- Üyelik Tarihi
- 3 Eki 2008
- Mesajlar
- 1,199
- Aldığı Beğeniler
- 15
Sus Dedikçe
Sessiz bir onaydır susuşumuz…Biraz utangaçlık belki ama içten bir
katılıştır söylenenlere…
Susarız…
Sessiz bir bekleyiş olur susmak…Ya kendimizin yada karşımızdakinin
Sessiz bir bekleyiş olur susmak…Ya kendimizin yada karşımızdakinin
ortak değerleri yeniden gözden geçirmesine tanınmış bir fırsattır
sessizliğimiz…Yada birinin bizi fark etmesi, doğru algılayabilmesi için
tanınmış bir süre… Susan için endişe ve olasılık hesapları arasındaki gel
git lerle biraz da huzursuz bir bekleyiştir susmak…
Susarız…
Dile getirilmeyen bir öfkedir bazen suskunluğumuz… Öylesine
yaralanmışızdır ki yaralamak isteriz, yüreğini acıtmak ve kanatmak…Ve
biliriz ki hiçbir söz acıtamaz, yaralayamaz ve kanatamaz kimseyi bir
suskunluk kadar…Ve susmak en acımasız, öldürücü silahtır bazen…
Susarız…
... SUSMADIKÇA ağlasın gözlerim ...
Ağlamak..
Yeri geldiğinde içine akıtmak ,
yanaklarından süzmek yeri geldiğinde..
Ağlamıyorum derken,
gözüme toz kaçtı derken bile
aslında utanmamak..
Bir parka oturup başını iki dizinin arasına almak..
Dilenci sanılmak,
kimsesiz sanılmak,
yalnız sanılmak..
yalnız sanılmak..
Ağlamak..
Kalkmak sonra oradan, ağırdan yol almak..
Başını öne eğmek, adımlarını saymak..
Ve soğuğa yenik düşmemek için
kendine sarılmak..
Ağlamak işte;
Bir yanın hayata dönükken bir yanını kanatmak..
Bir yanını
yani hafiften sol tarafını,
hafiften canını,
hafiften yüreğini,
hafiften hayatı...
Ağlamak..
Sebepli sebepsiz,
bir parkta kimsesiz
ve olabildiğine sessiz..
Kararsız, anlamsız, aç susuz ve zamansız..
Karanlığa yazmak adını,
adını yıldızlara bağırmak..
Ağlamak..
Ağlamak..
Sonra hiçbir şey olmamış gibi yaşamak..
İnsanların aslında bunu anlamaması
ve "bu da ne yapıyor" bakışlarıyla sana bakması..
Kalkmak oturduğun yerden
hiçbir şey olmamış gibi yaşamak..
Ağlamak işte..
Yani hafiften bir tarafını kanatırken ;
Bir tarafınla hayata sarılmak....