Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

menzil_gülü

Ne Mutlu Müslüman olana..
 
Üyelik Tarihi
24 Mar 2008
Mesajlar
2,584
Aldığı Beğeniler
20
Takım
Fenerbahçe
sufi.jpg



Çeşitli çevrelerde yıllardır yersiz bir münakaşa yapılır durur. Bazıları, sufi kelimesi üzerinde gereksiz yere tartışır. Aslında sûfi kelimesiyle anlatılmak istenen şahsiyetle, Kur’an’da övülen takva sahibi kişi (muttakî) aynı şahıstır.
Tasavvuf terbiyesinde bir mürşit elinde manevi terbiyesini tamamlayan ve takvaya ulaşıp olgun mümin olan kimseye veli ve sûfi denir.

Tasavvufa karşı çıkan gruplar, bu sıfattaki bir mümine muttaki derler ama sufi demezler.

Oysa bir şahsın, değişik kesimlerde farklı isimlerle tanıtılması tabiidir. Bu durum istismar edilmemeli, özellikle dini konularda bir fikir çatışmasına asla sebep yapılmamalı.

Özellikleri ve farklı görevleri olan kimselere, özel bir isim veya sıfat verilemez mi? Her ilim ve teknik alanında, o alanın inceliklerini ifade edecek özel tabirler, değişik kavramlar kullanılır.

O alanda ihtisas sahibi olanlar, derecelerine göre farklı isimlerle anılır. Bu tabii bir durumdur. Bu yüzden sufi ile muttaki kavramları arasında bir çelişki göstermek doğru olamaz.

Tasavvuf dinin ahlak kısmını tarif eder. Bu ilim, fıkıh ve kelam gibi müstakil bir ilimdir ve alanı çok geniştir. Bu ilim, kalp, hal ve amel ilmidir. Bütünüyle dinin bir parçasıdır.

Tasavvufun konusu insan; hedefi ise insanın ilahi ahlak ile süslenmesidir. Bu hedefin sonucu da olgun insan yetiştirmektir. Bu ilimde ihtisas yapan ve zirveye çıkan insanlar salih kişilerdir.

Bu salih insanlara, ulaştıkları sıfatlara, temsil ettikleri makamlara ve gördükleri vazifelere göre veli, mürşit, şeyh, gavs, kutup gibi farklı isimler verilmiştir.

Bu tür isimler birer sıfattır, sahibinin mesleğini tarif eder. Bu isimler ve sıfatlar, Kur’an ve sünnette bulunmasa da onların hükümlerine aykırı değildir.

Büyük veli Sühreverdî (k.s) (632/1234), gerçek sûfinin kim olduğunu ve Kur’an’da ondan nasıl bahsedildiğini şöyle açıklar:

“Kur’an-ı Kerim’de sufî ismi yoktur. Ancak bunun yerine mukarrebun kelimesi kullanılmıştır.30 Mukarrebun; Yüce Allah’ın huzurunda sevilmiş ve kabul görmüş salih zatlardır.


Onlar, hayırlarda en önde, kullukta ve edepte zirvededir. Hepsi Allah adamıdır, Yüce Allah’ın dostudur.
Gerçek sufi, işte bu sıfata sahip olan ve mukarrebun makamında bulunan kimsedir. Kelimeler üzerinde tartışmaya yapmaya gerek yoktur. Sufî dediğimiz zaman mukarrebun makamına çıkmış veliyi kast ediyoruz.

