Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

ihda

Edep_Ya_Hu
 
Üyelik Tarihi
7 Kas 2007
Mesajlar
378
Aldığı Beğeniler
2
Takım
Galatasaray
AHMET URFALI



Aslen Urfalı olan Ahmed Urfalı 1924'te Emirdağ'da doğdu.



Seni kardeşliğe kabul ediyorum

"Üstadı ilk olarak 1954'lerde ziyaret ettim. O vakit askerdim ve izinli olarak dönmüştüm. Emirdağda bana 'Buraya büyük bir hoca gelmiş' diye bahsetmişlerdi. Ben de Hoca Efendiyi ziyaret etmek istedim. Birgün yatsı namazından sonra arkasına düştüm. Bana 'Adın ne?' deyince, 'Ahmed' dedim. 'Buralı mısın?' diye sordu. Emirdağlı olduğumu ve askerden izinli geldiğimi söyledim. Balıkesir'de askerlik yapmakta olduğumu söyleyince, Hasan Basri Çantay'ı sordu. Daha sonra Hasan Basri'ye selamlarını götürdüm. Böylece Üstadın evinin önüne geldik. Anahtarı bana uzattı. Dış kapıyı açtım. 'Kardeşim, seni kardaşlığa kabul ediyorum' dedi. İçeriye girdi ve 'Kapıyı kilitle' dedi. Kapıyı kilitledim. Ben dışarıda, Hazret-i Üstad ise içeride kalmıştı. Anahtarı istedi, Ben de kapı aralığından uzattım. Böylece ilk ziyaretimi yapmıştım.[/B][/COLOR]


"Üstadın hizmetindeyim"

1947'de askerden döndüm. Ceylân Çalışkan Ağabey vasıtasıyla Üstadı tekrar ziyaret ettim. Daha sonraları Ceylân ve Mustafa Acet'le birlikte ben de hizmetine girdim. Benim hizmetim daha hafif işleri takip etmek tarzında oluyordu. Odun getiriri, sobayı yakar, çarşıya çıkar ve yemek pişirirdim. Yemeği küçük sefer taslarında yapardık. Yemeğimiz çoğu zaman pirinç çorbasıydı.

"Bu şekilde Üstadın hizmetine devam ederek, risale yazmaya başladım. İslâm yazısını Üstadın yanında kalan talebelerinden öğrenmiştim. Üç tane Sözler yazdım. Üstad tashih ederek duasını yazıp, tekrar bana iade etti.




"Üstadımın kılına dokunamazlar"

"Üstad ve talebelerini Emirdağ'dan toplayıp Afyon Hapishanesine götürmüşlerdi. O anda aleyhte çok dedikodu yapılıyordu. Bir zaman sonra bize de gitmek nasip oldu.

"Bir gün Üstadımızın aleyhinde konuşan bir zabıta memuruyla münakaşa ettim. O nurdan nasipsiz adam, 'Said Nursi'yi asacaklar, şöyle yapacaklar, böyle yapacaklar' diye konuşunca; ben de kendisine hiddet ettim, 'Hiçbir şey yapamazlar, Üstadımın kılına bile dokunamazlar' dedim. O da gidip beni şikâyet etmiş. Beni yakalayıp Emirdağ Hapishanesine attılar. Orada bir hafta kaldım. Oradan da, Afyon hapishanesine götürdüler. Bir hafta da dördüncü koğuşta Tahiri Mutlu Ağabeyin yanında kaldım. Üstadımızla görüşmem mümkün olmadı. İfademi aldıktan sonra beni tahliye ettiler.



"Üstadın tokadı şifa oldu"

"Üstadın yanında çeşitli zamanlarda kıra gitmiştim. Kendisi tefekkür eder, tashih yapar ve evrad okurdu. Biz lüzumu zamanında yanına yaklaşırdık. Yine birgün kıra giderken, eski postahanenin önünde aniden geri dönerek, bana sordu: 'Hasta mısın?' Hakikaten birkaç yıldır bende şiddetli vehhamlık vardı. Ben daha 'Evet' diyemeden şiddetli bir şamar vurdu. Sonra, 'Haydi gidelim, birşeyin yok' dedi, yola devam ettik. Daha sonra benim rahatsızlığımla alâkalı hiçbir şikâyetim kalmadı.



