Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
SÜLEYMAN efendinin hizmet hayatı



HİZMET VE FAALİYETLERİ

Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) Efendi Hazretleri ezelî takdir olarak, seyyidler zincirinin 33. halkası kendilerinin nasibi oldu undan, bâtınları da ilâhî füyüzât ile alâkalanarak, seyyidler zincirinin 32. halkası ve bu zincirin 9. büyük rütbesi olan Salâhuddin ibn-i Mevlânâ Sürâcüddin (k.s) Hazretleri'nden seyr-u sulûklerini tamamladılar. Kendilerine vâki tecelliyatın büyüklü ünden üstâzları tarafından İkinci bin yılın Müceddidi İmâm-ı Rabbâni Hazretleri'nin rûhânî nisbetlerine teslim edildiler. Bu sûretle Altın Silsile'nin 33.üncü ve son halkasını teşkil ederek; dünyanın şu zamanlarında İlahi feyizden nasipleri bulunan insanları yüksek himmetleriyle küfr-ü dalâl çukurundan imân ve ihlâs sahasına çıkarmışlar ve halen de çıkarma a devam etmektedirler. Mürşid-i kâmillerin mânevi tasarrufları âhirete irtihallerinden sonra da ber-devamdır. Belki ceset hapsinden kurtulan rûhâniyetleri, kınından çıkmış keskin kılıç gibi olup, daha müessir ve tasarrufludurlar. Tasavvuf ilminde meşhûr olan bu hakikat, O mübârek zâtın irtihâlinden sonra da bütün şumûlüyle tezâhür etmiştir.

Süleyman Efendi Hazretleri, hayatını Kurân ö retimine vakfetmiş, Kurânı bilen ve yaşayan ö renciler yetiştirmiştir. Yetiştirdi i talebeleri itikadda ve amelde sünnîdirler. Amelde büyük ekseriyetle Hanefî mezhebine, itikadda İmam Mansur Matüridî Hazretleri'ne mensupturlar. Meşreben Nakşidirler. Süleyman Efendi, Nakşilî in en büyük mümessili olan İmâm-ı Rabbânî Hazretleri'ne ba lı ve onun yolunda irşada izinli bir mürşid-i kâmilü mükemmildir. Şu halde Süleymancılık diye Süleyman Efendi'nin icad etti i ne bir mezheb, ne de bir tarikat mevcuttur.

Süleyman Efendi Hazretleri'nin faaliyet ve hizmetlerinden bazılarını şöyle sıralamak mümkündür:

Hayatının gayesi; unutulan sünnetleri ihyâ ve dîni tecdid, kaybolan İslâmî ilimleri Ehl-i sünnet vel-Cemâat tarz ve uslûbu üzere tâlim ve bidatlarla mücâdele olmuştur. Bütün talebelerini de Ehl-i Sünnet inancına eksiksiz ba lı olarak yetiştirmiştir. Okuttu u Emâlîve Nesefî adlı metin kitaplarla İslam itikâdının temelini ö retirken Şerh-i Akâid ile de günümüzdeki ve tarihdeki sapık fırka ve mezhepleri talebelerine tanıtmış ve dalâlet fırkalarına düşmekten korumuştur. İnanç sapıklı ı içerisinde bir tek talebesi yoktur.
Hz. Allah tarafından kendisine ihsan edilen, maddi ve mânevî tasarrufların neticesidir ki eskiden 20-30 senede tahsil edilen ilimleri, 2 sene gibi çok kısa bir zamana sı dırarak; ilmin ve âlimin yok olmak üzere oldu u bir zamanda, yüzlerce, binlerce din âlimi yetiştirmiş ve vatan sathına yaymışdır. Kurân Kursları ve Talebe Yurtları açtırmış; okutup, okutturmak suretiyle mânevi susuzluktan ölmek üzere olan bir milletin âb-ı hayatı olarak imdadına yetişmiştir.

İslâmiyyeti tercüme kitaplardan ö retmek yerine, Osmanlı medreselerinin takip etti i temel ders kitaplarından, orijinal ilim dili olan Arapçadan okutmuş ve ö retmiştir.

