Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

MiMoZa_

Ah KaLbim!
 
Üyelik Tarihi
6 Haz 2011
Mesajlar
124
Aldığı Beğeniler
0
Konum
İstanbul
Takım
Galatasaray
article137.jpg


Neden yer yer ruhî sıkıntılara giriyor,
sabırsızlanıyor ve bir şeyler yapamamanın ıstırabıyla ruhumuzu kıvrandırıyoruz.

Beden sıhhatimizden, mali durumumuza,
toplumdaki itibarımızdan dünyevî zevklerimize kadar her şeyi kendimize dert ediniyor
ve bunları çözemeyince de üzülüyor, rahatsız oluyoruz...
Bazen gazetelerde insanın tüylerini ürperten resimler görürüz.
Çoğunlukla Kuzey Afrikalı fakir ve perişan insanların resimleri...
Her biri sanki canlı birer iskelet...
Kemiklerle etler arasında nerdeyse mesâfe kalmamış.
Bu halleriyle bize olanca güçleriyle haykırırlar:
Biz açız, bize yardım elinizi uzatın! diye...

İşte maddî açlık insanı böyle perişan,
böyle zayıf, böyle güçsüz ediyor...
Beride maddî problemleri yok denecek kadar az,
ama kendilerini eğlenceyle,
sefahatle, içkiyle yahut uyuşturucuyla avutmak isteyen huzursuz kalabalıklar.
Bunların dertleri öncekilerinden daha ileridir.

Ruh, beden ülkesinin sultanıdır.
Açlıktan kıvranan insanlarda hizmetçi zayıf düşmüştür,
huzursuz insanlarda ise sultan perişandır.
Birincilere her insaf ve vicdan sahibi acır,
merhamet eder. İkincileri ise herkes kınar,
herkes onlara düşman kesilir.
Halbuki asıl acınmaya, el uzatılmaya muhtaç olanlar bunlardır...
Çünkü bunlar hem hastadırlar,
hem de ilâç düşmanıdırlar. Bunlara karşı,
tedavi ehlinin çok şefkatli
ve çok sabırlı olması gerekir. Fâsıklara ancak ârifler acır. Abdulkadir Geylâni (ks.)

Bugün huzur ve saadet arayanlar sadece bu insanlar değildir.
Hemen herkes bu dertten bir iz taşımaktadır.
Öyle ise biz öncelikle
kendi nefsimize bir şeyler söylemeye çalışalım:

Neden yer yer ruhî sıkıntılara giriyor, sabırsızlanıyor
ve bir şeyler yapamamanın ıstırabıyla ruhumuzu kıvrandırıyoruz.
Beden sıhhatimizden, mali durumumuza,
toplumdaki itibarımızdan dünyevî zevklerimize kadar
her şeyi kendimize dert ediniyor
ve bunları çözemeyince de üzülüyor,
rahatsız oluyoruz...
Niçin, dünyanın üstünde gezeceğimize altına giriyor,
bize hizmet etmesi gereken eşyaya biz hizmetçi oluyoruz.

Bu halimiz ruhumuzu hayli yoruyor ve takatten düşürüyor.
Bütün bu olup bitenlere karşı sabırla karşı koymayı da başaramıyoruz.
Zira, Üstat Bediüzzaman hazretlerinin o güzel teşhisiyle,
biz sabır kuvvetimizi maziye ve müstâkbele dağıtıyoruz;
hâle karşı sabrımızda güç kalmıyor
ve sonunda sıkıntıya, ümitsizliğe düşüyoruz.

Bütün bunların kaynağına indiğimizde şu yanlışla karşılaşırız:
Biz nefsin doymasıyla,
kalbin tatmin olmasını birbirine karıştırmışız.

Yanlış yoldan giden yorulur.
İşte bizi yoran, sıkıntıya düşüren
ve sonunda perişan eden bu büyük hatadır.
Bundan döndüğümüz an huzur
ve saadete yönelmiş olacağız.

Nefis şerle beslenir. Şer ise kalbi yaralar,
vicdanı rahatsız eder ve huzuru kaçırır.
İşte bu fasit daire, stresin ve huzursuzluğun önemli bir kaynağıdır.
Bu çemberi aşamayanlar, nefislerini besledikçe kalp
ve vicdanlarında huzur melekesini kaybederler.
Ve bunun çaresini yeniden nefsin tatmininde ararlar.

Sadece birkaç misâl:

Nefis cimrilikten yanadır.
Para biriktirdikçe mutlu olacağını zanneder.
Halbuki, kalp ve vicdan muhtaçları doyurmaktan zevk alırlar.

Nefis büyüklenmekten hoşlanır.
Kalp ve ruhun rahatı ise tevazuda, alçakgönüllü olmaktadır.

Nefis oyun ve eğlence düşkünüdür.
Akıl ise çalışmayı ve gayreti emreder, onunla rahat bulur.

Ve nihayet nefis, fâni ve geçici eşyanın meftunudur.
Kalp ise bekâya, ebediyete aşıktır. İşte bütün huzursuzluklar bu çelişkilerin ürünüdür.
Ve insan, nefsini beslemekle değil,
kalbini tatmin ile saadet bulur.

Ve her türlü bunalım ve huzursuzluğun İlahî reçetesi:

Bilesiniz ki, kalpler ancak
Allahim.gif
'ın zikriyle mutmain olur (
Allahim.gif
ı anmakla sükûnet bulur).

(Rad Sûresi, 28)

Maddî ve manevî nice rızıklara muhtaç olan insanoğlunun
kalbini, ancak
Allahim.gif
ı zikir, yâni Onu yâd etme,

Onu hatırlama tatmin edebilir.
O halde insan, Ondan başka neyi yâd etse mahlûku yâd
etmiş, Ondan gayri neyi sevse fâniyi sevmiş olur.
O ulvî kalp, bu süflî eşya ile tatmin olmadığı içindir ki,
gafil insanı daima rahatsız eder.
İşte can sıkıntısı, huzursuzluk, bunalım, stres dediğimiz şeyler
hep bu doymayan kalbin açlık feryatları, ölüm çığlıklarıdır.

alıntı
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
EyvAllah Mimoza manidar paylasimin icin tesekkürler
Cenab-i Hak razi olsun
Selam ve Dualarimla.......
 

Hafız_70

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2007
Mesajlar
8,243
Aldığı Beğeniler
6,432
Takım
Fenerbahçe
Güzel paylaşım için teşekkürler.Allah razı olsun kardeşim.
Allaha emanet olun.
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
Mevlam razı olsun hepimizden..
 
Üst Alt