- Üyelik Tarihi
- 4 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,198
- Aldığı Beğeniler
- 6
Elbet günah işleriz kuluz biz , bizden tövbe etmemizi isteyen
Rabbimiz , Tevvab esmasının manasının bizden açığa çıkmasını dileyen günah işlememizi de murad etmiştirki , günah işlememize müsaade etmiştirki , bizi nefsle birlikde bulundurmuştur . Nefsin etkisi olmayacak idiyse niçin nefs içinde bulunalım ? hem suya dalmak hemde ıslanmamak mümkün değil nefs atıyla koşacağız. Ama at gemi azıyamı almalı yoksa dizginler elimizdemi kalmalı ? işte sürücünün dizginleri elinden kaçırdığına hayıflanmasının adı TÖVBE dir.
Tövbenin esrarına tasavvuf bakışı ile bakarsak şöyle demek doğru olur . Tövbe sadece kupkuru bir vazgeçme değil kupkuru bir sığınma da değil bunların yanı sıra vazgeçme ve sığınma ile beraber asıl " bana yakışmayanı yaptım , yazıklar olsun bilincidir "
Bir padişah düşünün mahiyetine hakim boyun egeceği kimse yok . Ama üstünlüğün vakarına sahip küçük yalanlara aldatmacalara kalkarmı ? zavallıca açıkgözlüklere girişse hemen kendi agırlığı kendisine fren olmalıdır . Bana yakışmaz demeli kendini kınamalı ve vazgeçmelidir mevkiine ve kişiliğine yakışan budur.
İnsan da Allah ' ın Halifesi olduğunun mevkiinin bilincindeyse işte aynı kınamayı ta gönlünde duyar şanına layık olmaya bakar .
Aslan ormanın kralıdır leşi çakala sırtlana bırakır . İnsan da kendini kendi aleminin kralı bilmeli , pişmanlığı tövbesi korktuğundanveya ceza göreceğinden değil kendinden utanmasıdır..
Tövbe etmemek umursamamak hedefi şaşıranın işidir , ya kendini dev aynasında gören bir benliğin oyunudur yada dev aynasından bile nasip alamayan hayvansal bir yaşamın sonucudur .
Varoluşun yaratılışın Allah ' ın Bilinmek istedim maksadının etrafında döndüğünü farkedemeyen , bu dünyada ki cefayı bedavaya çekip göçer gider . Bedava ya çünkü ; Allah ' ın maksadını bu gün olmasa yarın mutlaka öğrenecektir nisbeten dayanılabilir şartlarda öğrenmeyi kaçırmışsa daha zor şartlara razı olacaktır cehennemin sebebide budur .
Nefsimizin hakikatını bilememek dolayısıyla nefsimizin hakkını eda edememek durumunda yaşadığımız için haddi aşanlardan olup büyük kayıplarla yüzyüzeyiz ama bu durumdan dolayıda asla umutsuz olmamalıyız . Çünkü yapılan bütün yanlışların bir bağışlanma yoluda vardır , önemli olan hatayı fark edip , zararın neresinden dönülse kardır , diyerek kalanı kurtarma yolu seçilmelidir . Hatadan dönmenin yolu tövbe den geçer . Yaptığının yanlış olduğunu farkedip pişmanlık duyarak tövbe ettiğin zaman, bağışlanma seni beklemektedir . Üstüne üstlük duaları na icabet mükafatıda cabası !.. İş ki yarın tövbe ederim - öbürgün tövbe ederim deyip , tövbeyi ertelemeyelim zira tövbeyi erteleyenlerin çok büyük bir kısmı tevbe edemeden diri diri mezarı boyladılar ve CANLI bir şekilde o kabir aleminde yaptıklarının neticelerini yaşamaktalar .
Konunun derinliklerini bir yana bırakırsak , en azından Halife olmaya yakışmayan davranışlar içindeyiz ve en tabii yaşantımız içinde dahi , hakikatımızın hakkını eda edememekten dolayı nefsimize zulmetmekteyiz ve unutmayalım ki , sadece dünya da bir takım çalışmalar yaparak ölümötesi sonsuz yaşamın sonsuz güzelliklerini elde etme imkanına sahip olabileceğiz öyle ise , elden geldiğince dünyada bırakıp gidecegimiz ve birdaha hiç aklımıza gelmeyecek şeyler için tüm beynimizi harcayacağımıza hallerimizin ardına geçip ÖZ e yönelelim ; ve noksanlarımızı idrak edelim .