Gerek biyografi kitaplarında gerekse diğer ansiklopedik eserlerde, isimleri geçen bütün sufîler ve mürşitler, mukarrebun sıfatındaki velilerin yolunda bulunuyorlardı. Onların sahip oldukları ilimler, anlattığımız kamil velilerin hallerine ait olan ilimlerdi.”31

Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Hakim’deki, bütün insanları şu üç gruba ayırmıştır:

1- Mü’minler (Ashâb-ı Meymene)

2- Kâfir ve münâfıklar (Ashâb-ı Meş’eme)

3- Hayırlarda en önde olan ve ilâhi yakınlığa ulaşan kamil müminler (Sâbikûn-Mukarrabûn).32

Tasavvuf imamları veli, arif, mürşit, şeyh, sûfi deyince üçüncü gruba giren kamil müminleri kast ederler. Mukarrebun sınıfına giren zatların tümü velidir. Ama hepsi manevî irşatla görevli değildir.

İçlerinden bir kısmı, Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin vârisi sıfatıyla ümmetin irşadını, terbiye ve tezkiye işini yürütmektedir. Bu Allahu Teâlâ’nın bir ihsanıdır, dilediğine verir.

Manevi irşat kıyamete kadar sürecektir. Çünkü, Rasulullah (s.a.v) Efendimizin peygamberliği devam etmektedir. O’nun Allah’a davet, kalpleri tezkiye, nefisleri terbiye ve gönülleri ilâhi aşk ile doldurup ahirete yöneltme işini, derecelerine göre vârisleri (velileri) yürütmektedir.

Yeryüzünde din ile yükümlü olan insan bulunduğu sürece irşat da devam edecektir.


Bu işi üstlenen kamil müminler, takvada imam olabilme sıfatına ulaşmış salih zatlardır.
Onlar, Kur’an-ı Hakim’de, “sâbikûn-mukarrebun” sınıfında tanıtılmışlardır.

Bu kamil sınıfa giren müminlerin sıfat ve ahlaklarını, müfessirler şöyle özetlemişlerdir:
Bu veliler:

1- Dünyayı Allah için terk ederler.

2- İyilikleri kusurlarından fazladır.

3- Allah’a tam tevekkül edip bütün gayretlerini O’nun uğrunda harcarlar.

4- Bütün düşünce ve dertleri ahirettir.

5- Kendileri kurtuluşa erdikleri gibi, şefaatleriyle, başkalarının kurtuluşuna da vesiledirler.

6- Bütün işlerinde Allahu Teala’ya dayanırlar.

7- Devamlı Allah’ın rızâ ve muhabbetini ararlar.

8- Günahın büyüğünden ve küçüğünden kaçınırlar.

9- Namaz ve cihada herkesten önde ve önce koşarlar.

10- Kendi ayıplarıyla meşgul olur, başkalarının kusurlarına takılmazlar.

11- Ayetlerin ve hadislerin müjdelediği gibi, hesapsız olarak Cennete girerler.33

12- Amel defterlerini sağ taraflarından alırlar.34

13- Allah’tan fazlasıyla korkarlar. Gerçek anlamda alimdirler.

14- Bâtınları zâhirlerinden daha güzeldir.

15- Allahu Teâlâ’yı diliyle birleyen, azalarıyla ona itaat eden ve kalpleriyle ihlas üzere olan ihlas sahibi (muhlis) kimselerdir.

16- Kur’an’ı okuyup anlar ve gereğince amel ederler.35

17- Cihat ehlidirler, devamlı hizmet ederler.36

18- İlliyyûn makamına yükselmişlerdir.37

19- İradelerini Cenabı Hakk’ın muradında fâni etmişlerdir.

20- Mescide herkesten önce girip en sonra çıkarlar.38

21- Kendilerine hak verilince kabul eder, kendilerinden bir şey istenince bolca dağıtır, insanlara hüküm verirken kendi nefsine hüküm veriyormuş gibi davranırlar.39

22- Allah’ı hiç unutmazlar, devamlı zikir halindedirler.40

23- Manevî hal sahibidirler.

24- Belaların Allah’tan geldiğine iman ettiklerinden, belalardan tat alırlar.

26- Kendilerine dünya malı verilmediğinde şükreder, ellerine bir şey geçince başkalarına verirler.

