
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Mouse'unu avucuna alır gibi avuçla şimdi kalbini... Sol tıkla!

Allah razı olsun Melek kardeşim harika bir paylaşımdı yüreğine sağlık...
 
Üst Alt