Hizmette anne-babasının rızası

"Üstadı çeşitli zamanlarda ziyaret ettiğimde bana tekraren 'Kardaşım, sen evlenme' derdi. Bana pekçok defa söylediği bu söze bir mânâ veremezdim. Bilahare babamın şiddetli ısrarı üzerine evlendim. Babam 'Evlenmezsen seni evlatlıktan reddederim' demişti. Evlilikten sonra Üstada gittim. Üstad bana, 'Kardaşım, sen kendine ayrılan hisseyi kaybettin' dedi. Sonra 'Abdestli misin?' diye sordu. Ben abdestli olduğumu söyleyince işaret ederek, raftaki Kur'ân'ı getirmemi söyledi. Getirince açtı.

"Bir âyet-i kerimeyi göstererek, 'Kur'ân'a, imana hizmet edenlerin peder ve validelerinin dinlememelerini emrediyor' dedi. Ben oracıkta, çok acıklı bir şekilde, şiddetli bir hüzünle ağladım. Gözlerimden sicim gibi yaşlar akıyordu. yatağından kalkarak beni kucakladı, alnımdan öptü. 'Seni Risale-i Nur hesabına kabul ediyorum' dedi.




"Kore'de Kunuri Zaferi Üstadı sevindirdi

"Bir defasında kardeşlerden birisi sormuştu: "Allahümme ecirna derken ellerimizi neden çeviriyoruz?' Ben bunu Üstada sormak için yanına girdim. Üstad yataktaydı, ama sanki vücudu kaybolmuştu. Çok hiddetli bir vaziyeti vardı. Yüz hatları gerilmiş, çok sinirli bir hali vardı. Soruyu sordum. 'Kardaşım senin işin bitti mi?' deyince, 'Evet, Üstadım' dedim. 'Derhal dışarı çık' dedi. Mahcup ve korkarak dışarı çıktım. Ertesi gün yine Üstadın huzuruna gittim. Bu defa yatağında gülümsüyordu. 'Gel kardaşım, sen birşey işittin mi?" dedi. 'Hayır, Üstadım' dedim, 'Keçeli, sen radyo dinlemedin mi?" deyince sormak istediği meseleyi anlamıştım. 'Dinlemedim Üstadım, fakat halktan işittim' dedim. Kore'de Kunuri çemberi yarılmıştı. Üstad bu haberden dolayı çok sevinçliydi. Kore Harbiyle çok alâkadar oluyordu. Tebessüm ederek beni alnımdan öptü. Böylece huzurundan sevinçle ayrıldım."
 

menzil_gülü

Ne Mutlu Müslüman olana..
 
Üyelik Tarihi
24 Mar 2008
Mesajlar
2,584
Aldığı Beğeniler
20
Takım
Fenerbahçe
:aro:

yüregine saglik....
dua ile....
 

YaMusaB

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,716
Aldığı Beğeniler
5
Son şahitlerin bir kısmını okumuştum bunları ilk defa okuyorum Allah razı olsun
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
rabbim ebeden razı olsun ihda ablam
istikamet versin
selametle kalasin
selamuanleyküm
 

Hafız_70

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2007
Mesajlar
8,243
Aldığı Beğeniler
6,432
Takım
Fenerbahçe
Allah razı olsun kardeşim.Ellerinize ve yüreğinize sağlık.Allaha emanet olun.
 

ihda

Edep_Ya_Hu
 
Üyelik Tarihi
7 Kas 2007
Mesajlar
378
Aldığı Beğeniler
2
Takım
Galatasaray

ABDULLAH GAYRETLİOĞLU


1910'da Emirdağ'da dünya geldi. Çalışkanlar hânedanıyla akrabadır. Aslen Kerküklüdür.



"Zaman imanı kurtarmak zamanıdır"

"Birkaç arkadaş, Üstad Bediüzzaman Emirdağ'a gelmeden bir müddet evvel, bir tarikata veya bir büyük zata intisap etmek istiyorduk. Biz bu niyetteyken, Üstad Emirdağ'a teşrif etmişti. Hemen arkadaşlarla birlikte ziyaretlerine varıp, ellerini öpüp dualarını aldık. Kendilerine niyetimizi arz ettik. Üstad bize cevaben şöyle buyurdu:

"Kardaşım, zaman tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır. Şimdi iman kurtarmak zamanıdır, hem şu dar pantolonlarla tarikat olmaz.'

"Bizler bu dersten sonra, arzumuzdan vazgeçmiştik.

"Üstadın kirayla kaldığı evinin yanında bizim han vardı. Bu han Emirdağ'a gelen yabancıların uğrak yeriydi. Hanın yanında da benim dükkânım vardı.