Kurân-ı Kerimi en kısa zamanda okumayı ö reten Elif Cüzüen mühim matbu' eseridir.

Cemiyetten uzakta yaşamak yerine, cemiyet içinde müslümanlı ı yaşatmayı tercih etmiş ve Dışımız halk ile, içimiz Hak ile usûl ve esasını düstûr kabul etmiştir.

Dünya hâdiselerini yakından takip eder. Her sabah bir Yeni Sabah gazetesi aldırıp, dış politika yazarının yorumlarını ve önemli haberleri muntazaman okuttururlardı. Bu mevzûda İmâm-ı Rabbânî Hazretleri'nin Zamanının gidişâtını bilmeyen ârif-i billah olamaz sözünü şiâr etti.

Günlük hâdiseleri ve dünyadaki müslümanların meselelerini yakından takip eder, yerine göre câmi kürsüsünden dile getirirdi. O devirde bir çok vâizler günlük hâdiseleri câmi kürsüsüne getirmeye cesaret edemezken; O, zaman zaman devlet adamlarını ikaz ederdi. 1956da Cezâyir Müslümanları Fransızlar'a karşı istiklâl mücâdelesi verirken, Türkiye hükümeti, Birleşmiş Milletlerde Fransızlar'ı desteklemişti. Bu icraatı isabetli bulmayan Süleyman Efendi, va'zlarında Cezâyirli kardeşlerimize hiç olmazsa duâ edelim dedi i için defalarca ifade vermek zorunda kalmıştı.

Dinî neşriyata ehemmiyet vermiş, Necip Fazıl'a Büyük Do u mecmuasını çıkarmasında mânevi teşvikleri yanında, maddî yardımları da büyüktür. Hatta mevcut bir tek evini sattı ve mecmuaların yayınlanmasında harcadı.




Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) Efendi Hazretleri ezelî takdir olarak, seyyidler zincirinin 33. halkası kendilerinin nasibi oldu undan, bâtınları da ilâhî füyüzât ile alâkalanarak, seyyidler zincirinin 32. halkası ve bu zincirin 9. büyük rütbesi olan Salâhuddin ibn-i Mevlânâ Sürâcüddin (k.s) Hazretleri'nden seyr-u sulûklerini tamamladılar. Kendilerine vâki tecelliyatın büyüklü ünden üstâzları tarafından İkinci bin yılın Müceddidi İmâm-ı Rabbâni Hazretleri'nin rûhânî nisbetlerine teslim edildiler. Bu sûretle Altın Silsile'nin 33.üncü ve son halkasını teşkil ederek; dünyanın şu zamanlarında İlahi feyizden nasipleri bulunan insanları yüksek himmetleriyle küfr-ü dalâl çukurundan imân ve ihlâs sahasına çıkarmışlar ve halen de çıkarma a devam etmektedirler. Mürşid-i kâmillerin mânevi tasarrufları âhirete irtihallerinden sonra da ber-devamdır. Belki ceset hapsinden kurtulan rûhâniyetleri, kınından çıkmış keskin kılıç gibi olup, daha müessir ve tasarrufludurlar. Tasavvuf ilminde meşhûr olan bu hakikat, O mübârek zâtın irtihâlinden sonra da bütün şumûlüyle tezâhür etmiştir.

Süleyman Efendi Hazretleri, hayatını Kurân ö retimine vakfetmiş, Kurânı bilen ve yaşayan ö renciler yetiştirmiştir. Yetiştirdi i talebeleri itikadda ve amelde sünnîdirler. Amelde büyük ekseriyetle Hanefî mezhebine, itikadda İmam Mansur Matüridî Hazretleri'ne mensupturlar. Meşreben Nakşidirler. Süleyman Efendi, Nakşilî in en büyük mümessili olan İmâm-ı Rabbânî Hazretleri'ne ba lı ve onun yolunda irşada izinli bir mürşid-i kâmilü mükemmildir. Şu halde Süleymancılık diye Süleyman Efendi'nin icad etti i ne bir mezheb, ne de bir tarikat mevcuttur.

