Sustum& Öylesine& Bir nefeste& Aheste& Varsın güller açılmasın bundan sonra& Varsın olsun! Eksik olsun& Çoklar aza, anlar hiçliğe, canlar ecele devrile dursun& Koygar şahinler uçurmam bundan gayrı, turna kanadıyla yaralanmış göklerimde& Kıyılmış ne varsa beyhudedir bundan böyle& Sustum& Dertli kalem& Artık sen söyle!
Sustum& Bu vakte kadar, söz kalesinin burçlarında niçin mahpustum? Viran olmanın noksan kıldığı bir tutam acıyla, mürekkep renginde içimi kustum& Siyahın üstüne renk tanımakla yapılan hatayı, saçımda an be an artan aklardan öğrendim& Ve öğrendim susmayı, akıtmaya kıyamadığım sağanaklardan& Uyan ey zaman! Bedel iste bitirdiğim yarınlardan&
Sustum& Kelamın koridorlarında infilak eden sedamı, yunmuş yıkanmış kızıllıklara yar eyledim& Sustum ve nihayet kar eyledim& İncecikten bir sızıyla inlerken neyler, son sözümü, sona ermeden evvel suskunluk alfabesiyle söyledim& Evet! Belkide bir zamanlar meyustum& Ama korkmayın artık& Sustum& Sustum&
Sustum& Cana, canana, zamana, mekana, zekana, korkana, yürek burkana, gökten sarkana, yerle bir olan arkana& Tuş oluşunu gördüm, sustum& Yaratık mesabesine indirgenmişlerin haliyle sustum! Tersine açan bir çiçek gibi, topladım yapraklarımı gün ışığından, goncamın içine pustum& Sustum& Sustum&
Sustum& Olmayan saygının kaygısını çekerek& Bağrımdaki çorak toprağa Mecnunun efkarını ekerek& Bir ceylanın toynaklarıyla ezildim, geçip gitti sekerek& Ormanlar uğuldadı gözümdeki son billuru da dökerek& Hıçkırmak istedim olmadı, sendeledim olduğum yere çökerek& Harman vakti bir başak kesildim, biçmekten imtina etmeyen kader adlı orağın önünde boyun bükerek& Sustum&
Sustum& Konuş deseler de& Söz gümüşünü biriktiririm artık yamalı keselerde& Özüm her ne kadar kavrulsa da, Leyla menşeli vesveselerde& Veya& Kısıtlamış hülyalarım, açı ortayını yitirse de lüzumsuz hendeselerde& Söz dedim ya& Hani ağlamaklı baktığında kelam kesilen mevzu& İşte o artık bundan böyle, sözü geçmez köselerde& Sustum& Hakikatte susmak dil çeliğini örseler de& Neyse& Sustum&
Sustum& Gemiler kalkıyordu limandan& Fora yelkenlerin kirlettiği simandan, bir hüzün aksetti sonra& Küçük bir çocuk çehresiyle kanadı ufkun derinlikleri& İçimdeki ateşler terk ederken o ıtri serinlikleri& Yaseminler de bivefa, kokmayınca bu bahar! Hanımeli saltanatını devirince Akdenizin rutubet kokan nefesi& Ansızın yıkılınca zincirlere hükmeden aslanların kafesi& Sustum&
Sustum& Sebepsiz yere& Ruhum yara bere& Eyvahları yollamadan mutebere& Biliyor musun ah aziz dostum& Ben sustum!
Sustum& Bu vakte kadar, söz kalesinin burçlarında niçin mahpustum? Viran olmanın noksan kıldığı bir tutam acıyla, mürekkep renginde içimi kustum& Siyahın üstüne renk tanımakla yapılan hatayı, saçımda an be an artan aklardan öğrendim& Ve öğrendim susmayı, akıtmaya kıyamadığım sağanaklardan& Uyan ey zaman! Bedel iste bitirdiğim yarınlardan&
Sustum& Kelamın koridorlarında infilak eden sedamı, yunmuş yıkanmış kızıllıklara yar eyledim& Sustum ve nihayet kar eyledim& İncecikten bir sızıyla inlerken neyler, son sözümü, sona ermeden evvel suskunluk alfabesiyle söyledim& Evet! Belkide bir zamanlar meyustum& Ama korkmayın artık& Sustum& Sustum&
Sustum& Cana, canana, zamana, mekana, zekana, korkana, yürek burkana, gökten sarkana, yerle bir olan arkana& Tuş oluşunu gördüm, sustum& Yaratık mesabesine indirgenmişlerin haliyle sustum! Tersine açan bir çiçek gibi, topladım yapraklarımı gün ışığından, goncamın içine pustum& Sustum& Sustum&
Sustum& Olmayan saygının kaygısını çekerek& Bağrımdaki çorak toprağa Mecnunun efkarını ekerek& Bir ceylanın toynaklarıyla ezildim, geçip gitti sekerek& Ormanlar uğuldadı gözümdeki son billuru da dökerek& Hıçkırmak istedim olmadı, sendeledim olduğum yere çökerek& Harman vakti bir başak kesildim, biçmekten imtina etmeyen kader adlı orağın önünde boyun bükerek& Sustum&
Sustum& Konuş deseler de& Söz gümüşünü biriktiririm artık yamalı keselerde& Özüm her ne kadar kavrulsa da, Leyla menşeli vesveselerde& Veya& Kısıtlamış hülyalarım, açı ortayını yitirse de lüzumsuz hendeselerde& Söz dedim ya& Hani ağlamaklı baktığında kelam kesilen mevzu& İşte o artık bundan böyle, sözü geçmez köselerde& Sustum& Hakikatte susmak dil çeliğini örseler de& Neyse& Sustum&
Sustum& Gemiler kalkıyordu limandan& Fora yelkenlerin kirlettiği simandan, bir hüzün aksetti sonra& Küçük bir çocuk çehresiyle kanadı ufkun derinlikleri& İçimdeki ateşler terk ederken o ıtri serinlikleri& Yaseminler de bivefa, kokmayınca bu bahar! Hanımeli saltanatını devirince Akdenizin rutubet kokan nefesi& Ansızın yıkılınca zincirlere hükmeden aslanların kafesi& Sustum&
Sustum& Sebepsiz yere& Ruhum yara bere& Eyvahları yollamadan mutebere& Biliyor musun ah aziz dostum& Ben sustum!
nasib sen ekledin