İnsanımızı anlamak gün geçtikçe daha da zorlaşıyor. Zira bu toplumun neyin peşinde olduğu belli değil. Ne istiyor bu insanlar? Neyin peşinde bu toplum? Öyle bir toplum haline gelmişiz ki, ne yolumuz belli ne de yönümüz; -af edersiniz- serseri mayın gibiyiz, rüzgar ne yöne sürüklerse oradayız ve şartlar neyi gerektiriyorsa ona uyarız. Öyle ki, Allah’ın yoluna aykırı olsa bile!
Geneli itibariyle böyle toplum. Peki ya biz, hakiki iman ve dindarlık iddiasında bulunanlar? Biz ne haldeyiz? Şu iğreti dünya hayatından yana duyduğumuz kaygı ve korkular sarmış dört bir yanımızı. Evet, “Ne yiyeceğiz? Ne içeceğiz? Ne giyeceğiz? Çocuklarımız nasıl büyüyecek? Yarın ciddi bir hastalık yakamıza yapışırsa hastane köşelerinde nice olur halimiz? Para, iş, ticaret, borçlar vs. vs…” ve bu kaygılar, her geçen gün biraz daha büyüyerek uzayıp gidiyor, mevcut kapitalist düzen içerisinde. Kısacası; “Dünya Geçimliği” meselesi…
İşte bu yüzden, bizi iki dünya saadetine götürecek o kutlu yola tam anlamıyla koyulmayı bir türlü göze alamıyoruz. Zira bu günümüzden, yarınımızdan, çoluk çocuğumuzdan, kısacası bu dünya hayatına ilişkin ne varsa hepsinden yana endişeliyiz. Sanki bütün bunlar imtihanın birer parçası değilmiş, sanki her şey bizim elimizdeymiş ve her şey bize bağlıymış gibi! ...
Oysa ne diyordu Kur’an: “Ey iman edenler! Ne mallarınız, ne de çocuklarınız sizi Allah’ın zikrinden, O’nun yoluna-yasasına uygun davranmaktan alıkoymasın. Kim böyle yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Münafikun, 9)
“Ve bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir imtihan konusudur. Ve şüphesiz büyük ecir Allah katındadır.” (Enfal, 28 )
Geneli itibariyle böyle toplum. Peki ya biz, hakiki iman ve dindarlık iddiasında bulunanlar? Biz ne haldeyiz? Şu iğreti dünya hayatından yana duyduğumuz kaygı ve korkular sarmış dört bir yanımızı. Evet, “Ne yiyeceğiz? Ne içeceğiz? Ne giyeceğiz? Çocuklarımız nasıl büyüyecek? Yarın ciddi bir hastalık yakamıza yapışırsa hastane köşelerinde nice olur halimiz? Para, iş, ticaret, borçlar vs. vs…” ve bu kaygılar, her geçen gün biraz daha büyüyerek uzayıp gidiyor, mevcut kapitalist düzen içerisinde. Kısacası; “Dünya Geçimliği” meselesi…
İşte bu yüzden, bizi iki dünya saadetine götürecek o kutlu yola tam anlamıyla koyulmayı bir türlü göze alamıyoruz. Zira bu günümüzden, yarınımızdan, çoluk çocuğumuzdan, kısacası bu dünya hayatına ilişkin ne varsa hepsinden yana endişeliyiz. Sanki bütün bunlar imtihanın birer parçası değilmiş, sanki her şey bizim elimizdeymiş ve her şey bize bağlıymış gibi! ...
Oysa ne diyordu Kur’an: “Ey iman edenler! Ne mallarınız, ne de çocuklarınız sizi Allah’ın zikrinden, O’nun yoluna-yasasına uygun davranmaktan alıkoymasın. Kim böyle yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (Münafikun, 9)
“Ve bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız yalnızca bir imtihan konusudur. Ve şüphesiz büyük ecir Allah katındadır.” (Enfal, 28 )
Son düzenleme: