İster hoşumuza gitsin,ister gitmesin, ister mertçe yüzleşelim,
ister yüzümüzü buruşturup başka tarafa bakalım,
hiçbir kimsenin çare bulamadığı, güçlü diktatörlerin baş edemediği,
hiçbir ilmin üstesinden gelemediği, hiçbir deha
ve zekanın alt edemediği güçlü bir gerçek var: ölüm.
ister yüzümüzü buruşturup başka tarafa bakalım,
hiçbir kimsenin çare bulamadığı, güçlü diktatörlerin baş edemediği,
hiçbir ilmin üstesinden gelemediği, hiçbir deha
ve zekanın alt edemediği güçlü bir gerçek var: ölüm.
Yapabileceğimiz tek şey, "Ölüm ne demektir? Gerçeği nedir?"
bunun cevabını bulmak ve gereğini yapmaktır.
bunun cevabını bulmak ve gereğini yapmaktır.
Yüce Rabbimiz Kur'ân-ı Kerimde şöyle buyuruyor:
"Her nefis ölümü tadacaktır" (Al-i İmran Sûresi, 185),
"Her nefis ölümü tadacaktır" (Al-i İmran Sûresi, 185),
"De ki: Kaçtığınız ölüm mutlaka gelip sizi bulacaktır.
Sonra da görünür ve görünmez âlemleri hakkıyla bilen
'a döndürüleceksiniz;
O size yaptıklarınızı haber verecektir."
(Cuma Sûresi,
Sonra da görünür ve görünmez âlemleri hakkıyla bilen
O size yaptıklarınızı haber verecektir."
(Cuma Sûresi,
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) de
"Lezzetleri yok eden ölümü çokça zikrediniz" buyuruyor.
"Lezzetleri yok eden ölümü çokça zikrediniz" buyuruyor.
Sultanü'ş-şuara Necip Fazıl Kısakürek:
Bilmem kaçı kaç geçe,
Bilmem kaça kaç kala,
Ya erkence, ya geççe,
Birden gelir hoppala
diyerek, hiç ummadığımız bir zamanda
ölüm gerçeği ile karşılaşabileceğimizi ifade ediyor.
Başka bir şair de şöyle diyor:
ölüm gerçeği ile karşılaşabileceğimizi ifade ediyor.
Başka bir şair de şöyle diyor:
Kısmetindir gezdirir yer yer seni,
Çaresi yok sonunda yer yer seni.
Onun için onun adı oldu yer,
Yer, insanı kendi besler, kendi yer.
Gerçekten de bizler yerde yetişen veya
yerden elde edilen çeşit çeşit gıdalarla besleniyor,
hayat sürüyoruz. Zamanı gelince,
aynı yer, bizleri bir lokmada yutarak hazmediyor.
yerden elde edilen çeşit çeşit gıdalarla besleniyor,
hayat sürüyoruz. Zamanı gelince,
aynı yer, bizleri bir lokmada yutarak hazmediyor.
İşin gerçeği böyle olduğuna göre, bütün planlarımız bozulduğuna,
bütün hayallerimiz yıkıldığına göre,
ölümün varlığı hikmetini düşünmeye, anlamaya değmez mi?
bütün hayallerimiz yıkıldığına göre,
ölümün varlığı hikmetini düşünmeye, anlamaya değmez mi?
Her şeyiyle mükemmel yaratılan,
çok muhteşem bir düzen içinde idare edilen bu âlemde,
meydana gelen ölüm hadisesi, bir tesadüf, bir yıkım,
bir yok oluş, bir kayboluş, bir çürüyüş, bir idam olamaz.
çok muhteşem bir düzen içinde idare edilen bu âlemde,
meydana gelen ölüm hadisesi, bir tesadüf, bir yıkım,
bir yok oluş, bir kayboluş, bir çürüyüş, bir idam olamaz.
Böyle olması, kâinatı kuşatan hikmetler
ve nizamlar sistemi ile bağdaşmaz.
ve nizamlar sistemi ile bağdaşmaz.
Mevlânâ Celâleddin-i Rumî,
" Benim ölüm gecem, şeb'i arustur, yani düğün gecemdir" diyor.
Ölüm mü'min için sevgiliye kavuşmadır, sonsuzluğa ermedir.
" Benim ölüm gecem, şeb'i arustur, yani düğün gecemdir" diyor.
Ölüm mü'min için sevgiliye kavuşmadır, sonsuzluğa ermedir.
Öyle ise ölümün bizden istediğini anlamamız ve ona göre yaşamamız gerekir.
Ölümün yüzüne mertçe bakmak,
o ö-nemli güne gereği gibi hazırlanmak gerekir.
Ölümün yüzüne mertçe bakmak,
o ö-nemli güne gereği gibi hazırlanmak gerekir.
Aksi halde ölüm, bir yıkılış, kayboluş,
hüsran ve ebedi ayrılık olur ve insana bu mânâda ıstırap verir..
hüsran ve ebedi ayrılık olur ve insana bu mânâda ıstırap verir..
Mevlânâ'yı böyle düşündüren ve
ölümle ona mutluluk veren şey, İslâmın ölüme verdiği bakış açısıdır.
ölümle ona mutluluk veren şey, İslâmın ölüme verdiği bakış açısıdır.
Ölüm bir terhistir, vazifeden bir paydostur.
Ölüm, rahmet-i Rahmana kavuşmuş olan sevdiklerimize,
dostlarımıza, ana babamıza, en önemlisi Yüce Peygamberimize kavuşma yolculuğudur.
Ölüm büyük hesap âlemine, ebediyetlere göç etmektir.
Ölüm, rahmet-i Rahmana kavuşmuş olan sevdiklerimize,
dostlarımıza, ana babamıza, en önemlisi Yüce Peygamberimize kavuşma yolculuğudur.
Ölüm büyük hesap âlemine, ebediyetlere göç etmektir.
Ölüm bize zulmedenlerden hakkımızı alacağımız,
eğer biz zulmettik ise, hesabını vereceğimiz bir âleme gitmektir:
eğer biz zulmettik ise, hesabını vereceğimiz bir âleme gitmektir:
İşte bu inançtır ki bizi başkasına kötülük etmekten,
başkalarını da bize zulmetmekten korur.
başkalarını da bize zulmetmekten korur.
Madem ölüm öldürülemiyor, madem kabir kapısı kapatılamıyor,
madem ona yasak konulamıyor, akıllı olan kimse,
kendisini ölüme hazırlamalı değil midir?
madem ona yasak konulamıyor, akıllı olan kimse,
kendisini ölüme hazırlamalı değil midir?
alıntı
