- Üyelik Tarihi
- 6 Tem 2011
- Mesajlar
- 154
- Aldığı Beğeniler
- 0
“Sonunda tek bir şarkı, tabutun gıcırtısı”
Gelimli-gidimli dünya; geldik-gidiyoruz. Gidenler için rahmet, kalanlar için selamet dileriz. Gidenlerin ruhları şad, hayatları yâd olsun. Gönlünüz Allah sevgisiyle dolsun. İnsan, doğar ve ölür. Dünyaya tercihsiz geldik. Anne ve babamızı biz seçmedik. Acziyetimiz çoğumuzun aklına gelmiyor! Doğduğumuzda annemizin memesini bile bulup ememiyor beslenemiyorduk. Annemize şefkat ve merhamet verilmeseydi yaşayamazdık. Aylarca, hatta senelerce istek ve arzularımızı sadece ağlamakla bildirdik. İşte böyle bir insanın daha sonra neler yaptığını ve nasıl yaşadığını hep birlikte görüyoruz.
Akılbaliğ olduktan sonra bir o yana bir bu yana savrulmaya başladık. Önümüze alternatif yollar çıktı. Bu yolların hangisinden yürüyeceğimizi bilen Allah, gönderdiği Peygamberleri (sav) ile bize doğru yolu gösterdi. Bu yolda gidenler selamete erdi, sapanlar felakete girdi. Bazen dereye, bazen tepeye, bazen de bir bataklığa savruldu. Kendini geçen de oldu. Nefsini seçen de oldu. “İnsan başıboş bırakılacağını mı sandı. Kıyamet suresi 36” Kuvvetli insan nefsini yenebilen insandır. Olgun insan, söylediğini yapan, yaptığını söyleyen insandır.
Oradan oraya savrulan insanın başı döndü, ne yapacağını şaşırdı. Teknik, teknoloji, elektrik, elektronik, yiyecek, içecek, giyim-kuşam, ulaşım, iskân ve kullanılan eşyalardan başlayan pek çok nesneye ihtiyaç duydu. Bunların çoğuna sahip oldu. Ama kanaatsizliği sebebiyle, daha çoğunu ve alternatiflerini istemeye başladı. Sahip olduğu nimetlere karşı şükrü ve kanaatsizliği arttı. Bu da insanın, insanlığını azalttı, nefsini güçlendirdi. İnsan, elde ettiği imkânları kendi aleyhine kullanarak, adeta kendiyle savaşa başladı. Dünya ve ahiret arasında gitti, geldi. Dünyada sürekli kalacağını düşündü. Kendine gerçeği anlayacak zaman bırakmadı. Pek çok insan; Neronu firavunları nemrutları, Karunları, Hitler’i, Stalin’i, Hafız Esed’i, Saddam’ı, Kaddafi’yi, takip etti, bunların yolundan gitti. İnsanda ne kadar iyi sıfatlar var ise o kadar kötü sıfatlar vardır. Yaratan kötü sıfatları denemek için vermiştir. İnsan, bu sıfatlarıyla imtihan edilmektedir. İnsan kadar yararlı, insan kadar da zararlı mahlûk yoktur. Yakma, yıkma, bozma, tahrip etme gibi pek çok sıfatlar insanda vardır. İnsan, imar ve inşa eder. Aynı zamanda şefkat ve merhamet sahibidir. Nefsini hem şeytana hem de Allah’a satabilir. Öyle entrasan bir varlıktır ki, iyi ve kötü arasında gider-gelir. İnsanı en iyi, ancak Allah bilir. İnsan, nefsini terbiye ettiği kadar hürdür. Hz. Peygamber Muhammed Mustafa (SAV) ve onun halifeleri ve arkadaşları da insandı! İnsanlar arasında fark vardır. Demirden hem nal, hem de kılıç yapılır. İnsandan vezir de olur, rezil de olur. İnsanın iyisi; kötülüğe karşı iyilik, kötüsü iyiliğe karşı kötülük yapar. Aklı; diline, eline, beline ve midesine sahip olmayan insandan uzak durmalısınız. Ağaç kabuğundan, insan muamelesinden anlaşılır. Amel ile ispat edilmeyen iman insanı kurtarmaz. Toprak kanla, emek terle, yürek gözyaşı ile bereketlenir. Huzurda olduğunun farkında olan huzur bulur. Çoğu elde edilemeyenin azı da terk edilmez.
