Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Vukuf-i Kalbi

ڪےàؤôمà Кàﺸڗễ۳
 
Üyelik Tarihi
11 Şub 2008
Mesajlar
2,672
Aldığı Beğeniler
8
Konum
iskeLetLer diyarından
Takım
Fenerbahçe
sessizcocukdz7eg8.jpg

inatla çoçuk kalma özlemiyle sevdaya çırpınmanın bedeliymiş bu sitem..
gözyaşlarına yaslanmış bir kıvranışın,
sahiplenmemiş bir özlemin acısıymış &


biliyorum ..
büyümek, karanlık yüzler arasına girmek ..
büyümek, zakkumlar arasında gülü görmek gibi ağır ve çerçevetli bir yol..

bakma bana. sitemlerime ve söylemlerime ..
ki.. söyleyecek bir şeyde bulamamak başka bir darbedir üzerimde .


ağır basan yanım hafif kalmış hayatın üzerinde gezinirken aşağı düşmek..
bak/ma tepeden öyle acıyan gözlerle.
içim de okyanusları taşıran fırtınalar kopacak yoksa&
yoksa çocuk gibi bırakacağım yokluğumu hiç oynanmamış oyunlara..


oyuncaklarımı getirin bana ..
oynamayı bilmeyen bu çocuğa oyuncaklarını getirin..
onlarla öyle bir oyun kurmalı ki gerçek sanılan tüm oyunların üzerine inşaa edilsin..
sek sek oynamalı sana ulaşabilecek tüm yollarda..
sana saklanmalı saklanmaç dedikleri oyunda. ve sonsuza kadar sayılmalı.
kimse sobelememeli hayatı..


o kadar çok oyun da bilmem zaten ..
oyuncak dediklerim evin sağında solunda bulduğum bir kaç parça ev eşyasından ibaret.
üzerine hayal kurup bir birleriyle savaş yaptırdığım küçük ev eşyaları işte.. çamaşır mandalı, iplik, vazo felan..
hayatı hayal gücüne bulayan hayalleşmemiş bir düşle oynamak işte..
çocuğum ne de olsa..
büyümemiş büyüyememiş bir çocuk.


Sessiz Yusuf
 

Vukuf-i Kalbi

ڪےàؤôمà Кàﺸڗễ۳
 
Üyelik Tarihi
11 Şub 2008
Mesajlar
2,672
Aldığı Beğeniler
8
Konum
iskeLetLer diyarından
Takım
Fenerbahçe
BİR ÖLÜM TEFEKKÜRÜ!!!...
LÜTFEN İBRETLE OKUYALIM, ZİRA O EN SON YOLCULUĞA BİRGÜN HEPİMİZ ÇIKACAZ!...


·»«·´`·.(*·.¸(`·. Selamün Aleyküm Arkadaşlar¸.·´)¸.·*).·´`·»«·


Mutlaka bir cenazeye gitmişinizdir.
Ve o cenazede tabut ve tabutun üstünde bir yeşil örtü görmüşünüzdür.
O yeşil örtünün üzerinde sırma ile yazılı bir ayet vardır.
Kuran kesinlikle "öleceksiniz" demez, ölümü "tadacaksınız der; kişi ölümü tattığı anda ölmüş olduğunu fark etmez.
Kişi kendi bedenini yıkayanı ve çevresindekileri görür, bilir, tanır.



Kendi cenaze namazını kılanları, tabutun içinde ve üstü örtülü olmasına
rağmen görür, bilir ve tanır.
Mezardan uzaklaşanların ayak seslerini işitir. Sonra kabrin çindeyken iki
melek gelir.
Münker, Nekir adlarıyla, maruf.
Ve ona bazı sualler sorar.
O suallerinde cevabını verir.Bir yerde bir koltukta oturuyorsunuz,
çevrenizde de insanlar var.
O anda elinizi kaldırmak istiyorsunuz, kaldıramıyorsunuz.
Bir şey söylemek istiyorsunuz sesiniz çıkmıyor, bir anda paniğe
düşüyorsunuz.
Dikkat edin.
Aklınız, şuurunuz, idrakiniz, bütün duyularınız yerinde, dışarıda olup
bitenleri görüyorsunuz.