Süleyman Efendi Hazretleri'nin faaliyet ve hizmetlerinden bazılarını şöyle sıralamak mümkündür:

Hayatının gayesi; unutulan sünnetleri ihyâ ve dîni tecdid, kaybolan İslâmî ilimleri Ehl-i sünnet vel-Cemâat tarz ve uslûbu üzere tâlim ve bidatlarla mücâdele olmuştur. Bütün talebelerini de Ehl-i Sünnet inancına eksiksiz ba lı olarak yetiştirmiştir. Okuttu u Emâlî ve Nesefî adlı metin kitaplarla İslam itikâdının temelini ö retirken Şerh-i Akâid& ile de günümüzdeki ve tarihdeki sapık fırka ve mezhepleri talebelerine tanıtmış ve dalâlet fırkalarına düşmekten korumuştur. İnanç sapıklı ı içerisinde bir tek talebesi yoktur.

Hz. Allah tarafından kendisine ihsan edilen, maddi ve mânevî tasarrufların neticesidir ki eskiden 20-30 senede tahsil edilen ilimleri, 2 sene gibi çok kısa bir zamana sı dırarak; ilmin ve âlimin yok olmak üzere oldu u bir zamanda, yüzlerce, binlerce din âlimi yetiştirmiş ve vatan sathına yaymışdır. Kurân Kursları ve Talebe Yurtları açtırmış; okutup, okutturmak suretiyle mânevi susuzluktan ölmek üzere olan bir milletin âb-ı hayatı olarak imdadına yetişmiştir.

İslâmiyyeti tercüme kitaplardan ö retmek yerine, Osmanlı medreselerinin takip etti i temel ders kitaplarından, orijinal ilim dili olan Arapçadan okutmuş ve ö retmiştir.

Türkiyede Mason ve Siyonizm tehlikesine karşı milletimizi uyarıcı eserler neşreden Cevat Rıfat Atilhanin hizmetlerine en büyük yardımı Süleyman Efendi yaptı. Onun kitaplarını tavsiye etmiş ve yaymıştır. Kezâ o günün şartlarında İslâm mefkûresinden yana neşredilen her eser ve mecmua onun tarafından az veya çok desteklenmiştir: Abdurrahim Zapsu merhumun Ehl-i Sünnet mecmuasından, Sinan Omur'un Hür Adam mecmuasına kadar

Zamanının, ilim ve irfanda temâyüz eden dersiâm ve ilim adamlarına, talebelerini gönderir; talebelerini onların imtihan etmelerini, din ilimlerinin yeniden ihyâ edilmekte oldu unu görerek sevinmelerini arzu ederdi. Nitekim dersiâmlardan Ali Haydar Efendi ve Hasan Basri Çantay gibi pek çok zevâta, bu vesile ile talebelerini göndermiştir.

Said Nursi Efendi ile haberleşmiş ve Onu hizmetlerinden haberdâr etmiştir. Said Nursi Efendide Onun hizmetlerini takdirle karşılamış ve şöyle demiştir: Bizim bugün başlıca vazifemiz; imanı muhâfazaya çalışmaktır. Bunu yapıyoruz. Biz tedris yapmıyoruz. İslamın esâsı, maddî ve mânevî kurtuluşun kayna ı olan Kurânı Kerimin okutulup, ö retilmesi ve yalnız Türkiyeye de il, bu yolla bütün dünyaya yayılması işini, biraderim Süleyman Efendi ve onun tesis eyledi i Kurân Kursları yapıyor. Hem de çok kısa zamanda yapıyorlar. Eskiden 10-15 senede ö renilen İslamî ilimleri, şimdi Kurân Kursları 1-2 sene içinde ö retiyor. Âlim yetiştiriyorlar, fakîh yetiştiriyorlar, müfessir yetiştiriyorlar. Bu hal bir mucize-i Kurâniyyedir.
Türkiyede İmam-ı Rabbanî Hazretlerini tanıtmıştır. Onun, Kurân ve hadîs-i şerîflerden sonra en muteber kitab olan Mektûbat isimli eseri, ilk defa iki cilt halinde Süleyman Efendi Hazretleri'nin talebeleri tarafından bastırılmıştır.