.
Allah; insanın acziyetini, akıl ve ilim yoluyla nispeten azaltmıştır. At ve deve insandan büyük olduğu halde deve küçük bir çocuğun önünde diz çöker çocuğu sırtına bindirir. Yeşil ot, sarı saman yedirdiği hayvandan süt gibi temiz bir gıda alır. Allah, o hayvanın canını bile ona helal kılmış. Gagasıyla kursağına tanecikleri indiren tavuk, yumurta gibi kıymetli bir gıdayı hediye eder. Bal arısı çiçekten çiçeğe dolaşıp, şifalı bir balı insana yedirir.
İnsan, mahlûkatın en şereflisi ve özel yaratılmış olanıdır. Yaratan değer vermiş ve insanla muhatap olmuştur. İnsan; üstün donanımıyla bu özelliğinin farkına varmalı, kendine değer verene kulluk yapmalıdır. Aksi halde kaybeden ve değersizleşen yine kendisi olur.
Ne ederse herkes kendine eder. Yaratan hür bırakmış, isteyen istediği yere gider. Rabbim herkesin, gönlüne göre versin. Güneşe karşı gözlerini kapatıp karanlık olmuş dersin. Aklını iyi kullan, yapılan her hatanın, elbet bedeli vardır. Doğru yoldan gitmezsen bu hayat sana dardır. Bu gün başa gelmezse, yarın elbet gelecek. Hem gelecek, hem yüreğini delecek. Her gecenin sabahı, her derdin çaresi var. Ele minnet eyleme, yüce Allah’a yalvar. Sendeleyip, düşüversen bir yere, anında vurur tekme, insan denen canavar. Bazı insanlar var ki, bataklık gibidir, yaklaşırsan batırır. Bazıları da alır seni temizler kuş tüyünde yatırır. “Her ağızda, her telde, fanilik dırıltısı/Sonunda tekbir şarkı, tabutun gıcırtısı. N. F. K.”
05.03.2014
Durmuş Göktekin
Gelimli-gidimli dünya; geldik-gidiyoruz. Gidenler için rahmet, kalanlar için selamet dileriz. Gidenlerin ruhları şad, hayatları yâd olsun. Gönlünüz Allah sevgisiyle dolsun. İnsan, doğar ve ölür. Dünyaya tercihsiz geldik. Anne ve babamızı biz seçmedik. Acziyetimiz çoğumuzun aklına gelmiyor! Doğduğumuzda annemizin memesini bile bulup ememiyor beslenemiyorduk. Annemize şefkat ve merhamet verilmeseydi yaşayamazdık. Aylarca, hatta senelerce istek ve arzularımızı sadece ağlamakla bildirdik. İşte böyle bir insanın daha sonra neler yaptığını ve nasıl yaşadığını hep birlikte görüyoruz.
Akılbaliğ olduktan sonra bir o yana bir bu yana savrulmaya başladık. Önümüze alternatif yollar çıktı. Bu yolların hangisinden yürüyeceğimizi bilen Allah, gönderdiği Peygamberleri (sav) ile bize doğru yolu gösterdi. Bu yolda gidenler selamete erdi, sapanlar felakete girdi. Bazen dereye, bazen tepeye, bazen de bir bataklığa savruldu. Kendini geçen de oldu. Nefsini seçen de oldu. “İnsan başıboş bırakılacağını mı sandı. Kıyamet suresi 36” Kuvvetli insan nefsini yenebilen insandır. Olgun insan, söylediğini yapan, yaptığını söyleyen insandır.
Oradan oraya savrulan insanın başı döndü, ne yapacağını şaşırdı. Teknik, teknoloji, elektrik, elektronik, yiyecek, içecek, giyim-kuşam, ulaşım, iskân ve kullanılan eşyalardan başlayan pek çok nesneye ihtiyaç duydu. Bunların çoğuna sahip oldu. Ama kanaatsizliği sebebiyle, daha çoğunu ve alternatiflerini istemeye başladı. Sahip olduğu nimetlere karşı şükrü ve kanaatsizliği arttı. Bu da insanın, insanlığını azalttı, nefsini güçlendirdi. İnsan, elde ettiği imkânları kendi aleyhine kullanarak, adeta kendiyle savaşa başladı. Dünya ve ahiret arasında gitti, geldi. Dünyada sürekli kalacağını düşündü. Kendine gerçeği anlayacak zaman bırakmadı. Pek çok insan; Neronu firavunları nemrutları, Karunları, Hitler’i, Stalin’i, Hafız Esed’i, Saddam’ı, Kaddafi’yi, takip etti, bunların yolundan gitti. İnsanda ne kadar iyi sıfatlar var ise o kadar kötü sıfatlar vardır. Yaratan kötü sıfatları denemek için vermiştir. İnsan, bu sıfatlarıyla imtihan edilmektedir. İnsan kadar yararlı, insan kadar da zararlı mahlûk yoktur. Yakma, yıkma, bozma, tahrip etme gibi pek çok sıfatlar insanda vardır. İnsan, imar ve inşa eder. Aynı zamanda şefkat ve merhamet sahibidir. Nefsini hem şeytana hem de Allah’a satabilir. Öyle entrasan bir varlıktır ki, iyi ve kötü arasında gider-gelir. İnsanı en iyi, ancak Allah bilir. İnsan, nefsini terbiye ettiği kadar hürdür. Hz. Peygamber Muhammed Mustafa (SAV) ve onun halifeleri ve arkadaşları da insandı! İnsanlar arasında fark vardır. Demirden hem nal, hem de kılıç yapılır. İnsandan vezir de olur, rezil de olur. İnsanın iyisi; kötülüğe karşı iyilik, kötüsü iyiliğe karşı kötülük yapar. Aklı; diline, eline, beline ve midesine sahip olmayan insandan uzak durmalısınız. Ağaç kabuğundan, insan muamelesinden anlaşılır. Amel ile ispat edilmeyen iman insanı kurtarmaz. Toprak kanla, emek terle, yürek gözyaşı ile bereketlenir. Huzurda olduğunun farkında olan huzur bulur. Çoğu elde edilemeyenin azı da terk edilmez.
.
Allah; insanın acziyetini, akıl ve ilim yoluyla nispeten azaltmıştır. At ve deve insandan büyük olduğu halde deve küçük bir çocuğun önünde diz çöker çocuğu sırtına bindirir. Yeşil ot, sarı saman yedirdiği hayvandan süt gibi temiz bir gıda alır. Allah, o hayvanın canını bile ona helal kılmış. Gagasıyla kursağına tanecikleri indiren tavuk, yumurta gibi kıymetli bir gıdayı hediye eder. Bal arısı çiçekten çiçeğe dolaşıp, şifalı bir balı insana yedirir.
İnsan, mahlûkatın en şereflisi ve özel yaratılmış olanıdır. Yaratan değer vermiş ve insanla muhatap olmuştur. İnsan; üstün donanımıyla bu özelliğinin farkına varmalı, kendine değer verene kulluk yapmalıdır. Aksi halde kaybeden ve değersizleşen yine kendisi olur.
Ne ederse herkes kendine eder. Yaratan hür bırakmış, isteyen istediği yere gider. Rabbim herkesin, gönlüne göre versin. Güneşe karşı gözlerini kapatıp karanlık olmuş dersin. Aklını iyi kullan, yapılan her hatanın, elbet bedeli vardır. Doğru yoldan gitmezsen bu hayat sana dardır. Bu gün başa gelmezse, yarın elbet gelecek. Hem gelecek, hem yüreğini delecek. Her gecenin sabahı, her derdin çaresi var. Ele minnet eyleme, yüce Allah’a yalvar. Sendeleyip, düşüversen bir yere, anında vurur tekme, insan denen canavar. Bazı insanlar var ki, bataklık gibidir, yaklaşırsan batırır. Bazıları da alır seni temizler kuş tüyünde yatırır. “Her ağızda, her telde, fanilik dırıltısı/Sonunda tekbir şarkı, tabutun gıcırtısı. N. F. K.”
05.03.2014
Durmuş Göktekin