Fakat beden bir anda yığılıp kalmış. "Ölülerinizin yanında haykırıp, bağırıp, çağırmayın onlara eziyet edersiniz"
çünkü; o zaten ölü değil!!
Derken alıyorlar bedeni koltuğun üstüne uzatıyorlar, törelerine göre
getirip üstüne bir bıçak, bir çatal bir şeyler koyuyorlar.
Siz orda çevrenizde ağlaşanları seyredip duruyorsunuz.
Sonra alıyorlar sizi, götürüyorlar bir hamama sıcak bir yere, üstünüze
suları döküyorlar, sizi evirip çeviriyorlar, siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın, dışarıyla iletişim kurmaya
"Ben yaşıyorum!" demeye diyemiyorsunuz.
Ama sizi yıkayanları görüyorsunuz, biliyorsunuz, tanıyorsunuz.


Tanıyorsunuz ama maddi dünyasıyla bağınız kopmuş.
Param diyorsunuz, işim diyorsunuz, koltuğum diyorsunuz, anam, karım,
çocuğum diyorsunuz hiç!
Bunların hiçbiri size ulaşamıyor. Ve bunlara dokunamıyorsunuz.
Ölümü tatma anındaki olayların bazı ana noktalarını vurgular.
Öyleyse ölüm denen olayın ne olduğunu bir an için hatırlayalım.
Şöyle anlatayım size ölümü;
Daha sonra sizi alıyorlar beyaz bir kefene sarıyorlar, tahta bir sandığın
içine koyuyorlar, üstünüzü kapatıyorlar ama o tahta sizin görüşünüze mani
olmuyor, dışarıda olanları seyrediyorsunuz.
Gözleri yaşlı, hüzünlü insanları görüyorsunuz.


Sonra götürüyorlar bir musalla taşına koyuyorlar.
Hüzünlü an, çevrenizde ağlıyorlar, haykırıyorlar.
Gözü yaşlı karınız, kocanız, çocuğunuz, ananız, babanız, arkadaşlarınız
Ve siz bunları da seyrediyorsunuz...
Sonra sizi alıyorlar bir mezarın yanına getiriyorlar.
Koyuyorlar toprağın üzerine, mezar kazılıyor çevrenizde hüzünlü
insanları görebiliyorsun.
İşte o anda hayatınızın en büyük paniği başlıyor. Yaşamınızın en
büyük paniğini o anda yaşıyorsunuz.
Çünkü aklınız, şuurunuz, idrakiniz, bütün duygularınız sizinle beraber, yani siz o anda yaşıyorsunuz,
fakat bedeni içinde bir örtüde ve o mezarın içine konacağınızı, üstünüze toprağın
atılacağını, ve orada hapis kalacağınızı, görüp hissediyorsunuz.


Hz. Ömer(r.a) soruyor; Ya Resul! Ben mezara konduğum zaman şu andaki aklım, idrakim, duygularım, şuurum, aynen muhafaza olacak mı?
Evet, Ya Ömer! Aynen şu andaki aklın, idrakin, duygularınla var olacaksın.
Evet. Kişi o mezara gömülme anında hayatının en büyük paniğini yaşıyor.
Diri diri toprağa gömülüyor Ve sizi en sevdiklerinizin elleriyle
toprağa alıp o mezarın içine koyuyorlar, üstünüze toprağı atmaya
başlıyorlar.
Tahtalar konuluyor veya beton taşlar konuluyor, dışarıyla ilginiz
kesiliyor.