Tarikatı, sadece hoş sohbet vasıtası haline getiren son devrin tembelli ini yıkmış, onu kitleleri harekete geçiren heyecan vasıtası kılmıştır.

Kerâmete asla itibar etmemiş, kerâmet izhârından kaçındı ı gibi talebelerine de aynı yolu tavsiye etmiş, En büyük kerâmet, insanlara hak yolu telkin etmektir buyurmuştur.

Öşür farizasını Türkiyede yeniden ihyâ için çalışmıştır.
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
SÜLEYMÂN HILMI TUNAHAN;

Son devir din âlim ve velîlerinden. Adi Süleymân Hilmi, soyadi Tunahan'dir. Babasi zamânin müderrislerinden Hâfiz Osman Efendidir. Soyu Fâtih SultanMehmed Hanin "Tuna Hani" olarak tâyin ettigi ve kendi kiz kardesi ile evlendirdigi Idris Beye dayanmaktadir. 1888 (H.1306) senesinde Silistre'nin Ferhatlar köyünde dogdu. 1959 (H.1379) senesinde Istanbul'da vefât etti.Karacaahmed Kabristanindadir.

Babasi Osman Efendi tahsîlini Istanbul'da tamamladiktan sonra Silistre'ye giderek meshûr Satirli Medresesinde yillarca müderrislik yapti.

Ilim ehli ve fazîlet sâhibi bir âileden dünyâya gelen SüleymânHilmi Tunahan, ilk tahsîlini Silistre Rüsdiyesinde ve Silistre Satirli Medresesinde yapti. Bilâhare tahsîlini tamamlamak için Istanbul'a gelerek Sahn-i Semân (Fâtih) Medresesine kaydoldu. Fâtih dersiâmlarindan ve o devrin meshûr âlimlerinden Bafrali Ahmed Hamdi Efendi (BüyükHamdi Efendi)nin ders halkasina devâm etti. Zamânin usûlüne göre aklî ve naklî ilimleri tahsîl ettikten sonra 1916 senesinde Ahmed Hamdi Efendiden birincilikle icâzet, diploma aldi. Daha sonra o zamanki tâbiri ile dersiâm (profesör) olarak yetismek üzere Süleymâniye Câmii medreselerinden Medresetü'l-Mütehassisînin tefsîr ve hadîs kismina devâm etti. Son derece parlak bir zekâya sâhib olan Süleymân Hilmi Tunahan, 1919 senesinde Medresetü'l-Mütehassisîn'den birincilikle mezûn oldu. Ayni yillarda Medresetü'l-Kuzâti (Hukuk Fakültesini) da üstün bir derece ile bitirdi. Böylece bir taraftan dersiâm diger taraftan da kâdilik rütbelerine ulasarak devrinin zâhirî ilimlerini tamamladi. Mezûniyetini müteâkip Istanbul'da dersiâm olarak vazîfeye baslayan Süleymân Hilmi Tunahan bir müddet sonra medreselerin kapatilmasi üzerine vâizlige tâyin edildi. Uzun müddet Istanbul'un Sultanahmet, Süleymâniye, Yeni Câmi, Sehzâdebasi ve Piyâle Pasa gibi büyük câmilerinde halka vâz ederek insanlara Islâmiyetin emir ve yasaklarini anlatti.

Tasavvuf yolunda Selâhüddîn ibni Mevlânâ Sirâcüddîn Efendinin sohbetlerine devâm ederek yetisti. Süleymân Hilmi Tunahan'in tasavvufî yönüyle ilgili olarak, dâmâdi ve baglisi Kemâl Kaçar tarafindan Necip Fâzil Kisakürek'e verdigi notlardan bir bölümü söyledir:

