- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
...
bitti artık" dedim anneme
"hep düşünmeden önce olur olanlar
gazeteye başsağlığı ilanı vermeliyiz" dedim
boş insan güvenle dolu, boş insan
bak dişleri nasıl çiğnerken marş söylüyor
ve gözleri nasıl yırtıyor dikizlerken
ve o nasıl ıslak ağaçların yanından geçiyor
dayançlı ağır başı boş
saat dörtte damarlarının mavi urganı
ölü yılanlar gibi iki yanından boynunun
yukarı süzülmüş oldukları an ve allak bullak
şakaklarında o kanlı heceyi yineliyorken
-selam
-selam
sen asla o dört su lalesini
kokladın mı hiç
zaman geçti zaman geçti
ve gece akasyanın çıplak dallarına düştü
gece pencere camlarının ardında kayıyor
ve soğuk diliyle
geçmiş günün artıklarını içine çekiyor
ben nereden geliyorum
ben nereden geliyorum
böyle bulaşmışım gecenin kokusuna mezarımın toprağı tazedir hâlâ
o iki genç yeşil elin mezarını söylüyorum
ne de sevecendin ey sevgili,
ey biricik sevgili ne de sevecendin
yalan söylerken
ne de sevecendin aynaların göz kapaklarını kapatırken
ve avizeleri tel saplarından koparırken
ve acımasız karanlıkta beni aşk ovalarına götürürken ta ki susuzluk yangınının uzantısı olan o şaşkın
buğu uyku çimenliğine oturdu
ve o karton yıldızlar
sonsuzun çevresinde dönerlerdi
sözü neden sesli söylediler
bakışı neden görüşmenin evinde konuk ettiler neden okşayışı kızoğlankız saçların arına götürdüler
bak burada nasıl sözle konuşanın
bakışla okşayanın
ve okşayışla ürkmekten dinginleşen canı
sanı direklerinde
çarmıha gerilmiştir
ve gerçeğin beş harfi olan
senin beş parmağının dalı
onun yanaklarında nasıl iz bırakmıştır
suskunluk nedir, nedir, nedir ey biricik sevgili
suskunluk nedir söylenmemiş sözlerden başka
ben susuyorum fakat serçelerin dili
doğa şöleninin akan sözcüklerinin yaşam dilidir
serçelerin dili yani; bahar, yaprak, bahar
serçelerin dili yani; meltem, koku, meltem
serçelerin dili fabrikada ölüyor.../Füruğ Ferruhzad
bitti artık" dedim anneme
"hep düşünmeden önce olur olanlar
gazeteye başsağlığı ilanı vermeliyiz" dedim
boş insan güvenle dolu, boş insan
bak dişleri nasıl çiğnerken marş söylüyor
ve gözleri nasıl yırtıyor dikizlerken
ve o nasıl ıslak ağaçların yanından geçiyor
dayançlı ağır başı boş
saat dörtte damarlarının mavi urganı
ölü yılanlar gibi iki yanından boynunun
yukarı süzülmüş oldukları an ve allak bullak
şakaklarında o kanlı heceyi yineliyorken
-selam
-selam
sen asla o dört su lalesini
kokladın mı hiç
zaman geçti zaman geçti
ve gece akasyanın çıplak dallarına düştü
gece pencere camlarının ardında kayıyor
ve soğuk diliyle
geçmiş günün artıklarını içine çekiyor
ben nereden geliyorum
ben nereden geliyorum
böyle bulaşmışım gecenin kokusuna mezarımın toprağı tazedir hâlâ
o iki genç yeşil elin mezarını söylüyorum
ne de sevecendin ey sevgili,
ey biricik sevgili ne de sevecendin
yalan söylerken
ne de sevecendin aynaların göz kapaklarını kapatırken
ve avizeleri tel saplarından koparırken
ve acımasız karanlıkta beni aşk ovalarına götürürken ta ki susuzluk yangınının uzantısı olan o şaşkın
buğu uyku çimenliğine oturdu
ve o karton yıldızlar
sonsuzun çevresinde dönerlerdi
sözü neden sesli söylediler
bakışı neden görüşmenin evinde konuk ettiler neden okşayışı kızoğlankız saçların arına götürdüler
bak burada nasıl sözle konuşanın
bakışla okşayanın
ve okşayışla ürkmekten dinginleşen canı
sanı direklerinde
çarmıha gerilmiştir
ve gerçeğin beş harfi olan
senin beş parmağının dalı
onun yanaklarında nasıl iz bırakmıştır
suskunluk nedir, nedir, nedir ey biricik sevgili
suskunluk nedir söylenmemiş sözlerden başka
ben susuyorum fakat serçelerin dili
doğa şöleninin akan sözcüklerinin yaşam dilidir
serçelerin dili yani; bahar, yaprak, bahar
serçelerin dili yani; meltem, koku, meltem
serçelerin dili fabrikada ölüyor.../Füruğ Ferruhzad