Ama dışarıdaki sesleri duyuyorsunuz, toprağın içinde canlı canlı hapis
kaldığınızı hissediyorsunuz.
Evet bedende bir olay yok o ana kadar ama, siz o toprağın içinde
canlı canlı hapissiniz.
Bağırmak, haykırmak istiyorsunuz;
Beni buraya bırakmayın! beni buraya koymayın!, ben yaşıyorum!, canlıyım!,
diriyim! Ben de sizin kadar şuurluyum!
AMA İLETİŞİM YOK!...
Bunlara ulaşamıyorsunuz ve sizi oraya bırakıyorlar,
üstünüze toprağı kapatıyorlar, ışık kayboluyor, kapkaranlık bir mezarın
içinde tek başınasınız...
Peygamberimiz(s.a.s) ş öyle diyor:" Kişi kabre konduğu zaman o panik içinde
öyle bir haykırışla
haykırır ki; feryadı arşa kadar yükselir. Fakat ne yazık ki insan kulağı o
haykırışı işitemez."
İşte o panik anında düşünüyorsunuz ki, size dünyada iken söylenen;
ölmek yok!
Hayat devam ediyor!
Öbür hayata kendini hazırlamazsan pişman olursun! İkazları gelmişti,
ulaşmıştı fakat bunları kaa'le almamıştın. Artık mezardan geri dönüş yok.
Bitiyor, her şey son buluyor.
Ve orada gerçekten iki melek geliyor, size bazı sualler soruyor.


Siz o panik halinizle ne derece cevap verebiliyorsunuz, size ait olan bir olay..
Sonra aradan zaman geçiyor, mezarın içinde yılan, çıyan, köstebek, fare
kenarlardan çıkıyor geliyor sizin kaşınızı, gözünüzü, yanağınızı, ağzınızı,
burnunuzu, karnınızı, bağırsaklarınızı yemeye başlıyor.
Ve siz mezarda kendi yenişi, bu hayvanlar tarafından parçalanışınızı
seyrediyorsunuz, hissediyorsunuz
Evet, fiziki bedeninize olan fiziksel bir azap size ulaşmıyor ama kendinizi
kâbus görür şekilde düşünün, rüyada, yatakta...


Rüyanızda size gelen baskıları, birtakım hayvanların size verdiği zararı
veya bir uçurumdan düşüşünüzü bir bıçağın sizi kesişini, boğulmanızı,
göğsünüze birinin oturup boğazınızı sıkmasını
düşünün...
O anda fiziksel bir olay yok ama sizin yaşadığınız kâbus. İşte mezarda öyle
bir kâbusun içine düşüyorsunuz ki, uyanma, geri dönme yolu yok.
Ve böylesine başlayan bir ÖLÜM ÖTESİ YAŞAM!...
Yani siz ölümün ne olduğunu tadıyorsunuz. Tadış sizde bir şey
değiştirmiyor.
Herhangi bir şeyi tattığınız zaman nasıl şuurunuzda, idrakinizde bir
değişme olmuyorsa, sadece o şeyin ne olduğunu anlıyorsanız, "ölümü tatmak"
demek bu bedene kumanda edemez hale gelmeniz demek.
Bu bedene kumanda edemez hale geliyorsunuz, işte bu "ölümü tatmak" denen
olay.

Ama yaşamınız devam ederek gidiyor o kabirde...

Size sorsam, bir aynaya baktığınız zaman ne görüyorsunuz? desem, hemen
vereceğiniz cevap şu olur. Aynaya baktığım zaman kendimi görürüm. İşte
"aynaya baktığım zaman kendimi görürüm" cevabınız Peygamberi, Kuranı ve
ölüm ötesi yaşamı inkârdan başka bir şey değildir! Eğer gördüğünüz aynada,
sizin ben dediğiniz, kendim dediğiniz yapı ise bu beden belli bir seneler
sonra toprak altında çürüyüp yok olacak ve bu hesaba göre sizinde yok
olmanız
gerekecektir.
Ama siz toprak altında Peygamberin bildirdiği bir şekilde yaşayacaksınız.