"Süleymân Efendinin bâtin ilmine yâni tasavvuftaki mânevî cephesine gelince, süphesiz bu husus ehline mâlumdur.Zâhirî akil ve zekâ ile idraki mümkün olamaz. Öyle ki, bir insan müslüman olabilir, tahsilli ve akilli olabilir. Hattâ iç hayâti münkir olamaz da yine tasavvuf ve irsâda ehil bir zât ile karsilastigi halde, o zât ilâhî irâdeyle kendisini ona bildirmezse, dünyâlar bir araya gelse onun feyzlerinden haberdâr olamazlar. Bizim ise kendisinin mânevî cephesi üzerinde zerrece tereddüdümüz yoktur. Biz bu noktayi ilmelyakîn biliyoruz. Kendisinin tasarrufunu ve rûh melekeleri üzerindeki tesirini öz rûhumuzda ve vücûdumuzda hissetmis, enfüsî ve kevnî kerâmetlerinin üstün irsâd hârikalarini fiil hâlinde ve hakkiyla müsâhede etmis bulunuyoruz. Allah'in bu husustaki inâyet ve lütfuna mazhar oldugumuza, kendilerinin kâmil ve mükemmel mürsid olduguna Silsile-i sâdâd=Büyükler zinciri kolundan otuz ikinci ferdi Selâhüddîn ibni Mevlânâ Sirâcüddîn hazretlerinin cismânî nisbet, Imâm-i Rabbânî hazretlerinin de rûhânî nisbetle vârisleri bulunduguna îmânimiz tamdir. Kendisinin bu cephesini anlamayanlarin, hiç olmazsa aksini iddiâ etmemelerini ve kendisinde bir mürsid hâli görmediklerini söylemekten çekinmelerini, dünyâ ve âhiret yikimina ugramamalari bakimindan tavsiye ederiz."

Zâhirî ve bâtinî yönden yüksek derece sâhibi olan SüleymânHilmi Tunahan, îtikâdda Ehl-i sünnet, amelde Hanefî mezhebine, tasavvufta Naksibendiyye yoluna mensûb idi. Ehl-i sünnet vel-cemâate son derece bagliydi. Kendisinden feyz alan talebeleri ile vâz ve sohbetlerine devâm eden kimselere en büyük tavsiyesi; "Ehl-i sünnet vel-cemâat" akîdesine ihlâs ve samîmiyetle bagli olmalariydi.

Yetmis iki senelik ömrü boyunca Islâmiyetin emir ve yasaklarini ögrenmek, ögretmek ve insanlara anlatarak onlarin dünyâ ve âhiret saâdetine kavusmalarina vesîle olan Süleymân Hilmi Tunahan 16 Eylül 1959 senesinde Istanbul'da Kisikli'daki evinde vefât etti. Karacaahmet Kabristanligina defnedildi.
 
H

hayrunisa

Guest
rabbim ondan razı olsun. bizleride kendisine dost olanlardan ayırmasın insallah
 

aşkınur

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
1
Aldığı Beğeniler
0
=) her yerde do al güzelli iniz iyansıtıyorsunuz....

selam ve dua ile...
 

vakkas

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eki 2008
Mesajlar
7,027
Aldığı Beğeniler
42
Konum
karaman,almanya
Takım
Diğer
kardesim süleyman hilmi tunahan hz lerinin konusunu actigin icin ve ayrica allah razi olsun ,
tabiki baska alimlerinde hepsini canimdan cok severim evliya ullahlari ,

lakin süleyman hilmi tunahan hazretlerine benim askim sevgim bagliligim bi baska onu ve baska rabbimin dostlarinida cok seviyorum,

allah senden razi olsun kardesim
 

EkSen

Çelİşkilli
 
Üyelik Tarihi
25 May 2011
Mesajlar
638
Aldığı Beğeniler
13
Eğer birazcık olsun dini alt yapım oluşmuşsa, biraz olsun ALLAH yoluna yaklaşabilmişsem bunda Üstazımın talebelerinin katkısı ve dolayısıyla kendisinin katkısı pek büyüktür ..
Amcam bizati kendisine talebe olabilme bahtiyarlığına erişmiştir .. Amcamın ağzından Üstaz hakkında dinlediklerim ise ap ayrı bir keyif ve mutluluktur benim için ..
Rabbim onu bize şefeaatçilerden eylesin ..
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
süleyman efendinin hizmet hayatı