Rabbimiz , Tevvab esmasının manasının bizden açığa çıkmasını dileyen günah işlememizi de murad etmiştirki , günah işlememize müsaade etmiştirki , bizi nefsle birlikde bulundurmuştur . Nefsin etkisi olmayacak idiyse niçin nefs içinde bulunalım ? hem suya dalmak hemde ıslanmamak mümkün değil nefs atıyla koşacağız. Ama at gemi azıyamı almalı yoksa dizginler elimizdemi kalmalı ? işte sürücünün dizginleri elinden kaçırdığına hayıflanmasının adı TÖVBE dir.
Tövbenin esrarına tasavvuf bakışı ile bakarsak şöyle demek doğru olur . Tövbe sadece kupkuru bir vazgeçme değil kupkuru bir sığınma da değil bunların yanı sıra vazgeçme ve sığınma ile beraber asıl " bana yakışmayanı yaptım , yazıklar olsun bilincidir "
Bir padişah düşünün mahiyetine hakim boyun egeceği kimse yok . Ama üstünlüğün vakarına sahip küçük yalanlara aldatmacalara kalkarmı ? zavallıca açıkgözlüklere girişse hemen kendi agırlığı kendisine fren olmalıdır . Bana yakışmaz demeli kendini kınamalı ve vazgeçmelidir mevkiine ve kişiliğine yakışan budur.
İnsan da Allah ' ın Halifesi olduğunun mevkiinin bilincindeyse işte aynı kınamayı ta gönlünde duyar şanına layık olmaya bakar .
Aslan ormanın kralıdır leşi çakala sırtlana bırakır . İnsan da kendini kendi aleminin kralı bilmeli , pişmanlığı tövbesi korktuğundanveya ceza göreceğinden değil kendinden utanmasıdır..
Tövbe etmemek umursamamak hedefi şaşıranın işidir , ya kendini dev aynasında gören bir benliğin oyunudur yada dev aynasından bile nasip alamayan hayvansal bir yaşamın sonucudur .
Varoluşun yaratılışın Allah ' ın Bilinmek istedim maksadının etrafında döndüğünü farkedemeyen , bu dünyada ki cefayı bedavaya çekip göçer gider . Bedava ya çünkü ; Allah ' ın maksadını bu gün olmasa yarın mutlaka öğrenecektir nisbeten dayanılabilir şartlarda öğrenmeyi kaçırmışsa daha zor şartlara razı olacaktır cehennemin sebebide budur .
Nefsimizin hakikatını bilememek dolayısıyla nefsimizin hakkını eda edememek durumunda yaşadığımız için haddi aşanlardan olup büyük kayıplarla yüzyüzeyiz ama bu durumdan dolayıda asla umutsuz olmamalıyız . Çünkü yapılan bütün yanlışların bir bağışlanma yoluda vardır , önemli olan hatayı fark edip , zararın neresinden dönülse kardır , diyerek kalanı kurtarma yolu seçilmelidir . Hatadan dönmenin yolu tövbe den geçer . Yaptığının yanlış olduğunu farkedip pişmanlık duyarak tövbe ettiğin zaman, bağışlanma seni beklemektedir . Üstüne üstlük duaları na icabet mükafatıda cabası !.. İş ki yarın tövbe ederim - öbürgün tövbe ederim deyip , tövbeyi ertelemeyelim zira tövbeyi erteleyenlerin çok büyük bir kısmı tevbe edemeden diri diri mezarı boyladılar ve CANLI bir şekilde o kabir aleminde yaptıklarının neticelerini yaşamaktalar .
Konunun derinliklerini bir yana bırakırsak , en azından Halife olmaya yakışmayan davranışlar içindeyiz ve en tabii yaşantımız içinde dahi , hakikatımızın hakkını eda edememekten dolayı nefsimize zulmetmekteyiz ve unutmayalım ki , sadece dünya da bir takım çalışmalar yaparak ölümötesi sonsuz yaşamın sonsuz güzelliklerini elde etme imkanına sahip olabileceğiz öyle ise , elden geldiğince dünyada bırakıp gidecegimiz ve birdaha hiç aklımıza gelmeyecek şeyler için tüm beynimizi harcayacağımıza hallerimizin ardına geçip ÖZ e yönelelim ; ve noksanlarımızı idrak edelim .