Bu beden çürüyüp yok olmasına rağmen demek ki aynada ben dediğiniz, kendim
dediğiniz şeyi görmüyorsunuz. Siz bir beden görüyorsunuz.
Sokakta bir araba görüyorsunuz, yaklaşıyorsunuz camatıklıyorsunuz, cam
açılıyor içerde bir adam, direksiyona yapışmış "Kimsin sen?" diyorsun. "Ben
1956 modeli Chevrolet 'im " diyor.
Adama bakarsınız gülersiniz, kafayı üşütmüş zavallı dersiniz. "Sen
Chevrolet değilsin kardeşim, sen insansın, arabanın direksiyonunda
oturuyorsun, bir süre sonra da direksiyondan kalkıp arabadan çıkarsın! "
dersiniz. Adam size "Hayır öyle şey yok, herkes bana böyle dedi, herkes de
bana böyle diyor, ben otomobilim" cevabını
veriyorsa artik siz ona daha fazla bir şey söylemezsiniz. "Zavallı,


Allah selamet versin" der, geçersiniz.
İşte bugün birtakım insanlar, ben 56 doğumlu bilmem kimim, ben 48 doğumlu
bilmem kimim, ben 34 doğumlu bilmem kimim diyorsa o 56 model Chevrolet'im
diyen şoförden farkı yoktur.
Siz belli bir süre için bu bedenle birlikte var olan, fakat bir süre sonra
bu bedeni terk edip, bedensiz olarak yaşamaya devam edecek bir varlıksınız.
İşte din dediğimiz olgu buradan ileri geliyor, şu anda her ne kadar bu
nedenle bu madde dünyasında yer alıyorsanız da, belli bir süre sonra, bu
madde dünyasıyla tüm ilişkiniz kesilecek, paranız, koltuğunuz, karınız,
kocanız, çoluğunuz - çocuğunuz, ananız,
babanız v.s tümü geride kalacak, tek başınıza yepyeni bir hayata
geçeceksiniz.


Eğer o hayatın şartlarına göre kendinizi hazırlayamadıysanız, hazırlama
gereği duymadıysanız, siz ne olursa olsun o ortamda çok büyük bir
sıkıntıya, azaba düşeceksiniz.
Er geç denize düşecek olan insan yüzme öğrenmek mecburiyetindedir.
Yüzmeyi öğrenmediyse, o denizin içinde boğulur. Bunun başka yolu yoktur.
Ben dünyada böyle bir insandım, şöyle bir insandım, şunu yaptım, bunu
yaptım.
Sen dünyada nasıl bir insan olursan ol, eğer yüzmeyi öğrenmediysen, denize
düşünce boğulursun.
Sen eğer gideceğin ölüm ötesi aleme gereken bir biçimde
hazırlanmadıysan, o alemde yer alacak olan ruh bedenini gerektiği bir
biçimde, gereken enerjiyle güçlenmediysen, ne olursan ol o alemin
batağında;


B-O-Ğ-U-L-U-R-S-U-N
E canım ben Peygambere inanıyorum, ALLAH'a inanıyorum ama gerektiği gibi

hazırlanamıyorum.
Lütfen Aldatmayalım kendimizi, mantığımızı çalıştıralım, beyni çalıştıralım
gerçekçi düşünelim.
Halimizi gemideki adama benzemesin.
Peygamber sana diyor ki;"Eğer benim dediklerimi anlayıp idrak edemiyorsan,
bana hiç olmazsa inan, ölüm ötesinde böyle bir yaşam var, o yaşamın
şartlarına göre tedbir alarak kendini kurtar.
Sen diyorsun ki;"Ben sana inanıyorum"

Sonra bildiğin gibi yaşıyorsun.


