Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
STERİL HAYATLAR YAŞIYORUZ
Büyük şehirlerde, devasa beton binalarda, gri havalarda yaşamaya mahkum edilmiş nesil bir çok güzelliği yaşayamadan geçip gidiyor.
Çocuklar toz toprakla oynamasın, düştüğünde yara bere olmasın diye şimdi parkların zemini bile petrol türevi maddelerle kaplı.
Yeni doğum yapmış bir bayan, yanlışlıkla çocuğunun günlük süt ve bakımını attı arkadaşına atarken.
330 cc süt içmesi gerekirken oğluşu 220 cc süt içmiş.Çok üzüntülüymüş...
Ya Allah aşkına bu ne...
Gün boyu kreşte başındaki görevlilerin kontrolündeki çocuk akşam eve geldiğinde koltukların, çekyatların üzerinde Spiderman veya Batman'cilik oynuyor.
Annesi de diyor:
"Benim oğlum hiperaktiv."
Sanki çocuk bütün gün dağ dere tepe gezdi, ağaçlara tırmandı da akşam gelince kuzu kuzu yatmadı.
Ne yapacaktı o yaştaki çocuk.
O kadar steril yaşamaya alıştırıyoruz ki, tatilköyünde bile sidikli havuza kaydıraklardan dalan çocuğun bol bol su yutmasını kahkahalarla izliyor ebeveyn.
Az ötede ki denize dalgası var, tuzu var diye çocuğu sokmuyor bile.
Ayrıca büyük şehir çocukları ya hiç hayvan sevmiyor, yada o kadar çok seviyor ki içine sokuyor.
Sanal savaş oyunlarıyla o kadar gaddarlaşıyor ki, acıyı tatmadığı için, site de ki kedinin gözüne iğne batıracak kadar duygusuzlaşıyor.
Çünkü arkadaşıyla kavga edip yumruk yiyip acıyı tatmamış ki bilmiyor.
Sanalda habire kötüleri ateş ederek, bıçaklayarak öldürmeyi görmüş.
Sütü bütün özellikleri ayrıştırılmış UHT'lerden, sabahları genetiğiyle en çok oynanmış mısırdan yapılan gevrekle kahvaltı yapmış ömrü boyunca o çocuk.
Bizim nesil öyle miydi.
Biz altı ahır üstü yaşam alanımız olan evlerde büyüdük.
İnek, at ve eşeğimiz vardı.
Sütü çok içemezdik.Kara sığır fazla vermez sütü.Yapılan yoğurttan tereyağı çıkarılır, geri kalan kaynatıp "ılıdın " olarak içerdik bulgur pilavıyla kaşık kaşık.
Öğleyin dutlara çıkar karnımız şişene kadar dut yerdik.
Mevsimiyse, bobsinin incirini yada Sarı Dede'nin çeç eriğinden çalardık.
Sonra ırmağa doğru bir yarış başlardı.
Daha varmadan üzerimizde ki göyneği fırlatır kızılırmağın boz bulanık sularına atardık kendimizi.
Boğuşurduk, kavga ederdik ertesi gün yine oynardık.
Başka gün oltalarımızı alır ırmak kenarında kilometrelerce gider, akşama bazen eli boş, bazen bir kaç kömüş ağzı veya tilki burun balığıyla dönerdik.
Balığı yerken etrafımızda dönen evin kedisine ne vurar ne de tepemize çıkarırdık.
Herkes hakkı olanı alırdı.
Eşekle oduna gidersek, giderken biner bazen yarış bile yapardık.
Dönüşte de peşi sıra tın tın gelirdik.
Kurbanda hayvanlar kesilirken bakardık.
Evimizde beslediğimiz tavuklardan da zaman zaman kesip yerdik.
Ne katil olduk ne sapık kan gördük diye.
Bazen mahalle kavgaları ederdik.
Bazende teke tek kavgalar.
Ne sadist olduk ne sapık...
Son sözüm:
Çocuklarınızı steril yaşatmayın...
Ve doğal ürünlerle mümkün olduğunca doğal yaşatın.
Abuk sabuk bir pazar yazısı oldu işte...
Bu pazarda böyle...
Orhan Baylan
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
Aslına bakılırsa; zamanın şartlarına göre sorunlar devir dayım yapmakta

Eskiyi yaşayanları dinlerken başka
Şimdikileri dinlerken başka :) sorunlar

Derin mevzuu yine:)
Sonumuz hayr olsun inşAllah

:gul:
 
Üst Alt