- Üyelik Tarihi
- 3 Ağu 2010
- Mesajlar
- 333
- Aldığı Beğeniler
- 4
- Takım
- Beşiktaş
Hani unutmak bir mumun ömrü kadardı. Kaç mum eridi gözlerimin önünde hayalini eritemedi hiçbiri.
Hani imkânsızlıklar ellerimizde tükenirdi. Kaç imkânsız tükendi avuçlarımda bir sen kalakaldın parmak uçlarımda tek imkânsızım.
Hani uçurumlara merdivenler yapardık kenetleyip ellerimizi. Sensizlik mi uçurum yaşamak mı uçurum seni sensiz bir başıma
Dokunmakla mı yaşanırdı anılar. Kıyamadığım tenine dokunmayalı kaç asır geçti hâlbuki peki neden yaşamaktan usanmadı anıların.
Kelimelerin karışıyor beynimin kıvrımlarına. Sen başka tenlerde erirken ben senin kokunda tükeniyorum. Gitmek kolaydı sen gitmeyi seçerken ben hiç gidemeyen olmuştum hâlbuki. Kendime bile itiraf edemediğim sevgini yaşamayı seçen olmuştum.
Tek yanlışın tüm doğrularımı sildiği yerdeyim. Senle başladığım ve bir daha hiç ayrılamadığım yerdeyim. Sense benden sonra tükettiğin kim bilir kaçıncı sevdanda.
Eski bir fotoğrafın yakılmış kısmıyım belki de artık.
Ama o sonsuz sevgiyi sonsuz kılan parçayım. Sense puzzlemın kayıp parçası.
Hani yeniden severdi insan. Denemedim zannetme. Seni silmek için tutundum bir başkasının avuçlarına, beni yabancı ellere nasıl bıraktığını hiç kabullenemeden.
Belki de bir aldatmacanın başrol oyuncusu olarak, kalbimin kapılarını kapatıp yüreğimi susturarak.
Sana yazılmadı bu satırlar üstüne alınma. Bu satırlar yüreğimin sessiz konuşması sadece. Dillenmeden ağlaması. Sesini hiç duyuramadan tekrar susması belki de.
Kaç yıl geçti oysa sen umarsızca gideli. Hani görmeden sevemezdi insan. Oysa yüzündeki tüm çizgiler ezberimde dururken kalbimden nasıl silinir suretin.
İşte yine sensizlik kokan bir gecenin demindeyim. Sen gideli güneş doğdu mu sahi. Denizin yosun kokusu yayıldı mı yine. Martı çığlıkları sardı mı gökyüzünü ya da gökyüzü aynı mavi mi. Sen gideli gece buralarda. Gökyüzü hep siyah.Deniz yosun kokmuyor. Dalga sesleri bile sustu. Yağmurlar yağar bazen gözlerime. Sen gittin gideli mevsim hep kış. Buzdan bir yatak seriliyor ayaklarımın bastığı yerlerde.
Hani ben hiç gülmekten vazgeçmezdim. Şimdi neden sahte gülücükler var yanak kıvrımlarımda. Neden ıslatıyor yağmur damlaları birer çiğ olup yanaklarımı. En sevdiğim mevsim bahardı şimdi anlıyorum baharım da sen. Papatyaların üzerine serilip gökyüzünün mavisini seyretmek gibi hala seni düşünmek.Gelincik tarlasına yol almak gibi hayalinde yaşamak.Galatadan İstanbul u seyretmek gibi fotoğrafında uykulu gözlerim, yastığıma sığınıp sana uyumak.
Söyle savurabilirmiyim kalbimden seni ötelere. Ya da kaç uzak alır götürür seni benden. Kaç asır unutturur sevdanı.
Hani unutmak bir mumun ömrü kadardı? Kaç mum eritmeli daha? Yüreğime akıtmadan sevgini ya da kaç mum sığdırmalı hayatıma seni unutmak için?
alıntı..
Hani imkânsızlıklar ellerimizde tükenirdi. Kaç imkânsız tükendi avuçlarımda bir sen kalakaldın parmak uçlarımda tek imkânsızım.
Hani uçurumlara merdivenler yapardık kenetleyip ellerimizi. Sensizlik mi uçurum yaşamak mı uçurum seni sensiz bir başıma
Dokunmakla mı yaşanırdı anılar. Kıyamadığım tenine dokunmayalı kaç asır geçti hâlbuki peki neden yaşamaktan usanmadı anıların.
Kelimelerin karışıyor beynimin kıvrımlarına. Sen başka tenlerde erirken ben senin kokunda tükeniyorum. Gitmek kolaydı sen gitmeyi seçerken ben hiç gidemeyen olmuştum hâlbuki. Kendime bile itiraf edemediğim sevgini yaşamayı seçen olmuştum.
Tek yanlışın tüm doğrularımı sildiği yerdeyim. Senle başladığım ve bir daha hiç ayrılamadığım yerdeyim. Sense benden sonra tükettiğin kim bilir kaçıncı sevdanda.
Eski bir fotoğrafın yakılmış kısmıyım belki de artık.
Ama o sonsuz sevgiyi sonsuz kılan parçayım. Sense puzzlemın kayıp parçası.
Hani yeniden severdi insan. Denemedim zannetme. Seni silmek için tutundum bir başkasının avuçlarına, beni yabancı ellere nasıl bıraktığını hiç kabullenemeden.
Belki de bir aldatmacanın başrol oyuncusu olarak, kalbimin kapılarını kapatıp yüreğimi susturarak.
Sana yazılmadı bu satırlar üstüne alınma. Bu satırlar yüreğimin sessiz konuşması sadece. Dillenmeden ağlaması. Sesini hiç duyuramadan tekrar susması belki de.
Kaç yıl geçti oysa sen umarsızca gideli. Hani görmeden sevemezdi insan. Oysa yüzündeki tüm çizgiler ezberimde dururken kalbimden nasıl silinir suretin.
İşte yine sensizlik kokan bir gecenin demindeyim. Sen gideli güneş doğdu mu sahi. Denizin yosun kokusu yayıldı mı yine. Martı çığlıkları sardı mı gökyüzünü ya da gökyüzü aynı mavi mi. Sen gideli gece buralarda. Gökyüzü hep siyah.Deniz yosun kokmuyor. Dalga sesleri bile sustu. Yağmurlar yağar bazen gözlerime. Sen gittin gideli mevsim hep kış. Buzdan bir yatak seriliyor ayaklarımın bastığı yerlerde.
Hani ben hiç gülmekten vazgeçmezdim. Şimdi neden sahte gülücükler var yanak kıvrımlarımda. Neden ıslatıyor yağmur damlaları birer çiğ olup yanaklarımı. En sevdiğim mevsim bahardı şimdi anlıyorum baharım da sen. Papatyaların üzerine serilip gökyüzünün mavisini seyretmek gibi hala seni düşünmek.Gelincik tarlasına yol almak gibi hayalinde yaşamak.Galatadan İstanbul u seyretmek gibi fotoğrafında uykulu gözlerim, yastığıma sığınıp sana uyumak.
Söyle savurabilirmiyim kalbimden seni ötelere. Ya da kaç uzak alır götürür seni benden. Kaç asır unutturur sevdanı.
Hani unutmak bir mumun ömrü kadardı? Kaç mum eritmeli daha? Yüreğime akıtmadan sevgini ya da kaç mum sığdırmalı hayatıma seni unutmak için?
alıntı..