hizmet ve faaliyetleri

süleyman hilmi tunahan (k.s.) efendi hazretleri ezelî takdir olarak, seyyidler zincirinin 33. Halkası kendilerinin nasibi oldu undan, bâtınları da ilâhî füyüzât ile alâkalanarak, seyyidler zincirinin 32. Halkası ve bu zincirin 9. Büyük rütbesi olan salâhuddin ibn-i mevlânâ sürâcüddin (k.s) hazretleri'nden seyr-u sulûklerini tamamladılar. Kendilerine vâki tecelliyatın büyüklü ünden üstâzları tarafından ikinci bin yılın müceddidi imâm-ı rabbâni hazretleri'nin rûhânî nisbetlerine teslim edildiler. Bu sûretle altın silsile'nin 33.üncü ve son halkasını teşkil ederek; dünyanın şu zamanlarında ilahi feyizden nasipleri bulunan insanları yüksek himmetleriyle küfr-ü dalâl çukurundan imân ve ihlâs sahasına çıkarmışlar ve halen de çıkarma a devam etmektedirler. Mürşid-i kâmillerin mânevi tasarrufları âhirete irtihallerinden sonra da ber-devamdır. Belki ceset hapsinden kurtulan rûhâniyetleri, kınından çıkmış keskin kılıç gibi olup, daha müessir ve tasarrufludurlar. Tasavvuf ilminde meşhûr olan bu hakikat, o mübârek zâtın irtihâlinden sonra da bütün şumûlüyle tezâhür etmiştir.

Süleyman efendi hazretleri, hayatını kurân ö retimine vakfetmiş, kurânı bilen ve yaşayan ö renciler yetiştirmiştir. Yetiştirdi i talebeleri itikadda ve amelde sünnîdirler. Amelde büyük ekseriyetle hanefî mezhebine, itikadda imam mansur matüridî hazretleri'ne mensupturlar. Meşreben nakşidirler. Süleyman efendi, nakşilî in en büyük mümessili olan imâm-ı rabbânî hazretleri'ne ba lı ve onun yolunda irşada izinli bir mürşid-i kâmilü mükemmildir. şu halde süleymancılık diye süleyman efendi'nin icad etti i ne bir mezheb, ne de bir tarikat mevcuttur.

Süleyman efendi hazretleri'nin faaliyet ve hizmetlerinden bazılarını şöyle sıralamak mümkündür:

Hayatının gayesi; unutulan sünnetleri ihyâ ve dîni tecdid, kaybolan islâmî ilimleri ehl-i sünnet vel-cemâat tarz ve uslûbu üzere tâlim ve bidatlarla mücâdele olmuştur. Bütün talebelerini de ehl-i sünnet inancına eksiksiz ba lı olarak yetiştirmiştir. Okuttu u emâlîve nesefî adlı metin kitaplarla islam itikâdının temelini ö retirken şerh-i akâid ile de günümüzdeki ve tarihdeki sapık fırka ve mezhepleri talebelerine tanıtmış ve dalâlet fırkalarına düşmekten korumuştur. Inanç sapıklı ı içerisinde bir tek talebesi yoktur.
Hz. Allah tarafından kendisine ihsan edilen, maddi ve mânevî tasarrufların neticesidir ki eskiden 20-30 senede tahsil edilen ilimleri, 2 sene gibi çok kısa bir zamana sı dırarak; ilmin ve âlimin yok olmak üzere oldu u bir zamanda, yüzlerce, binlerce din âlimi yetiştirmiş ve vatan sathına yaymışdır. Kurân kursları ve talebe yurtları açtırmış; okutup, okutturmak suretiyle mânevi susuzluktan ölmek üzere olan bir milletin âb-ı hayatı olarak imdadına yetişmiştir.

Islâmiyyeti tercüme kitaplardan ö retmek yerine, osmanlı medreselerinin takip etti i temel ders kitaplarından, orijinal ilim dili olan arapçadan okutmuş ve ö retmiştir.

Kurân-ı kerimi en kısa zamanda okumayı ö reten elif cüzüen mühim matbu' eseridir.

Cemiyetten uzakta yaşamak yerine, cemiyet içinde müslümanlı ı yaşatmayı tercih etmiş ve dışımız halk ile, içimiz hak ile usûl ve esasını düstûr kabul etmiştir.

