Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

HACI BORAN

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
2,198
Aldığı Beğeniler
6
Elbet günah işleriz kuluz biz , bizden tövbe etmemizi isteyen

Rabbimiz , Tevvab esmasının manasının bizden açığa çıkmasını dileyen günah işlememizi de murad etmiştirki , günah işlememize müsaade etmiştirki , bizi nefsle birlikde bulundurmuştur . Nefsin etkisi olmayacak idiyse niçin nefs içinde bulunalım ? hem suya dalmak hemde ıslanmamak mümkün değil nefs atıyla koşacağız. Ama at gemi azıyamı almalı yoksa dizginler elimizdemi kalmalı ? işte sürücünün dizginleri elinden kaçırdığına hayıflanmasının adı TÖVBE dir.

Tövbenin esrarına tasavvuf bakışı ile bakarsak şöyle demek doğru olur . Tövbe sadece kupkuru bir vazgeçme değil kupkuru bir sığınma da değil bunların yanı sıra vazgeçme ve sığınma ile beraber asıl " bana yakışmayanı yaptım , yazıklar olsun bilincidir "

Bir padişah düşünün mahiyetine hakim boyun egeceği kimse yok . Ama üstünlüğün vakarına sahip küçük yalanlara aldatmacalara kalkarmı ? zavallıca açıkgözlüklere girişse hemen kendi agırlığı kendisine fren olmalıdır . Bana yakışmaz demeli kendini kınamalı ve vazgeçmelidir mevkiine ve kişiliğine yakışan budur.

İnsan da Allah ' ın Halifesi olduğunun mevkiinin bilincindeyse işte aynı kınamayı ta gönlünde duyar şanına layık olmaya bakar .

Aslan ormanın kralıdır leşi çakala sırtlana bırakır . İnsan da kendini kendi aleminin kralı bilmeli , pişmanlığı tövbesi korktuğundanveya ceza göreceğinden değil kendinden utanmasıdır..

Tövbe etmemek umursamamak hedefi şaşıranın işidir , ya kendini dev aynasında gören bir benliğin oyunudur yada dev aynasından bile nasip alamayan hayvansal bir yaşamın sonucudur .

Varoluşun yaratılışın Allah ' ın Bilinmek istedim maksadının etrafında döndüğünü farkedemeyen , bu dünyada ki cefayı bedavaya çekip göçer gider . Bedava ya çünkü ; Allah ' ın maksadını bu gün olmasa yarın mutlaka öğrenecektir nisbeten dayanılabilir şartlarda öğrenmeyi kaçırmışsa daha zor şartlara razı olacaktır cehennemin sebebide budur .

Nefsimizin hakikatını bilememek dolayısıyla nefsimizin hakkını eda edememek durumunda yaşadığımız için haddi aşanlardan olup büyük kayıplarla yüzyüzeyiz ama bu durumdan dolayıda asla umutsuz olmamalıyız . Çünkü yapılan bütün yanlışların bir bağışlanma yoluda vardır , önemli olan hatayı fark edip , zararın neresinden dönülse kardır , diyerek kalanı kurtarma yolu seçilmelidir . Hatadan dönmenin yolu tövbe den geçer . Yaptığının yanlış olduğunu farkedip pişmanlık duyarak tövbe ettiğin zaman, bağışlanma seni beklemektedir . Üstüne üstlük duaları na icabet mükafatıda cabası !.. İş ki yarın tövbe ederim - öbürgün tövbe ederim deyip , tövbeyi ertelemeyelim zira tövbeyi erteleyenlerin çok büyük bir kısmı tevbe edemeden diri diri mezarı boyladılar ve CANLI bir şekilde o kabir aleminde yaptıklarının neticelerini yaşamaktalar .

Konunun derinliklerini bir yana bırakırsak , en azından Halife olmaya yakışmayan davranışlar içindeyiz ve en tabii yaşantımız içinde dahi , hakikatımızın hakkını eda edememekten dolayı nefsimize zulmetmekteyiz ve unutmayalım ki , sadece dünya da bir takım çalışmalar yaparak ölümötesi sonsuz yaşamın sonsuz güzelliklerini elde etme imkanına sahip olabileceğiz öyle ise , elden geldiğince dünyada bırakıp gidecegimiz ve birdaha hiç aklımıza gelmeyecek şeyler için tüm beynimizi harcayacağımıza hallerimizin ardına geçip ÖZ e yönelelim ; ve noksanlarımızı idrak edelim .
 

mabed

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2005
Mesajlar
2,864
Aldığı Beğeniler
20
Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:
Ben, Abdullah hasta iken onu ziyaret etmek maksadıyla yanına girdim. Kendisi bize biri kendinden, biri de Allah Resulü'nden olmak üzere iki hadis söyledi: Allah Resulü'nü (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söyledi: "Muhakkak Allah mümin kulunun tövbesi sebebiyle şu kimseden daha fazla sevinir: Öyle bir kimse ki çorak bir arazide devesi ile birlikte bulunuyor. Devesinin üzerinde yiyeceği ve içeceği vardır. Derken uyuya kalır. Uyandığında bir de bakar ki devesi gitmiş. Devesini aradı. Nihayet kendisine şiddetli bir susuzluk erişti. Sonra kendi kendine: Artık ben ilk bulunduğum yere döneyim de orada ölünceye kadar uyuyayım dedi. Gitti, ölmek üzere başını kolunun üzerine koydu. Bir aralık uyandı. Bir de baktı ki devesi yanıbaşında. Bütün azığı, yiyeceği ve içeceği de devenin üzerinde! İşte Allah mümin kulunun tövbesine bu kimsenin devesini ve azıklarını bulması anındaki sevincinden daha fazla sevinir."
 
Üst Alt