27- Rableri ile beraber olmak onlara her şeyden güzel gelir.41

İmam Kuşeyrî (k.s), kullukta en ön safta yer alan Allah dostlarını şöyle tanıtır:

“Onlar, Allahu Teâlâ ile bekâbillah makamına çıkmış (bâkî), Allah’tan başka varlıklardan kalben alakayı kesmiş, ruhunu Yüce Allah’a feda etmiş, hakka’l-yakîn derecesine ulaşmış, bütün boş ve lüzumsuz şeyleri terk etmiş, her türlü güzel ahlakı elde etmiş, müşahede makamına ulaşmış, Cenâb-ı Hak’tan hiç ayrı kalmayan kimselerdir.42

Bu ahlakî özellikler kimde bulunursa, o kişi Allahu Teâlâ’nın dostudur.


Ona, müfessirlerin muttakî, fakihlerin âlim, muhaddislerin sâlih, ehl-i tasavvufun sûfî, halkın veli demesi, sadece ismini değiştirir.
Sonucu değiştirmez.



30 Bkz: Vâkıa 56/7-10
31 Sühreverdî, Gerçek Tasavvuf, 16.
32 Bkz: Vâkıa 56/7-10
33 Ayetler için bkz: Fâtır 35/ 32-33; Vâkıa 56/12, 88, 89; İnfitâr 82/13; Mutaffifîn 83/ 28. İlgili hadislerden birisi şudur. Rasûlullah (s.a.v): “Sonra biz, kitabı (Kur‘ân’ı), kullarımız arasından seçtiklerimize miras olarak verdik.
Onlardan kimi (günah işleyerek) kendisine zulmeder. Kimi orta haldedir. Kimisi ise; Allah’ın izniyle hayırlarda en önde (sâbikûn) olanlardır. İşte büyük fazîlet budur.” (Fâtır 56/32) âyetini okuduktan sonra şöyle buyurdu:
“Ümmetimden hayırlarda önde (es-sâbık) olan, Cennete hesapsız girer. Orta halli olan, kolay bir hesaba çekilir. Nefsine zulmeden ise, huzurda durdurulup günahı kadar sıkıntı çektikten sonra cennete girer.”
Bkz: Ahmed, Müsned, V, 194, VI, 444; Hâkim, Müstedrek, II, 426; Taberî, Câmiu’l-Beyân, Cüz: 22, Shf: 137; Beğavî, Meâlimü’t-Tenzîl, VI, 421; Tabarânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, XVIII, 79-80.
34 Buraya kadar verilen tarifler için bkz: Semerkandî, Bahru’l-Ulûm, III, 86-87.
35 Bkz: Beğavî, Meâlimü’t-Tenzîl, VI, 423.
36 İbnu’l-Cevzî, Zâdu’l-Mesîr, VIII, 133. Söz, Hz. Osman’a âittir.
37 Bkz: İbnu Kesir, Tefsir, VII, 490-491.
38 Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, VIII, 6-7. Suyûtî bu görüşü, Ebû Nuaym ve Beyhakî’den rivâyet ettiği bir hadise dayandırır.
39 Kurtûbî bu görüşü bir hadisten alarak nakleder. Bkz: el-Câmi’, XVII, 199.
40 Kurtûbî: “Sâbık hakkında erbâb-ı kulûb pek çok şey söylemiştir.” diyerek, sûfilerden nakillerde bulunur ve bu görüşü Zunnûn el-Mısrî’den nakleder.
41 Kurtubî, a.g.e, XIV, 348-349.
42 Kuşeyrî, Latâifu’l-İşârât, III, 204-206. (İbrâhim Besyûnî tahkikiyle, II, baskı, 1983)
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
Ögrenmiş olduk canım Allah razı olsun :oooo:
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Emegine saglik canim manidar paylasimin icin tesekkürler
Cenab-i Hak razi olsun
Selam ve Dualarimla........
 
Üst Alt