Dünya hâdiselerini yakından takip eder. Her sabah bir yeni sabah gazetesi aldırıp, dış politika yazarının yorumlarını ve önemli haberleri muntazaman okuttururlardı. Bu mevzûda imâm-ı rabbânî hazretleri'nin zamanının gidişâtını bilmeyen ârif-i billah olamaz sözünü şiâr etti.

Günlük hâdiseleri ve dünyadaki müslümanların meselelerini yakından takip eder, yerine göre câmi kürsüsünden dile getirirdi. O devirde bir çok vâizler günlük hâdiseleri câmi kürsüsüne getirmeye cesaret edemezken; o, zaman zaman devlet adamlarını ikaz ederdi. 1956da cezâyir müslümanları fransızlar'a karşı istiklâl mücâdelesi verirken, türkiye hükümeti, birleşmiş milletlerde fransızlar'ı desteklemişti. Bu icraatı isabetli bulmayan süleyman efendi, va'zlarında cezâyirli kardeşlerimize hiç olmazsa duâ edelim dedi i için defalarca ifade vermek zorunda kalmıştı.

Dinî neşriyata ehemmiyet vermiş, necip fazıl'a büyük do u mecmuasını çıkarmasında mânevi teşvikleri yanında, maddî yardımları da büyüktür. Hatta mevcut bir tek evini sattı ve mecmuaların yayınlanmasında harcadı.




Süleyman hilmi tunahan (k.s.) efendi hazretleri ezelî takdir olarak, seyyidler zincirinin 33. Halkası kendilerinin nasibi oldu undan, bâtınları da ilâhî füyüzât ile alâkalanarak, seyyidler zincirinin 32. Halkası ve bu zincirin 9. Büyük rütbesi olan salâhuddin ibn-i mevlânâ sürâcüddin (k.s) hazretleri'nden seyr-u sulûklerini tamamladılar. Kendilerine vâki tecelliyatın büyüklü ünden üstâzları tarafından ikinci bin yılın müceddidi imâm-ı rabbâni hazretleri'nin rûhânî nisbetlerine teslim edildiler. Bu sûretle altın silsile'nin 33.üncü ve son halkasını teşkil ederek; dünyanın şu zamanlarında ilahi feyizden nasipleri bulunan insanları yüksek himmetleriyle küfr-ü dalâl çukurundan imân ve ihlâs sahasına çıkarmışlar ve halen de çıkarma a devam etmektedirler. Mürşid-i kâmillerin mânevi tasarrufları âhirete irtihallerinden sonra da ber-devamdır. Belki ceset hapsinden kurtulan rûhâniyetleri, kınından çıkmış keskin kılıç gibi olup, daha müessir ve tasarrufludurlar. Tasavvuf ilminde meşhûr olan bu hakikat, o mübârek zâtın irtihâlinden sonra da bütün şumûlüyle tezâhür etmiştir.

Süleyman efendi hazretleri, hayatını kurân ö retimine vakfetmiş, kurânı bilen ve yaşayan ö renciler yetiştirmiştir. Yetiştirdi i talebeleri itikadda ve amelde sünnîdirler. Amelde büyük ekseriyetle hanefî mezhebine, itikadda imam mansur matüridî hazretleri'ne mensupturlar. Meşreben nakşidirler. Süleyman efendi, nakşilî in en büyük mümessili olan imâm-ı rabbânî hazretleri'ne ba lı ve onun yolunda irşada izinli bir mürşid-i kâmilü mükemmildir. şu halde süleymancılık diye süleyman efendi'nin icad etti i ne bir mezheb, ne de bir tarikat mevcuttur.

Süleyman efendi hazretleri'nin faaliyet ve hizmetlerinden bazılarını şöyle sıralamak mümkündür:

Hayatının gayesi; unutulan sünnetleri ihyâ ve dîni tecdid, kaybolan islâmî ilimleri ehl-i sünnet vel-cemâat tarz ve uslûbu üzere tâlim ve bidatlarla mücâdele olmuştur. Bütün talebelerini de ehl-i sünnet inancına eksiksiz ba lı olarak yetiştirmiştir. Okuttu u emâlî ve nesefî adlı metin kitaplarla islam itikâdının temelini ö retirken şerh-i akâid& ile de günümüzdeki ve tarihdeki sapık fırka ve mezhepleri talebelerine tanıtmış ve dalâlet fırkalarına düşmekten korumuştur. Inanç sapıklı ı içerisinde bir tek talebesi yoktur.