"Üstad camiye giderken hep bana uğrardı. Bir defasında uğradığında şöyle iltifat etmişti:

"Abdullah, sen benim kardaşım olan Abdullah yerindesin. Seni onun gibi biliyorum ve kabul ediyorum.'



"Karşılıksız hediye almazdı"

"Oğlumun düğünü vardı. Üstada düğün yemeği götürmeye niyet etmiştim. Merhum Zübeyir Gündüzalp'e danıştım. O da Üstadımızın mukabelesiz birşey kabul etmediğini söyledi. Yemek getirmekte ısrarlı olduğumu anlayınca. 'Kapalı kapta getir, yoksa hiç kabul etmez' dedi.

"Hazırladığım yemek çeşitlerini küçük kaplar içinde bir sepete koydum, ağzını kapattım. Üstad âdeti olduğu üzere, mukabelesiz bir şeyin kendisine dokunduğunu ifade etmişti. Mukabele olarak bana bir lira verdi, o para o zaman çok kıymetliydi. Ben de bu ücreti mecburiyetle kabul ettim.

* * *

"Üstad namazını çok zaman mahfilde, yalın ayaklı olarak kılardı. Yoğurdu çok severdi. Bir parça pazar ekmeği ona birkaç günden fazla giderdi. Şu hususlar da dikkatimi çekiyordu; fareler için, ayrıca komşu dükkânın çatısında kuşlar ve kediler için, ulaşabilecekleri yerlere ekmek parçaları koyardı. Fareler de, kediler de ondan rızıklanırdı.



Üstadın tasarrufta titizliği

"Birgün Zübeyir, ortasından kırılmış bir kaşık getirdi. Bu kaşığı tamir etmem için Üstad göndermişti. Kaşık alüminyum olduğu için kaynak tutmuyordu. Kolayından gidip, on kuruşa bir çay kaşığı aldım, bunu Üstada götürdüm. Üstad bana, 'Kardaşım sen bilmiyor musun? Bu kaşık beni kırk yıllık arkadaşımdır' dedi. Bu defa çaresiz tekrar dükkâna gelip, küçük bir saç keserek kıvırdım ve kaşığın içine geçirip iyice sıkıştırdım. Sağlamlaşınca götürüp Üstada verdim. Çok memnun oldu ve bu tamirat için bana yirmi beş kuruş verdi.

"Tarassutların, takibatların çok sıkı olduğu günlerde, risaleleri çuvala kor ve eve taşırdım. Bilahâre çıkarıp, isteyenlere gönderir veya verirdik.



"Bir saatte yedi kitap tashih ediyordu"

"Tashilatın sık olduğu zamanda, birgün Üstadın yanına gitmiştim. Bana hitaben, 'Kardaşım Abdullah, ben bir saatte kaç risale tahsis edebilirdim?' demişti. Düşündüm ve hemen cevap verdim. 'Üstadım, ben ancak bir tane yapabilirim' demiştim. Üstad elindeki risaleyi göstererek; 'Kardaşım, bu bir saatte tashih ettiğim yedinci kitaptır' diye buyurmuştu. Ben hayretler içinde kalmıştım.

* * *

"Hanın bulunduğu yerleri yıkıp dükkân yapıyorduk. Dükkânlardan birinin üzerinde, Üstad için ev yapmaya karar verdim. Kardeşlere de bu arzumdan bahsetmiştim. Bunu Üstada haber vermişlerdi. İnşaat bittikten sonra, Üstad için yaptığım yerin yatak odasının zeminini döşedim. Hasır, kilim ve halıyla, hasta ve ihtiyar olan Üstad için odayı iyice döşedim. Üstad buraya teşrif etti.

"İki-üç saat kadar burada kaldı, oturdu, ibadet etti. Buradaki mütevazi yer için Üstad Emirdağ Lâhikası'nda, 'Kirasını verdiğim Emirdağ'da iki menzilim' şeklinde bir ifadeyle bahsetmektedir. Bu mütevazi küçük medrese bir sene kadar Medrese-i Nuriye olarak kullanıldı. Çok hizmetlere vesile oldu."
 

fatsalı

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2005
Mesajlar
1,831
Aldığı Beğeniler
796
Konum
fatsa
Takım
Trabzonspor
Emğinzie sağlık .....TEŞEKKÜRLER.....
 

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun emeğine sağlık...
selam ve dua ile...
 
Üst Alt