Peygambere inanmaktan gaye, Peygamberin dediğini anlayıp idrak etmek ve o
bildirdiği tehlikeye karşı gereken tedbirleri almaktır. en ona gerektiği
gibi kulak vermiyor, dediklerini anlamıyor, gereken tedbirleri almıyorsan,
ne kadar" inanıyorum, onu çok seviyorum" dersen de, o gittiğin ortamda
içine düşeceğin azaptan kendini kurtaramazsın.
Ona inanmaktan murat, onun önerdiği bir biçimde gereken tedbirleri
almaktır.
Peygamberin senin inanmana ihtiyacı yok ki...Sen ya geleceği idrak edip,
gereken tedbiri alarak kendini kurtaracaksın veyahut ta es geçeceksin.
Gittiğin ortama gereken bir biçimde hazırlanmadığın içinde mahvolacaksın!
Diri diri kabre gömülüp, orada canlı canlı o azabı çekeceksin seneler ve
seneler boyu.


Bulunduğun yerden bir başka yere 1-2 haftalığına gezmeye gitmeye kalkıyorsun, 6 ay evvelinden hazırlık yapıyorsun, oranın şartlarını öğreniyorsun, ne götüreyim,
ne getireyim, yanıma ne alayım,
orda nerede kalayım diye onu araştırıyorsun.
Ömür boyu, sonsuz yaşayacağın bir ortama gideceksin bir daha geri dönüş yok,
oranın şartlarını araştırma gereği duymuyorsun.
Ondan sonra akıllıyım diye geçiniyorsun. Bu mu aklın...
Hazırlanma kabul ama evvela oranın ne olduğunu öğren ondansonra hazırlanma,
bilmediğin bir şeye nasıl tedbir alırsın veya nasıl tedbir almama gereğini duyarsın.
Senin garanti senedin mi var, şu kadar sene yaşayacağına dair?
Bir damarındaki tıkanma, bir kalp krizi, bir beyin kanaması senin bir anda
kaç yaşında olursan ol hayatının sonudur.


O andan itibaren sana ne karın, ne paran, ne kocan, ne anan, ne baban, ne bir başkası fayda edecek.
Peki, o ölüm denen olayla birlikte başlayacak olan ölüm ötesi yaşama hazırlanmadıysan seni kim kurtaracak,
ne kurtaracak. Allah kerim canım,
yukarıda Allah var canım nasıl olsa kurtarır deyip
kendimizi aldatmayalım. Lütfen bırakalım bu sonsuz aldatmacayı...
Yoksa vay halimize........
 

Vukuf-i Kalbi

ڪےàؤôمà Кàﺸڗễ۳
 
Üyelik Tarihi
11 Şub 2008
Mesajlar
2,672
Aldığı Beğeniler
8
Konum
iskeLetLer diyarından
Takım
Fenerbahçe
Ahh Yâr..
Gelme artık yar..Yalvarırım gelme ama gitmede...

Bir hazan mevsiminde karşıma çıktığında, bilir miydim bu kadar yaralayacağını yüreğimi?
Ah sevgili... Bilir miydim defalarca gidip geri geleceğini ve her gidişinde bir parça daha götüreceğini yüreğimden? Bilir miydim her gidişinde daha büyük olacağını o parçanın söyle?

Halbuki sen değil miydin tüm yaşadıklarımı bilen ve sen değil miydin bana zarar gelmesini istemeyen?
İstemezken hiçbir acıyı çekmesini yüreğimin neden yaktın sevgili, neden kışa döndürdün bendeki sevgini?

Çok mu şey istemiştim senden? Neden bu kadar ağır gelmişti herşey ikimize?
Yapmamız gereken tek şey sevmekken birbirimizi, biz, neden sevgi dışında herşeyi dolu dolu yaşadıkta hep erteledik söylenmesi gerekenleri ve neden sakladık sevgimizi?
Bir senin yanında yaşarken saflığı, bir senin yanında güçsüzken ve ilk senin yanında ağlamışken savunmasız; neden hep kelime atlarına sakladık yüreğimizi?

