Sevgili !
Cân evimizin sahibi Gel ..
Sevdalı yüreğimizin aziz ummanı, göğüsü geniş Elbruzum gel ..
Ey Cân .. Cânanım Ey .. !
Mest eyle bizi aşkınla, meşk edelim haydi gel ..
...
Sevda/lı/yız ..
Sevgilinin adından başka, bir ad bilmediğimizden mi, yoksa cümle isimler Sevgiliyi bildirdiğinden mi
hep O'nun ismini sayıklıyoruz bilmiyorum ..
...
Yolunu şaşırmış bir aşığız biz .. Hem bu aşıklık ile sarhoş olmanın keyfine vurulmuşuz ..
Hem de yolumuzu şaşırtan güzelin, yollara gül diye döktüğü dikenlere ram olmuşuz ..
Sinemiz yanmış, Sevgilinin ince ve naif halinden ..
Cılız gölgemiz bizi üryan etmiş, topraklarımız tutuşmuş ..
Bir gün Yunus olmuşuz, Aşkı tarife durmuşuz
''Feryad ile âhı çok, Firkatli nesnedir Aşk'' diyenin divanını soymuşuz ..
Bir gün, Sâdî olmuşuz, öğüt ekmeğinin değirmenine su doldurmuşuz..
''Cihan, o öğüdü sana bir gün acıyla öğretir'' deyince havanımızı gâm tokmağı ile doyurmuşuz..
Ay yüzlü Sevgilinin nazıyla, Biz her an başka bir hale hulûl ederiz
Bir gün dar ağacına asılır çilemiz, Bir gün özlemimiz Yâr'in bahçesinde ki erguvanlara..
''Dinim Aşktır benim'' diyene gönül bükeriz, ''Aşk imiş her ne var ise alemde'' diye terennümler söyleriz ..
Derken bu cezb haline dolanır, Akla şirk kosup, Gönle biat ederiz ..
Ey Sevgili ! Bize Sen'in hasretinden gayrısı düşürülmemiştir
Kulağımıza sâla diye Sen'in adını okumuşlar ki, Biz bu Adın iştiyakıyla kendimizden geçmişiz ..
Şimdi biz ancak Sen'in geliş gününü gözleriz ..
Lâl dudaklarımızın mührünü, bir beşir ile gayb/etmeni dileriz..
Düğün dileriz, Bayram dileriz ..
...
Sevgili !
Ey karanlık gecemizin yıldızı ! Gel ..
Gel ki Sen'in aydınlığının madeninde biz hapsolmuşuz ..
Bu tutsak halde iken bizi hangi kabir bağrına basar, hem hangi kefen Senin örtünden başka ..
Ey saf şarabım ! Aşık-ı ayyaşlarına öykünüyorum
Niceye bu durmak, Haydi Gel ..
...
Fatima Zehra Demirhan
