Aziz milletimiz tarafından “üç aylar” olarak isimlendirilen Recep, Şaban ve Ramazan aylarını Üstad Hazretleri, “şuhur-u selâse” diye tesmiye ediyor. Zaten bu ifadeyi de, risâleleri tanıdıktan sonra ondan öğrendik. Ve çok orijinal, kulağa hoş gelen bir tâbir. Aslında üç ayların Arapçası bu “şuhur-u selâse” tâbiri.
Gerçekten, milletimiz tarafından çok değer verilen bir zaman dilimidir senenin dörtte birlik bu kısmı. Tâ çocukluğumdan beri bilirim o ayların mübarekliğini. Rahmetli anneannemin üç aylar orucu tutuşunu hatırlarım. Tabiî ayların faziletini bildiklerinden böyle yapıyorlardı. Hz. Peygamber (asm) buyuruyor ya; “Recep Allah’ın, Şaban benim, Ramazan da ümmetimin ayıdır” diye. İşte milletimiz de fazilet ve kıymetinden dolayı bu ayları dolu dolu, sevaplı geçirmek istiyor.
Gerek bu üç aylar olsun, gerekse üç ayların içindeki leyâli-i meşhûre (yine Üstadımızdan öğrendiğimiz tâbir), yani meşhur geceler, yine milletimizin “kandil geceleri” dediği bu mübarek vakitler; ya âyet-i kerime ya da hadis-i şeriflerde bahsedilmiştir. Meselâ, Kadir Gecesi ile ilgili başlı başına tek bir sûre nâzil olmuştur. Biz de, ecdadımıza lâyık olmaya çalışan evlâtlar olarak, aynen onlar gibi bu mübarek gün ve geceleri, dolu dolu geçirmeliyiz. Oruç tutup, namaz kılıp, Kur’ân okumalıyız.
Bu üç aylar ve mübarek gecelerle ilgili bir çok eserde bahisler var. Misâl olarak, Yeni Asya Neşriyat tarafından neşredilen, Kâzım Güleçyüz’ün kitabını tavsiye edebiliriz.
Bizim burada dikkat çekmek istediğimiz nokta, özellikle oruç başta olmak üzere, diğer ibadetlerdir. Peki iyi de, bu çok sıcak günlerde nasıl oruç tutacağız? Nefse ağır geliyor, nefis kaçıyor ya… İşte ona, Hz. Ali’nin (ra) söylediğine kulak vermesini hatırlatacağız.
Hz. Ali’ye (ra) sormuşlar: “En çok neyi seversin?” O da demiş ki: “Yazın uzun sıcak günlerinde oruç tutmayı.”
Vallâhi, hasılât mevsiminin kat kat sevabının olduğu günlerdeyiz. Nefse aldanarak bu sevaplardan mahrum kalmayalım. Malûmunuz, bu ay içerisinde bulunan mübarek gün ve gecelerde; bire on, yüz, binler, hatta Kadir Gecesinde seksen üç senelik bir ibadeti kazandıracak sevap vardır.
Hem, oruç tutanlarca sabittir ki, sâir zamanda açlık ve susuzluğa tahammül edilemezken, oruçlu kimseye Cenâb-ı Hak sabır veriyor, öyle fazla sıkıntı da çekilmiyor. Zaten bizler inşaallah, elemi gidip lezzeti kalan şeylere talip olduğumuzdan, bunlarda da aynı şeyleri düşüneceğiz.
Cenâb-ı Hak, hepimizi, emrine mutî olup nehyinden kaçınarak tam bir ibadet şuurunda olan kullarından eylesin.
Şuhur-u selâseniz mübarek olsun.
osman zengin
Gerçekten, milletimiz tarafından çok değer verilen bir zaman dilimidir senenin dörtte birlik bu kısmı. Tâ çocukluğumdan beri bilirim o ayların mübarekliğini. Rahmetli anneannemin üç aylar orucu tutuşunu hatırlarım. Tabiî ayların faziletini bildiklerinden böyle yapıyorlardı. Hz. Peygamber (asm) buyuruyor ya; “Recep Allah’ın, Şaban benim, Ramazan da ümmetimin ayıdır” diye. İşte milletimiz de fazilet ve kıymetinden dolayı bu ayları dolu dolu, sevaplı geçirmek istiyor.
Gerek bu üç aylar olsun, gerekse üç ayların içindeki leyâli-i meşhûre (yine Üstadımızdan öğrendiğimiz tâbir), yani meşhur geceler, yine milletimizin “kandil geceleri” dediği bu mübarek vakitler; ya âyet-i kerime ya da hadis-i şeriflerde bahsedilmiştir. Meselâ, Kadir Gecesi ile ilgili başlı başına tek bir sûre nâzil olmuştur. Biz de, ecdadımıza lâyık olmaya çalışan evlâtlar olarak, aynen onlar gibi bu mübarek gün ve geceleri, dolu dolu geçirmeliyiz. Oruç tutup, namaz kılıp, Kur’ân okumalıyız.
Bu üç aylar ve mübarek gecelerle ilgili bir çok eserde bahisler var. Misâl olarak, Yeni Asya Neşriyat tarafından neşredilen, Kâzım Güleçyüz’ün kitabını tavsiye edebiliriz.
Bizim burada dikkat çekmek istediğimiz nokta, özellikle oruç başta olmak üzere, diğer ibadetlerdir. Peki iyi de, bu çok sıcak günlerde nasıl oruç tutacağız? Nefse ağır geliyor, nefis kaçıyor ya… İşte ona, Hz. Ali’nin (ra) söylediğine kulak vermesini hatırlatacağız.
Hz. Ali’ye (ra) sormuşlar: “En çok neyi seversin?” O da demiş ki: “Yazın uzun sıcak günlerinde oruç tutmayı.”
Vallâhi, hasılât mevsiminin kat kat sevabının olduğu günlerdeyiz. Nefse aldanarak bu sevaplardan mahrum kalmayalım. Malûmunuz, bu ay içerisinde bulunan mübarek gün ve gecelerde; bire on, yüz, binler, hatta Kadir Gecesinde seksen üç senelik bir ibadeti kazandıracak sevap vardır.
Hem, oruç tutanlarca sabittir ki, sâir zamanda açlık ve susuzluğa tahammül edilemezken, oruçlu kimseye Cenâb-ı Hak sabır veriyor, öyle fazla sıkıntı da çekilmiyor. Zaten bizler inşaallah, elemi gidip lezzeti kalan şeylere talip olduğumuzdan, bunlarda da aynı şeyleri düşüneceğiz.
Cenâb-ı Hak, hepimizi, emrine mutî olup nehyinden kaçınarak tam bir ibadet şuurunda olan kullarından eylesin.
Şuhur-u selâseniz mübarek olsun.
osman zengin
yüregine saglik ins.