Çok mu şey istemiştim gerçekten hayattan?
Koluna girip yürürken yolda, yüzüme yansıyan tebessüm müydü fazla kaçan mutluluk?
Yoksa uzaktayken , bir çağrının gelmesiyle sana ait olan,; yüreğime düşen heyecan parçası mı ağır gelmişti de, bu hale düşmüştü sevdamız?
Hayat ne istedi bizden, yoksa biz mi hayatı yok ettik erkenden?

Neden birden değişti herşey? Bahar neden kışa dönüştü aniden?
Halbuki sen bilirdin , kıştan ne çok korktuğumu sevgili..Halbuki en çok sen bilirdin, kışları üşüyen ellerimin yüreğimide vurduğunu ve o yüreğin sadece senin gözlerinde huzur bulduğunu...

Biliyorsun değil mi?
Bunu benden de iyi biliyorsun sevgili...
Bildiğin halde yapıyorsun, inat uğruna yaşatıyorsun tüm acıları bana.. Acı çekmem için gelip gelip gidiyorsun yüreğime... Her gelişinde bir parça mutluluk çalıyorsun ağzıma ve her gidişinde yüreğimden bir parça daha götürüyorsun yanında...
Neden sevgili? Neden yapıyorsun? Nedir istediğin ve benim bir türlü bilemediğim?


..................

Ne güzeldi sana dair olan hayallerim, ne büyüktü o hayallerin verdiği mutluluk yüreğime...

Halbuki seninle şiir gibi bir hayat yaşayacaktım sevgili.. Sen 29 harftin dilimde, bir anlam katabilmek adına hayatın içine...
Ve sen her gittiğinde bir harf intihar etti kendi zehiriyle...
...............

Neden yar? Ah yar neden? Neden gelip gelip gidersin hala yüreğimden? Neden azad etmezsin ellerindeki yüreğimi yada neden öldürmezsin acımadan insafsızca?
...................

Git sevgili, git... Git artık... Hiç düşünmeden, tüm "sen"i sırtla bendeki ve bakmadan ardına git... Yüreğini yüreğimden al ve git...

Yada gel be sevgili.. Sebep aramadan, sual sormadan gel... Sadece sevmek adına gel..Sadece benim olmak, sadece senin olmak adına gel... Biz olmak adına gel...

Gelebilir misin?
Hayır...
Gelebilir miyim?
Hayır...

..................

Gelme artık yalvarırım yar... Gelme ama gitme de... Dokunma içimdeki "sen"e.. Ben mutluyum böyle.. Bırak içimdeki "sen" kalsın bana sen gitsende yüreğimden, ben üşüsem de peşinden...
Yada hiçbiri işte....
..............

Tıkanıyor sonu sen olunca kelimeler...Ardından intihar eden harfler tükeniyor, kağıda değer değmez yok oluyor..
Artık anlatamıyorum hiçbirşeyi eskisi kadar güzel..Artık yüreğim dökülmüyor sayfalara...

Ah yar...

Alışmışken senin kalbimdeki sessiz usul haline, gelip gelip daha ileriye itiyorsun ya hançerini kalbime, sözlerinle bitiriyorsun ya beni.. Diyecek söz bulamıyorum yüreğine..

Susuyorum artık..Susturuluyorum belki de...

Gelme artık yar..Yalvarırım gelme ama Gitmede...


(alıntı)
 

ilminur

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
30 Ara 2007
Mesajlar
8,908
Aldığı Beğeniler
128
Takım
Fenerbahçe
Rabbim razı olsun kardeşim bir an kendimi konun için de buldum sanki .Rabbim iman üzeri ölmeyi nasip eylesin cümlemize yoksa sonumuz hüsran olur .Ömrüne bereket.
 