Hz. Allah tarafından kendisine ihsan edilen, maddi ve mânevî tasarrufların neticesidir ki eskiden 20-30 senede tahsil edilen ilimleri, 2 sene gibi çok kısa bir zamana sı dırarak; ilmin ve âlimin yok olmak üzere oldu u bir zamanda, yüzlerce, binlerce din âlimi yetiştirmiş ve vatan sathına yaymışdır. Kurân kursları ve talebe yurtları açtırmış; okutup, okutturmak suretiyle mânevi susuzluktan ölmek üzere olan bir milletin âb-ı hayatı olarak imdadına yetişmiştir.

Islâmiyyeti tercüme kitaplardan ö retmek yerine, osmanlı medreselerinin takip etti i temel ders kitaplarından, orijinal ilim dili olan arapçadan okutmuş ve ö retmiştir.

Türkiyede mason ve siyonizm tehlikesine karşı milletimizi uyarıcı eserler neşreden cevat rıfat atilhanin hizmetlerine en büyük yardımı süleyman efendi yaptı. Onun kitaplarını tavsiye etmiş ve yaymıştır. Kezâ o günün şartlarında islâm mefkûresinden yana neşredilen her eser ve mecmua onun tarafından az veya çok desteklenmiştir: Abdurrahim zapsu merhumun ehl-i sünnet mecmuasından, sinan omur'un hür adam mecmuasına kadar

zamanının, ilim ve irfanda temâyüz eden dersiâm ve ilim adamlarına, talebelerini gönderir; talebelerini onların imtihan etmelerini, din ilimlerinin yeniden ihyâ edilmekte oldu unu görerek sevinmelerini arzu ederdi. Nitekim dersiâmlardan ali haydar efendi ve hasan basri çantay gibi pek çok zevâta, bu vesile ile talebelerini göndermiştir.

Said nursi efendi ile haberleşmiş ve onu hizmetlerinden haberdâr etmiştir. Said nursi efendide onun hizmetlerini takdirle karşılamış ve şöyle demiştir: Bizim bugün başlıca vazifemiz; imanı muhâfazaya çalışmaktır. Bunu yapıyoruz. Biz tedris yapmıyoruz. Islamın esâsı, maddî ve mânevî kurtuluşun kayna ı olan kurânı kerimin okutulup, ö retilmesi ve yalnız türkiyeye de il, bu yolla bütün dünyaya yayılması işini, biraderim süleyman efendi ve onun tesis eyledi i kurân kursları yapıyor. Hem de çok kısa zamanda yapıyorlar. Eskiden 10-15 senede ö renilen islamî ilimleri, şimdi kurân kursları 1-2 sene içinde ö retiyor. âlim yetiştiriyorlar, fakîh yetiştiriyorlar, müfessir yetiştiriyorlar. Bu hal bir mucize-i kurâniyyedir.
Türkiyede imam-ı rabbanî hazretlerini tanıtmıştır. Onun, kurân ve hadîs-i şerîflerden sonra en muteber kitab olan mektûbat isimli eseri, ilk defa iki cilt halinde süleyman efendi hazretleri'nin talebeleri tarafından bastırılmıştır.

Tarikatı, sadece hoş sohbet vasıtası haline getiren son devrin tembelli ini yıkmış, onu kitleleri harekete geçiren heyecan vasıtası kılmıştır.

Kerâmete asla itibar etmemiş, kerâmet izhârından kaçındı ı gibi talebelerine de aynı yolu tavsiye etmiş, en büyük kerâmet, insanlara hak yolu telkin etmektir buyurmuştur.

öşür farizasını türkiyede yeniden ihyâ için çalışmıştır.





allahu teala himmetlereinden ayırmasın. Inşallah
 
Üst Alt