- Üyelik Tarihi
- 24 Ağu 2009
- Mesajlar
- 14,031
- Aldığı Beğeniler
- 9,655
- Takım
- Galatasaray
Suskun gül konuşabilseydi, bülbülün nağmelerine cevap verebilseydi, neler
demezdi ki?...
gulunBen de seni sevdim ey bülbül! Aşkım dilimde değil lisan-ı
halimde. Her yaprak açışım sana cevaptı. Bu bendeki güzel koku, sana olan
aşkımdandı. Dur, ne olur gitme! Bilirim ki, dikeanlerim bağrını deler.
Yaslanma bana... Öyle bir varlığa yaslan ki, sonsuzluk aşkını yaşa..."
Bülbül, ezeli gül bahçesinin hasreti, içinde feryat figan etti. Bülbülün
aşkı güldü, ama çilesi dikeniydi. Bu yüzden aşk yolu çileydi. Aşıklar hep
cefa çekerdi! Bülbülün kısmetine de çile düştü.
Bülbül, gülde aşkı gördü. Her gece seherlerde maşukunu özlemle bekledi.
Çünkü aşığa uyku haramdı. Aşk ehlinin
uyuduğunu kim görmüştü ki! Zahirde uyur gibi görünse de, kalbinin daim uyanık olduğu bilinirdi.
Aşıklar, gülün yılda bir kere açmasını, Hz. Muhammed Mustafa'nın nurunun
gülümsemesi bildi. Onun için gül, aaşkın sembolü oldu.
Tasavvufun sembolü yine güldü. Bülbül ise, ilahi aşk içinde yanan can ve
ruhtu. Bu sebepten bülbül, ezeli gül bahçesinde durmadan feryad etti.
Semerkand Aile Dergisi