Vukuf-i Kalbi

ڪےàؤôمà Кàﺸڗễ۳
 
Üyelik Tarihi
11 Şub 2008
Mesajlar
2,672
Aldığı Beğeniler
8
Konum
iskeLetLer diyarından
Takım
Fenerbahçe
İnsan uyandı. Göklere uzattı elini, döküldü günahlar avucuna, birer kor parçası gibi. Ne deniz verdi suyunu, ne rüzgâr serinliğini. Kızıllığa boyadı o gün beyaz sabahlar ışıltısını.
Sırlı gözlerin perileri uçtu göklere, ecel süzüldü gül solduran yüzüne. Salındı kırık dal misali kolları iki yana. O an görmedi onun gördüğünü başkası, kimse duymadı ne sızısını, ne eyvahını.
Gözlerinin karşısında duran zaman savruldu dağ başlarına... Birden yıkıldı görüntüler, çoğaldı çığlıklar suskun hayat başlasın diye.
Dünyanın kıskacından düştü ömrün son damlası ölümün zorluğuna. Sağır kulaklar açıldı, dinledi gürültünün şiddetini son ritmine kadar.
Ötelerin resmi çizildi inen perdelere. Teneşire uzandı sefil gülüşler, ağlamak artık beyhude.
Yalnız kimsesiz odalar tuttu matemini ardından. Ölümün gölgesi yansıdı duvarlara, sarardı yüzleri.
Yol alındı, geri dönüşsüz sessiz geminin memleketine...
Toprakta kavuşma arzusu, kazma kürek yetişti bağrını açmaya. Dünyanın kapısını örtmek için, kenarda birikirken toprak, mezar derinliğine kavuştu.
Yaşarken yeryüzüne sığmayan beden, dört tahta arasında gerçek yerini buldu. Kollarını açan mezara beyazlar içinde emaneti iade edildi. En son toprak öptü kokladı, sıkı sıkı bastı bağrına. Dünyadan bir kapı daha kapandı.
İnsanlarda bir günlük elem, göz uçlarında yaşlar birikti. Dillerde Fatihalar, kalabalığın arasında hüznün hayali gezindi.
Herkesin aklında kendi ölümü çizilirken, boş mezarlar, sahiplerine vuslat gününü hatırlattı. Bu düşünceden bu gerçekten kaçmak, kurtulmak istercesine adımlar hızlandı. Bir an önce hayatın son durağı, ahiretin başlangıcı olan kabristandan ürkerek, korkarak kafalarında beliren soruları itip, yol aldılar, geri saldılar ömürlerini fani dünyaya.
Geride yine sessizlik kaldı, gidenlerin yerini sükûnet doldurdu. Hesaba çekilen için belki de sonsuza dek bir çığlık başladı.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
yüreğine sağlık bu güzel yazı için..ALLAH azze ve celle razı olsun.
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Teneşire uzandı sefil gülüşler, ağlamak artık beyhude.
yüreğine sağlık.ALLAH azze ve celle razı olsun.
 

[KaYRa]

İslam Güzel Ahlaktır...
 
Üyelik Tarihi
7 Şub 2008
Mesajlar
1,338
Aldığı Beğeniler
11
Takım
Fenerbahçe
Çok güzel
Ellerine sğlık...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Geride yine sessizlik kaldı, gidenlerin yerini sükûnet doldurdu. Hesaba çekilen için belki de sonsuza dek bir çığlık başladı.

Allah(c.c)razi olsun kardesim yazilar gercekten cok etkileyici tesekkürler paylasim icin emegine saglik
Selam ve Dua ile.....
 

Vukuf-i Kalbi

ڪےàؤôمà Кàﺸڗễ۳
 
Üyelik Tarihi
11 Şub 2008
Mesajlar
2,672
Aldığı Beğeniler
8
Konum
iskeLetLer diyarından
Takım
Fenerbahçe
ecmain olsun inşaALLAH...

yalnız ben konuları ayrı ayrı açmıştım fakat birleştirilmiş heralde... ;)

neyse böyle uygun görüldüyse sorun yok... =)
 
Üst Alt